insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

48. BÖLÜM: KRALIN YERİNE HENNA

Lehron belki bir itirafçıydı. Bunu artık inkâr edemezdi. Adlar ağzından çıkmış, bazı yollar açılmış, bazı hayatlar kararmıştı. Fakat orada, birkaç adım ötesinde, vazgeçemeyeceği ve kesinlikle kurtarması gereken bir kişi vardı. Henna. İtiraf etmiş olabilirdi; ama hatasını anlamış, geri dönmeye çalışmıştı. Bütün kirlenmiş seçimlerinin içinde hâlâ ona tutunabileceği tek temiz şey buydu belki. Onu bir daha kaybetmeyi göze alamazdı.

Hızla ileri atıldı.

Koridorda neredeyse yan yana duran üç beden vardı: dışta kraliçe, ortada kral, diğer tarafta Henna. Lehron soldan sağa yayılan o kısa ve ölümcül mesafenin içinden Henna’ya uzandı. Onu kolundan kavradı ve geriye, kendi arkasına doğru çekti. Bu hareketi yaparken kralın omzunu, kraliçenin savrulan kumaşını, Henna’nın bileklerindeki bağın gerilmesini aynı anda hissetti. Aynı anda hemen arkasında duran, korkudan neredeyse kaskatı kesilmiş Zaffer’in de ileri atılıp en dışta duran kraliçeyi çektiğini fark etti.

Kral ortada kaldı.

Lehron kılıcına davrandığı anda şekilsiz varlık bir rüzgâr gibi muhafızları kapladı. Koridor, muhafızların haykırışlarıyla doldu. Sonra kralın da çığlık attığını duydu. Bu ses Lehron’un içinden bir parçayı söküp aldı; ama artık seçimini yapmıştı. Kılıcını bir dalga gibi savurdu. Metal, şekilsiz ve bulutsu karanlığa değdiği anda soğuk hava bir patlama gibi yayıldı. Kılıç elinde buz kesti. Lehron geriye savruldu ve arkasındaki Henna’nın, Zaffer’in ve kraliçenin üzerine devrildi.

Zorlukla nefes alarak ayağa kalktığında altında kalanlara bakmadı. Önce az önce varlığın durduğu yere baktı. Sonra midesinin bulandığını hissetti. Tek kusan o değildi. Zaffer de öğürüyordu. Kraliçe, sesi parçalanmış halde ağlıyordu. Henna’nın yüzü bembeyaz kesilmişti. Lehron’un çıkaracak pek bir şeyi yoktu; günlerdir doğru düzgün bir şey yememiş olması, o an neredeyse bir lütuf gibi geldi.

Yerde üç ceset vardı.

Onları tanımak artık neredeyse mümkün değildi. İnsan bedenini insan yapan yüz, deri, duruş, kişisel izler; hepsi korkunç biçimde ortadan kalkmış gibiydi. Lehron kim olduklarını biliyordu. Tanımayan birinin çıkarımda bulunma şansı bile yoktu. Ama kraliçenin çığlığı, bütün belirsizliği tek bir gerçeğe indirdi.

Kral ölmüştü.

Lehron’un bakışları kraliçeye kaydı. Kadın ellerini yüzüne kapatmış, dizlerinin üzerine çökmüş, çığlıklar içinde ağlıyordu. Aynı anda yakasına yapışan Zaffer’i fark etti. İşkenceci onu zindan duvarına doğru kaldırdı. Yüzündeki dehşet, öfke ve yıkım birbirine karışmıştı.

“Kral!” dedi Zaffer. “Onu kurtarmalıydın!”

Lehron ne diyeceğini bilemedi. Evet, bir seçim yapması gerekmişti. Yapmıştı da. Kralı kurtaramamıştı. Bakışları Henna’ya gitti. Sevdiği kadın ona korkuyla bakıyordu. Henna orada dururken Lehron kralı seçememişti. Belki görevinde başarısız olmuştu. Belki ülkeyi daha büyük bir karanlığa bırakmıştı. Ama Henna hâlâ hayattaydı. Sağdı. Nefes alıyordu. Korkmuştu, sarsılmıştı, ona anlam veremiyordu; ama oradaydı.

Zaffer onun nereye baktığını gördü.

Lehron’u bıraktı ve öfke içinde kıza doğru döndü.

“Sana en başından beri güvenmemeliydim,” dedi.

Elindeki bıçağa davrandı.

Ama o anda kalakaldı.

Ağzından kan boşalmaya başladığında, ölümün bir nefeste gelip geçtiğini anladı. Lehron’un kılıcı, kaburgalarının arkasından saplanmıştı. Zaffer’in bıçağı Henna’ya ulaşamadı.

Lehron kimsenin sevdiğine dokunmasına izin veremezdi. Bu saatten sonra bunu kimse yapamazdı. Ne kralın işkencecisi, ne krallığın muhafızları, ne de koridorların içinden gelen şekilsiz karanlık.

Kraliçe hâlâ dehşet içinde ellerini yüzüne kapamış bağırırken Lehron kılıcı Zaffer’in bedeninden çekti. İşkenceci yere yığıldı. Lehron, şaşkın haldeki Henna’ya baktı.

“Gidelim,” dedi.

Henna’nın gözlerinde yaş vardı.

“Neler oluyor?” dedi. “Tanrım Lehron, ne... ne yaptın? Neler oluyor?”

Lehron onun elini tuttu.

“Ne olursa olsun Henna,” dedi. “Sana kimsenin, hiçbir şeyin dokunmasına izin veremem.”

Dudakları ilk kez Henna’nın dudaklarına değdiğinde, onların sıcak olmasını beklemişti. Ama buz gibiydiler. Belki korkudan. Belki koridorun soğuğundan. Belki de Lehron’un bütün seçimlerinin onları getirdiği bu yanlış andan. Yine de bir anlığına dünyayı unuttu. Yaptığı seçimler o anda, ona doğru görünüyordu. Ya da doğru görünmesine ihtiyacı vardı.

Sonra boştaki eliyle kızın saçlarını yavaşça okşadı.

“Gitmeliyiz,” dedi. “Krallık için artık yapacak çok şeyimiz yok. Buradan gitmeliyiz. Kaleyi terk etmeliyiz.”

Henna’nın bakışları yerde ağlamaya devam eden kraliçeye döndü.

Lehron’un bakışları da onu takip etti.

Kraliçe ya bu yıkılmış koridorda bırakılacaktı ya da beraberlerinde taşınmaya çalışılacaktı. Lehron artık her seçimin birini geride bıraktığını biliyordu.

Seçim

• Kraliçe ile konuşup onu da gelmesi için ikna etmeye çalışmak adına 51. Bölüme geçiniz.

• Kraliçe’nin gelip gelmemesinin sizin için bir önemi yoksa 52. Bölüme ilerleyiniz.

BÖLÜM NOTU

Bu bölümde iki yol da Henna’yı yaşatmanın bedeliyle ilgileniyor: biri kırılmış bir kraliçeyi de beraberinde taşımaya çalışıyor, diğeri yalnız sevdiğini kurtarmanın dar ve bencil güvenliğine sığınıyor. Hangisinin daha merhametli, hangisinin daha gerçekçi olduğunu söylemek hiç kolay değil.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.