insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Rowen bizde kaldıktan sonra gitmişti. Çok fazla sohbet etmemiştik. Bana ilacı günde bir kez içmem gerektiğini söyledi, en azından ateşim geçene kadar. Yaşadığım o şeyi tekrardan yaşamaktan çok korkuyordum, o ilaç beni koruyordu. Eğer olmasaydı tekrardan yanacağıma emindim.

Neyse ki ateşim düşmüştü, artık daha sağlıklıydım ve bileğim iyileşmişti. Üzerine basıp normal bir şekilde gezebilirdim. Yine de kendimi kötü hissediyordum, o yanma hissini asla unutamıyordum; aklımdan çıkmıyordu, bana çok fena acı çektirmişti. Geri dönecek diye ödüm kopuyor…

Annem odaya girdi. “Alder, nasıl oldun oğlum?” Duştan çıkıp kurulanarak temiz kıyafetlerimi giyiyordum. “İyiyim… sanırım.” Tişörtümü üstüme geçirdim ve yatağa oturdum. Annemde yanıma oturarak elini omzuma koydu. “Üzgünüm, sana yardım edemedim. Çok korktum, bir anda ne yapacağımı bilemedim.” Annem çok hassas bir insandı, en küçük şeye üzülür ve kendini her şeyden sorumlu tutardı. Babamın bu kadar alkolik olmasında bile kendisini suçluyordu. “Hayır, anne, sorun değil. O durumda ne yapacağını bilememek çok normal.” Hafifçe gülümsedim. “Gerçekten sorun değil.” Elini tuttum. Bir şey demedi, o da sadece buruk bir şekilde gülümsedi ama dediğimin onda hiçbir şeyi değiştirmediğini biliyordum. “Rowen ve Lucan olmasaydı kim bilir şimdi nasıl olurdu. O çocuklar çok iyi insanlar, sürekli bize yardımcı oluyorlar…”

Hafifçe güldüm ve yerde yatan Velra’ya baktım. Başını kaldırarak merakla bana baktı. “Velra öyle düşünmüyor ama, onlara sürekli hırlayıp duruyor.” Annem uzanarak onun başını sevdi. Dişi kurt şımararak ayağa kalktı ve kuyruğunu iki yana sallayarak annemin bacak arasına girip karnına kafasını koydu. “Yabancı bir yer, yavaş yavaş o da alışacak, değil mi kızım?” Velra sevimli bir şekilde havlayarak cevap verdi. “Eğer kendini iyi hissetmiyorsan okula gitmek zorunda değilsin. Biraz daha dinlen.” Başımı sallayarak onayladım ve teşekkür ettiğimde yanağımı öperek odadan çıktı.

Derin bir iç çekip ayağa kalktım ve bilgisayarın başına geçtim. Epey bir zamandır oyuna girmiyordum, onunla yüzleşmeye korkuyorum. Ondan korkuyorum. “Korkak olmaktan vazgeç artık Alder. Çocuk gibisin…” Soluklandım ve oyunu açtım.

Kullanıcı ismi
A//d3rW99
Şifre
******************

Oyuna tekrardan hoş geldin A//d3rW99 ! Uzun zamandır görüşemiyorduk. Kendini bu kadar özletme !

Böylesine ürkütücü bir oyunun bu kadar samimi olması komikti. O yine çevrimiçiydi, oyundan hiç çıkıp çıkmadığını merak ediyordum.

0xR3W1207 (özel):
hoşgeldin

0xR3W1207 (özel):
şaşırdım doğrusu

0xR3W1207 (özel):
daha iyi oldun mu? :)

Oyuna girer girmez irkildim. Tüylerim dikeldi. Beni yedi yirmi dört seyrettiğine eminim, belki şu an bile bir yerlerden beni seyrediyordur. Yine de onunla konuşmak istemem garipti. Başka bir seçeneğimde yoktu zaten.

A//d3rW99 (özel):
Beni ne zaman rahat bırakmayı düşünüyorsun?

A//d3rW99 (özel):
Sonsuza kadar böyle gizemli ve sapık bir şekilde mi yaşayacaksın?

A//d3rW99 (özel):
Beni rahatsız ediyorsun.

A//d3rW99 (özel):
Hemde fazlasıyla.

Birkaç dakika boyunca bir şey yazmadı. Sessizliği bile ürkütücüydü. Konuşmasını istedim, nedense buna ihtiyaç duydum. Boş boş ekrana bakıyordum.

A//d3rW99 (özel):
Orda mısın?

A//d3rW99 (özel):
Kırıcı mı oldum?

A//d3rW99 (özel):
Üzgünüm.

0xR3W1207
Çevrimdışı !

“Off ya, ne diye trip atıyor ki? Sanki suçlu benim.” Taciz etmek yerine benimle yüzleşip normal bir şekilde arkadaş olsa bir şey fark etmeyecekti. Gerçekten… neden bunu yapmıyor ki? Sırf kurucu olduğu için mi? Ama zamanla bana yüzünü göstereceğini söylemişti. Her şey gerçekten çok kafa karıştırıcıydı.

0xR3W1207
kamerasını paylaşıyor !

A//d3rW99
kamerasını paylaşıyor !

Bir anda ekranıma çıktığında yerimden sıçradım. Hâlâ çevrimdışı görünüyordu. Bu adam gün geçtikçe ürkütücü bir hâle geliyordu. “Seni rahat bırakıyorum.”

“Seni rahat bırakıyorum Alder. Ancak büyük bir hata yapıyorsun.”

“Ne… ne demek istiyorsun?..”

“Yapayalnız kalacaksın. Bana ihtiyaç duyacaksın. Çok pişman olacaksın.” Yutkundum. Ekrana yaklaştı. “Senin tek ilacının ben olduğunu anlayacaksın, buraya gelip bana yalvaracaksın. Benden başka arkadaşın olamaz. Bana ait olduğunu söylemiştim, bunu çok geç anlayacaksın.” Hiçbir şey diyemedim. Beni yalnız bırakmasın istedim. “Ceb ben… ben özür dilerim.” Garipti. Neden ondan özür diliyorum? Bana zarar veriyor. Neden beni yalnız bırakmamasını istiyorum? “Ceb özür dilerim… özür dilerim beni yalnız—“

Görüntülü arama sona erdi.

Hayır… hayır ya… onu hiçbir zaman kırmak istememiştim. Oyundan beni attı. Uygulamaya defalarca tıkladım ama açılmadı. Oyuna giremiyordum. “Hayır…” Üzüldüğümü hissettim. Ormandaki adamın o olup olmadığını bile soramamıştım.

Ormandaki adam o olsa ne değişirdi? Beni seyrediyor olsa ne değişir? Yüzünü bilmiyorsan, kim olduğunu bilmiyorsam; kendine zarar veriyorsa değişen ne olur? Bana hiçbir zaman zarar vermedi, üzerime geldiğinde, yaklaşmamasını söylediğimde durup uzaklaşmıştı. Bana hiçbir zaman zarar vermek istememişti. Belki de dışarıdaki insanların aksine asıl insan oydu. Ürkütücüydü ama niyeti hiçbir zaman kötü değildi. Benim arkadaşımdı. Ama şu an yalnızdım. Gerçekten yalnız hissediyordum. Sessiz gecelerde oturup sohbetler etmiştik, bana bu oyunu öğretmişti. Şimdi ise odam hiç olmadığı bir şekilde sessizdi.

Derin bir iç çekip ayağa kalktım. Odamdan çıkarak montumu giydim. “Oğlum, bir yere mi gidiyorsun?” Anneme baktım ve başımı sallayarak onayladım. “Biraz dolaşacağım, hava almam lazım.” İç çekti. “Ama oğlum—“ Tedirgindi, kayboluşumdan beri benim üstüme dahada düşüyordu. Onun omuzlarını tutup hafifçe gülümsedim. “Sorun değil anne, fazla uzaklaşmayacağım.” Ayakkabılarımı giydim ve evden çıktım. Yavaş yavaş merdivenleri inerken düşüncelere dalmıştım.

Bundan sonra ne olacağı hakkındaydı. Aslında Rowen ve Lucan varken Ceb’in arkadaşlığını kaybettiğim için üzülüyor olmam garipti. Kabul etmek gerekirse başıma bir şey gelmediği sürece Rowen çok da iyi bir arkadaş değildi. Beni umursamıyor, belki de benden fazla hoşlanmıyor gibiydi. Lucan iyi bir arkadaştı, evet. Havalı ve anlayışlıydı da. Ancak ortalarda hiç görünmüyordu, çok nadirdi. Başka da arkadaşım yoktu, onlar o kadarda arkadaşım değildi.

Ancak Ceb ise… bilmiyorum. Onda anlatamadığım şeyler vardı. Garip ve ürkütücü birisiydi ama bana benziyordu. Yalnızdı ve toplumdan soyutlanmıştı. Onunla vakit geçirdiğimiz zamanlarda canımı sıkan her şeyi unutuyordum.

Apartmandan çıktım. Dışarıda kar yağıyordu. Hemde lapa lapaydı. Beyaz kar taneleri havaya kaldırdığım avucuma yerleşiyordu. Elimin ısısıyla yavaş yavaş kayboluyorlardı. Havadaki soğuk yumuşamıştı ama yine de soğuktu. Usulca gülümsedim, kardan oldum olası hoşlanmıştım. Beni küçük bir çocuk gibi heyecanlandırıyordu.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.