insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

3. BÖLÜM: İLK KIRILAN İSİM

İşkencecinin nefesi üzerine çöktüğünde Lehron’un acıları bir an için gerçekten çoğaldı mı, yoksa bedeninin artık her şeyi daha büyük bir felaket gibi algılamaya başlamasından mı böyle oldu, ayırt edemedi. Adamın ağzından yayılan ağır, çürümüş koku, mahzendeki kan ve kusmuk kokusuna karışınca sanki hava da işkencenin bir parçasına dönüşüyordu. Lehron nefes almak istemedi. Alamasa öleceğini biliyordu; ama aldığı her nefesle o adamı, o mahzeni, o soruyu içine çekiyormuş gibi hissediyordu. Gerginin altında omuzları titredi. Bileklerindeki ipler ıslanmış deriye daha derin gömüldü. Tırnak diplerinde unutulmuş iğnelerin sızısı yeniden parladı. Türlü işkencelerle geçen o uzun sürenin bir noktasında direncinin artık kırılmaya başladığını hissediyordu. Bu kırılma kemikte değildi. Ette de değildi. Daha kötü bir yerdeydi. İnsan, kendi içinde kendisinden gizlemeye çalıştığı yerde kırılıyordu.

“Tommek,” dedi.

İsim ağzından çıktığında mahzen bir anlığına sessizleşmedi. Mumlar sönmedi. İpler gevşemedi. İşkenceci gülmedi. Dünya yerinden oynamadı. Fakat Lehron’un içinde bir şey, sanki adı söylenen adamdan önce düşüp parçalandı. Duyduğu şey kendi sesi miydi, yoksa başka birinin ağzından çıkmış yabancı bir itiraf mıydı, anlayamadı. İsim çok kısaydı. Tek nefeslikti. O kadar kısa bir şeyin bu kadar ağır olabilmesi haksızlık gibiydi. Tommek. Bir insanın adı, dilin ucundan düşene kadar yalnızca bir ses sanılabilirdi. Düştüğü anda ise bir kapı olurdu. Açılmış, artık kapanması imkânsız bir kapı.

Tommek’in yüzü, daha ismi söylerken Lehron’un gözlerinin önünden geçti. Dava uğruna kaleye onunla birlikte sızan üç kişiden biriydi. Sessizdi. Sertti. Lehron’un kolay kolay içini okuyamadığı adamlardandı. Yakalandığı gün uzaktan, neredeyse duygusuzca gözlerinin içine bakmış; ama hiçbir işaret vermemişti. Ne bir yardım niyeti, ne bir uyarı, ne de onu gördüğünü belli eden en küçük bir kıpırtı. Sonra günler geçmişti. Lehron mahzende zamandan koparılmış, acının içinde unutulmuş, saatleri yalnızca ayak sesleriyle ölçmeye başlamıştı. Tommek’ten hiçbir işaret gelmemişti. Kendisini kurtarmak için hiçbir girişimde bulunmamıştı. Belki gelememişti. Belki gelmesi imkânsızdı. Belki de dışarıda hâlâ görevin gerektirdiği sessizliği koruyordu. Lehron bunları biliyordu. Bilmek istiyordu. Ama işkence altındaki insan, adaleti de kendi acısına göre yeniden biçiyordu.

Beni görmüştün.

Bu düşünce içinden geçerken Lehron’un boğazı daha da kurudu.

Gördün ve hiçbir şey yapmadın.

Kalabalık bir asi grubuydular belki; ama Tommek ile ilişkisi en zayıf olanlardan biriydi. Lehron bu gerçeğe tutundu. Bir insan ihanet ettiğinde bile ihanetini bir gerekçenin içine saklamak isterdi. Tommek’i seçmişti, çünkü onu daha az seviyordu. Çünkü ona daha az güveniyordu. Çünkü Tommek’in gözlerindeki o soğuk uzaklık, şimdi mahzende kendi korkusuna mazeret olabilecek kadar canlıydı. Bunların hiçbirinin doğru olup olmadığını bilmiyordu. Doğru olmalarına ihtiyaç duyuyordu yalnızca. Kendisini tamamen kaybetmemek için, söylediği ismin rastgele seçilmediğine inanması gerekiyordu. Çünkü rastgele seçilmiş bir ihanet, insanı kendi gözünde daha da küçültürdü.

Fakat başka bir isim daha vardı.

O isim, dilinin arkasında değil, göğsünün içinde bir yerde duruyordu sanki. İçeriye sızan üçüncü kişi. Zikretme düşüncesi bile bedenine başka bir korku verdi. Tommek’in adını söylemişti; bunu inkâr edemezdi. Bir kapı açılmıştı. Ama o kapının ardında daha karanlık bir oda vardı. O odanın eşiğine yaklaşmak bile Lehron’un içini titretiyordu. Bir isim daha. Daha ağır, daha yakıcı, daha geri dönülmez. Onu düşünür düşünmez gerginin acısı bile bir anlığına başka bir yere çekildi. Bazen bedenin çektiği işkence, ruhun korumaya çalıştığı şeyi hatırlayınca küçülür gibi olurdu. Sonra daha büyük dönerdi.

İşkenceci, aldığı isme karşılık hiçbir memnuniyet belirtisi göstermedi. Bu daha kötüsüydü. Lehron bir öfke, bir gülüş, bir zafer kıpırtısı beklemişti belki. Hiçbiri olmadı. Adamın yüzündeki yaralı sessizlik değişmedi. Alnından burnuna inen o korkunç kesik, mum ışığında aynı cansızlıkla duruyordu. Sanki Tommek’in adı ona yetmemiş, hatta sanki bu ismi zaten bekliyormuş gibi biraz daha eğildi. Ölüm kokan nefesi Lehron’un yüzüne daha yakın geldi. Lehron gözlerini kaçırmak istedi, fakat kaçırırsa daha zayıf görüneceğini düşündü. Zayıf görünmenin artık neyi değiştireceğini de bilmiyordu. Zayıflık zaten ağzından çıkmıştı.

“Başka?”

Tek kelimeydi. Ama ilk sorudan daha kötüydü.

Çünkü artık yalnız sorgu değildi bu. İlk cevap verilmişti. İlk taş yerinden oynamıştı. İşkenceci bunun farkındaydı. Lehron da farkındaydı. Bir insanın suskunluğu ilk kez delindiğinde, sessizliğin geri kalanı da daha savunmasız kalıyordu. Adamın bu tek kelimeyi söylerken yüzünde beliren sabır, kullanılan bütün aletlerden daha korkunçtu. Sanki acele etmeye gerek olmadığını biliyordu. Sanki acının kapıyı araladığını, gerisini de zamanın açacağını biliyordu.

Lehron korku içinde onunla göz göze geldi. Ya da gözleri olduğunu sandığı karanlık yere baktı. Hayır. İçinden yükselen ilk cevap buydu. Hayır, başka kimse yok. Ama bu yalan, daha kurulmadan çöktü. İşkenceci nasıl bilebilirdi? Nasıl başka birinin daha olduğunu anlayabilirdi? Tommek’in adı yetmemiş miydi? Bir ismin bile ne kadar büyük bir ihanet olduğunu görmüyor muydu bu adam? Hayır. Görüyordu. Tam da bu yüzden daha fazlasını istiyordu.

Lehron yutkundu. Boğazı o kadar kuruydu ki yutkunmak bile küçük bir işkenceye dönüştü. Eğer diğer ismi de vermezse bu işkence devam edecekti. Bunu biliyordu. İpler gevşemeyecekti. Gergi azalabilir, sonra yeniden artabilirdi. Ağırlıklar gelebilirdi. İğneler geri dönebilirdi. Adam gidebilir, saatler sonra yine gelebilirdi. Mahzen, onu aynı sorunun etrafında tekrar tekrar öldürüp diriltebilirdi. Tek bir isim daha bütün bunları durdurabilir miydi? Yoksa yalnızca daha büyük bir felaketin kapısını mı açardı?

Ne yapacaksın Lehron?

Kendi adını kendi içinde duyması tuhaf geldi. Sanki mahzende bir başkası daha vardı da onu seyrediyordu. Sanki bağlı olan yalnız bedeni, karar vermek zorunda olan ise hâlâ ayakta kalmaya çalışan başka bir Lehron’du.

İşkenceci bekledi.

Tommek’in adı mahzende çoktan söylenmişti.

Diğer isim hâlâ Lehron’un içindeydi.

Seçim

• Korkunç ama gerçek, son ismi de vermek için 5. Bölüme ilerleyiniz.

• Ne olursa olsun son ismi kendinize saklamak niyetindeyseniz 6. Bölüme geçiniz.

BÖLÜM NOTU

Bir isim söylendikten sonra sessizlik eskisi gibi kalmıyor; şimdi seçim, açılan kapıdan devam etmekle o kapının önünde kan revan içinde durmak arasında. İkisi de Lehron’u başka bir yerinden kıracak gibi duruyor.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.