insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

47. BÖLÜM: ŞÜPHENİN KESTİĞİ BOĞAZ

Zaffer, hayatı boyunca şüphelerinin üzerine gitmekten geri durmamış bir adamdı. Rahat etmek için değil; hayatta kalmak için böyleydi. Duyuları ve şüpheci yapısı, hayatının birçok aşamasında onu doğru yola sevk etmişti. Kantar Savaşı’nda olduğu gibi, birden fazla kez ölümden dönmesini sağlamış; hatta şimdi bulunduğu konuma kadar gelmesinin yolunu açmıştı. Kralının onu zindanların, işkencenin ve karanlık sorguların başına getirmesinin nedeni yalnız acımasızlığı değildi. Zaffer tehlikeyi koklayabilirdi. İnsanların sözlerindeki eksik yerleri, bakışlarındaki fazla anlamı, taşların arasına karışan küçük bir su sesini bile gereğinden fazla ciddiye alırdı. Çoğu insan buna hastalıklı bir dikkat derdi. Zaffer ise bunu sadakat sayıyordu.

Kantar’da da böyle olmuştu. Kralını kurtarmak için son anda duyularına, içindeki o açıklanamaz rahatsızlığa güvenmiş ve mevzi değiştirmişti. Bu ona yarık bir yüz bırakmıştı; ama kral hayatta kalmıştı. Eğer kralına ihanet eden birlik komutanını yalnız eski konuşmaları ve dışarıdan görünen bağlılığıyla değerlendirseydi, savaşın en sıcak anında mevzisinden ayrılıp kralın yanına dönmeseydi, ne kral şimdi hayatta olurdu ne de krallık ayakta kalırdı. Zaffer’in yüzündeki yara, sadakatinin bedeliydi. Bu yüzden şüphe onun için bir kusur değil, görevdi.

Şimdi de kapıdan eğilmiş, dışarıda konuşan muhafızlara tavandan damlayan suyu anlatmıştı. Üst kattaki mahzenin yolunu tetikte ve dikkatli biçimde tutmalarını söyledi. Muhafızlar bunu duyar duymaz kılıçlarını çekmiş ve yola koyulmuşlardı. Zaffer daha işkence odasının kapısından içeri girip gözden kaybolmamıştı bile ki zindan koridorunun sonundaki dönemeçten bir bağrış koptu.

Muhafızlar biriyle karşılaşmıştı.

Ardından kılıç sesleri duyuldu. Dar taş koridor, kısa ve sert metal çarpışmalarıyla doldu. Oradaki her kimse, hazırlıksız yakalanmıştı. İki yetenekli muhafızın keskin dikkatiyle buluşmuştu ve bu buluşmanın uzun süremeyeceği belliydi. Kısa süre sonra bir haykırış yükseldi. Ardından zindanda yankılanan ağır bir düşüş sesi geldi.

Zaffer sesleri duyduğu anda işkence odasındaki masanın üzerinde duran bıçağı kavradı ve mahzenden dışarı fırladı. Muhafızların ayakları dibinde yatan bedeni görmesi bundan hemen sonra oldu. İki koridoru birbirine bağlayan köşede, hazırlıksız yakalanan adamı indirmişlerdi. Muhafızların yüzlerinde savaş stresinin gerdiği bir sertlik vardı; ama iş bitmişti. Rahatlamaya çalışıyorlardı.

“İyi iş çocuklar,” dedi Zaffer.

Sözleri onları sakinleştirmek içindi. Sonra eğildi ve yerde yüzükoyun yatan cesedi çevirdi. Adamı daha önce görmemişti belki; ama tanıdı. Çünkü Lehron’un ilk telaffuz ettiği isimden sonra kalede iyi bir araştırma yapmıştı. Tommek’i bulamamıştı; fakat neye benzediğini öğrenmişti. Şimdi o yüz, yerde kan ve taş arasında yatıyordu.

Tommek.

Zaffer’in içinde bir şey sertleşti. Şüphe, bir kez daha haklı çıkmanın soğuk tadıyla geri döndü. Demek asiler hâlâ kalenin içindeydi. Demek zindanlara kadar sızmışlardı. Demek Lehron’un anlattıkları ne kadar süslenirse süslensin, güvenilecek şeyler değildi. Kralı korumak için geldiklerini söylemişlerdi. Ama kralı koruyan insanlar zindan koridorlarında gizlice dolaşmaz, muhafız öldürmez, su mahzenlerinden aşağı sızmazdı.

Zaffer hızla ayağa kalktı ve öfkeyle geldiği yoldan geri döndü. İşkence odasının kapısını savurarak açarken sesi mahzenin taşlarına çarptı.

“Sana inanmamam gerektiğini bilmeliydim!” diye haykırdı. “Siz asilere güvenilmeyeceğini bilmeliydim! Kralı korumak değil, öldürmek için burada olduğunuzu biliyordum!”

Lehron ne olduğunu anlayamadı. Zaffer’in yüzündeki öfke, kapının açılışı ve elindeki bıçak aynı anda üzerine geldi. Daha soruyu kuramadan, işkencecisi ve celladı yanındaydı. Bıçağın tek hamlesi gırtlağını kesti.

Önce soğuğu hissetti. Sonra sıcaklığı. Kanın boğazından aşağı akışını, derisinin üzerinde yol buluşunu, göğsündeki eski kan ve terle karışmasını acı içinde fark etti. Zaffer’in gözleriyle göz göze geldi. O kötücül bakan, cani adama karşı duyduğu nefret hiçbir şeyle ölçülemezdi. Ellerini zorlayarak bağlarından kurtulmaya çalıştı, ama beden artık onunla aynı tarafta değildi. İnledi. Ses mi çıktı, yoksa yalnızca boğazındaki kesikten geçen kırık bir hava mıydı, bilmiyordu.

Lehron artık biliyordu. Kendine hâkim olamayarak davasına, arkadaşlarına ve en önemlisi sevdiği biricik kişiye ihanet etmişti. Bu hatta Henna’nın hayatta olmadığına da artık emindi. Çünkü Zaffer’in öfkesi, geride kurtarılacak bir şey bırakmayan bir hüküm gibiydi. Tommek ölmüştü. Henna yoktu. Kendi ağzından çıkan isimler, kendisinden önce ölüme varmıştı.

Hayatı gözlerinin önünden geçti. Annesinin peşinden koştuğu günler değil bu kez; ormanda nefes nefese ve korku içinde delice koşarken bir adama çarptığı an geldi önce. O adam ona kol kanat germişti. Katledilen ailesinin intikamı için çok sonraları söz vermişti. Babacan, sert, inançlı, gözlerinin içinde yanmış bir ülkenin külünü taşıyan adamdı bu.

Hassan.

Lehron’un ölümüne bağlı olduğu lideri. Emirlerine, davasına, sabrına ve ülkesine inandığı adam. Şimdi Lehron, bir parça işkenceye dayanamayarak onun emirlerine de ihanet etmişti. Bu düşünce, boğazındaki kesikten bile daha derine indi.

Ölüm soğuk bir rüzgâr gibiydi. Üzerinden uçup geçen titremelerle birlikte onu götürdü. Lehron ölürken, Zaffer’in de bir an sonra korku dolu çığlıklar atacağını nereden bilebilirdi ki? Belki zindanın dışındaki şey çoktan yakındaydı. Belki krallığın üzerine çöken karanlık, işkencecinin şüphesinden bile daha hızlı yürüyordu.

Lehron artık bunu görmedi.

Bir çeşmeden akan su gibi berrak, taze ve gerçektir ölüm. Alıp götürdüğünde insanı, ona borçlu hisseder bazen kendini. Çünkü yaşam, yanlış seçimlerle yeterince kirlenmişse, ölüm insanın üzerine son kez temiz bir karanlık gibi iner.

SON

BÖLÜM NOTU

Burada önceki kararların sessizce büyüyüp nasıl geri döndüğünü görüyoruz. Bazı sonlar bir anda gelmiş gibi görünür; ama aslında çok daha önce damlamaya başlayan suyun izinden yürür.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.