34. BÖLÜM: DAMLAYAN SESSİZLİK
Lehron, elindeki bilgilerin kendisi ve Henna’nın sıhhati için ne kadar değerli olduğunu çok iyi biliyordu. Doğu köyleri, Hassan’ın değişen emri, kralın gerçekten neyle karşı karşıya olabileceği, asilerin neden beklemeye geçtiği... Bunlar Zaffer’in duymak isteyeceği bilgilerdi. Belki de duymak zorunda kalacağı bilgiler. Ama Henna’ya bir şey olup olmadığını her geçen an daha çok merak ediyordu. Bu merak, zihninin etrafında dolaşan bir düşünce değil, içini kemiren canlı bir korkuydu.
Zaffer ise sessizliğini inatla sürdürüyordu. Hiçbir şey söylemiyor, konuşmuyordu. Geçen zamanın kıymetini biliyor olmalıydı; ama yine de sessizliğinden ödün vermiyor, karşısındaki yaralı adamın kırılmasını bekliyordu. Lehron bunu anlıyordu. Bu da bir işkenceydi. Daha temiz, daha az kanlı, daha az gürültülü; ama belki daha yıpratıcı. Çünkü bu kez acı bedeninde değil, Henna’nın bilinmeyen akıbetinde toplanıyordu.
Psikolojik bir savaşın içinde kaybolmuş iki kişiydiler. Zaffer bekliyordu. Lehron da bekliyordu. Biri bilgi almak için, diğeri bilgi vermeden önce bir cevap koparabilmek için. Artık birinin kırılma zamanı gelmişti şüphesiz. Ama Lehron, işkencelerde gösteremediği dirayeti bu sessizlikte göstermeye karar verdi. Konuşmayacaktı. Henna’ya ne olduğunu öğrenmeden Zaffer’e hiçbir şey vermeyecekti.
Sessizlik, zindanın bir köşesinden gelen su sesiyle kesildi.
Şıp.
Şıp.
Şıp.
Lehron inatla sessizliğini korudu. Su sesinin farkına varan Zaffer ise şüpheli ve şaşkın bir şekilde başını kaldırdı. Tavandan damlayan yere baktı. Önce bir damla, sonra bir damla daha, sonra biraz daha sıklaşan küçük ıslak izler... Zindanlarda su damlaması başlı başına tuhaf bir şey olmayabilirdi; ama Zaffer’in yüzündeki endişe bunun sıradan olmadığını gösteriyordu. Adam tekrar yatmakta olan Lehron’a baktı. Lehron’un kayıtsız inadına, suskunluğuna, sorulmamış ama ortada asılı duran sorusuna baktı.
Sonra oturduğu yerden kalktı.
Zaffer suyun damladığı yere doğru birkaç adım attı. Damla sesleri her geçen saniye biraz daha artıyordu. Şıp. Şıp. Şıp. Hemen yukarıdaki mahzeni düşündüğü belliydi. Kaşları çatıldı. Her zamanki şüpheciliği yüzüne yeniden yerleşti; fakat bu kez şüphe yalnız Lehron’a yönelik değildi. Zindanın kendisine, taşların ardına, üstteki karanlığa yönelikti. Bu, Lehron’un beklediği türden bir kırılma değildi. Zaffer, Henna’dan söz etmeden başka bir şeye yöneliyordu.
Lehron şaşkınlık içinde onu izledi. Ne olursa olsun Henna’ya ne olduğunu öğrenmeden bilgi vermeyecekti. Ama şimdi Zaffer’in dikkati başka bir yere kaymıştı. Bu iyi miydi, kötü müydü, bilemedi. Su sesi artarken zindanın havası da değişiyor gibiydi. Sanki damlayan şey yalnız su değil, yukarıdaki başka bir olayın zindana sızan habercisiydi.
Zaffer hızla kapıya yöneldi.
Kapı gıcırtıyla açılırken Lehron olduğu yerde yatmaya devam etti. Acı içindeydi, yorgundu, susuzdu; ama suskunluğunu bırakmadı. Kapının açıldığını ve Zaffer’in dışarıya doğru bir şeyler söylediğini işitti. Ne dediğini anlayamadı. Sesler taşlara çarptı, bozuldu, uzaklaştı. Zaffer’in endişesinin kaynağı artık zindanın dışında bir yerdeydi.
Lehron’un elindeki bilgi hâlâ verilmemişti.
Henna’nın durumu hâlâ bilinmiyordu.
Ve tavandan su damlamaya devam ediyordu.
Seçim
• Zaffer’in endişelerinin kaynağına, zamanda biraz geriye giderek tanıklık etmek için 46. Bölüme geçiniz.
• Buna gerek yok, Lehron ve Zaffer’in yaşayacaklarını görmek için 47. Bölüme ilerleyiniz.
BÖLÜM NOTU
Bu bölümde seçim, damlayan suyun kaynağına bakmakla zindanın içinde kalmak arasında; biri dışarıdaki gölgeyi büyütüyor, diğeri içerideki sessizliği daha da ağırlaştırıyor. Bazen cevap, sorunun sorulduğu yerde değil, taşların arasından sızan küçük bir seste saklanıyor.
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı