insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Birkaç hafta geçti. Mahkemeye çıktım. Aklanmıştım. Şerif mahkemede, kasabadaki insanlar için bir tehdit oluşturduğumu düşünmediğini söyleyip gözaltında tutulmamın daha uygun olduğunu söyledi. Mahkeme pişmanlığımı görüp şerifinde dediğine önemle kulak vererek, kaçma riskimin olmamasını göz önünde bulundurarak vede mağdurların hayatta kalıp kalıcı bir hasar oluşmadığı için iki yıl denetimli serbestliğe tabi tutulmuştum. Tabii, sicilim temiz olmasınında epey bir katkısı vardı.

Mağdurlarla hiçbir şekilde iletişim kurmayacağım, yeni bir olaya karışmayacaktım. Yoksa olaylar tekrardan değerlendirilecekti. Belirli aralıklarla da denetim memurlarıyla görüşmem gerekebilirdi ama Rowen, bununla bu kasabada kimsenin uğraşmayacağını söyledi. Aslına bakarsanız bu kadar şanslı olmam garipti. Çok mu düşünüyorum bilmiyorum ama Rowen’ın, benim bildiğimden de fazla bir şeyler yaptığını düşünüyorum. Sadece bir çöp ihtimaldi. Mağdurların aileleri benden nefret ediyor, kasabadaki herkes bana daha çok bakıyordu. Bir seri katilmişim gibi benden ürküyorlardı. Beni tatmin etmiyordu, beni üzüyordu. Deli gibi pişmandım, artık normal birisi olmak istiyorum. Ama geçmişim ve yaptıklarım peşimi bırakmadığı sürece nasıl normal birisi olabilirim ki?.. Annemle babamın bu olaydan haberi yoktu ama kasaba benim hakkımda konuşmaya devam ettikçe öğrenmeleri çok da geç olmayacak.

Rowen haftalardır benden kaçıyordu. Mahkemeye kadar onu sadece bir iki kez görmüştüm. Velra’yı bulup bulmadığını sormak istiyordum. Sonunda onu apartmandan çıkarken yakalamıştım. Peşinden ilerledim. “Rowen!” Ona seslendiğimde bana bakmadı. “Alder, işim var sonra.”

“Konuşmamız gerek. Neden kaçıp duruyorsun?” Kara bulutlar gökyüzünü kaplamıştı, yağmur ufaktan çiseliyordu. “Kaçmıyorum. Sadece boş işlerle zamanım yok.” Bugün yağmur fena yağacaktı, gökyüzüzü uzaklardan fena gürüldüyordu. “Rowen, lütfen. Yapma.” Başını reddedercesine salladı. Neden kaçıyor sürekli? Bana zarar veriyor, aramızın soğuk olmasını istemiyorum. Rowen, benimle kalan son şey. Tek gerçek. Dayanamadım ve koşarak onu yakaladım, omuzlarından tutup duvara sertçe yasladım. Vücutlarımız, bacaklarımız, kasıklarımız birbirine sürttü. Onu kaybetme korkusu, Velra’ya n’olduğunun merakı… dayanamadım işte. Yüzüne baktım, bana baktı. Belki de uzun zaman sonra ilk defa bana bakışıydı. “Bıraksana lan, delirdin mi?” Beni ittirmeye çalıştı ama tüm gücünü kullanmadı, onu daha sıkı duvara dayadım. “Delirdim. Bir şey saklıyorsun.”

Dudaklarıma baktı. Sonra gözlerime. “Evet. Sakladığıma göre bilmemen gerek.” Kurtulmaya çalışmadı. Öyle durdu, bende onu bıraktım. Üzerini düzeltti. “Söyle. Velra’yla alakası olduğunu biliyorum.” İç çekti, etrafa bakındı. Yağmur daha da hızlandı. Duyacağım şeye hazır mıyım bilmiyorum. Kalbim deli gibi atıyordu korkudan ve endişeden. “Velra’yı… buldun mu?” Yutkundum, boğazım düğümlendi. Başını sallayarak onayladı. “Ölmüş… ölmüş mü?” Yağmur bizi saniyeler içinde ıslatmıştı. Cevap vermedi, sessiz kaldı. Sadece iç çekti. “Ölmüş mü Rowen!” Diye bağırdım, gözlerini kaçırıp durdu. “Ölmüş.” Dedi. Birkaç adım geriye tökezledim. Beni tutmak için üzerime geldi, elimi kaldırarak onu durdurdum. Yüzümü sıvazladım. Tekrardan başım dönüyordu. “Nasıl?…”

“Bilmek istemezsin.” Rowen ilk defa bu kadar üzgün görünüyordu, resmen yüzüme bakamıyordu. “İstiyorum… istiyorum, sikeyim konuş artık!” Başını salladı. “Konuşacağım, konuşacağım ama içeri geçelim. Yağmur çok yağıyor, hasta olacaksın yine.” Reddettim. Her üzerime geldiğinde bir adım geriliyordum. Başım çok dönüyordu, tansiyonum düşüyordu. “Lütfen… söyle…” nefes nefese söyledim. “Boğulmuş.” Nefesim kesildi, ağzımla derin nefes almaya çalıştım. “Bir şey ya da birisi… boynunu o kadar ezmiş ki boyun kemikleri kırılmıştı.” Geri geri giderken yere kalçamın üstüne düştüm. Rowen yanıma geldi. “Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır, hayır—“ Dizlerimi çektim ve dirseklerimi dayayıp ellerimle yüzümü sakladım. Hızla sıvazladım. “Alder—“

“Olamaz, hayır, hayır, hayır… hayır, hayır, hayır, olamaz, hayır Rowen, hayır, hayır, yanlış görmüşsündür. Velra değildir.” Ona baktım. Önümde çökmüş bana bakıyordu. “Oydu. Eminim. Üzgünüm…” N’apacağımı bilemedim bile, ağlayamadımda. “Velra değildi.” Değildi demesini istedim ama neredeyse ağlayacakmış gibi bir ifadeyle bana bakıyordu. Umutsuzdu, Velra’ydı. “Rowen, hayır ya, hayır.” Bir şey diyemedi. Yüzümü sıvazlarken saçlarımı sıktım, suratıma birkaç kere tokat attım. Rowen engel olmadı. Gerçekti. Sesim titrerken sordum, “N’aptın onu?” Göğsüm sıkışıyordu, nefes nasıl aldığımı anlamadım. “Ormana gömdüm.”

Ayağa ani bir şekilde kalkarken kaldırıma takıldım, düşecek gibi olurken dengede durdum. Kaçmaya başladım. “Alder dur! Alder! Nereye!?” Peşimden koşarak kıyafetimi tuttu ve beni çevirdi. “Bana bak, ormana gidemez—“

“Ben yaptım Rowen.”

“Ne?” İşte şimdi ağlayacak gibi oldum. Her şey mantıklı geliyordu. “O gece. Uyur gezerlik yaptığım gece, peşimden geldi. Kokumu takip etti. Ormana gittim, onu orada boğdum.” Başıyla reddetti. “Sınıfta ki çocuğa yaptığım gibi, yine bir çeşit… bir çeşit…” nefesim kesilirken bu sefer düşecek gibi oldum, beni sıkıca tuttu. “Alder, sen yapmış olamazsın. Ormana girdiysen çıkamazdın.” Boğazıma yumrular dizilirken gözlerim doldu. “bir çeşit… psikoza girmiş olmalıyım. Kendi başına oraya nasıl gitsin Rowen?.. Neden gitsin?.. Bilmesem, rüyamda onu nasıl ormanda görüp gerçekte de orada olsun?..”

“Alder, beni dinle.” Sesler boğuklaşıyordu, etraf kararıp dönerken bulanık görüyordum. Yüzümü elleriyle tuttu. “Bana bak.” Ona baktım, göz göze geldik. “O ormanda bir sürü vahşi hayvan var. Geyik sürüsüne yakalanmış olabilir. Belki kurt sürüsü bile.” Başımı iki yana sızlanırken salladım. “Velra tehdit oluşturan her şeye karşı çok saldırgandır… savunmasız kalmazdı. O bir kurt kırması, sağlam çıkardı Rowen… ben yaptım… bana hiçbir şey yapmaz o.” Artık son raddemdeydim. Bayılacaktım, dayanamıyordum. Gözlerim kararıp etraf dönüyordu. Ayrıca neredeyse kusacakmış gibi hissediyordum, hemde Rowen’ın üzerine. Neyse ki sırılsıklam bayıldım. Kusmadım.

***

Uyandığımda yatağımdaydım. Yeni kıyafetlerimle kuru bir hâlde. Başım zonkluyordu. Yüzümü hafifçe inleyerek sıvazladım. Başım gerçekten çatlıyordu. Zaman dilimim kaymıştı. Şu an tam olarak hangi gündeyiz? Saat kaç? Kaç saattir baygınım? Rowen nerde? Velra… Velra nerde…

Velra. Velra yerdeki yatağında değil. Yatağı bomboş, sadece gri tüyleri var. Ayağa kalktım, odamın kapısını hızla açıp koridora çıktım. Annem mutfakta yüzünü kapatmış dirseğini masaya yaslamış ağlıyordu. Hayır… hayır… böyle ağlamasının tek bir nedeni olmalı. “Anne.” Dolu, ela gözleriyle bana baktı. “Alder…” burnunu çekti, hafifçe titredi. “…Velra ölmüş…” Gerçekti, ama olamazdı. Gerçek olamaz. Velra gerçekten ölemez. Velra’yı gerçekten öldürmüş olamam. Hızla odama geri döndüm, kapıyı kapattım. Hızlı hızlı nefes alıp verdim. Şaka olmalı, bir tür kâbus olmalı. Cesedini görmeden inanamam ki, ya Rowen beni kandırıyorsa? Aptal şakalarından bir tanesiyse? Ama anneme söyleyip annemi ağlatacak kadar kötü bir şaka yapmazdı. Velra gerçekten ölmüştü.

Tekrar bayılacak gibi olduğumda yere oturdum, çok geçmeden oturduğum yere uzandım ve cenin pozisyonunda dolaba döndüm. Telefonumu çıkardım. Birkaç hafta önce zorlada olsa Rowen’dan Lucan’ın numarasını almayı başarmıştım. Aramaya hiç fırsatım olmadı. Lucan’ı aradım, tam şu an aradım. Ama operatöre düştü ve ulaşılamadığını söyledi. “Lucan…” dedim sesli mesajda. “Seni… görmek istiyorum. Nerdesin?” Neredeyse sesim titredi. Lucan’ı da kaybettim. Velra’yı öldürdüm. Evet. Onu öldürdüm. Bundan eminim, hatırlamıyorum, hiçbir şey hatırlamıyorum ama onu öldürdüğümden eminim. Neden? Neden? Velra’dan ne istiyordum? O benim hayatımın anlamıydı. Etrafımda bir ton insan varken neden onu öldürdüm? Neden… neden kendimi değilde onu?.. O bunu hak etmedi. Son anında bile bana deli gibi güveniyor olmalıydı, ben ise onun boynunu ezene kadar boğdum. Nasıl yaptım? Acı dolu inleyişlerini duyup kendime nasıl gelmedim? Neden hiçbir şey hatırlamıyorum? Ben bir canavarım. Nasıl böyle bir yaratığa dönüştüm böyle? Kim oldum ben… ne kadar korkutucuyum.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.