insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

40. BÖLÜM: İŞKENCECİYLE YAN YANA

Lehron, Zaffer’in elindeki büyük bıçağa baktı. Sonra bakışları, eski yoldaşı Tommek’in yerde yatan ölü bedenine kaydı. Henüz tek ayak bileğindeki sıkı ipi yeni çözmüştü; ama artık kaçacak bir yeri yoktu. Bedeni özgürleşiyor gibi görünse de, seçimi onu başka bir yere bağlamıştı. Tommek’in ölümü yerde duruyordu. Zaffer’in bıçağı hâlâ eldeydi. Henna’nın hayatta kalma ihtimali ise bütün bunların üstünde, görünmez ama ezici bir ağırlık gibi asılıydı.

Lehron acı ve huzursuzluk içinde başını olumlu anlamda salladı. Yavaşça kalan ipini çözdü ve mahzenin ortasında devrilmiş halde duran sandalyeye yöneldi. Sandalyeyi düzeltti, oturdu. Zaffer gayet rahat bir şekilde yaklaştı. Bu rahatlık, Lehron’un midesini bulandırdı. İşkenceci onun ellerini ve ayaklarını sandalyeye bağladı. İpler yeniden bileklerine değdiğinde Lehron’un içinden bir şey daha kırıldı. Biraz önce Tommek’i durdurmak için kazandığı hareket özgürlüğü, şimdi kendi rızasıyla geri veriliyordu.

Zaffer yerdeki cesedi zindanın bir kenarına taşıdı. Ardından kapının önünde yatan iki muhafızın cesedini de alıp aynı yere sürükledi. Üzerlerini yırtık, paçavra gibi bir çarşafla örttü. Zindanın taşlarında kan izleri kalmıştı. Hepsini temizlemeye zamanı yoktu. Belki kral geldiğinde bu izleri açıklaması gerekecekti. Belki de kral, kanın açıklama istemediği bir zindana zaten alışkındı. Şu dakikadan sonra yapabilecekleri tek şey beklemek gibi görünüyordu.

Ama bekleyiş olmadı.

Bir anda tüm zindanı kaplayan bir soğuk hava dalgası çöktü üzerlerine. Hayır, yalnız soğuk değildi bu. Soğuma gibi başlayan ama soğuktan çok daha eski, daha kirli, daha derin bir şeydi. Lehron’un derisi diken diken oldu. Zaffer’in bile ifadesi değişti. Az önce bilemekte olduğu bıçağı elinden düşürmek üzereydi; son anda kontrol etti. İşkenceci bir an için işkenceci olmaktan çıkmış, karanlıkta bilinmeyen bir şey duyan herhangi bir insana dönüşmüştü.

Lehron dehşet içinde kapıya baktı.

Orada, kapının ötesinde, zindanların daha derin bir yerinde ya da kalenin taşları arasından yaklaşan çok korkunç bir şey vardı. Bunu görmüyordu; ama varlığını hissediyordu. Bu his, bedensel acıların hiçbirine benzemiyordu. İplerin, iğnelerin, bıçakların, ağırlıkların yapamadığı şeyi yapıyor; insanın ruhunu kendi bedeninden geri çekilmek ister hale getiriyordu. İki adam da dehşetten donakaldı.

“Olamaz,” dedi Lehron.

Anlatılan hikâyeleri ve neden orada olduklarını hatırlıyordu. Değişen emri. Doğu köylerini. Hassan’ın korkusunu. Aylarca kalede beklemelerinin asıl nedenini. Bütün eski nefretlerin üzerine çöken o daha büyük gölgeyi.

“Şu anda gelmiş olamazlar,” dedi. “Aylardır konumlanmış halde bekliyorduk. Ama bu, tam da şu anda vuku buluyor olamaz.”

Uzaklardan bir çığlık geldi.

Sonra başka haykırışlar.

Zindanların çok uzak bir ucunda başlayan sesler taş duvarlardan kırılarak geldi. İnsan sesleriydi; ama insanın içinde kalmış sesler gibi değillerdi. Daha derin, daha parçalı, daha çaresizdiler. Zaffer de duydu. Lehron bunu adamın yüzünden anladı.

“Zaffer,” dedi Lehron. “Çöz beni.”

Zaffer ona baktı. Bir an için eski düzenin bütün çizgileri askıda kaldı. Kurban ve işkenceci. Asi ve kralın adamı. İhanet eden ve işkence eden. Hepsi, kapının ötesinden gelen dehşetin yanında küçük görünmüştü. Zaffer neredeyse gayriihtiyari biçimde Lehron’un bağlarını çözmeye başladı. İpler gevşedi. Lehron’un elleri serbest kaldı. Ayakları çözüldü. Sandalyeden kalktığında bacakları titredi ama yere tutundu.

Zaffer az önce cesetten aldığı kılıcı gösterdi.

“Kılıç kullanmada nasılsın?”

Lehron kılıca baktı. Tommek’in kanı hâlâ üzerindeydi. Bunu görmemek mümkün değildi. Yine de elini uzattı.

“Birçok dava yolcusu gibi ben de en iyisinden öğrendim,” dedi. “Bir efsaneden. Usta Nihhon’dan.”

Kurban, işkencecisinden kılıcı aldı.

Bu görüntü, bu dünyanın yanlışlığını kanıtlayan bir şey gibiydi. Ama dışarıdan gelen yeni haykırış, bütün yanlışlıkları bekletecek kadar yakındı. Bu kez ses daha az uzaktan gelmişti. Zaffer kapıya baktı.

“Kral tehlikede olabilir,” dedi. “Gidelim.”

Lehron kılıcı elinde tuttu. Henna için Tommek’i düşürmüş, şimdi Tommek’in kılıcıyla Zaffer’in yanında yürümek zorunda kalmıştı. Bundan daha kirli bir yol düşünülebilir miydi, bilmiyordu. Ama zindanın dışındaki dehşet, onun kendi içindeki dehşeti beklemeye niyetli değildi.

İşkenceci ve kurbanı yan yana zindandan çıktılar.

Seçim

• Zindanın dışındaki dehşete tanık olmak için 41. Bölüme geçiniz.

BÖLÜM NOTU

Burada seçenek artık zindanın dışındaki dehşete bakmak; ama asıl tuhaflık, Lehron’un o karanlığa işkencecisiyle yan yana yürümek zorunda kalması. Bazı düşmanlıklar bitmez, yalnızca daha büyük bir korkunun gölgesinde geçici olarak susar.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.