insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

18. BÖLÜM: ACININ KOPARDIĞI İSİM

Lehron, işkencecisini gözlerinden dökülen yaşlarla ve bitmek tükenmek bilmeyen acısıyla karşıladı. Zaffer daha yanına geldiği anda yüzünde büyük bir değişiklik yoktu; ne açık bir zafer gülüşü, ne aceleci bir öfke, ne de sabırsızlık. Ama Lehron, adamın zafer duygusunun kokusunu alıyordu sanki. Bu, mahzendeki kan, ter, pas ve rutubet kokusundan bile keskindi. Kendi bedeninden yayılan ve artık neredeyse alıştığı acı kokusunun üstüne çıkıyor, havayı daha ağır, daha dar, daha kirli hale getiriyordu. Zaffer biliyordu. Ya da en azından Lehron’un artık kırılmaya çok yakın olduğunu biliyordu.

“Söyle bakalım,” dedi tok bir sesle. “Başka kim var?”

Soru geldiğinde dünya yeniden döndü. Lehron istifra etmek istedi; ama edemedi. Belki de edememesi daha iyiydi. O haldeyken kusarsa Zaffer’in onu yüzüstü çevirip çevirmeyeceğinden emin değildi. Kendi kusmuğunda boğulmak istemiyordu. Bu düşüncenin bile aklına gelmesi, içinde bulunduğu çaresizliği daha da çıplak hale getirdi. İnsan bazen ölümden değil, ölümün nasıl geleceğinden korkardı. Mahzende ölüm bile temiz değildi.

Göğsü hâlâ ağırlıkların hatırasıyla eziliyordu. Halatların çektiği yerler yanıyordu. Bileklerindeki kesikler sıcak ve ıslaktı. Tırnak diplerinde eski iğnelerin sızısı yeniden uyanmış gibiydi. Fakat bütün bu acılar, Zaffer’in sorusuyla aynı yere toplandı. Tek bir isme. Lehron o ismi korumaya çalıştı. Zihninin en derin yerine itmeye çalıştı. Dilinden uzak tutmaya, boğazının arkasına kilitlemeye, hatta gerekirse kendi içinde unutmaya çalıştı.

Ama uzun işkencenin sonunda insan bazen kendi iç kapılarını tutacak gücü bulamazdı.

“Henna,” dedi.

İsim ağzından neredeyse gayriihtiyari çıktı. Sanki dudaklarının arasından fırlayıp gitmiş, Lehron daha onu yakalamaya davranamadan mahzenin pis havasına karışmıştı. Söylediği anda ne yaptığını anladı. O an, acının içinden bile daha keskin bir dehşet yükseldi.

Ne yaptım?

Hayır. Bunu yapmış olamazdı. Bu doğru olamazdı. O ismi söylemiş olamazdı. Henna’nın adını, o güzel yüzü, o ela gözleri, kalede başını hafifçe kaldırıp bakmak zorunda kaldığı o saklı varlığı bu mahzene indirmiş olamazdı. Sevdiği kişinin adını Zaffer’in kulağına bırakmış olamazdı.

Ama bırakmıştı.

Zaffer’in gözleri ismin büyüklüğü karşısında büyüdü. Bu kez Lehron, adamın yüzünde gerçek bir kıpırtı gördü. Tommek’in adında ya da suskunluklarında görmediği şey, Henna’nın adında belirmişti. Zaffer anlamıştı. Henna sıradan bir isim değildi. Kraliçenin yakınında duran bir nedimeydi. Kaleye sızmış bir damar, sarayın içine kadar uzanmış gizli bir tehlike ihtimaliydi. Lehron bunu Zaffer’in yüzünde gördü ve o an ağladığını yeniden fark etti.

Gözlerinden yaşlar bir kez daha süzülüyordu. Bunlar yalnız acının yaşları değildi. Henna’nın adının artık ona ait olmamasının yaşlarıydı.

Henna’nın adını vermiş olamam.

Düşünce içinden geçti, ama daha geçerken yıkıldı.

Bunu yapmış olamam.

O da yıkıldı.

Zaffer hızla döndü ve kapıya doğru seslendi.

“Muhafızlar!”

Lehron, bu haykırışın ardından olacakların artık kendisinden çıktığını anladı. İsim söylenmişti. Emir gelecekti. Ayak sesleri başlayacaktı. Henna’nın kaderine doğru uzanan yol, onun ağzından açılmıştı.

Seçim

• Olacakları görmek için 9. Bölümden devam ediniz.

BÖLÜM NOTU

Bu bölümde seçenek artık ismin söylenip söylenmemesi değil; söylenen ismin dünyada neye dönüşeceğini görmeye cesaret etmek. Bazı kelimeler ağızdan çıktıktan sonra sahibine ait olmaktan çıkar ve başka insanların kaderine doğru yürür.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.