insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

29. BÖLÜM: KURTULUŞUN ARDINDAKİ DEHŞET

Zindan kapısı yavaşça aralandığında Lehron önce bunun gerçek olup olmadığını anlayamadı. Acı, insanın duyularını güvenilmez hale getiriyordu. Bazen kapı sesleri, ayak sesleri, fısıltılar ve uzak çığlıklar zihnin içinden geliyordu; bazen de gerçekten mahzenin taşlarında yankılanıyordu. İçeriye giren kişi hemen hareket etmedi. Önce zindanı inceledi. İçeride başka biri olup olmadığına baktı. Sonra sessiz ama ivedi adımlarla işkence odasında ilerledi ve Lehron’un bağlı olduğu sehpanın yanına ulaştı.

“Lehron,” dedi.

Ses, onu acılarının içinden sıyırdı. Dostane bir sesti bu. O kadar beklenmedik, o kadar uzak ve o kadar gerçekti ki Lehron bir an için gözlerini daha fazla açmaya çalıştı. Gelen adam kılıcını sehpanın kenarına dayamış, neredeyse aynı anda Lehron’un göğsünde delikler açmaya çalışan ağırlıkları birer birer üzerinden almaya başlamıştı. Kılıcın üzerindeki kan lekeleri hâlâ nemliydi. Adamın acele ettiği belliydi; ama paniğe kapılmamıştı. Ne yaptığını bilen birinin telaşı vardı üzerinde.

Lehron, onu ancak ikinci ağırlık kaldırıldığında gerçekten tanıdı.

“Tommek,” dedi. Bunun hayal mi gerçek mi olduğunu ayırt edemiyordu. “Gelmişsin.”

Söz ağzından çıktığında içine sıcak bir utanç yayıldı. Onca saat, onca işkence, onca gergi, iğne, ağırlık ve karanlıktan sonra yoldaşının onu kurtarmaya gelmesi Lehron’u derinden sarsmıştı. Tommek gelmişti. Gerçekten gelmişti. Oysa Lehron onun adını vermişti. İşkence altında, korkunun ve acının içinden, kendi kendisine mazeretler bularak Tommek’in adını Zaffer’e bırakmıştı. Şimdi o adam, adının verilmiş olduğunu bilmeden, kendi hayatını tehlikeye atarak onu çözüyordu. Lehron’un içinde pişmanlık, acıdan daha sessiz ama daha derin bir yerden yükseldi.

Nasıl yaptın bunu?

Tommek onun bağlarını çözüyor, onu dostane bir sertlikle işkence sehpasından kaldırmaya çalışıyordu. Kendi isminin Lehron tarafından telaffuz edildiğinden haberi yoktu belli ki. Lehron, bunun böyle kalmasını dilediğini fark etti. Bu dilek bile onu daha da küçülttü. Tommek onu kurtarmaya gelerek zaten kaçak durumuna düşmüş, asiliğini ortaya çıkarmış olmalıydı. Belki de bu kapıdan içeri girdiği anda geri dönüşü olmayan bir yola adım atmıştı. Lehron ise ona gerçeği söyleyecek cesareti kendinde bulamıyordu.

Zorlukla sehpa üzerinden indi. Ayakları yere değdiğinde bedeninin kendisini taşıyabileceğinden emin değildi. Teşekkür etmek için ağzını açtı.

Tam o anda ikisi de kalakaldı.

Dehşet, kâbuslardan fırlayan bir cinnet gibi çöktü üzerlerine. Bir anda tüm zindanları katıksız bir karanlık ve ölümün soğuk gölgesi kaplamıştı. Soğuk hava dalga halinde yayıldı. Lehron’un çektiği bütün acılara, günlerdir işkence sehpasında yaşadığı türlü işkencelere rağmen tarif edilemez bir korku benliğini sardı. Bu korku, bedenden gelmiyordu. Bedensel acılar bir an için uzaklaşmış, yerlerini çok daha eski ve çok daha derin bir ürpertiye bırakmıştı.

İki adam da kapıya doğru baktı. Kapının ötesinde, zindanın derinliklerinde ya da yukarılarda, nerede olduğunu bilmedikleri bir yerde tarif edilmez bir kötülük olduğunu hissediyorlardı. Bu bir ses değildi yalnızca. Bir gölge de değildi. Görülmeyen, ama varlığı taşların içinden bile geçen bir şeydi. Lehron’un boğazı kurudu.

“Olamaz,” diyebildi fısıltıya benzeyen bir sesle.

Anlatılan hikâyeleri hatırlıyordu. Neden orada olduklarını hatırlıyordu. Aylar boyunca gizlenerek neyi beklediklerini, eski emirlerin neden değiştiğini, bütün nefretlerine rağmen neden kralı ve hanesini korumaları gerektiğini hatırlıyordu.

“Şu anda gelmiş olamazlar,” dedi. “Biz aylardır gizliliğimizi koruyarak beklerken tam da şu anda, burada olamazlar!”

Tommek ona baktı. Lehron’un konuşması onu da kendi korkusundan çekip çıkarmış gibiydi. Evet, ikisi de hatırlıyordu. O geceyi. Ulağın onlara anlattıklarını. Çocuğun yüzündeki korkuyu. Tommek’in yakasına yapıştığı o genç habercinin titreyen sesini.

Bir başka gece yarısının anıları Lehron’un zihninde yarım yamalak canlandı. Çocuğun ürpertici sözleri, Tommek’in derin öfkesi, Henna’nın sessiz bakışı... “Doğu köyleri...” diyordu çocuk, Lehron’un parçalanmış hatıralarında. “Hassan beni... bir şey...”

Düşünceler kapıdaki dehşet verici gıcırtıyla kesildi.

Orada biri vardı. Ya da bir şey. Lehron bunu hissediyordu. Kimdi? Neydi? Bir an için Zaffer’in ona yeniden işkence etmek için dönmüş olmasını bile isteyecek kadar korktu. Fakat Tommek çoktan sehpanın kenarındaki kılıcını kavramıştı. Vakit kaybetmeden kapıda beliren şekilsiz, bulutsu varlığa doğru atıldı.

Kılıç varlığa saplandığında ince bir çınlama duyuldu. Ardından soğuk hava dalgalandı. Bir patlama gibi yayılan soğukluk, zindanın içindeki her şeyi bir anlığına dondurdu. Tommek, elindeki buz kesmiş kılıçla birlikte geriye savruldu. Sehpadan destek alarak ayakta kalmaya çalışan Lehron’un bedenindeki titreme bir an daha şiddetlendi, sonra tamamen kesildi. Kapıyı açık tutan şey neyse, şekilsiz varlık bir anda yok olmuştu. Belki parçalanmış, belki çekilmiş, belki de yalnızca onların anlayamayacağı başka bir yere kaymıştı. Kapı yavaşça kapandı.

Uzaklardan gelen çığlıkları o zaman işitebildiler.

Zindanların derinliklerinden acı haykırışları yükseliyordu. Birçok farklı ses vardı. Daha önce zindanlar boyunca duydukları hiçbir uğultuya benzemeyen, insan sesiyle insan dışı dehşet arasında parçalanmış haykırışlar. Tommek yerden kalktı ve hiç vakit kaybetmeden Lehron’a yöneldi. Yüzünde dehşet ve iğrenme birbirine karışmıştı.

“Lehron,” dedi. “Canımız için savaşmalıyız.”

Bu söz Lehron’u kendisine getirdi.

“Yürüyebilir misin?” diye sordu Tommek.

Lehron yavaşça başıyla onayladı. Ayağa kalktı. Tırnak uçlarında takılı kalan birkaç iğneyi acıyla söküp attı. Göğsündeki ağrı, böğrüne yerleşmiş bir taş gibi duruyordu. Bilekleri kan içindeydi. Bacakları titriyordu. Ama ayaktaydı.

“Evet,” dedi. “Hadi gidelim.”

Kapının ardında çığlıklar sürüyordu.

Ve iki yoldaş, kurtuluşun hemen arkasından gelen dehşete doğru yürümek zorundaydı.

Seçim

• İki yoldaşın dehşet içindeki macerasına devam etmek için 45. Bölüme geçiniz.

BÖLÜM NOTU

Burada seçim tek bir yöne açılıyor, ama o yön kurtuluştan çok daha karanlık bir şey vaat ediyor. Bazen zincirlerden kurtulmak, insanı özgürlüğe değil, daha büyük bir dehşetin içine yürütüyor.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.