7. BÖLÜM: KORKUYLA SÖYLENEN İSİM
“Tommek! Tommeeek!”
Lehron, adı haykırdığını ancak ses mahzenin taşlarına çarpıp geri döndüğünde anladı. Sanki isim kendisinden çıkmamış da, gerginin artan kuvvetiyle bedeninden koparılmıştı. Makaranın gıcırtısı hâlâ kulaklarındaydı. Halatlar adım adım gerilmiş, ipler bileklerindeki kesiklere daha derin gömülmüş, tırnak diplerinde unutulmuş iğnelerin sızısı ayak parmaklarına kadar ürpertiler halinde yayılmıştı. Korku, acıdan önce davranmıştı. Bedeninin birazdan daha fazla gerileceğini, omuzlarının kopacakmış gibi açılacağını, göğsünün nefes alamayacak kadar sıkışacağını anladığı anda, dilinin ucunda tuttuğu isim artık içeride kalmamıştı.
Tommek’in adı mahzende yankılandı.
İhanetin farkındalığı, sanki söylenen ismin ardından değil de onunla aynı anda yayıldı bedenine. Bileklerinden, tırnak diplerinden, göğsünden, boğazından geçti ve kalbinin etrafına soğuk bir halka gibi yerleşti. Lehron’un gözleri istemsizce büyüdü. Adı bir kez daha söylemek istemedi. Geri almak istedi. Ağzından çıkan sesi, mahzenin taşlarından kazıyıp yeniden içine saklamak istedi. Ama isim söylenmişti. Duyulmuştu. Artık Tommek yalnız Lehron’un içinde saklı duran bir yoldaş değildi; işkencecinin bildiği bir ada dönüşmüştü.
Bitti.
Bu düşünce önce bir rahatlama gibi geldi. Sonra hemen ardından daha ağır bir utançla ezildi.
Hayır. Bitmedi. Ben bittim.
Yine de ne yaptığının bilincindeydi. Artık geri dönüş yoktu. Tommek’in adı söylenmişti; ama en azından üçüncü kişinin ismi hâlâ kendisindeydi. Bu düşünceye tutunmaya çalıştı. Düşen bir insanın, düşerken yakaladığı sivri bir taşa tutunması gibi. Taş elini keserdi, ama hiç yoktan iyiydi. Gergi kesildiğinde bedeninin bir anda hafiflediğini sandı. Sonra bu hafifliğin de başka bir acı olduğunu anladı. Uzun süre çekilmiş bir beden gevşediğinde bile kurtulmazdı; sadece acının yönü değişirdi. İpler hâlâ bileklerindeydi. İğnelerin hatırası hâlâ tırnak diplerinde yanıyordu. Göğsü hâlâ korkuyla inip kalkıyordu.
İşkenceci tekrar yanına doğru geldi.
Lehron onun yaklaşan adımlarını dinlerken Tommek’in yüzü gözlerinin önünden geçti. Kalabalık bir asi grubuydular belki; ama Tommek ile ilişkisi en zayıf olanlardan biriydi. Bu gerçeğe sarıldı. Sarılmak zorundaydı. Çünkü bir insan ihanet ettiğinde, önce kendisine neden daha az kötü olduğunu anlatmak isterdi. Tommek sessizdi. Uzak dururdu. Lehron yakalandığında gözlerinin içine bakmış, ama hiçbir işaret vermemişti. Günler geçmiş, onu kurtarmak için hiçbir girişimde bulunmamıştı. Belki bunun bir nedeni vardı. Belki yoktu. Lehron artık bunu düşünecek kadar güçlü değildi. O yalnızca kendi korkusunun içinde, söylediği ismin daha az ağır olmasını istiyordu.
Onu daha az seviyordun.
Bu düşünce onu kurtarmadı.
O da seni kurtarmadı.
Bu da kurtarmadı.
Çünkü ihanet, gerekçeyle hafifleyen bir şey değildi. Sadece insanın içinde daha düzenli durmasını sağlıyordu. Lehron, Tommek’in adını vermişti. Bunu ne öfke silebilirdi ne korku ne de işkence.
Ama diğer isim...
İçeriye sızan üçüncü kişinin adı hâlâ içindeydi. O ismi zikretme düşüncesi bile korku içinde titremesine neden oluyordu. Tommek’in adı korkuyla kopmuştu; ama diğer isim, korkunun bile kolayca ulaşamayacağı daha derin bir yerde durmalıydı. Lehron onu oraya itmeye çalıştı. Düşünmemeye çalıştı. Bir ismi düşünmemeye çalışmak, bazen onu daha da belirgin kılıyordu. Yine de saklamalıydı. En azından onu. En azından hâlâ içeride kalan son emaneti.
İşkenceci üzerine eğildi.
Aldığı isme karşılık hiçbir memnuniyet belirtisi göstermiyordu. Ne yüzünde bir zafer vardı ne sesinde bir gevşeme. Bu, Lehron’un içini daha da kötü yaptı. Çünkü işkenceci Tommek’in adını bir son gibi değil, bir başlangıç gibi karşılamıştı. Ölüm kokan nefesiyle daha da yaklaştı. Yaralı yüzü mum ışığının titrek sarılığında bir insan yüzünden çok, mahzenin taşlarına açılmış eski bir kesik gibi duruyordu.
“Başka?”
Tek kelime.
Lehron o kelimenin altında ezildi.
Tommek’in adını haykırdığında bir şeylerin duracağını sanmıştı belki. Makaranın, gerginin, acının, bekleyişin... Ama hiçbir şey durmamıştı. Soru yalnızca biçim değiştirmişti. Şimdi daha kısa, daha çıplak ve daha acımasızdı. Başka? Sanki işkenceci, ilk ismin ardından sessizliğin zayıfladığını biliyordu. Sanki insanın bir kez kırıldıktan sonra aynı yerden yeniden kırılabileceğinden emindi.
Lehron korku içinde adamla göz göze geldi. Ya da gözleri olması gereken karanlık yere baktı. Hayır. Başka biri olduğunu nasıl bilebilirdi? Hayır, bilemezdi. Bilememeliydi. Tommek’in adı yetmeliydi. Bir isim verilmişti. Bir ihanet yapılmıştı. Bir insanın dayanabileceği kadar günah zaten mahzene bırakılmıştı. Daha fazlasını isteyemezdi.
Ama istiyordu.
Lehron yutkundu. Boğazı kuruydu. Kuru bir taş yutmuş gibi canı yandı. Eğer diğer ismi de vermezse işkence devam edecekti. Bunu biliyordu. Makara yeniden dönebilirdi. İpler yeniden kesebilirdi. Aletler yeniden gelebilirdi. Adam gidebilir, sonra geri dönebilirdi. Mahzen bir kez daha zamanın dışına kapanabilirdi.
Ne yapacaksın?
Tommek’in adı artık dışarıdaydı.
Diğer isim hâlâ içerideydi.
Seçim
• Korkunç ama gerçek, son ismi de vermek için 5. Bölüme ilerleyiniz.
• Ne olursa olsun son ismi kendinize saklamak niyetindeyseniz 6. Bölüme geçiniz.
BÖLÜM NOTU
Bir isim korkuyla söylenince her şey bitmiyor; bazen asıl soru ondan sonra başlıyor. Şimdi iki seçenek de aynı yaranın etrafında dönüyor: daha fazlasını söylemek mi, yoksa kalan son şeyi saklamaya çalışmak mı?
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı