19. BÖLÜM: YUTULAN HARFİN ARDINDAN
Lehron, işkencecisini gözlerinden dökülen yaşlarla ve bitmek tükenmek bilmeyen acısıyla karşıladı. Zaffer daha yanına geldiğinde yüzünde büyük bir tepki yoktu; ama Lehron, adamın zafer duygusunu koklar gibi oluyordu. Bu, kendi bedeninden yayılan ve artık neredeyse alıştığı kan, ter ve acı kokusundan bile daha keskindi. Zaffer bir avın son nefesine yaklaştığını bilen biri gibi duruyordu. Acele etmiyordu. Çünkü acele etmesine gerek olmadığını sanıyordu.
“Söyle bakalım,” dedi tok bir sesle. “Başka kim var?”
Dünya dönüyordu. Lehron istifra etmek istiyor; ama edemiyordu. Belki de edememesi daha iyiydi. O haldeyken kusarsa Zaffer’in onu yüzüstü çevirip çevirmeyeceğinden emin değildi. Kendi kusmuğunda boğulmak istemiyordu. Ne kadar küçük, ne kadar aşağılayıcı bir korkuydu bu. Ama mahzen, insanın korkularını seçmesine izin vermiyordu. Bazen dava için ölmekten değil, pis ve çaresiz bir şekilde boğulmaktan korkuyordu insan.
“H...”
İsim dudaklarından fırlamak üzereydi.
Lehron onu son anda yakaladı. Bir harf, bir uçurumun kenarından döner gibi ağzında kaldı. Henna’nın adı bütün ağırlığıyla diline gelmiş, sonra orada yutulmuştu. Sanki boğazından aşağı bir taş indirdi. Canı yandı. Ama isim çıkmadı. Henna’nın adı, Zaffer’in kulağına ulaşmadı. Mahzenin havasına karışmadı. Henüz emir olmadı. Henüz ayak seslerine dönüşmedi.
Asla.
Bu düşünce içinde bir yerden yükseldi.
Onun adını asla söylemeyeceksin.
Ne olursa olsun yutacaktı. Gerekirse unutacaktı. Henna ismini kendi içinde öyle derine gömecekti ki Zaffer’in bıçağı da, iğneleri de, makaraları da oraya ulaşamayacaktı. Sevdiğinin adını saklamak, artık dava kadar, belki davadan da önce gelen son insanlık parçasına dönüşmüştü. Tommek’in adını vermişti. Bunu silemezdi. Ama Henna’nın adını hâlâ saklıyordu.
Zaffer pis kokan nefesiyle iyice eğildi.
“Seni duyamıyorum,” dedi kendinden emin bir sesle.
Bu özgüven, Lehron’un içindeki son öfkeyi uyandırdı. Acı, korku, utanç ve tükenmişlik bir an için yerini daha keskin bir şeye bıraktı. Zaffer onu kırdığını sanıyordu. Oysa yalnız bir harf duymuştu. Bir harf, bir isim değildi. Bir harf, bir ihanet değildi. Lehron, gözlerini güçlükle kaldırdı. Öfke dolu bakışlarını adamın gözlerine kilitledi. Boğazı kuruydu. Dili ağırdı. Sesi parçalanmıştı.
“De... dedim ki...”
Kelimeler dişlerinin arasından çıktı. Sonra Lehron kalan gücünü, kalan nefretini ve kalan bütün direncini tek bir söze topladı.
“GEBER!”
Bunu söylerken acının içinde küçük, karanlık bir zevk duydu. Çok kısa sürdü. Çünkü sonraki saatler hiç de öyle zevk verici değildi.
Zaffer’in sabrı, bu kez işkencenin süresine dönüştü. Lehron ne kadar sürdüğünü bilmiyordu. Saatler mi, daha fazlası mı, yoksa zamanın kendi etrafında kırılıp mahzende dönmeye başladığı sonsuz bir aralık mıydı, ayırt edemedi. Aletler geldi. Gergi döndü. Acı, bir yerden diğerine taşındı. Bedeninin nerede başlayıp nerede bittiğini unuttu. Bir ara baygın düştü. Belki de bu baygınlık, ona verilen tek kısa kaçıştı. Karanlık, hiç olmazsa o an için acının sesini kısmıştı.
Tekrar zindanda yalnız bırakıldığında, saatler sonra kendisine geldi. Ya da kendisine geldiğini sandı. Bedeninin bazı yerlerini hissetmiyor, bazı yerlerini ise gereğinden fazla hissediyordu. Artık oradan bir daha kurtulamayacağını biliyordu. Henna’nın o güzel yüzünü bir daha göremeyeceğini de adı gibi biliyordu. Bu bilgi, acıdan daha sessizdi; ama daha derine iniyordu. Bazen insan ölümünü bağırarak değil, bir yüzü artık göremeyeceğini anlayarak kabul ederdi.
Derken mahzenin kapısı usulca açıldı.
Gıcırtılar yine vardı. Ama nedense bu kez huzur verici geldi. Lehron önce bunun acıdan kaynaklanan bir yanılgı olduğunu sandı. Belki de ölüme yaklaşan zihin, kapı seslerini bile merhamet sanıyordu. Ama sonra kapıdan gireni gördü.
Ve nedenini anladı.
Seçim
• Mahzenin kapısından gireni görmek için 29. Bölüme geçiniz.
BÖLÜM NOTU
Burada Lehron’un seçimi susmakla konuşmak arasında değil; bir harfi ihanete dönüştürmemekle, bunun bedelini bedeniyle ödemek arasında kalıyor. Kapıdan kimin girdiğini görmek ise bu ağır suskunluğun ardından gelen ilk nefes gibi.
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı