57. BÖLÜM: TOZUN İÇİNDEKİ İSİM
Lehron yerdeki tozları avuçlamaya çalışıyordu.
“Ne olursa olsun Henna,” diye haykırdı. Sesi kendi boğazından değil, parçalanmış bir yerden çıkıyor gibiydi. “Sana kimsenin, hiçbir şeyin dokunmasına izin veremem.”
Ama ortada artık Henna yoktu.
Ne bedeni vardı ne saçları ne sesi ne de az önce korkuyla ona bakan gözleri. Yalnızca toz vardı. Kollarının arasından dağılıp gitmiş, parmaklarının arasına sığmayacak kadar ince, tutmaya çalıştıkça daha çok kaybolan toz. Lehron yaptığı seçimin doğruluğunu sorgularken buldu kendisini. Hayır, muhtemelen doğru değildi. Doğru olsaydı onu böyle tüketmezdi. Doğru olsaydı kollarında sevdiğinden geriye yalnız toz kalmazdı. Doğru olan şey, insanın kalbini bu kadar sessiz ve bu kadar kesin biçimde boşaltmazdı.
“Ayağa kalk Henna,” dedi. “Buradan gitmeliyiz. Uyan.”
Ama cevap gelmedi.
Çünkü Henna yoktu.
Çünkü Henna’ya ait herhangi bir şey yoktu.
Sadece toz vardı.
Derken kulağında bir ses yankılandı.
“Kalk Lehron,” diyordu ses. “Doğru olan şeyi yaptın.”
Lehron başını yerdeki tozlardan kaldırdı. Bir an Henna’yı gördüğüne yemin edebilirdi. Sanki o tozun içinden, o korkunç yokluğun içinden bir yüz doğmuştu. Sonra sesin sahibinin Henna değil, omzuna dokunan kraliçe olduğunu fark etti. Kadının gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Beti benzi atmıştı. En az Lehron kadar acı içindeymiş gibi görünüyordu. Kralını kaybetmemişti bu hatta; ama önünde ölenlerin, yok olanların, dağılan insanların ve Lehron’un kollarındaki Henna’nın acısı yüzüne kazınmıştı.
Yine de dik duruyordu.
“Kalk asil savaşçı,” dedi tüm vakarıyla. “Kalk ve buradan gidelim. Bizi buradan çıkarmak için öncülük et. Zira bu ruhlarla savaşmayı bilen tek kişi senmişsin gibi görünüyor.”
Lehron, kraliçenin bakışlarını takip etti. Hâlâ yerde yatan diğer iki şekilsiz cesedi gördü. Daha doğrusu onların geride bıraktığı kapkara toz parçalarını fark etti. Dağılmış bir şekilsiz varlık. Onun öldürdüğü, yok ettiği ya da artık adına her ne denebilirse ondan geriye kalan şey.
Aslında nasıl yapabildiğini bilmiyordu. Kılıç savurmuştu. Metal temas etmişti. Soğuk patlamıştı. Varlık dağılmıştı. Belki de bütün bildiği buydu. Ama bir şekilde karşı koyabilmişti. Bu bilgi, Henna’yı geri getirmiyordu. Bu bilgi, kollarındaki boşluğu doldurmuyordu. Yine de kraliçenin gözünde bir anlam taşıyordu.
Lehron zorlukla ayağa kalkarken kendisine şaşırdı. Bedeninin hâlâ hareket edebiliyor olması haksızlık gibiydi. Henna yoktu, ama o ayağa kalkabiliyordu. Dünya böyle korkunç bir adaletsizlikle işlemeye devam ediyordu.
Zaffer arkasında, kral ve kraliçenin hemen yanında duruyordu. Lehron onu yalnız göz ucuyla gördü. Umurunda değildi. Bir zamanlar işkencecisi olan adamın orada olması, artık içindeki büyük boşluğun yanında önemsiz kalıyordu. Kral da oradaydı. Kraliçe de. Henna’nın ölme nedeni olan seçim, onları hayatta bırakmıştı.
Lehron’un tek umursadığı şey, bu insanları kalenin güvensiz koridorlarından çıkarmaktı. Belki görev buydu. Belki ceza. Belki de Henna’nın yokluğundan sonra yapabileceği tek hareket, ölümüne neden olan seçimi sonuna kadar taşımaktı.
Yerdeki tozlara son kez baktı.
Henna’nın adı boğazına geldi.
Söylemedi.
Çünkü söylerse yürüyemeyecekti.
Kılıcını daha sıkı kavradı ve ileri baktı.
Seçim
• Lehron’un içindeki kırılmayla devam etmek için 58. Bölüme geçiniz.
BÖLÜM NOTU
Burada Lehron’un önünde artık basit bir kaçış yok; kaybın ardından ayağa kalkmak bile başlı başına bir seçim gibi duruyor. İnsan bazen yaşayabilmek için değil, hâlâ birilerini koruması gerektiği için yürümeye devam eder.
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı