insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Yarın okul yoktu. Haftanın tatiliydi. Annem sürekli tedaviye başlamam için ısrar edip duruyordu. Ama kabul edecek değildim, bunu bir kere düşündüm ve bir kere kabul ettim. Bu karardan artık dönemem. Velra ile eve dönüyorduk. Hava daha yeni kararıyordu. Yine tasması takılı değildi ama dibimden ayrılmıyordu. İleriden bir köpeğin geldiğini gördüm, Velra havlamadı, heyecanla kuyruğunu salladı. “Hayır Velra.” Köpek koşarak geldi, saldıracakmış gibi oldu, Velra da ona atıldı ama anında komutumla bacaklarının üstüne yattı.

“Gel, gel buraya.” Köpek heyecanla ona yaklaşmaya çalışıyordu ama ürküyorduda. “Gel, gel al.” Cebimden Velra’nın ödül mamasını çıkardım. Poşeti açtım ve eğildim. Onu severken gülmeden edemedim. Beyaz kürklü, kahverengi benekleri olan bir sokak köpeğiydi. Velra kadar büyük değildi ama o da o boylarda bir şeydi. Köpek oturdu ve anında patisini dizlerime koydu. “Eğitimlisin, öyle mi?” Dedim gülerek. “Al bakalım.” Avucuma birkaç tane döktüm, hepsini yedi. “Daha istiyor musun?”

Hiç havlamıyorduda, dili dışarıda gülümsüyordu. Çok sevimliydi, cana yakın ve uysaldı. Tekrardan oturup patisini dizlerime attı. “Komut söylemem lazım ama, sen hemen hareketini yapıyorsun.” Gülümsemeye devam ederken birkaç tane daha verdim. Sonra aniden arkasını döndü ve havlayarak gitmeye başladı. Sanki bir şeyin kokusunu almıştı. “Al kızım.” Dedim biraz da Velra’ya vererek. “Uslu kızım.”

Beraber eve döndük sonunda. Annem Velra’nın patilerini silmek için hareketlendi. “Hoş geldin oğlum, babanın seninle konuşacağı bir şey varmış.” İç çektim, ayakkabılarımı çıkarırken ona baktım. “Ne konuşacakmış?” Omuzlarını, bilmiyorum dercesine kaldırdı. Yine nasıl bir aksiyon yaşanacaktı acaba? Yine hakkımda bir söylenti mi çıkmıştı? Şimdide yarı zamanlı jigolo muyum?

Salona girdim, ceketimi çıkararak sandalyeye astım. Eldivenlerimide masaya koydum. “Benimle konuşacakmışsın.” Dedim solukla koltuğa oturarak. Bu sefer sakindi, sinirli değildi. O da koltukta oturuyor, içkisini içiyordu. “Annen senin için endişeleniyor, tedaviye gideceksin.” Yine aynı konuydu, yine. Ona cevap vermedim, o da ardından hemen konuştu zaten. “Hem şu… geyliğini de düzeltirler belki.” Güldüm , sinirle yüzümü sıvazladım. “İnat etme, git adam akıllı tedavi ol.”

“Ne saçmalıyorsun baba ya?” Ayağa kalktım, daha fazla ona katlanamazdım. Arkamdan seslenerek beni durdurdu. “Olacaksın dedim uzatma!” Ona döndüm. Güldüm. “Sence tedaviyle düzelecek bir şey mi bu? Aklın mı almıyor? Zaten beni o tedaviye bu yüzden göndermek istiyorsunuz, akıl sağlığım için değil.” Annemde gelmişti, ona baktım. “Sende değil mi anne? Zaten sana o günden beri eskisi gibi güvenmiyorum.” Babam uyarıcı bir ses tonuyla adımı söyledi. Ona geri döndüm. “Tedavi olmayacağım. Zaten olmayacaktım, şimdi hiç olmayacağım. Endişenizede ihtiyacım yok. Mümkün mertebe beni düşünmeyin bile. Özellikle sen anne.”

“Oğlum—“

“Ayrıca ben gey falan da değilim!” Dedim bağırarak ve salondan çıktım. Velra çoktan odaya geçip yatağa yatmıştı. Kapıyı kapatarak kilitledim. “Aptallar. Herkes bir gerizekalı olma yarışmasında ya.” Aşırı bir hırsla üstümü değiştirdim. Velra şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. “Ne yapayım kızım ya? Kafayı yedirttiler bana.” Eğilerek onun kulaklarını kaşıdım, yaklaşarak başını öptüm. “Keşke herkes senin gibi olsa. En iyi dostumsun.” Yanağımı yaladı. O sırada telefonum titredi. Alıp baktığımda Rowen’ın sosyal medyadan takip isteği attığını gördüm.

Velra’nın yanına oturdum ve açarak isteği kabul ettim. Profilimde hiçbir şey yoktu. Sadece eski arkadaşlarım ile takipleşiyordum zaten neredeyse hiç kullanmıyordum. Rowen’a geri takip attığımda o da anında kabul etti. Benim aksime onun profili doluydu. Bir sürü takipçisi vardı. Aktif bir şekilde kullanıyor gibi duruyordu.

Karların arasında bir sürü resmi vardı. Genelde ekipmanlarıylaydı ve yüzü maske ile aynalı gözlüklerinden görünmüyordu. Snowboard’u çok seviyor olmalıydı. Sonuçta aile sporuydu, Lucan öyle söylemişti. Kızlar bir sürü yorumlar atmıştı resimlerine, kesinlikle hiç şansım yoktu.

İç çekerek telefonu kapattım ve yatağa attım. Bilgisayar’ın başına geçtiğimde birkaç saniye açılmasını bekledim. Kendine geldiğinde hemen oyunu açtım.

A//d3rW99
Çevrimiçi !

0xR3W1207
Çevrimiçi !

Tesadüf mü değil mi bilmiyorum ama Ceb ile aynı anda oyuna katılmıştık. Büyük ihtimalle tesadüf değildi, beni ve bilgisayarımı izlediğine yemin edebilirim, keşke kanıtlayabilsem.

0xR3W1207 (özel):
özlettin kendini

0xR3W1207 (özel):
nerdesin kaç gündür?

A//d3rW99 (özel):
Sadece bir gündür yoktum

0xR3W1207 (özel):
evet

0xR3W1207 (özel):
bir senedir :(

0xR3W1207
seninle bir görüntülü konuşma yapmak istiyor !
Aramayı başlat Reddet

Aramayı açtım. Elini ekrana yaklaştırdı ve salladı. Gülümsedim, günden güne daha da sıcaklaşıyordu. Eskisi kadar korkutucu değildi. Evet, belki biraz ürkütücüydü ama alışmıştım. Birisiyle arkadaş olmak için onu görmenize gerek yoktu. Tanımanız yeterdi. “Babam gelip bana tedavi olmamı söyledi. Şu… geyliğimide tedavi ettirecekmişim.” Güldüm. Yine bir sigara içiyordu. “Ne kadar sinir bozucu bir herif.” Başımı sallayarak onayladım. “Gerçekten tedavi olmayacak mısın?” İç çektim. Etrafa bakındım. “Olmayacağım. Dediklerinden sonra daha da inat ettim.”

“Tedavi olmak seni bence daha da kötü yapacak.” Onun sesi hep çok yumuşak ve sakindi, soğuktuda. Her ne kadar ısınmaya başlamış olsa bile bunu ses tonundan anlayamıyordum. İlgilenmiyormuş gibi konuşuyordu ama ne kadar ilgilendiğinide biliyordum. “Geçen bir şey değil. Tedavi dedikleri şeyde beynini sürekli uyuşturmaları. Ot gibi yaşayacaksın yani.” Külünü silkeledi. Yine üstünde parlak taşlarla üstünde bir şekil olan kapüşonlusu vardı. Beyaz renkteydi. “Sence her şeyi hissetmek mi yoksa bir daha hiç hissetmemek mi? Çünkü seçeneğin tam olarak bu soruya yöneltiyor seni.”

“Hoff… ne bileyim, sanırım bu şeyi hissetmemek isterdim.” Homurdandı, bir şey demedi. “Marjinal bir cevaptı.” Güldüm. Arkama yaslandım ve esnedim. “Seçtiğin bir seçeneğin, hayatının ne kadar değiştirebildiği çok ürkütücü. En küçük şey bile bir sürü şeye etki ediyor. Kelebek etkisi.”

“Bence seçenekler değilde, hayat çok ürkütücü. Yaşam. Doğuyorsun, büyüyorsun, ölüyorsun. On onluk değilsen bok gibi. Ölüme kadar uzanan süreçte acılar çekiyorsun, eline hiçbir şey geçmiyor. Sen kafayı yerken bir başkası hayatının ödülünü kazanıyor.” Göz devirerek alaycı bir tavırla güldüm. “Çok iyisin.”

“Evet. Öyleyim.” Bir süre sessizlik oluştu, sigarası sonunda bitmişti. “Sence bir kanguruyla kavga edebilir misin?” Kaşlarımı çattım, çok anlamsız bir soruydu ve ansızın gelmişti. “Neden bir kanguruyla kavga edeyim ki?”

“Soruma cevap ver.” Yani… kanguru. Bölgelerinde bile değilim ki. Nereden bileceğim?.. “Evet. Kazanırdım.” Cevap vermedi. Görüntülü aramanın ardında bilgisayarından bir şeyler yazıp duruyordu. “Kanguruları mı araştırıyorsun sen?” Yüzü ekrana yakın ama yine parazitliydi. “Evet. Dövüşebilmeleri çok komik. Ne kadar saçma. Bir de yumruk atıyorlar, kaslılarda.”

“Ceb…” Dikkatini bana verdi. “Hm?”

“Biz şu an ne konuşuyoruz?..” Araştırmasını bitirdi ve arkasına yaslandı, yüzü karanlığa gömülürken beyaz kapüşonlusu görünürde olan tek şeydi. “Kanguruları.” İç çektim.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.