insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

13. BÖLÜM: SÖNEN MUMların ALTINDA

Göğüs boşluğundaki ağırlıkların etkisi kendisini bir anda göstermemişti. Yavaş yavaş, ağır ağır bastırıyordu. Önce insanı kandıran, neredeyse yumuşak sayılabilecek bir acı vardı. Sanki beden, bu baskıyı tanıyacak, ona alışacak ve yine de nefes almanın bir yolunu bulacaktı. Sonra derin, baskılayıcı bir kuvvet geldi. Ardından çivi gibi bir ıstırap. Ağırlığın odak noktası tam göğsünün ortasıydı; gerginin kuvveti ise bedeninin uç noktalarında toplanıyordu. Halatlar bileklerinden, ayaklarından, omuzlarından ayrı ayrı çekiyor; göğsündeki demirler onu aşağıya bastırıyordu. Gergi kuvveti neredeyse iki, üç katına çıkmıştı. Mekanizma bu çift taraflı yükün altında kuvvetli bir gacırtı çıkarıyor, mahzenin taş duvarları bu sesi ağır ağır geri veriyordu.

Lehron işkencecinin gidişini zindan zemininde yankılanan ayak seslerinden duyuyordu. Adam uzaklaşıyordu. Buna rağmen onu durdurmadı. Bu, cesaretten çok inada benzeyen bir şeydi belki; ama o an sahip olduğu tek şey buydu. Kararlılığıyla dolan benliği, her geçen saniye biraz daha ezilse de, Henna’nın adını vermemeye tutunuyordu. Tommek’in adını söylemişti; o ihanet artık geri dönmezdi. Ama sevdiğinin adını söylemeyecekti. Ne olursa olsun. İşkencecinin adımlarını durdurmayacak, onu geri çağırmayacak, Henna’yı mahzene indirecek sözü kendi ağzıyla vermeyecekti.

Onun adını söyleme.

Bu düşünce, acının içinde bir dua gibi değil, bir emir gibi duruyordu.

Mumların ışığı zindan duvarlarında sönmeye yüz tutmuştu. Bomboş mahzende her şey daha uzak, daha eğri ve daha gerçek dışı görünmeye başladı. Her geçen an biraz daha dayanılmaz oluyordu. İki taraftan asılarak çeken gergi altında kolu bacağı yerinden çıkacakmış gibi geliyordu. Göğsünün ortasında, her geçen saniye balyoz darbeleri altında delikler açan çivimsi ağırlıklar vardı. Sanki vücudunu tam orta yerinden geçiyor, içine doğru iniyor ve oradan bütün bedenine yarıklar açıyordu. Arkasından, sırtının tam orta yerinden çıkacakmış gibiydi. Lehron nefes aldıkça demir de onunla birlikte içeri giriyor sanıyordu. Nefes vermek bile kurtuluş değildi; çünkü her nefesin dönüşünde acı daha geniş bir yere yayılıyordu.

Aradan ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu. Ezel gibiydi her geçen saniye. İnsan bazı acılara zamanla alışacağını sanırdı; ama bu işkence öyle değildi. Alışmak için sabit kalmıyordu. Her an başka bir yerden büyüyor, başka bir damar buluyor, başka bir korkuyu uyandırıyordu. Tırnak diplerinde eski iğne acıları yeniden sızladı. Bileklerindeki ipler, derisinin ıslak ve sıcak yerlerine daha derin oturdu. Omuzları uyuşmaya başladı, ama uyuşmak rahatlatmadı; yalnızca bedeninin hangi parçasını kaybetmeye yaklaştığını bilmediği daha büyük bir paniğe dönüştü.

Mumlar sonunda tamamen söndü.

Zindan karanlığa gömüldü. Lehron gecenin ilerleyen saatlerini bilmiyordu. Gelip giden zamanı, kapıların açılıp kapanışını, mahzenin dışındaki hayatın hâlâ sürüp sürmediğini bilmiyordu. Tek bildiği, işkencecisi döndüğünde ne yapacağıydı. Ya artık itiraf edecekti. Henna’nın adını söyleyecek, sevdiğini kendi eliyle mahzene indirecek, bu acıya bir son arayacaktı. Ya da ölüme gitmesi gerekse bile o adı saklayacaktı. Bedeninin nereye kadar dayanacağını bilmiyordu. Ama bir ismin nereye kadar saklanabileceğini öğrenmek üzereydi.

İtiraf edersem yaşar mıyım?

Cevabı bilmiyordu.

Saklarsam ölür müyüm?

Bunu da bilmiyordu.

Ama karanlıkta, göğsünün üstündeki demirlerle, halatların acımasız çekişiyle ve kendi nefesinin kırık sesiyle baş başa kaldığında, asıl sorunun yaşamak ya da ölmek olmadığını anladı.

Asıl soru, hangi adla öleceğiydi.

Seçim

• İşkencecisi döndüğünde artık sevdiğinin ismini itiraf etmek için 18. Bölüme geçiniz.

• Ne olursa olsun itiraf etmemek, ölüme gitmeniz gerekse bile sevdiğinizin ismini saklamak için 19. Bölüme ilerleyiniz.

BÖLÜM NOTU

Burada iki seçenek de Lehron’u aynı karanlığın farklı yerlerinden yakalıyor: biri sevdiğinin adını kurtuluş ihtimaline dönüştürüyor, diğeri o adı ölüm pahasına içeride tutmaya çalışıyor. Hangisinin daha acı olduğunu söylemek kolay değil.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.