30. BÖLÜM: DEĞİŞEN EMRİN GECESİ
Hatıralar Lehron’un aklına dalga dalga, oluk oluk akıyordu. O gece aslında birçok şeyi değiştiren geceydi. Öncesinde gelen emir açık, sert ve bildikleri davaya uygundu: Kendini kabul ettir, yer edin ve devrim başlasın. Bu emirle kaleye sızmışlardı. Bunun için kimliklerini gizlemiş, birbirlerini tanımıyormuş gibi davranmış, kraliyet hanesinin damarlarına sabırla yerleşmişlerdi. Fakat sonra emir değişmişti. Daha karanlık, daha anlaşılmaz, daha ağır bir şeye dönüşmüştü: Tehlike büyük. Beklemede kalın. Kralı ve hanesini ne olursa olsun koruyun.
Lehron şimdi her şeyi çok daha net hatırlıyordu.
O emri aldıkları ilk geceye uzandı zihni. Kalenin en gizli koridorlarından birindeydiler. Duvarlar soğuk, ışık zayıf, sessizlik fazla derindi. Henna sürekli görülme ihtimaline karşı etraflarına bakıyordu. Başını çevirdiği her yönde hem dikkat hem tedirginlik vardı. Kalede kraliçeye yakın olmanın, bir yandan en değerli konumu, diğer yandan en tehlikeli görünmezliği taşıdığını en iyi o biliyordu. Tommek ise öfkesini saklamaya çalışmıyordu.
“Nasıl yani?” diye sormuştu hiddetle. “Ne demek oluyor bu emir?”
Genç ulak onların karşısında neredeyse ezilmiş gibiydi. Tommek onun yakasına yapışmış, çocuğu duvara doğru bastırmıştı.
“Bu kadar kolay olamaz,” demişti Tommek. “Görevimiz basitti. Bu ne demek? O şerefsiz kralı ve hanesini neden korumak zorundayız?”
Henna, Tommek’in sözleri üzerine bakışlarını ona çevirmişti. Lehron o bakışı hatırladı. Henna’nın kraliyet hanesiyle ilgili görüşlerinin değişmeye başladığını en başından beri biliyordu. Kraliçeye yakınlaştıkça, içeriye daha derinden sızdıkça duygusal bir değişim geçiriyordu. Bunu yalnız Lehron’la paylaşıyordu. Kraliçenin her emri, her nezaketi, her yorgun gülümsemesi Henna’nın içindeki keskin çizgileri biraz daha bulanıklaştırıyordu. Ama Lehron, onun davaya hâlâ bağlı olduğunu da biliyordu. Henna yumuşamış olabilirdi; fakat unutmuş değildi.
Genç ulak, Tommek’in elleri arasında zorlukla nefes aldı.
“Bilmiyorum yoldaş,” dedi. “Ama çok önemli şeyler olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde doğu köylerinde ani ölümler yaşanmaya başladı ve liderimiz Hassan bu olayı bizzat araştırmak için aramızdan ayrıldı.”
Tommek’in yüzündeki öfke bir an için dondu. Henna’nın bakışı daha da ciddileşti. Lehron o gece, koridorun soğuğunu hâlâ hatırlıyordu.
Ulak devam etti.
“Geriye döndüğünde çok endişeli görünüyordu. Yanındakilerden duyduğumuz kadarıyla köylerdeki ölümler insanlık dışıymış. Herhangi bir insanın normal şartlarda yapamayacağı şekilde, yüzlerce kişinin derileri yüzülmüş ve hendeklere doldurulmuş. Ama kimse daha fazlasından bahsetmedi.”
Sözler koridorda ağır bir şey gibi asılı kaldı. Henna’nın yüzündeki renk azalmıştı. Tommek’in eli hâlâ ulağın yakasındaydı, ama sıkışı gevşemişti. Lehron ne söyleyeceğini bilememişti. Devrim, kral, hane, nefret, görev... Bütün kelimeler o anda başka bir şeyin gölgesinde kalmıştı. Doğu köyleri. Derileri yüzülmüş insanlar. Hassan’ın endişesi. Söylenmeyen daha büyük bir tehlike.
“Birkaç gün sonra,” dedi ulak, “bir sabah aniden liderin yanına çağrıldığımda ben de şaşırdım. Hassan beni hiçbir şey anlatmaksızın, endişe içinde karşıladı ve size verdiğim bu notla buraya yönlendirdi.”
Tommek, Henna ve Lehron sırayla göz göze gelmişlerdi. Hiçbiri neler olduğunu bilmiyordu. Ama o günden sonra, ne kadar hoşlarına gitmese de eski düşmanlarını korumak durumunda kalmışlardı. Kral hâlâ nefret ettikleri kraldı. Hane hâlâ devirmek istedikleri haneydi. Fakat ülkenin üstüne çöken şey, eski nefretlerden daha büyükse, dava bile biçim değiştirmek zorundaydı.
Lehron hatırladıkça, Henna’nın ölümü yeniden içinde açıldı. Onlar kralı ve hanesini korumak için beklemişlerdi. Henna da bunun için kalmıştı. Şimdi Henna yoktu. Ve Zaffer hâlâ gerçeği bekliyordu.
Lehron’un önünde iki yol vardı: her şeyi anlatmak ya da sevdiği öldükten sonra hiçbir şeyi paylaşmamayı seçmek.
Seçim
• Tüm bu gerçekleri paylaşmak için 31. Bölüme geçiniz.
• Henna öldüğüne göre hiçbir şeyi paylaşmamak için 32. Bölüme ilerleyiniz.
BÖLÜM NOTU
Bu bölümde iki yol da Lehron’un içinde kırılan yere dokunuyor: biri gerçeği paylaşarak görevin son kırıntısına tutunmayı, diğeri Henna öldükten sonra bütün kapıları kapatmayı seçiyor. Hangisinin daha doğru olduğunu değil, hangisinin daha taşınabilir olduğunu sormak gerekiyor.
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı