emheri dünya da geziniyordu tek başına. Çarşı denen yerlerdeydi ve etrafta, nalburlar, marketler, elbise satan yerler vardı. Çok insan vardı ve alışveriş yapıyorlardı. Kaldırımda yürürken kafasını ve görünüşünü gizlemeye çalışıyordu. Kapüşonlu bir mont almış ve giymişti. Mont donmuştu hatta ama yüzünü de gizleyemiyordu.
Yürüyorken insanların şaşkın bakışlarını fark etmemek imkansızdı. Bu görünüşle zaten çok dikkat çekiyordu.
Suratını bandajlayarak yanına geldi Güneş. Zemheri onun geldiğini anladığı için yanına bakındı. ‘’Nereye gittin?’’
Eliyle yüzünü sardığı sargı bezini gösterdi. ‘’Değiştirdim. Sorun oldu mu sana?’’
‘’Hayır. Çevreyi biraz gezdim ama insanlar...’’
‘’İnsanlar sadece bakarlar. Ellerinden bir şey gelmese bile çabalayanların hatalarını eleştirirler. Bir iş konusunda insanlara asla güvenilmez. Bu yüzden işi sadece en iyi bilen yapmalı.’’
‘’Hangi işi?’’
‘’Kendi adıma konuşayım, ben Omai’nin yardımcısıyım. Ona birçok konuda yardım ettim. Yardımlarımın çoğu kusursuzdu. Bu kusursuzluğu tetikeyen en önemli şey ise, sadece sadakatti.’’
‘’Benim hakkımda ne düşünüyorsun. Bir safkan olmamı. 500 yıl boyunca hedeflenen başarılı bir deneyin somut örneğiyim.’’
‘’Safkanlar, aslında Omai’nin yapabileceği bir şeydi. Ama Omai, ona miras kalan bütün bilgileri çöpe attı ve sadece kendisi genetik değişimi ve evrimin aşamalarını anlayarak sistemi baştan yarattı. Böylece sadece kendi isteği gibi evrimler çoğalabilecekti. Bedene bağlama büyüsü ile senin DNA diziliminde tutarlılık bir büyüsel yetenek haline getirildi. Bu büyüsel yetenek, herhangi bir DNA dizilimini senin DNA diziliminle aynı olmasını sağlıyor.
Sonucunda bu değişimi tetikliyor. Geriye kalan, bu değişime adapte olabilme. Bu adapte olabilme ise, Omai’ye göre sadece irade ile gerçekleşir. İraden o kadar güçlüdür ki, değişimi kabullendin. Değişimi herkes kabul edemez. İnsanlar yaşamlarının çoğunu her zaman aynı kalacağını düşünerek yaşarlar, özellikle kadınlar. Bu bir hatadır. Kökten çözülmesi gereken bir hata.’’
‘’Pek kinlisin.’’
‘’Biraz gezelim. Takip et.’’
Onu peşine takarak yürümeye başladı. Kaldırımda bir sürü insanlar, ama çok dikkatsizlerdi.
Yanlarındakilerinin tehlikesini tahmin bile edemiyorlardı.
‘’İyi izle, yürürken bile telefona bakıyorlar. Çevrelerinden bir haberler. En ufak hataları kabullenmiyorlar. Nerede affedicilik? İyi insanım diye geçiniyorlar ama hiçbir şekilde yardım etmezler. Bu yardımı, birinin su ihtiyacının giderilmesi, birinin yerden kaldırılması olarak görme. Bunlar basittir. Asıl zor olan, deprem anında kaçmadan, kaçamayan bir insanı kurtarabilmektir. Ve şüphe gerçek iradeni sorgulatır. Ya kurtarırken ölürsek...
Şüphe aslında insanı diğerinden uzaklaştıran en basit bir araçtır. Ve bizim gibiler insanlara çok kolay şüphe verebilir. Kapüşonunu açtığında bile, senin zombilerin bir varyantı olduğunu ve yine insanları yemeye başlayacağını düşünürler. Ama bilmezler. Yepyeni şeyleri ise, eskisiyle bir bağ olduğunu düşünürler. Ama yeni şeylerin eskisiyle bağı yoktur. En azından bizim deneylerimizin içeriği hakkında konuşmalıyım.
Örgüte girdiğimde daha çocuktum. Omai’de çocuktu ve ebeveynlerimiz tanışıyordu. Omai’ye asla ısınamamıştım. Çok soğuk bir tipti. Güler yüzlü değildi. Somurtuyordu hep.
Giriş amacım o kadar gizliydi ki, Omai bile bilmiyordu. Ama ona hep yardım ettim.
Yapı taşını uzayın yörüngesine kim soktu sanıyorsun? Bendim. Fikir ondan çıksa da çoğu şeyleri ben yapıyordum. O bir zihin, ben ise güçtüm. Ama işler eskisine göre, neredeyse bin kat daha aksiyonlu geçiyor. Toplu bir ırk savaşı bile görebiliriz. Diyarların hepsi birbirine bile girebilir. Maraka uyanırsa tabi.’’
‘’Maraka mı? Hayatta kalan tek iblis?’’
‘’Askerleri var. Mühre giden, onun açık olan yapıtaşına giden yolu koruyorlar. Yapı taşı aktif halde mühürlenmesinin sebebi, açık olan teknik her saniye enerji harcadığı için Maraka’yı mühürde zayıflatmayı düşündüler. Ama işe yaramış gibi durmuyor.’’
Burnuna kokular gelmeye başlamıştı Zemheri’nin. Sormak istedi. ‘’Bu nedir?’’
Gözünü etrafına çevirince Fırını gördü Güneş. Gülümsedi.
‘’Buna fırın deniyor. İnsanların temel yemek ihtiyacının yapıldığı bir yer. Ömür boyu bir binada kalmak... Sanırım bu acı verici bir şey.’’
Kafasını salladı. ‘’Bilmediğim çok şey var değil mi?’’
‘’Sadece bilgiyle sınırlama. Keşfetmediğin bir sürü zevk bile olabilir.’’
‘’Anlıyorum.’’
‘’Bekle az. Fırından simit alayım. Beraber yeriz.’’
Simitleri alıp geldi ve ardından yüzündeki bandajın, sadece ağzını kapatan yerini açıp simidi ısırıp yemeye başladı. Ardından yürürken Zemherinin onu izlediğini fark etti. ‘’Gelmiyor musun?’’
‘’Şaşkınlığını gizleyemiyordu. Simidin birini eline aldı ve ısırdı. ‘’Çok kuru.’’
‘’Bu hamur işinden yapılıyor. Genelde böyle şeyler kuru olur. Yanında bir içecekle yersin. Genelde çay tercih edilir.’’
‘’Çay mı?’’
‘’Evet. Benim gibiler çok çay içer. Yazın sıcağı bunu biraz engelliyor ama... Bizleri engelleyemez.’’
‘’Ha?’’
‘’Devam edelim.’’
Peşine takılırken Zemheri sormak istedi. ‘’Biz şu an ne yapıyoruz? Belli bir amaç için çalışıyor olmamız gerekmiyor mu?’’
‘’Bizlik bir durum yok. Biz zor işleri hallederiz. Deney kısmını Omai halleder.’’
İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı