Sıcak çikolata, hazır paketlerde toz halinde bulundurulur ama... Bu onun tadından Soğumaına neden olur. Bu yüzden sütle karışmış hakiki çikolatayı kendin eritip sıcak hale getirirsin. Toz halindekinden bambaşka süper bir seviyeye ulaşırsın. İşte bu sıcak çikolatanın hazzını, hafif şeker kullanarak arttırabilirsiniz.

‘’Efendim. Ha bire sıcak çikolata içiyorsunuz?’’

Dümdüz bir bakışı vardı. ‘’Güneş’in... Hayır. Adı bu değil. Unutalım gitsin olur mu?’’

Zemheri kafasını eğdi. ‘’Peki efendim. Şimdi ne yapacağız?’’

‘’Varyant tekniğini bağlama büyüsü ile ona aktardığım safkanın beden analizi tamamlandı. Evrim yeteneğimi kullanmadan sizi yaratacağım ki, hür iradeleriniz olsun.’’

‘’Bedeninde bir sorun çıkmadı. Yaşamaya hazır durumda. Ziyaret edelim mi?’’

‘’Olur efendim.’’

Sıcak çikolatasını kafaya diktikten sonra paltosunu aşağı sallandırarak ayağa kalktı. Yürüyüp kapıyı açtı Zemheri. ‘’Buyurun efendim.’’

‘’Luard rapor verdi mi?’’

Zemheri kafasını salladı. ‘’Gönderdiği bilgiler 3 saat içinde bizim kanallarımızda olacak. O kadar uzaktan göndermesi, onun cihazına rağmen 3 saat sürüyor.’’

Gülümsedi. ‘’En iyi teknoloji ve tamirci olduğunu o söylüyordu. Şaşırmadım. Hep yanıltırlar.’’

‘’Kurucu Ebvabil, Yuukka ile başka bir diyarı ziyarete gitmişler.’’

Koridorda yürürken gülümsemesi mum ışığında epey gözüktü. ‘’Biliyorum. Onun gizli perdesinin kalkması için onunla savaşacağımı düşündü. Ve bunu ertelemek için diyar değiştirdi. Kendini kandırmasın. En temel sebebi bu.’’

‘’Ne de olsa...’’

Elini kılıcına attı ve kılıcında ki göz belirdi. ‘’Hepsi yanılsamam altında.’’

Yanılsama tekniği, birini manipüle etmenin zirvesine kadar yaşatan nihai bir tekniktir. Omai bu gücü kendine yaratmıştır. Çünkü ona göre birilerini kandırmak, yapılacak en kolay şeydir.

En sonunda kapıya geldiler. Mor bir kapıydı. Ama asıl rengi bu değildi. Bunu görünce gülümsedi ve elini kapıda gezdirdi. ‘’Başarı oranım gitgide artıyor. Artık başarılı olmak için deneklere ihtiyacım olmaması, beni ileriye taşıyan şeylerden birisidir.’’

Kapıyı açıp içeriye girdi. Zemheri arkasına düştü. Mosmor bir enerji etrafa saçılıyordu. ‘’Uyanmamış değil mi Liderim?’’

Yine gülümsedi. ‘’Uyansaydı enerjisini kontrol edebilirdi. Biz uyandıralım mı? Ne de olsa hür evrimi tamamlandı.’’

Evrim, bedene bağlama büyüsü ile zoraki ve kendine köle yaptığı teknik olan evrim değildi. Kendine has cihazlarla yaptığı bir evrimdi.

Kendi tekniği olan evrimi kullanırsa, kullandığı kişiler, Anthea’da olduğu gibi hür iradeleri olamazdı.

Yaratılan safkanlar Omai’yi lider bellemeyi kendileri seçmişti. Ama tekniğin etkisi altındakiler bunu reddetse bile onu kider benimserler. Çünkü teknik direkt olarak iradeyi etkiliyordu.

Uyku cihazının yanına kadar geldi. Ardından düğmeye bastı.

‘’Uyandırdıktan sonra Saraya gideceğim. Ben yokken ona temel şeyleri öğretirsin. Kendini, diğer safkanları tanıtırsın. Ona adını da söylersin. Adı... Meruem.’’

Paltosunu çıkardı ve duvarda bir askılığa astı. Yardımcı kurucu olurken giydiği kıyafetler kalmıştı üzerinde.

‘’Bol şans. Onu aşırı güçlü yarattım. Çünkü Varyant tekniğine tam olarak hakim olması gerekiyordu.’’

Zemheri soluk bakışıyla söyledi. ‘’Sorun yok liderim. Rahatınıza bakın.’’
Cihazın kapağı parçalandı ve içinden bir el çıktığını gördü Zemheri. Şaşırmadı tabi çünkü duygu değişimi yoktu onda.

Avucunu boş bir alana yönlendirdi ve orada bir geçit aktif etti. Varış noktasında zaten bir geçit vardı. İlk noktada geçidi nereye açarsan aç, varış noktası geçidine bağlarsan bir şey fark etmezdi.

Bu geçitte kendi saraydaki ofisine açılıyordu.

Meruem doğruldu. Ve onun bir kız olduğunu fark edince daha da garipsedi. Ama yüz ifadesi hiç değişmiyordu.

‘’Bu da ne lan böyle. Beynim zonkluyor.’’

Ayağa kalktı ve cihazdan dışarı çıkıp yere adımını attı. Zemheri gözlerini başka yere çevirdi. ‘’Giyin. Askıda Liderimizin paltosu var.’’

Kendine bakındı. Çıplaktı. Paltoyu aradı gözleri. Yürüyerek onu askıdan alıp kendini sardı.

Boynunu kıtlattı. ‘’Eh. Eski anılarım hala duruyor gibi.’’

İşte bu ilginçti. Çünkü bu safkanlar ölü bedenleri, Omai’nin yarattığı ruhların içerisine girip yapılıyordu. Eski bedenin beyindeki anıları hala orada olduğundan, Meruem bunu kendi anıları sanıyordu.

‘’Eski anılarını unut. Önünde yeni bir hayat var Meruem. Bu senin adın.’’

‘’Hah. Öyle mi? Adım meruem mi?’’

‘’Peki Liderimiz... dediğin kişi nerede?’’

Zemheri onun hiperaktif biri olabileceğini düşündü. ‘’Liderimizin 2 kimliği var. 2. kimliğini şeytani enerjiye ulaşmak için kullanıyor. Onu böyle sorularla rahatsız etmemelisin.’’

Ona dik dik baktı. ‘’Bu görünüşte ne böyle? İlk defa böyle bir görünüş görüyorum.’’

Tamamen buz gibi görünmesi, vücut sıaklığının eksi derecelerde olmasından dolayı cildi donuyordu. Bu da onun buzul bir görünümüne sahip olduğunu gösteriyordu. Ama bağlama büyüsü ile bağlandığı için, bu teknik onu öldüremiyor.

‘’Önemi yok.’’

‘’Diğer safkanları tanıtacağım sana. Beni takip et.’’

Kafasını havaya dikerken kulağını kaşıdı. ‘’Olmaz. Onlar buraya gelsin.’’

İçinden düşündü Zemheri. ‘’Liderim. Ruh halleri de mi eski ölü bedenin hatıralarından?’’

Bu pek doğru değildi aslında. Omai ruh hallerini kendisi şekillendirmişti. Çünkü kendisine ihtiyacı olan şeyleri hep yapıyordu.

Zemheri mosmor ve sapından kurdelelek sarkan kılıcı ona fırlattı. Meruem yana doğru kaçındı bu sırada. ‘’Ne yapıyorsun sen bakayım?’’

Zemheri tutmasını beklemişti ama onun böyle kaçacağını hiç düşünmemişti.

‘’Gücünü dağıtmak için bir cisme ihtiyacın var. Bağlama büyüsü yapki senin olsun.’’

Kendi kılıcından örnek göstermek istedi. Tamamen buzul bir yapısı olan kılıç oluşum tekniğiyle meydana geldi.

Havada süzülürken Zemheri onu eline aldı. ‘’Bu benim kılıcım. Oluşum ve ters oluşum teknikleriyle meydana getirip silebilirsin.’’

‘’Biliyorum o kadarını.’’

Zemheri anlamıştı. Omai ruhları yaratırken temel şeyleri bilmesini sağlayarak yaratıyordu. DÜnya ile bilinen şeylerde bedenin zihninden eski yaşamından ne biliyorsa oydu.

Yürüyüp kılıcı yerden aldı. Avucunu iyice açtı ve iki elini de kılıcın sapına koydu. Yere ters bir şekilde tutarken söyledi.

‘’Bağlama büyüsü.’’

Kılıç ile Meruem’in enerjisi bağ kurdu ve zihninde yer edindi. Kılıcı elinde show yapar gibi sallamaya başladı.

Zemheri yürürken oradan çıkmak istedi. Meruem onu takip ederken söylendi. ‘’İlla yürüyeceğim ha.’’

‘’Ölmezsin.’’

Meruem kendini yere attı ve garip bir oyunculukla söylemeye başladı. ‘’Ağh. Hayir. Ölüyorum. Ölüyorum.’’

‘’Elini ona doğrulttu. ‘’Yardım et. Lütfen.’’

Sesini hafiften kıstı. ‘’Yaşamım bu kadar kısa mı sürecekti.’’

Yere uzandı ve gözlerini kapattı. Zemheri donuk gözlerle ona bakıyordu. Bir şey demek gelmiyordu içinden. Kapıya döndü ve açtı kapıyı.

‘’Gelirsin. Ben gidiyorum.’’

Hızla doğruldu Meruem. ‘’Demek ben ölsem umursamayacaksın ha?’’

Onu görmezden gelip yürümeye devam etti. Meruem peşine takıldı ardından. ‘’Koridorlarda epey darmış.’’

‘’Susacak mısın artık?’’

Başka bir odaya açılan sürgülü kapının önünde durdular. ‘’Hazır mısın?’’

‘’Değilim. Ben gidiyorum.’’

Zemheri kılını kıpırdatmadan onun kapüşonundan tuttu. ‘’Gel buraya.’’
Kapıdan içeriye girdiler. Zemheri, Anthea, Fex, Meruem aynı oda da ve birbirlerini görüyorlardı.

Elini ikisine de gösterdi. ‘’Bu Fex. Bu da Anthea.’’

Meruem yüzünü çevirdi. ‘’İlgilenmiyorum aslında. Başka ne ilgimi çeker biliyor musun?’’

‘’Çikolatalı pasta.’’

Fex ve anthe onu ilk defa gördüğü için şaşırmıştı. Anthea’nın iradesi değişmeseydi de, uzay gemileri altında ezilen örgütte ölüme bırakılan diğer deneklere üzülürdü. Ama hepsi öldüğünden, deneklerden sadece geriye o kaldı.

‘’Bu yeni safkan mı?’’

‘’Üstüne gitmeyin. Aramızdaki en güçlü safkan.’’

Tabii ki Fex bu lafın altında kalmak istememişti. ‘’O nasıl oluyor bakalım?’’

Fex’i bilmiyorsanız, Zemheri’ye bağlama büyüsü ile buz yapılmıştı hani... Fex ise bağlama büyüsü kullandırttırılıp ağaç ile yapılmıştı. Anthea iradesiz evrim kurbanı olduğu için bedenine bir cisim bağlama büyüsü yerine şartlı teknik yerleştirilerek safkan olmuştu. O da karşılaştığı herhangi birinden daha hızlı olmasıydı.

Meruem ise, varyant gibi yüksek enerji isteyen bir tekniği kusursuz kullanabilmesi için, daha güçlü bir halde yaratılmıştı. Bu yüzden Omai ona en çok değeri veriyorsa, Zemheri’de buna saygı duyuyordu.

Anthea cam kenarında yaslanırken dışarıdaki çöl bir bir gözüküyordu. ‘’Efendimiz bana liderlerden birini öldürme görevi vermişti ama Ebvabil onunla beraber diyar değiştirdi. Görev askı da kaldı.’’

Zemheri, Omai gittikten sonra bütün safkanlara geçici emir veren tek kişiydi.

‘’Şimdilik bütün görevler askıda kalsın. Benim görevim devam edecek. Ben gelene kadar ayrılmayın.’’

Zemherinin görevi vardı ve bunu merak etmişlerdi.

Özellikle Meruem direkt sordu. ‘’Dura bakalım. Nereye öyle?’’

Zemheri kısa açıklamanın onlara yeterli olmayacağını düşündü. ‘’Safkanlar, ölü ve büyüsüz bedenlere yapılan başarılı bir evrim kombinasyonu sonucunda yaratılır. Ama ilk defa büyülü bir ölü bedene kombinasyon yapmak istedi. Bu da büyü aktarmak yerine kaynak enerjisini değiştirip lanet enerjisi yaparak olacak. Bunun sonucunda ne olacağını bilmediğinden merak edip yapmak istedi. Bende büyülü bir ölü beden bulmaya gidiyorum.’’

Sırıttı buna Meruem. Çok açık vermişti. ‘’Ölü bedeni mezardan kazıp bulamayacağına göre... Dikkat çekmemen gerek değil mi?’’

Dik bakışı ile yan gözle baktı. ‘’Doğru. Kendim öldüreceğim.’’

‘’Belli değil miydi ha? Söylemene gerek yok aslında. Hem. O bakışta ne öyle?’’

‘’Tabii ki başkaları ile savaşmayacağım. Zayıf ve insanları aşağıya çekenleri hedef alacağım. Hırsızlar, tecavüz edenler, başarıları kıskananlar... Bunların hepsi insanları aşağı çeker. Ve Efendimiz bundan nefret eder. Bu yüzden hedefim onlar olacak. Ve öldürürken duygu beslemeyeceğim.’’

‘’Tamam tamam. Gidebilirsin artık.’’

Zemheri unutmadan söyledi. ‘’Kendine kıyafet bulsan iyi olur. Efendimiz geri geldiğinde paltosunu isteyecektir.’’

‘’Hay hay.’’

Kapıdan çıktı ardından. Uzak küçük bir şehire yolculuk etmek istedi. Birden fazla deneğe ihtiyaç olduğundan bütün şehri öldürmek zorundaydı. Bu yüzden tereddüt etmeden bunu yaptı.

‘’ENGELLEME: ATLANTİSİN BUZUL ÇAĞI YÜKSELİŞİ.’’

Hemen arkasında yerden bir taht çıkmaya başlamış ve tahtın arkasına da buzuldan binalar oluşmaya başlamıştı. Bütün zemin anında eksi yüz derecelerde donarken havada bu yüzden eksi yüzlere kadar çıkmıştı. Tabi bu ilk saniyesiydi. Yapıtaşı tamamlandıktan sonraki ilk saniye, buzul çağını tamamlar ve direkt olarak ortamdaki havayı eksi yüzlere kadar düşürebilirdi.

İkinci ve diğer saniyelerde ortam sıcaklığı Zemherinin vücut sıcaklığı, yani eksi 269 dereceye kadar düşer ve donmaktan daha beter bir hal olurdu burası.

Zemin kaskatı olmuş, bunun yanında şehirdeki bütün binalar donmuştu. Alandaki atmosfer bile donmuş ve nefes alınamaz hale gelmişti.

‘’Şartlı teknik.’’ Şartlı tekniği nefes alabilmek için kullandı.

Kılıcını oluşum tekniği ile eline aldı. ‘’Kutsal anahtarın sembolünü kullanmadan yapabiliyordum demekki. Bunu gizlemem gerek.’’

Kılıcını serbest bıraktı ve yere sürtmeye başladı. Buzul kılıcı daha katı ve sert gözüküyordu. Gözleri buzul rengini tam yansıtıyordu.

Nefes verirken bile soğuk buharı çıkıyordu ağzından. Bir iç çekti.

Bambaşka bir ses daha geldi. Bu sesi hiç tanımıyor ve hiç bilmiyordu. ‘’Aman aman.’’

Yavaşça arkasını döndü. Ve birini görebiliyordu. Ama pek insana benzemiyordu. ‘’Yaşıyor musun? Bu sıcaklığa dayanabilmen tek bir şeyi gösterir.’’

Büyüler yaratılmadan önce, 10 efsanevi büyü kitabı yaratıldı. Bu 10 büyü kitabı, büyülerden önce bile olan, sınırsızlığın sembolü olarak şekillendiler.

Ve 1 tanesi tam karşısında, tanımadığı birinin elinde duruyordu.

Kitap tam bir büyü kitabı ve ışıl ışıl parlıyordu.

Kitapların sınırsızlık adı altında özellikleri vardır. Bu kitapların sahip oldukları güç hiç kimse tarafından ele geçirilemezdi. Bu yüzden bağlama büyüsü ile sahibi olup kitabın gücü senin bedeninle paylaşıldığı için kullanabilirdin.

‘’TERMO.’’

Gözlerini hafiften kıstı. ‘’Termo’ mu?’’

‘’Seni bilerek seçtim. Safkan. Buzu kontrol edebilmen yüzündendi. Bir insan değilim. Bu yüzden suçu insanlara atmayı bırakabilirsin. Görüyorum ki Omai’nin tekniği çok geniş... Bu yüzden ne yaparsam yapayım işe yaramayacak... Sana açıkça söylüyorum. Omai, Ebvabil ile savaşsın diye kışkırtılıyor.

Ebvabil ile savaşında Omai kaybedecek. Uzun bir savaş olurdu. Ardından dünyaya ordularımı indireceğim.’’

Bütün kendini gizleyen kıyafetleri kenara fırlattı. Kanatları ve boynuzu vardı. ‘’Maraka’nın görünüşü gibi... İblissin.’’

‘’Evet. Dünyayı istila etmek için 4 ırk yerinde sayıklıyor.’’

‘’Anladım. İblis. Kitaba sahipsin diye yanıma yaklaşabileceğini düşündün.’’

‘’Yanlış anladın.’’ Dedi sırıtarak. ‘’Kitap benim değil. Ödünç aldım.’’

Zemheri kılıcını boşa savurdu ve delicesine soğuk buzlar ona isabet etti. Bütün bir yol buzla kaplanmış, adeta buz çağı başlatacak kadar fazlaydı.

Kitap yükselerek gözden kayboldu.

İblis bir şeyi düşünememişti. Buzul tahtın, bir engelleme tekniğinin yapı taşı olduğunu anlayamaması, kılıcın ters şekilde durmamasından dolayı da böyle bir şeyle aklının ilişmemesi onu yanıltmıştı. Ama bütün baskı gücü devre dışı, engellenmişti.

Zemheri aşağılamak için tahtını ona çevirdi telekinezi gücüyle. Ardından oturdu ve bacak bacak üstüne attı. ‘’Sen ölmeden seni dinliyorum. Eminim ki buzları eritebilirsin. Ya da... Eritemezsin. Sonuçta bu buzlar, eksi 260 dereceden daha düşükler. Senin basit bir alevinle sönüdürülemezler.

Belki de bu konuşma boşunaydı. Çünkü çoktan öldün sayılır. Kitap senden çekildi. Bu kasıtlı bir durumdu belki de. Sana saldırdığım an kitabın sahibi kitabını geri aldı.’’

Sesi hiddetlendi. ‘’Yanlış düşündün. Liderimiz Omai... Ebvabil’e yenilmeyecek.’’

SINIRSIZLIĞIN SEMBOLÜ. TERMO KİTABI.

Bu kitabın içinde ki büyü sıcaklıkla alakalı bir büyü. Sınırsızlık kitabı da, içinde ki büyü hangi büyüyse, sınırsızlık seni ona dayanıklı yapardı. Yani tam anlamıyla ne kadar soğuk olursa olsun ya da sıcak olursa olsun, kitabın sahibi bu etkilerin bir gramını bile yaşamazdı.

Sınırsızlığın sınırsızlık kitabı, yaratılmış en güçlü büyü kitabıdır. Bu ise içinde büyü yoktur. Kitaplar içindeki büyüye dayanıklı hale getirirken onları kullanabilirlerde. Ama sınırsızlığın sınırsızlığı kitabı, tek bir büyüye ve ya etkiye bağışıklık sağlamaz, bütün olabilecek her bir yaşanabilir olaya bağışıklık sağlayabilir.

O kadar güçlü bir savunma yöntemi ki, bunun yanında bunu aşabilmesi için sonsuz bilgelik tekniği yaratıldı.

Az önce ki Zemheri’ye gelen mesaj, o onu yenecek, bu bunu yenecek lafı bile gelişi güzel bir saptamaydı. Bu bile bir kışkırtmaydı. Ve başarılı bir kışkırtma olabileceğini düşünebilriz.

(Zeki Omai ve Ebvabil bunlara kanabilecek potansiyelde mi? Değil mi? Size sordum ha boş boş bakmayın.)

Etrafına bakındı. Ardından buzullaşmış bir bedenin yanına gitti. Onda bir nebze de olsa büyü enerjisi, yani saf enerji hissediyordu.

Etrafa yaydığı ısıyı geri çekerken, buzullaşmış elemanı da eliyle iterek açtığı geçitten içeriye itti.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

Novebo discord sunucusu