insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Sokakta tek başıma ilerliyordum. Akşam saatinde yürüyüşe çıkmıştım. Sisli ve sakindi, etrafta kimseler yoktu. Kilisenin çanları çalalı çok olmuştu. Yemeği azaltmıştım, annemlede artık hiç konuşmuyordum. Ne o bana bakıyordu, ne ben ona bakıyordum. Birbirimize artık tahammülümüz yoktu. Ait olduğum evde yerim yoktu. Ceb’e bana olan şeyden bahsetmedim, kolumu kestiklerini söylemedim. Neden söylemedim bilmiyorum… sanırım ne kadar acınası birisi olduğumu bilsin istemiyorum.

Sanki herkes benden uzaklaşıyordu, Ceb bile. Sadece Rowen yanımdaydı ve bu… garipti. Rowen’ın benden nefret etmesi gerekiyordu, tamam nefret etmiyor ama beni sevmemesine rağmen bu kadar endişelenmesi fazla garip geliyor. Sonuçta beni sevmiyor, bunu bende görebiliyorum. Kötü davranıyor.

Hava çok serindi yine. Ellerim cebimde olmasına rağmen bir türlü ısınmıyordu. Buradaki soğuk havaya alışamamıştım, böyle bir soğuğada alışabileceğimi düşünmüyorum.

Keşke dert edeceğim tek şey bu soğuk olsaydı. Şimdi neye dert yanacağımı bilmiyorum. Okula gitmeye korkuyorum, tekrardan kollarımı keserler, tekrardan beni döverler. Biricik annemden koptum, dağıldık. Onu çok özlüyorum, onsuz çok yalnızım. Kafayı yiyorum, öldürdüğüm kız peşimde. Onun ruhu beni bırakmıyor. Gördüğüm, duyduğum şeylerin hangisi gerçek bilmiyorum. Uyku uyuyamıyorum. Etrafta vıcık vıcık deriler görmekten ürküyorum. Ölmeden rahatlamam ama ölmeye de cesaret edemiyorum. Ben… korkağım. Korkaklığın beden bulmuş hâliyim. O kadar çaresizim ki… ne yapacağımı düşünüp duruyorum ama hiçbir şey bulamıyorum. Kısır bir döngüdeyim.

Bir gece yatabildiğimde sabah uyandığımda ne kadar iğrenç hissettiğimi anlatamam. Bok gibi, neden yeni bir sabaha gözlerimi açmak zorundayım? Gece uyurken o, nefesimi kesip beni öldürse daha iyi olmaz mı? Olmaz tabii. Beni yavaş yavaş öldürecek, en mantıklı intikam. Neden ölerek kurtulayım ki?

Derin nefes alarak başımı yerden kaldırdım. İleride ve sokak lambasının altında sırtı dönük Lucan’ı gördüm. Gözlerim irileşti. Lucan’ı görmeye ihtiyacım vardı, günlerdir, belki haftalardır görmüyordum onu. Çok endişelenmiştim. Koşarak yanına gittim. “Lucan! Sonunda ya! Nerdesin sen—“ diyip bileğini tutup kendime çevirdiğimde o siyah gölgenin yüzünü gördüm. Simsiyah gözbebekleri, bembeyaz gözleriyle bana baktı. Hızla korkuyla yere düştüm.

Önümde kimse yoktu ama elime yerden bir gazete parçası değdi. Kalbim deli gibi atarken başımı çevirip gazeteye baktım. Dikkatimi çeken bir haber gördüm. “Gravebrook kasabasına yeni bir trajedi...” Bizim kasabamız. Gazeteye habere çıkmamız çok şaşırtıcıydı, ilk sayfası değildi tabii. Yırtık bir sayfaydı, son sayfalardandı. “…On sekiz yaşında ki genç çocuk, bileklerini keserek intihar etti...” Çocuğun resmini gördüğümde gözlerim irileşti. Bu oydu. O gün benim kollarımı kesen çocuk. Anlam veremedim, kafam karıştı, birkaç saniye yazıya bakakaldım. “…Gravebrook’un intihar sayıları gün geçtikçe artıyor, bu kasaba bir gün bu intiharlardan yok olacak.”

Sevindim. Nedense yüzümde bir gülümseme oluştu. Kendimi rahatlamış hissettim. Keşke daha kötü ölseymiş. Gülerek ayağa kalktım ve haberi tekrar okudum, keyiflendim de keyiflendim. En kötüsünü hak ediyordu, bu daha en iyisiydi. Keşke onu ben öldürebilseydim. Gazeteyi katladım ve cebime attım. Evin yoluna koyuldum, sisin arasından gelen insan ve geyik uğultularını görmezden gelmeye çalıştım. Korkar ve acele adımlarla yürüyordum.

Eve döndüğümde hemen odama girmiştim. Üstümü hızla değiştirdim ve masanın başına oturdum. Bilgisayarımı açtım.

A//d3rW99
Çevrimiçi !

Yedi şelale, adlı odaya tekrar girdim. Her zaman ki yerime oturdum, şelalenin başına. Ceb’in gelmesini bekledim, çevrimiçiydi ama rahatsız etmeyin durumundaydı. Bir-iki dakika bekledim.

0xR3W1207
Odaya katıldı !

Yanıma hızla geldi ve oturdu. Odadaki kişileri tekrardan attı. Yine yalnızdık.

0xR3W1207 (sohbette):
oyuna gel

0xR3W1207 (sohbette):
beni seyret

A//d3rW99 (sohbette):
Sonra

A//d3rW99 (sohbette):
Şimdi sana anlatmam gereken bir şey var

0xR3W1207
seninle bir görüntülü konuşma yapmak istiyor !
Aramayı başlat Reddet

Aramayı kabul ettiğimde yine bir sigara içiyordu. “N’oldu?” diye sordu sakin bir şekilde. Gazete parçasını katlayarak masaya koymuştum. Uzanarak aldım ve açtım. Kameraya yaklaştırdım, o da parazitli bir şekilde, okuyabilmek için kameraya yaklaştı. “Bu ne?” Sağ kolumu açtım ve kameraya gösterdim. “Bu şerefsiz… birkaç gün önce kollarımı okulda kesti.” Kameradan uzaklaştı ve sigarasını içmeye devam etti. Hiçbir şey demedi. “Ve bileklerini keserek intihar etmiş. Ne kadar iyi bir haber olduğunun farkında mısın?” Güldüm.

“Alder…” Gülmeyi bıraktım ve ona baktım. Bana kızacağını düşündüm. “…bana neden anlatmadın bunu?” Durdum. Doğru, ona anlatmamıştım. “Bilmem… An…anlatmadım.” Sigarasını bitirmeden söndürdü. Sonra derin bir iç çekti, duydum. “Neden? Bende mi onlardanım?” Kameraya yaklaştı ve fısıldadı, ürkütücüydü. “Hayır… hayır tabii ki öyle değilsin, bunu biliyorsun Ceb.”

“O zaman bana neden anlatmadın?” Yüzünü parazitlerden göremiyordum ama gözlerimin en derinine baktığından emindim. Bu beni korkutuyordu. “Çünkü… çünkü sikeyim… ne kadar acınası olduğumu görme diye. Ne kadar korkak olduğumu bilme diye.” Kameradan uzaklaştı. Yeni bir sigara yaktı. “Sen sadece yalnızsın. Aciz ya da korkak değilsin. Yalnızsın Alder. Yal-nız-sın. Benim gibi. Biz aynıyız.” Sessiz kaldım. O da sessiz kaldı. Kolunu sıyırarak peçeteyle kanayan kesiklerini sildi ağzındaki sigarayla. Artık kolunda yeni kesiklere iz yoktu, hep üstüne üstüne yapıyordu. Bazenleri direkt karşımda yapıyordu, bazenleri kanlar içinde aramayı açıyordu. “Seni bir gün görebilecek miyim?”

“Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim.” Başımı salladım gözlerimi devirirken. “1. Korintililer 13:12” Mırıldanarak onayladı. “O zaman, dediği ahiretten sonra.” Tekrardan mırıldandı. “Seni ölünce mi göreceğim?”

“Belkide.”

“Ceb!”

“Bambi?” Onuda görmek istiyorum. Yüzünü görmek istiyorum. Bana yakın olduğunu söylemişti. Ama tanıdığımı söylememişti tabii. “Bir gün yüzünü göstereceğini söyledin.”

“Yeri gelirse göstereceğimi söyledim.” İç çektim. Gerçekten Ceb ile konuşulmuyordu. Her şeye bir cevabı vardı. Her şeye. Hiçbir şeyin altında kalmıyordu. “Ve yeri gelmedi. Yerinede ben karar vereceğim. Belki öldüğünde, belki ölmeden önce.” İç çektim. “Sen beni görebiliyorsun, ben seni göremiyorum. Haksızlık.” Sigarasını içine çekti ve üfledi. Hafifçe sırıttığını duydum. “Ben seni göremiyor olsaydım yine de seni görürdüm. Seni seyrediyorum.” Tüylerim ürperdi, derim kabarırken hafifçe irkildim. “Ceb.”

“Üzgünüm.” Bana garip ve korkunç şeyler söylemeyeceği konusunda anlaşmıştık ama o bazen unutuyordu. Ya da onun karakteri böyleydi.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.