41. BÖLÜM: ÜÇ HEDEFİN ARASINDA
Kalenin koridorlarına sonsuz bir sessizlik hâkimdi. Yürümeyi korkunç yapan şey sessizliğin kendisi değildi aslında; asıl korkunç olan, o sessizliğin varlığını damarlarında, etinde, nefesinde, seni sen yapan her şeyin içinde hissetmekti. Ölüm kadar soğuk, ama ölümden daha sabırlı bir perişanlık çökmüştü taşların üstüne. Meşaleler yanıyor gibi görünüyordu; fakat ışıkları koridorları aydınlatmıyor, yalnız karanlığın nereye kadar uzandığını gösteriyordu.
Lehron zorlukla yürüyordu. Bedenindeki her yara, her adımda yeniden açılıyor gibiydi. Göğsündeki ağrı, kaburgalarının arasına yerleşmiş taş gibi duruyordu. Bileklerindeki kesikler, kılıcı tutan eline kadar sızıyordu. Yine de onu çökerten tüm acılarına rağmen bir şekilde ayakta kalıyordu. Kalenin koridorlarına yayılan o dehşete karşı, kendi içinde neredeyse tükenmiş bir yerden güç buluyordu. Bunun nedeni kral değildi. Dava da değildi. Zaffer’in yanında yürümesi hiç değildi.
Henna’ydı.
Henna’nın hâlâ hayatta olduğu düşüncesi, onu ayakta tutan son sağlam şeydi. Kraliçenin korumasında, belki korkmuş, belki elleri bağlı, belki onu bekleyen bir yerdeydi. Lehron daha kılıcı ilk defa eline aldığı andan beri kralı neredeyse hiç düşünmemişti. Aklında yalnız Henna’nın görüntüsü vardı. Onu kurtarılmayı beklerken görüyordu. Onu kraliçenin yanında, korkuya rağmen ayakta durmaya çalışırken görüyordu. Onu, kendisinin bütün ihanetlerinden daha temiz bir yerde tutmak istiyordu. Artık eli kolu bağlı bir şekilde oturmayacaktı. Henna oradaysa, Lehron da yürümek zorundaydı.
Yanındaki Zaffer’in tek motivasyonu ise kralıydı. Katıksız bir bağlılıkla tutunduğu kralı ve ülkesi. Bu bağlılık, adamın yüzündeki korkuyu silemiyordu. Zaffer sık sık yavaşlıyor, dehşete kapılıp adımlarını kaybeder gibi oluyordu. Hatta bir noktada neredeyse duracaktı; Lehron geriye dönüp onu kolundan çekmeseydi, belki de orada taş kesilmiş halde kalacaktı.
Zaffer, kendisini hızlandıran adama baktı. Günlerdir işkence ettiği, az önce eski dava arkadaşının öldürülmesine yardım ederek kendi işkencecisini kurtaran, yarı perişan bir adamdı bu. Lehron’un eli hâlâ kan içindeydi. Yüzü soluktu. Bedeni her an çökecek gibi duruyordu. Yine de ilerliyordu. Zaffer, bu ilerleyişte kendi korkularını bastıracak bir şey buldu. Kralı için yürümeliydi. Lehron Henna için yürüyorsa, o da kralı için yürüyebilirdi.
Zindan koridorlarından aynı anda birçok çığlık ve haykırış yükseldi. Üzerlerine çöken ürperti, onlar ilerledikçe azalmadı; aksine çoğaldı. Bu korkunun bir paradoksu vardı. İnsan geriye dönmek istedikçe korku büyüyor, ilerlemek zorunda kaldıkça da daha derine işliyordu. Zaffer bunu yüzünden damlayan terde hissediyordu. Bu ter hızlı yürümekten değil, yürüyebilmek için sarf edilen iç çabadan çıkıyordu. Lehron da aynı şeyi hissediyordu; ama Henna’nın görüntüsü, korkunun önüne geçen tek perde gibi zihninde duruyordu.
Derken az ileride, zindan koridorunun daha geniş bir noktasında koşarak kendilerine doğru gelen grubu gördüler.
Önde kral vardı.
Yanında kraliçesi.
Biraz gerilerinde, bileklerinden bağlı halde, muhafızların arasında koşmaya çalışan Henna.
Lehron’un içindeki bütün sesler bir anda sustu.
Kraliçe dehşet içinde çığlık atıyordu. Henna ise elleri bağlı olduğu için koşmakta zorlanıyor, yine de sesini duyurmaya çalışıyordu.
“İşte kraliçem, işte geliyorlar!” diye bağırdı. “Size söylediğim gibi...”
Muhafızlar bile ondan öndeydi. Kral ve kraliçenin hemen arkasında, paniğin düzeni bozduğu bir koruma hattı gibi ilerliyorlardı. Kraliçenin yüzündeki dehşet öyle büyüktü ki Henna’nın söylediklerini duyup duymadığı bile belli değildi. Kralın yüzü ise öfke, korku ve inanmazlık arasında sertleşmişti. Bir hükümdarın yüzüydü bu; fakat o anda krallık, yüzünde taşıdığı şeylerin hiçbirini koruyamıyor gibiydi.
Koridorun gerisinden yeni acı haykırışları yükseldi. Kralı korumak için geride kalan muhafızlar mı vardı? Saldıran neydi? Kim kaçıyor, kim düşüyor, kim artık bağırmıyordu? Hiçbiri net değildi. Kral, Zaffer ve Lehron’un birkaç adım önüne ulaştığında arkadan gelen çığlıklara bakmak için döndü.
“Lanet!” dedi. “Krallığa bir lanet çöktü!”
Lehron kendisini konuşurken buldu.
“Lanet değil,” dedi.
Kral ona doğru döndü. Zaffer de döndü. Henna ise Lehron’u gördüğü anda, yüzündeki korkunun içinde bir anlığına umutla aydınlandı.
“Lehron,” diyebildi.
Lehron’un kalbi o tek kelimede parçalandı.
“Durdurulması gereken bir tehdit,” diye tamamladı sözünü.
Henna şimdi kral ve kraliçenin yanına kadar gelmişti. İki muhafız, kızın tam olarak nerede durduğunun bile farkında değilmiş gibi Zaffer’e bakıyordu. Sanki bu zindandan çıkmış işkenceci, bütün karmaşanın cevabını tek başına verecekmiş gibi. Sanki elleri bağlı bir nedime, koşarak gelen kraliyet hanesi ve koridorun gerisinden yaklaşan dehşet aynı anda görülemeyecek kadar fazlaymış gibi.
Lehron o anda kızın arkasında, az ilerideki şekli fark etti.
Şekil demek bile doğru değildi belki. Gölgeye benziyordu ama gölge ışık isterdi. Duman gibiydi ama duman ateşten doğardı. Soğuk onun etrafında toplanmıştı. Koridorun taşları, varlığının yakınında daha karanlık görünüyordu. Lehron bir an için nefes alamadı.
Hedefini anladı.
Henna.
Kral.
İkisi de aynı çizgideydi.
Lanet olsun.
Muhafızlar neden ona bakıyordu? Neden arkalarındaki şeyi görmüyorlardı? Neden herkes bir saniye geç kalıyordu? Lehron’un önünde artık düşünmeye yetecek zaman yoktu. Henna birkaç adım ötedeydi. Kral da öyle. Varlık, koridorun karanlığından onların üzerine doğru geliyordu.
Bir karar vermeliydi.
Hemen.
Seçim
• Hızla ileri atılıp Henna’yı arkanıza çekmek için 48. Bölüme geçiniz.
• Ne pahasına olursa olsun görevinizi yerine getirip kralı korumak için 49. Bölüme ilerleyiniz.
• Muhafızlarla yüz yüze gelmek pahasına öne geçip saldırgan varlığı hedef almak için 50. Bölüme atlayınız.
BÖLÜM NOTU
Bu bölümde üç yol da ayrı bir yaraya dokunuyor: Henna’yı korumak kalbi, kralı korumak görevi, saldırgan varlığı hedef almak ise bütün düzeni öne çıkarıyor. Hiçbiri temiz değil; sadece her biri Lehron’dan başka bir şeyi koparmaya hazırlanıyor.
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı