Arabayı kapıya hızlıca park etti Yuukka. Ardından uzakta ama büyük görünecek kadar yakınlıkta olan, yaz takımı sarayına göz gezdirdi. ‘’Aç şu telefonu artık.’’
O sırada bir ses geldi. ‘’Hey. Kapımın önüne park edemezsin.’’
Yuukka ona doğru baktı. Bir şey demedi. Ama sonra deme ihtiyacı duydu. ‘’Hemen geri geleceğim. Biraz kalsa olur mu?’’
‘’Aman be. Bıktım sizden.’’
Yuukka hızlı adımlarla binaları geçiyor, yokuş çıkıyor ve giderek saraya yaklaşıyordu.
Telefonu çaldı ardından. Hızlı adımlarını bozmadan telefonu açtı Yuukka. ‘’5 kez aradım aç artık.’’
Cevahir güldü. ‘’Ağlama hemen. İzin aldım. Seni içeriye sokabilirim. Bence mükemmel olacak.’’
‘’Ah. Demek izin aldın. Hemen geliyorum. Arabani çektirirlerse de benden değil tamam mı? Bu kadar kalabalık ve sık binalar olacağını bilseydim arabayla gelmezdim.’’
Telefonu kapattı ve saraya hızla yaklaşmaya devam etti.
Biraz yürüyüş sonrasında ise sarayın girişine kadar geldi. Bahçesinin girişi. Bahçesi o kadar genişti ki yine baya bir yürümek zorunda kalırdın. Silahlı güvenlikler, saraya daha yakın yerde ise büyücü güvenlikler vardı.
‘’Kimliğini görebilir miyim?’’
Hafif sırıttı Yuukka. ‘’Sorun yok. 8. Lider Cevahir’in ortağıyım.’’
‘’Reddedildi. İçeriye giremezsin.’’
İç çekerken uzaktan seslendi Cevahir. ‘’Patlama geldim.’’
İçerideydi ve güvenliğe söyledi. ‘’Sorun yok. Ortağıyım.’’
Güvenlik ona döndü. ‘’Ama ben yine geçerli bir sebep göremiyorum.’’
Cevahir bir belge çıkardı ve yardımcı kurucunun mührü vardı. ‘’İzin belgesi var. İçeriye girebilir.’’
Güvenlik onayladı. Kabin içindeki güvenlik ise tuşa bastı ve kapı açıldı. İçeriye daldılar.
Hızlı hızlı yürüyorlardı. ‘’Aşırı sakin biri. Hiçbir şekilde kin beslemez. Çok nazik. Görünce seveceksin.’’
‘’Bilemiyorum hayatımda ilk kez yardımcı kurucuyu göreceğim.’’
İçeriye daldılar. Uzun koridorlara uzanan koca alana girmişlerdi. Cevahir yolu bildiğinden solda duran koridoru seçti. Yürümeye devam ederlerken önlerine bir asansör çıktı.
‘’Saraylarda asansör oluyor muydu ya?’’
‘’Bilmem? Tek gördüğüm saray bu ve burada asansör var.’’
Bindiler. En üst kat olan 6. katı seçti ve asansör yukarı çıkmaya başladı. ‘’Hm. Sen onu daha önce görmüş müydün?’’
‘’1 kez. İyi anlaşırsınız zaten girelim göreceksin.’’
‘’Hadi bakalım.’’
‘’Sonra olanları anlatırız tamam mı?’’
Asansör açıldı. Cevahir direk yürümeye devam etti. Lüks duvarlar ve işlemeler vardı. Büyük kapıların önünden geçiyorlardı. ‘’Liderlerin aksine, Kurucu ve yardımcı kurucu sarayda kalmayı tercih ediyorlar.’’
Büyük bir kapının önüne, koridorun sonuna gelmişlerdi. Cevahir kapıyı tıklattı. Bir süre beklediler.Ardından kapı açıldı. Karşılarında, 1.73 boyunda, uzun saçlı, kırmızı gözlü ve simsiyah giyinmiş biri duruyordu. Siyah gömlek ve siyah geniş pantolondu.
Gömleğinin kolunu sıvadı. Gülümsedi ve gözlerini hafiften kıstı. ‘’Hoş geldiniz.’’
Çok nazik bir ses tonuydu. İkisi de içeriye girdiler. Cevahir eliyle işaret etti. ‘’Bu sana bahsettiğim melez. Yuukka Sermante.’’
‘’Ah. Evet. Ben Gölge melezi, Yuukka Sermante.’’ Dedi ve elini uzattı. ‘’Bende Yardımcı kurucu. Tanıştığıma memnun oldum.’’
Şaşırmıştı Yuukka. Sormak istedi. ‘’Adınız?’’
Gülümsedi. Elini çekti. ‘’Adımın aslında bir önemi yok. Detaylara takılmayalım olur mu?’’
Yerdeki minderleri gösterdi. Duvar kenarında duruyorlardı. ‘’Oturmaz mısınız?’’
İkisi de geçip oturdular. ‘’Mühim konuyu konuşmadan önce, bir şeyler içer misiniz?’’
Yuukka hala şaşkındı. ‘’Ben. Sade kahve alabilirim.’’
Cevahir gülümsedi. ‘’Ben çay alabilirim. Yardımcı kurucum.’’
Gülümsedi. ‘’Peki. Hemen getirttiriyorum.’’
Masasının önüne geldi ve telefonu eline aldı. Bu sırada Yuukka Cevahir’in kulağına eğildi. ‘’Neden adını söylemiyor?’’
‘’Kraliyet saraylarının sistemi. Kurucu ve Yardımcı kurucuların ismi bilinmez.’’
Kafasıyla onayladı bunu. ‘’Haa. Anladım. Tamam.’’
Yardımcı Kurucu sandalyesine oturdu. Döner sandalyesini hafif onlara çevirdi. ‘’Anlatın bakalım. Neler oluyor?’’
Cevahir gülümsedi. ‘’Ben başlayayım. Öncelikle bir sürü şey yaşadık. Beyni yenmiş bir insan cesedini sokakta bulduğumuzda başladı her şey.’’
Şaşırdığı çok azda belli oluyordu. ‘’Öyle mi? Zombiler mi?’’
Gülümsedi. ‘’Vay.’’
‘’Ardından iradesini kazanmış zombiler olacağını düşündük. Çünkü ceset bilerek sokakta bıraklımış gibiydi.’’
Gülümsedi yine. ‘’Mantıklı.’’
‘’Sonra cadıyı görmeye gittik. Örgütün bundan kesinlikle haberi vardır diye düşünüyordum ve cadıyı kesinlikle ziyaret etmişlerdir. Öncelikle liderlerininde cadıyla iş yaptığını düşünmüştüm ama sıradan bir görevliden başkası cadıya uğramamış. Bizde onun nerede nerde olacağını öğrenip bilgi aldık.’’
Kapı çadı bu sırada. ‘’Girebilirsin.’’
2 fincan çay ve bir kahve getirmişti kadın. Dağıttı ve ofisten çıktı. ‘’Devam edebilirsiniz.’’
Cevahir anlatmaya devam etti. ‘’Safkanlar dedikleri, başarılı denekler var. Hem evrimleşmiş hemde büyüsel güçlere sahipler. Dış dünyadan rahatlıkla insanları koruyabileceklerini düşünüyorlar.’’
‘’Bana göre hafızalarında oynamalar yapılıyor. Kendilerini örgütün adamları sanıyorlar. Ama normalde kaçırılıp denek olduklarından habersizler.’’
Gözlerini kıstı ve gülümsedi. ‘’Anlıyorum. Peki yeri hakkında bir ipucu buldunuz mu?’’
İkisi de kafasını salladı. Ayağa kalktı. Yuukka’yı kastederek söyledi. ‘’Rica etsem ayağa kalkar mısın?’’
Biraz kekeledi Yuukka. ‘’Tabi. Tabi kalkarım.’’
Ayağa kalktı bu sırada. Yardımcı kurucu da eline bir kalem aldı. ‘’Bana kendi büyünü gösterebilir misin?’’
Sırıttı. ‘’Ha. Olur.’’
‘’Eylemsizlik. Direk sonucu yaratmamı sağlayan bir yetenek. Bir işe kalkıyorsam o işi yapılacak eylem ortadan kalkar. Ve anında sonuca ulaşırım. Süre önemsiz.’’
Gülümsedi. ‘’Örnek gösterebilir misin? Elimdeki kaleme gücünü uygula.’’
Yuukka elini belindeki kılıca attı. Sapını sıkıca tuttu. ‘’Geliyor.’’
Kalem ortadan ikiye bölündü ve parçası yere düştü. Yan gözle kaleme bakıyordu ve bir şey anlayamamıştı.
‘’Normalde kılıcımı kaleme savurup geri bulunduğum konuma geri dönerdim. Eylem ortadan kalktığı için sizler kalemin kendiliğinden bölündüğünü gördünüz.’’
Kalemi masaya koydu. Gülümsedi. ‘’Güzel bir yetenek.’’
‘’Bilgi verme sırası bende o zaman.’’
Şaşırdılar. Ama direk sözüne devam etti. ‘’Hiç, Gusta adını duydunuz mu? Veya Gusta parçaları.’’
Kafalarını salladılar. ‘’Duymadık.’’
‘’Tam tamın 5 parçası olan bu alet, baskı gücünü emip içinde barındırabilen bir alet. İçindeki baskı gücü sürekli birikir ve birikir. Emer ve emer. Kötü ellerde sıkıntı olacak bir alet aslında. Bu aletin her parçasını bulmanızı istiyorum. Cevahir. Bu senin ilk görevin. Kendini kanıtlamak için bir fırsat da diyebilirim. Parçalar yakınlaştıkça birleşirler. Bu yüzden onlar 1 metreden fazla birbirlerine yakın olmamalılar.
Aletin parçaları birleşmeden hepsini bulup bana getirmenizi istiyorum. Lütfen görevimi kabul edin.’’
Cevahir gülümsedi. ‘’Bunu yapacağız. Endişelenmeyin.’’
Aletin her parçası 3 cm boyutunda ve küp şeklinde simsiyahtır. Alet denmesinin sebebi ise alet gibi işlevi olmasıydı. Aslında büyüsel bir alet. Yapay bir aletti. Şeytani enerji gibi, özel ve iyi bir işlevi olması için tasarlanmıştı. Baskı gücünü emip, aleti kullanan kişinin Baskı’sının yetersiz kalması sonucu aletteki birikmiş baskı gücünü kullanması gibi.
İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı