insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

51. BÖLÜM: KRALİÇENİN KALAN NEFESİ

“Kraliçem,” dedi Henna.

Kızın toparlanması beklenenden hızlı olmuştu. Az önce Lehron’un kollarında, korkunun ve kurtuluşun arasında bir anlığına donmuş gibiydi; ama şimdi yavaşça ondan sıyrıldı ve yerde perişan halde, gözyaşları içinde ağlayan kraliçeye eğildi. Henna’nın yüzü hâlâ solgundu. Elleri titriyordu. Ama sesi, sarayda öğrendiği o ince, dikkatli soğukkanlılığı yeniden bulmaya çalışıyordu.

“Buradan gitmeliyiz.”

Kraliçe, korkudan ve kaybının büyüklüğünden parçalanmış halde haykırmaya devam ediyordu.

“Öldü!” diyordu çığlıklarının arasından. “Gitti!”

Bu sözler koridorun taşlarına değil, kraliçenin kendi içindeki boşluğa çarpıyordu sanki. Kral ölmüştü. Krallığın başı, hanenin merkezi, kadının sevdiği adam artık yerdeki tanınmaz cesetlerden birinin içinde kaybolmuştu. Henna da belki farkında bile olmadan, çok değer verdiği bu kadının kaybını hissederek ağlıyordu. Gözlerinden yaşlar akıyor, ama elleri kraliçeyi bırakmıyordu.

“Kraliçem,” dedi ona sıkıca sarılarak. “Buradan gitmemiz gerekiyor.”

Henna’nın sarılması üzerine kraliçe gözyaşlarının arasından gözlerini açtı. Koridora baktı. İnsanlıktan çıkmış cesetlere, taşların üstünde kalan o korkunç izlere, devrilmiş muhafızlara, kırılmış düzenine baktı. Gözyaşları yeniden oluk oluk akmaya başladı. Sonra diğerlerine göre daha tanınabilir halde yatan bir başka cesedi gördü.

Zaffer.

Kraliçenin bakışı o bedende durdu.

“Onu öldürdün!” dedi.

Parmağı Zaffer’in cesedini gösteriyordu. Henna’dan ayrılmaya çalıştı, ama ayakta duracak gücü yoktu. Zorlukla, yine Henna’dan destek alarak kalkmaya çalıştı. Bacakları titriyordu. Kraliçelik, o anda üzerinde taşıdığı bir unvan değil, enkazın altında kalmış eski bir hatıra gibiydi.

“Onu öldürdün!” dedi yeniden. “Neden?”

Hıçkırıkları geri döndü.

“Onu neden öldürdün? Zaffer beni kurtarmıştı!”

Lehron, acı içindeki kadına baktı. O anda krallığın son temsilcisinin karşısında durduğunu anladı. Kral ölmüştü. Zaffer ölmüştü. Muhafızlar dağılmıştı. Kalenin içinde insan aklının açıklayamayacağı bir karanlık dolaşıyordu. Geriye bu perişan kadın kalmıştı. Belki bir daha toparlanamayacaktı. Belki krallığı kurtarmak için bir umut olamayacaktı. Ama yine de kraliçeydi. Bu ülkenin hâlâ etrafında toplanabileceği son isimdi. Onu burada bırakmak, yalnız bir kadını değil, krallığın kalan nefesini de geride bırakmak olabilirdi.

Lehron ne söyleyeceğini dikkatle seçmek zorundaydı. Yalan değil, ama bütün gerçeği de taşımayan bir söz bulmalıydı. Çünkü gerçek, bu kadının üzerine bir taş daha koyarsa onu tamamen ezecekti.

“Kraliçem,” dedi.

Henna’nın ona hitap ediş biçimini taklit etmişti. Bu hitap ağzında yabancı durdu, ama gerekliydi.

“Beni buna mecbur bıraktı.”

Bakışları Henna’ya döndü. İçinde bir şeylerin eridiğini hissetti. Zaffer, Henna’ya yönelmişti. Elindeki bıçakla. Bunu söylemeden de anlatabilirdi belki; ama kraliçenin anlaması gerekiyordu.

“Beni kendisini öldürmeye zorladı,” dedi. “Çünkü sizin yitirdiklerinizi yitirmeye ben de katlanamazdım.”

Kraliçe bir an gözyaşlarının arasından anlamaz halde ona baktı. Sonra sözlerin içindeki anlam yavaşça yüzüne oturdu. Kralını kaybetmişti. Lehron ise Henna’yı kaybetmemek için öldürmüştü. Aynı şey değildi. Aynı şey olamazdı. Ama acının dili bazen iki ayrı yarayı aynı karanlıkta birbirine yaklaştırırdı.

Kraliçe yeniden ağlamaya başladı. Bu kez yalnız yıkılmış bir kadın gibi değil, kendisine söylenen şeyi anlayan biri gibi ağlıyordu.

Lehron bunu fırsat bildi.

“Ama şu anda, burada, bunu konuşmanın bir anlamı yok kraliçem,” dedi. “Sizi güvenli bir yere götürmeliyiz. Krallığı kurtarmak için sizin mevcudiyetinizi sürdürmeliyiz.”

Kraliçe cevap veremedi. Henna hâlâ onu tutuyordu. Lehron, yaralı bedeninin izin verdiği kadar dikkatle öne çıktı. Kraliçenin zayıf bedenini kucağına aldığında kadının karşı koymaması rahatlatıcıydı. Sanki kraliçe artık yürümeyi değil, taşınmayı kabul etmişti. Belki bu da bir hayatta kalma biçimiydi.

“Henna,” dedi Lehron. “Gidelim.”

Henna başını salladı.

Arkalarında kralın öldüğü koridor, Zaffer’in cesedi, tanınmaz muhafızlar ve kraliçenin kopan çığlıkları kaldı.

Önlerinde ise henüz güvenli olup olmadığı bilinmeyen bir kaçış yolu vardı.

Seçim

• Kraliçeyi de yanınıza alarak devam etmek için 53. Bölüme geçiniz.

BÖLÜM NOTU

Burada iki seçenek, kraliçeye nasıl seslenileceğiyle ilgili: biri onun yasına yaklaşmayı, diğeri onu kraliçelik kimliğinden yakalamayı seçiyor. İkisi de aynı kadını kurtarmaya çalışıyor; ama biri kalbine, diğeri tacına dokunuyor.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.