insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

50. BÖLÜM: ARKANIZDA

Lehron belki bir itirafçıydı. Bunu artık kendisinden saklayamazdı. Kendi ağzından çıkan isimler vardı. Kırılmış anlar, kirlenmiş kararlar, geride bırakılmış insanlar vardı. Fakat orada, birkaç adım ötesinde, vazgeçemeyeceği iki kişi duruyordu. Biri, bu karanlık günlerin içinden ülkeyi daha da büyük bir felaketten çıkarabilecek tek güç olan kraldı. Tam anlamıyla aydınlık değildi belki; Lehron’un güveneceği, seveceği ya da bağışlayacağı biri hiç değildi. Ama krallığın dağılmaması, ülkenin tamamen karanlığa düşmemesi için hâlâ bir merkezdi. Diğeri ise onun kendi geleceğinde aydınlık olabilecek tek kişi, sevdiği Henna’ydı.

Karar vermeye zamanı yoktu.

Belki de bu yüzden karar vermedi.

“Arkanızda!” diye haykırdı.

Kendi sesini koridorun taşlarında parçalanırken duydu ve aynı anda ileri atıldı. Bu hızlı karara şaşırmadı. Çünkü birini seçmek artık mümkün değildi. Seçerse yine kaybedecekti. Henna’yı seçerse kral ölecekti. Kralı seçerse Henna ölecekti. O yüzden ikisinin arasından değil, ikisinin önünden geçmeye çalıştı. Kralı, kraliçeyi ve Henna’yı hızla iterek geçti. Onların arkasında şaşkınlıkla kendisine bakan muhafızların arasına doğru ilerledi.

Kılıcını kaldıracaktı.

En azından niyeti buydu.

Ama şekilsiz varlık gökyüzünde süzülür gibi değil, sanki koridorun kendi karanlığından ayrılarak ona doğru geldi. Buz gibi nefesi, daha temas etmeden Lehron’un yüzüne çarptı. Karanlığı kudretliydi. Bir gölge gibi değil, gölgeleri doğuran şey gibi çöktü üzerine. Lehron daha kılıcını tam kaldıramadan varlık onu sardı.

Çığlık attı.

Bu çığlık, zindanda çektiği işkencelerin hiçbirine benzemiyordu. Ölüm bir karanlık, keskin bir soğuk olabilirdi belki; ama bu ölümden önce gelen acıydı. Vücudundaki her hücreyi ayrı ayrı duyuyordu. Cehennemin bu dünyada, bir insanın kendi bedeninin içinde açılabileceğini hiç düşünmemişti. Zaffer’in iğneleri, ağırlıkları, gergileri, kesikleri, susuzluğu, karanlığı... Hepsi bir anda eski, küçük ve uzakta kalmış şeylere dönüştü. Bu başka bir acıydı. Bedenin bir bütün olmaktan çıkarılışıydı.

Düşünemedi.

Duyamadı.

Ne olduğunu anlayamadı.

Korkamadı bile.

Korku için insanın kendisine ait bir parçasının kalması gerekirdi.

Tek bir gerçek vardı: Vücudunu saran her karanlık kıvrım, her temas, her soğuk sarmal, derisini ve etini ondan tane tane ayırıyordu. Sanki bedenindeki her bir hücre, kendisine ait olmaktan çıkıp acının tek tek saydığı bir şeye dönüşmüştü. Öğrenilecek hiçbir şey yoktu bu anda. Dava yoktu. Kral yoktu. Henna yoktu. İhanet yoktu. Yalnızca acı vardı. Bir de o acının içinde çok geç kalmış bir düşünce: Belki de hiçbirini kurtaramayacaktı.

Saniyeler onu bir sonsuzluk gibi kavurdu.

Sonra her şey söndü.

Ölüm geldiğinde görkemli olmadı.

Ne ışık vardı ne kapı ne de bağışlanma.

Lehron yalnızca öldü.

Sadece öldü.

Cehennem mi dedi birisi?

Ben ki bu dünyada cehennemi yaşadım.

SON

BÖLÜM NOTU

Bu bölümde seçim, bir kişiyi değil tehdidin kendisini hedef alıyor; ama böyle bir hamle de kimseyi gerçekten güvende bırakmıyor. Bazen en geniş görünen karar, insanı en çıplak acının ortasına bırakabiliyor.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.