’Öhöm Öhöm. Bakar mısınız?’’
Zile basıp basıp duruyordu. Resepsiyonun başında görevli birinin gelmesini bekliyordu. Canı sıkılmıştı bile. Emir somurtarak baktı ona. ‘’Lütfen yapmayın. Liderim.’’

Cevahir ofladı en sonunda. ‘’Nerede kaldı bunlar?’’
Bir kapı açıldı arkadan. Koltuğa yaklaşıp oturdu. Gülümseyerek karşılık verdi. ‘’Geciktiğim için kusura bakmayın. Ne istiyordunuz?’’

‘’Kusura bi zahmet bakalım bayadır bekliyoruz.’’

Yuukka koluna hafifçe vurdu. Cevahir duraksarken Konuşmaya Yuukka devam etti. ‘’Arkadaş için kusura bakmayın dün kafasına vurmaktan sarhoş oldu. Bu gökdelenin gizli olan 8. bodrumunu gezebilir miyiz?’’

Kadın hafiften şaşırdı. ‘’8? 8 bodrum mu? Hm. Sanmıyorum.’’

Emir’e döndü. ‘’8 değil mi?’’

Emir net bir şekilde kafasını salladı. ‘’Emimin, 8. kat.’’

Yuukka olayı anladı. Cevahir’e işaret yaptı. Cevahir hiçbir şey anlamamıştı. ‘’Ne?’’

Sert bakışıyla söylemek zorunda kaldı. ‘’Kartını göster.’’

Cevahir iç cebinden çıkardı cüzdanını, kartının olduğu bölümü açıp gösterdi. ‘’Ben yaz kraliyet takımının 8. Lideri Cevahir. Bütün bodrumları teker teker gezeceğim. Aksilik istemiyorum.’’

Gülümsedi kadın. Telefona götürdü elini. ‘’Bir arama yapmama izin verin.’’

Telefonunu alıp kapıyı açtı ve arka odada konuşmasına başladı.

Sesi hiç gelmiyordu ve bundan rahatsız olmuşlardı. Emir sessizliği bozdu. ‘’Bence içerinde plan yapıyorlar. Bir Lidere göstermek istemiyorlardır belki de.’’

Kadın en sonunda kapıyı tekrar açıp telefonu koydu. Ardından gülümsedi. ‘’Patronum sizi bekliyor. Asansöre kadar gidip aşağı inebilirsiniz.’’

Sırıttı Cevahir. Buna sevinmişti. ‘’Bu iyi oldu.’’

Yürümeye başladılar. Eşlik etmedi ve kendi başlarına gitmesine izin verdi. Yuukka bir şeyler düşünüyordu. Bir pusu, beklenmedik herhangi bir şey. Çünkü çok gizli bir bilgi, ama direk gidip soruyorlardı, buna herkes şaşırırdı.

Düğmeye bastı Emir. Asansör gelmeye başladı. Yuukka yan gözle bakındı ikisine de. Bundan bahdecekti ama vazgeçti. Kafasını indirdi yere. Kapı açıldı ve içine bindiler. En alt kata düğmeye bastılar ve kapı kapandı.

Yuukka düz bakışıyla söylemeye başladı. ‘’Ufak bir bilgi analizi, pusu olma ihtimali var.’’

Emir korkmuş Cevahirde şaşırmıştı. ‘’Ne?’’

‘’Cidden mi Yuukka lider?’’
Yuukka lider değildi ama Cevahir’in en yakın dostu olduğu için ona da öyle sesleniyordu. Saygıdandı.

Yuukka iç çekti. ‘’Büyük ihtimalle güçsüz bir pusu olacak. Yine de temkinli olun. Güçlüyüz ve gücümüzü kullanalım.’’

İç çekti Cevahir. ‘’Gücümü öyle rastgele kullanma taraftarı değilim.’’

‘’Temkinli ol.’’

Kafasını salladı. ‘’Sende gücünü esirgeme Emir. Gerekirse kullan. Öldürmek için değil, pusu varsa bozmak için.’’

Kapı açıldı. Ardından biraz karanlık, sadece bir kişiye ışık vuran bir yerle karşılaştılar. Hafif kısa, takım elbiseli kel ve biraz kilolu adam gülerek onları karşıladı.

‘’Hoş geldiniz. 8. Lider Cevahir.’’

Şaşkındı Yuukka. Cevahir buna sırıttı. ‘’Bir şey mi demiştin?’’

Onlara yaklaştı ve Cevahir’in yanına geldi. ‘’Size özel yerimi gezdirmeme izin verin.’’

Yuukka elini kaldırdı. Dur demek istermiş gibi bir işaret yaptı. ‘’Ne yaptığını sanıyorsun. Kendimiz gezebiliriz.’’

Biraz bozulmuştu buna ama çok belli etmemeye çalıştı. ‘’Anlayamadım? Burası benim mekanım. Gezmek istiyorsanız size eşlik edeceğim.’’

‘’Bizzat yardımcı kurucunun emri üzerine geldik. Gezintiye gelmedik. Sadece 4 boyutlu gelişmiş Gusta parçalarının birinin burada olduğunu biliyoruz. Bize vermenizi istiyorum.’’

Aşırı şaşkınlıkla baktı. Fazlasıyla bozulmuştu. Biraz bekledi. Düşündü. Ardından kafasını salladı. ‘’Üzgünüm. Ne yazık ki bunu veremem.’’

Yuukka çok ciddi bir bakış sergiledi. ‘’Ne demek? Veremem.’’

Belinde takılı telsizi eline aldı. Ağzına götürecekti ama durdurdu. ‘’Beyler. Aslında, gerçekten gezi sona erdi. Buradan çıkmanızı rica edeceğim.’’

Yuukka hafif ileri yürürken, patronun koruması silahını Yuukka’ya yönlendirdi. Yuukka onu gözüyle sezdi bu arada.

‘’Sanırım dediğimi duymadın, yardımcı kurucunun net emridir. Emirlere karşı geliyorsan, kraliyetin ileriye gitme hedeflerini istemediğini varsayacağım.’’

Hafif endişeliydi. Birazda korkuyordu. ‘’Beyler. Bu şahsıma ait bir obje, öyle bir emir geldi diye size bunu veremem. Çok para ediyor.’’

Cevahir iç çekti. Emir ise olanları arka plandan izliyor gibiydi.

Yuukka tavrını en çok belirten kişiydi bu ortamda.

Telsizi iyice ağzına götürdü. Hafif kısık sesle söyledi. ‘’Hestavia’yı salın.’’

Hestavia, namı diğer 13 özel yaratıktan bir tanesi, Bulutların ötesinde örgütün ile deney yarışına giren başka bir deney örgütü tarafından yaratılmış 13 yaratıktan biridir. Heykelimsilerin boyu kadar olan bu yaratık 12 metre 11 santimetre boyundaydı. Beyaz bir cildi var, ve yüzünde gözleri yoktu. Ağzı koca yüzünü kaplar, ve aşırı kaslı bir yapısı vardı. Bir insan gibi düşünemez, zombiler gibi sadece hayvani duygular beslerdi.

Yuukka bunu duymuştu ve duyduğu an eylemsizlik yeteneğini aktifleştirdi. Herhangi bir zaman süresi geçmeden patronun dibinde belirdi. Işınlanma yeteneğinden bile daha hızlıydı bu.

Patron hala ileriye bakıyordu. Onun kendisinin yanında anladığı an korku dolu bakışlar ile bakındı. Bir baktı ki elindeki telsiz ortadan ikiye bölünmüştü. Bunun ne ara olduğunu bile anlayamadı. Telsiz parçaları yere düşerken Yuukka sert ve sinirli bir sesle söyledi.

‘’Hestavia nedir?’’

Korkusunu yenip ne olacaksa olsun kafasına girdi. Delicesine sırıttı. ‘’Siz büyücü piçleri, her olaya dahil olma peşindesiniz. Ama buna izin verilemez.’’

Buna bir şey demedi Yuukka. Bunun yanında konuşmasına devam etti. ‘’Hestavia, ölümcük yaratıkların 9.’su dur. Hıh. İtiraf edeyim. Ona kimsenin gücü yetmez. Onu dışarıya salma emrini verdim bile. Hapis diyarı kapandığına, o burada olacak. Ve sizi öldürmek için gelecek.’’

Emir buna anlam veremedi. ‘’Hapis diyarı?’’

Cevahir direk cevapladı. ‘’Başka bir alternatif boyut. İçeride olan içeride kalır. Bir evrenin yarısı büyüklüğünde boyut açar, ve hedefi içine hapseder. Bir mühür tekniği, hedef içeride hareket edemez ve konuşamaz. Zamanının, orada dolmasını ve sonra ölmeyi bekler.’’

‘’Hıh? Anladım. Tamam.’’

Her bir tekniğin bir yapı taşı vardır. Bu bir büyü gibidir. Birinin ismini yazdığın bir kağıt, bir cisim olur. Aynı böyle işler. Yapıtaşını tekniği kullanan belirler.

Cevahir ciddiye binmişti. ‘’Gerek yoktu aslında. Neden saldın ki?’’

Cevahir’e döndü. Ona sinir kusarak söyledi. ‘’Belki buradaki ölümünüz, büyücülerin her şeye karışmaması gerektiğini anlatır.’’

Telsizinin arkasındaki büyük kırmızı butona bastı baş parmağıyla. Yukarıdan aşağıya düşen ışık kendisine yöneldi. Ve bir anda ortadan kayboldu. Bu sanki ufonun birini içeriye çekmek için kullandığı sistem gibiydi.

Yuukka hariç diğerleri korku içindeydi. Emir en çok korkandı. Yuukka’nın yanına geldi. ‘’Ne yapacağız? Buradan nasıl çıkacağız.’’

Yuukka etrafına baktı. Karanlıktan dolayı bir şey göremiyordu. Az önce indikleri asansörü bile göremiyordu.

‘’Bilmiyorum.’’ Dedi çaresizce. Kılıcını belinden çıkardı. Emirde bunu gördü ve kendisi de sırtından kılıcını aldı.

Cevahir ellerini kafasının arkasına götürdü. ‘’Peki. Demek yaratığı bekliyoruz.’’

Yuukka bir şeyi çaktı. Gözleri büyümüş ve bu düşündüğü şey gerçekse diye de şaşkınlığını gizleyememişti.

‘’Bir dakika. Belki de hapis diyarının içindeyizdir.’’

Cevahir sanki hiçbir şey umursamıyormuş gibi takılmaya başladı. ‘’Nasıl yani?’’
Kolunu duvara yasladı. Karanlıktan kendisi bile zor gözüküyordu.

‘’Çok kullanılan bir teknik bu, boyut kapısı, modifiye edilmiş. Bunu büyücü olmayanlar bile kullanabilir.’’

Cevahir elini ileriye doğru uzattı. Avucunu açıp yukarıya kaldırdı. Ardından insan boyutuna yakın kılıcı enerji manipülasyonu yeteneği ile gözkmeye başladı. Bir bir enerjilerden meydana geliyor ve birleşen enerjiler kılıca dönüşüyordu.

Kılıcının tamamlanması 5 saniye kadar sürdü. Kılıç avucuna düştü ve onu kavradı. Dikdörtgen şeklinde bıçağı olan bu kılıç neredeye bir insan boyutundaydı.

‘’Peki. Ne yapcaz?’’

‘’Hapis diyarının yavaşça içine çekiliyoruz. Bu işlem tamamlandığında, kızıl ay, ve yerde uzun bir su birikintisi görmeye başlayacağız.’’

Emir adım atıyorken atmayı bıraktı. Yavaşça ayağını kaldırdı. Su birikintisi çoktan gözükmeye başlamıştı.

‘’Bunun gibi mi?’’

Yuukka gözlerini aşağı çevirdi. ‘’Doğru. Bunun gibi.’’

Derin bir kükreme sesi geldi. O kadar büyük bir çığlıktı ki uzaktan olduğu anlaşılsa bile duyuluyordu net.

Geçiş hala tamamlanmamış, ama diğer boyutun seslerini duyabiliyorlardı. Kızıl ay daha çökmemişti.

Yuukka ileriye doğru yürümeye başladı. Duvarın dibine kadar geldi. Elini duvara koyarken duvarın içinden geçmeye başladı. Boyut değişimi büyük bir yüzdelikle tamamlanmak üzereydi.

‘’Kusursuz bir geçiş. Şüphesiz bunu boyutu hazırlayan, liderlerden biridir.’’

Cevahir bunu duyunca şaşırmıştı. ‘’Lider mi dedin? Bizden biri mi?’’

‘’Belki de.’’
Emir etrafını hızla kolaçan ederken Yuukka’nın arkasından yürüyordu. Hepsi de artık duvarın içinden geçmiş ve gökte devasa kızıl parlayan bir ay görmüşlerdi.

Kendi boylarından daha kalın zincirler ile göğe bağlanmış Yaratığı görmeye başladılar. 50 metre kadar uzaklıktaydı.

‘’Hapis diyarı, hedef ölürse diyar çöker. Buradan çıkmamızın bileti, tam anlamıyla onu öldürmek.’’

Emir biraz tırsmıştı. ‘’Ama, hepimizden güçlü olduğu kısmı duymadın mı?’’

İç çekti Yuukka. ‘’Duydum. Ama elden bir şey gelmez. Bana bırakın.’’
Kılıcını yere sürterek yürümeye başladı.

Yaratık kafasını hafif kaldırdı. Yerde bitkin oturma pozisyonundayken ayağa kalktı. İçeriye misafir girmesinden pek hoşlanmamıştı. Ağzını kocaman açtı ve feci bir şekilde tekrar kükredi. Aşırı hızlı giden rüzgarlara sebep olsa da Yuukka bunu umursamadı.

Kılıcını ona doğrulttu.

‘’Eylemsizlik.’’

Tekniğini kullandı. Ve eylem ortadan kaldırıldı. Yaratığın boynu komple kesildi. Kan izlerinden bu anlaşılıyordu. Ama yaratık o kadar hızlı bir yenilenme, iyileşme gösterdi ki kanlar 2 saniye geçmeden akmayı bıraktı.

Yuukka donuk ve şaşkınlıkla bakıyordu. Ses edemedi. Emir ise daha çok korkmuş gibiydi.

‘’Bu. Yenilenme mi?’’
Cevahir sırıttı. Ama bu biraz korku sırıtışıydı. ‘’Bu kadar hızlı yenileniyorsa, baskı gücü bizimkinin 100 katı desek...’’

Yuukka sözünü böldü. ‘’Bin diyelim. Bu kadar hızlı iyileşme Kurucularda bile yoktur. Bu yaratıkta ne böyle? Ölmez bunlar?’’

Cevahir sırıtarak Yuukka’nın önüne geçti. Kılıcını yayat bir şekilde derin bir şekilde savurdu. Hiçlik yeteneği, bir dalga biçiminde kılıcından enerji olarak atıldı ve aşırı hızla yaratığın kalbine yöneldi.

Tekniği ona çarptı ve çarptığı yerleri var oluştan sildi. Teknik böyle işliyordu. Ama Baskı gücü yine aktif durumdaydı.

Kalp bölgesini 1 saniyede iyileştirmeyi başardı. Ayağını kaldırdı. Bir adım atacakken ışınlanma yeteneği ile diplerine kadar girdi. Yukarıya aşırı korkuyla bakındılar.

‘’Söylesene Yuukka, cahil birine güç verirsen ne olur?’’

Yutkundu hafiften. ‘’Gücü kontrolsüz kullanır. Sanırım sıçtık.’’

Yumruğunu yere öyle bir geçirdi ki su birikintisi kendi çapında bir tsunami yapmış gibi oldu. Emir daha saldırıya geçmemişti ve bu yüzden son kozun kendisi olduğunu düşündü. İkisi de kaçıyorken kendisi ileri atıldı.

Kılıcını yatay bir şekilde tuttu. Ardından yumruğuna saplamak istedi. Yaratık kükredi ve Emir bu kükremenin verdiği güç ile uçmaya başladı.

Yere kapaklanarak düştü. Cevahir yere eğildi ve onun omzuna dokundu. Hafif gülümsedi birde.

‘’Yapmana gerek yoktu.’’

Emir sert bir tepki ile ayağa kalktı. ‘’Liderim. Böyle demenize gerek yok.’’
Kılıcını telekinezik bir güç ile kendisine doğru çekti. Ardından yere sapladı.

‘’Onun zamanını durdurabilirsem, baskı gücü de çalışamaz hale gelir. Kendini iyileştiremez. Onu öyle yenebiliriz.’’

Cevahir öne doğru adım attı. Yaratığın tam önüne geldi. ‘’Ondan önce bir şey denemek...’’

Cümlesini bitirmeden hızlı bir yumruk yedi ve görüş alanlarından hızla uzaklaştı.

Somurtarak arkasını döndü Yuukka. ‘’Duyamadık?’’

Bir diğer yumruk Yuukka’ya isabet etti ve o da Emir’in görüş alanından hızla uzaklaşarak savrulmuştu. Emir saldırmak istemiyordu. Arkasını dönüp hızla koşmaya başladı. ‘Geliyorum. Dayanın!’’
Bütün hızıyla koşmaya çalışsa da O kadar hızlı bir koşuşu yoktu. Ama elinden geldiğince koşuyordu. Bir ışınlanma kullanımı tekrarlandı. Yaratın bu sefer Emir’in önünde durdu. Emir kayarak durabildi. Koskoca Yaratığa kaldırdı başını. Feci korkuyordu ve bedeni titriyordu.

Çok yakından görme fırsatı olmuş ve çok büyük gözükmüştü gözüne. Uzaktan bakınca da büyük gözüküyordu ama yakından bakınca gerçeği saf haliyle görüyordu. Zaman gücünü kullanmak istedi.

Kılıcını dik bir şekilde yere sapladı.

Endişeliydi ve korkudan çoğu şeyi doğru yapamıyordu.

Tekniği başlatmak içinse, gerekli şartları sağlayacak tutumu sergilememişti.

Yaratık bu sırada ayağını kaldırdı. Ve onu karınca gibi ezmek için bütün hızıyla aşağı doğru yere vurmak istedi.

Tam bu olacaktı ki, Eylemsizlik yeteneği ile Yuukka yetişti. Emir’in dibinde belirmiş, saf ve soğukkanlı bir duruşu var, biraz hırpalanmış ve çok ciddi bir surat ifadesi vardı. Ayağı bileğinden kesilen yaratık 3 saniye geçmeden ayağını iyileştirdi. Yuukka Emir’in omzuna dokundu ve eylemsizlik yeteneğinin onu da kapsamasını sağladı. Temas ile yaptı bunu.

Cevahir’in yanına geri geldiler. Cevahir yerde uzanıyor ve bir yerleri kanamıştı.

‘’Hiç savaşasım yok. Hevesim kaçtı. Sen halletsene Yuukka.’’

Yuukka yaratığa göz gezdirdi. Nerden baksa 300 metre kadar uzaklık vardı. Yaratık kendilerine doğru dönüyorken Yuukka iç çekti. ‘’Peki. Zamanı durdur. Eylemsizlik yeteneğim zamandan etkilenmez. ‘’

Kafasını salladı. Yanında Yuukka varken biraz kendine hakim olmuştu. Kılıcını telekinezi ile kendine çekerken yerlerini belli etmesini sağladı.

Yuukka sert ve ciddi ses tonuyla seslendi. ‘’Hızlı yap.’’

Emir Ciddileşti. Kılıcını sıkıca tutuyordu. Hafif yere eğildi. ‘’Flux eternum.’’

Yeteneği aktif olmaya başladı. Ve bütün hapis diyarında, zaman durmaya başladı.

Süzülen su birikintisi, Duyulan her bir sesler kesildi. Ama çok büyük bir sorun daha vardı.

Hestavia yaratığınında kendine ait bir yeteneği vardı. ‘’Geçersizlik.’’

Kendisine dahil olan şey, kendisine etki edecek şekilde geçersiz kılar. Otomatik bir savunma mekanizması gibi, kendiliğinden devreye giren bir yetenekti.

Kafasını çevirmeye devam ettiğinde, Emir gerçekten bozguna uğradığını anlamıştı.

‘’Bu? Olamaz.’’

Aklına anında bir fikir geldi. Hızlıca kılıcına davrandı ve tekniği bozmak için kılıcını yerden çıkardı. Ama bunu yaparken Hestavia Yanına ışınlanma yeteneği ile gelmişti.

Ona elinin tersiyle çok sağlam geçirdi. O kadar büyük bir darbeydiki metrelerce havada süzülmesine yol açtı. Yere taklalar atarak düşerken gözlerinin kapalı olduğu açıktı.

Yuukka gözüyle ona doğru baktı. İç çekti. Soğuk bakışıyla Hestavia’ya doğru yürümeye başladı.

‘’Demek böyle. Böyle güçlü deneklerde vardı demek.’’

Kılıcını dans eder gibi sallamaya başladı. Bunu yaparken Gözlerini hiçbir şekikde Hestavia’dan kaçırmıyordu. ‘’Böyle olacaksa, hakkını vermek gerekir.’’

Son adımında duraksadı. Kılıcını ters çevirip tutmaya başladı.

‘’TEKNİK YÜKSELTME:’’

Bunu anlamıştı Cevahir. Bu yüzden durdurmak istedi. Seslendi arkasından. ‘’Bence bu kadar ileri gitme.’’

Yan gözle arkasına baktı. Cevahir bu sırada ekledi sözlerine. ‘’Gerçekten. Yükseltme yapmana gerek yok.’’

Ciddi halini koruyordu. Bunu umursamak istemedi. Önüne döndü. ‘’Işınlanma büyüsünü kullanabilen bir yaratık. Bir lider oldun. Buna rağmen sen şu an bunu kullanamıyorsun. Bende kullanamıyorum. Onun yerini doldurmak için Eylemsizlik ile hareket ediyorum. Ama farklı büyülere kapımız açık olmalı. Bunu şimdi açamıyorsam, yenmek için en nihai yeteneğimi kullanarak ezici bir güç farkı oluşturmam gerekir.’’

Cevahir iç çekti. ‘’Bunu kullanırsan yakın bir zamanda kullanamayabilirsin. Gerçek ihtiyaç zamanı geldiğinde kullanmak daha doğru olur. Burada 3 kişiyiz. Elbet doğru bir strateji ile yenebiliriz.’’

‘’Hayır. Bence bu en iyi yeteneğinde deneyim kazanmak için bile fırsat. Geride durup izleyin sadece. Çünkü kafama koydum bir kere.’’

Göz devirdi. Onu durduramayacağını anlamıştı. Emir yavaşça ayağa kalkmaya çalıştı. ‘’Kaburgalarım fena acıyor.’’
Cevahir eğildi onun yanına doğru. Vücuduna hızlı bir göz gezdirdi. ‘’Kırılmış olmalılar. Kendini iyileştirebilir misin?’’
Kafasını salladı Emir. ‘’Baskı gücümde o kadar ustalaşmadım.’’

Cevahir elini onun kaburgasına dayadı. ‘’Kendimde değilde başkasını iyileştirmek için baskı gücünü kullanmak, daha fazla güç harcar. Bu sana bir bilgi olsun. Şimdi yapacağım ama bir dahakine seni iyileştirmem ona göre.’’

Gülümsedi Emir. ‘’Peki peki.’’

‘’Şimdi egoistin nihai tekniğini izleyelim mi?’’

Emir yavaşça ayağa kalktı. Cevahir eliyle onu destekledi. Ardından Emir ondan tutunarak ayakta durmaya çalıştı. Cevahir hafiften sırıtıyordu. Onun nihai tekniğini merak etmişti.

Sihah bir şato, enerjilerin birleşmesi sonucunda meydana gelmeye, oluşum sürecine girdi. Siyahlar her bir yerini giydirmiş gibiydi. Camları bile siyah kaplamalı gibi gözüken bu şato, 3 katlı, büyük bir şatoydu. Giriş kapısı tamamıyla Yuukka’nın tam arkasında hizalanmış, merdivenlerin bitişide ayağının arka kısmına değmişti. Şato oluşmuştu artık. Nihai tekniği aktifti.

‘’DUYGUSAL SESSİZLİK!’’

Bütün duyu organlarının işlevini geçersiz kılar, sevinç, üzüntü, öfke, gibi bütün duyguları söküp alır. Hedefinin duyularını ve duygularını tamamıyla geçersiz kılar. Bu bir robot gibidir. Bir robotun kendiliğinden duyu kazanması imkansızdır. Ona bir duygu yüklersin, örnek verecek olursak gül gördüğünde mutlu ol kodunu yazarsan, o robot bir gül gördüğünde mutlu olur. Duygular kodlanır. Rakibini bir robot gibi gören teknik.

Yuukka, bunu rakibine yapabilir. Kısacası dahi bir kodlayıcı görevini görür kendisi. Rakibini sürekli mutlu edecek kodlar ile işlerse, onu savaşa hazırsız bir şekilde kurgulamış olur.

Güçlü bir denek olsa da, iradesi olmayan her denek başarısızdır. Deneyler zaten güçlü deneklere sahipti. Asıl amaç irade kazandırmaktı. Deneklere irade kazandırabilen tek lider ise Omai Schnitza idi. Onlara ise Safkan adını verdi.

Bunun yanında çok extrem, Normal güçlerin çok ötesinde bir güç kaynağı sağlıyordu. Bu bir yapıtaşıydı.

Şato yıkılırsa, yok edilirse, sağladığı güçler etkisini kaybederdi. Kısacası hayatta kalmaya çalışırken, rakip ayrıca yapıtaşını da yok etme eğilimine gitmelidir. Bunun yanında yapı taşını kullanan kişi ise, kendi yapıtaşını ayrıca yok edilmemesi için koruması gerekir.

Bunlar tabii ki de basit stratejilerdi.

Yuukka tekniği tamamladıktan sonra kılıcını ters tutmayı bıraktı. Düz bir şekilde tutup kılıcını savurdu. Boş bir savurmaydı. Ama bu savurma sanki Hestavia’yı etkilemiş gibiydi. Gövdesinin üst kısmı tamamıyla kesilmişken, bu kesiğin göğü bile biçtiğini görebiliyorlardı.

Cevahir ve diğerleri ilk defa nihai tekniği kendi gözleriyle görürken, hapis diyarının kendine sahip olan göğü bile ikiye ayrıldığında baya şaşırmışlardı.

Hatta öyleki gözleri göz yuvalarından fırlayacak gibi olmuştu. Hestavia kendini iyileştirme çabasına girmişti yine. Kalbi gövdeden kesilse bile, kendini iyileştirmeye devam ediyordu.

Yuukka göğü yarmasına rağmen, böyle güçlü bir saldırıdan bile kendini iyileştirebildiğini gördüğünde bir şeyi düşündü. O kadar çok baskı gücü harcamış olması gerekiyorki, bu kadar şiddetli bir saldırının kendisini iyileştirmesini sağlamıştı.

İçten içe biraz sırıttı. Kendi gücünün bile bu denli arttığını gördüğünde, egosu biraz dışarı vurdu. Bu gücü eylemsizlik yeteneği ile birleştirme kararı aldı. Onun baskı gücünün tükenmesini ve bir daha kendini iyileştirecek gücünün kalmamasını istiyordu.

Eylemsizlik yeteneği ile, 5.000 kılıç savurması gerçekleştirmek istedi. Ve bunu hareket etmeden yaptı. Gök, zemin, görünürde olan her bir yer 5.000 kesiğe maruz kalmış. Ve bütünlüğünü koruyamayan bir evren sistematiği çökmeye başlamıştı.

Her bir yer, sanki uzay depremi yaşamış gibi kırılıyor, kendini gerçekliğe bırakıyordu. Hestavia ise, bu denli güçlü saldırıdan 5.000 tane yedikten sonra, baskı gücü tükenmiş ve kendisi bir et parçasından daha küçük olan parçalarını iyileştirememişti. Kısacası kendisi de, ölümü kucaklamıştı.

Çöken hapis diyarı, hedef öldüğü için değil, Yuukkanın güçlü saldırılarına dayanamadığından çökmeye başlamıştı.

8. bodrum katına geri geldiklerini fark ettiler. Alternatif boyut çökmüş ve yine o boyuta girdikleri yere gelmişlerdi. Kimse yoktu ve karanlıktı her yer. Tekniğin yapı taşı, çöken boyutta kaldığı içinse, kendiliğinden etkisi gitmiş, bir nevi yapı taşı boyutla beraber yok olmuştu.

Cevahir biraz korku ve biraz telaşla söylemek zorunda kaldı. ‘’Sen bir daha teknik yükseltme kullanmayacaksın.’’

Yuukka kılıcını beline koydu. Onlara döndü ve hafif sırıttı. Omuz silkti. ‘’Bence iyiydi.’’

Emir daha 15 yaşında olduğu için, korku onu biraz fazla esir almıştı. Konuşamıyordu.

Cevahir ona doğru döndü. ‘’Endişelenme. Korkmana gerek yok.’’

Emir donuk gözle bakıyordu. ‘’Göğü... Kesti.’’

Cevahirde bunu bir düşündü. Ve kendisi de endişeliydi. ‘’Teknik yükseltme, basit bir saldırısını böyle bir güce kavuşturuyorsa, Bizleri ne hale getirir bilemeyiz.’’

Emir yere eğdi kafasını. ‘’Çok dehşet...’’

‘’Derin nefes al. Beynine oksijen gitsin.’’

Yuukka bu sırada söylemek istedi. ‘’Yerin 8 kat altındayız. Burada oksijen bile sınırlıdır.’’

Ciddi bir şekilde baktı bu sefer. ‘’Saçmalama. Havalandırma var.’’

Yuukka eliyle gösterdi. ‘’Hayır yok. Burası zaten gizli bir boyut kapısıydı. Burası bu binaya ait bir yer bile değil. Burası bu binadan ayrı bir yer. Ve yukarıda yapılan hiçbir şey burayı etkilemiyor. Girişi var. Ama çıkışı yok.’’

İç çekti Cevahir. ‘’İyi. Anladım. Nasıl çıkacağız?’’

Emir sendeledi biraz. Yürümeye başladı. ‘’Gerçekten... Acılarım dinmiş gibi duruyor. Sağ olasın Liderim.’’

Cevahir eliyle onaylama işareti yaptı. Ardından söylemek istedi. ‘’Emir. Alan manipülasyonu yeteneğininde olması gerekiyor. Kara enerji kullanabilen herkes bunu yapabilir. Ve sende yapabilirsin. Bütün bu alanı kontrol edip, şeklini değiştirip, bizi bir şekilde yukarıya çıkarman gerekiyor.’’

Emir kılıcını aradı gözüyle ama hiçbir yerde bulamadı. ‘’Ah olamaz. Kılıcım diğer yerde kaldı.’’

İkisi de buna şaşırmıştı ama Cevahir hemen çözüm sunma çabalarına girdi. ‘’Bağlama büyüsü yapmışsındır değil mi? Yok edilse bile geri getirebilmene yarıyor.’’

Emir ciddi baktı. ‘’Tabi, bizim soyumuz bunu çocukken yapıyor.’’

Yuukka ciddi tavırla söyledi. ‘’Büyücü olan herkes bunu çocukken yapar. Gerçi bir ruh sadece bir veya iki kere yapabilir. İyi bir büyücüyse tabi.’’

Yuukka duvarlara yürümeye başladı. Elini gezdirip bütün duvarları dolaşmayı başladı. Cevahir bir şey anlamamıştı. ‘’Ne yapıyorsun?’’

‘’Belki gizli geçit vardır. Bir şekilde... Yani yukarı çıkarız.’’

Cevahir kızdı biraz. ‘’Az önce konuştuk ya. Alan manipülasyonu yapmasını sağlamalıyız.’’

Cevahir yere eğildi ve oturdu. ‘’Peki. Kılıcını geri getirebilir misin? Bir şey yok olsa bile bağlama büyüsü onu geri getirebilir. O var edilmeden bile etkilerini kullanabilirsin. Ama sanıyorum yeteneği açmanın anahtarını, kılıcın ile yaptın.’’

Kafasıyla onayladı. ‘’Evet. Yere yatay şekilde koyuyordum.’’

Cevahir onu rahatlatmaya da çalışıyordu biraz. ‘’Çok basit bir büyü. Hiç yapmamış olduğundan nasıl var etme olayı yapılacağını bilmiyorsun. Bu yüzden sana bir çağrışım gerek. Bir kelime.’’

‘’Ne?’’

İç çekti. ‘’Hadi ama bir kelime düşün.’’

Yere doğru içsel bir bakış attı. ‘’Su?’’

Cevahir öylece kalmıştı. Yuukka’ya döndü. Yuukka ise önemsemedi bunu.

‘’Neyse. Bir şekilde yapabilirsin değil mi?’’

Emir derin bir nefes aldı. ‘’Denerim.’’

Elini ileriye doğru uzattı. Avucunu açtı. ‘’Geçen sen böyle yapmıştın.’’

Kafasını salladı. ‘’Bu doğru.’’

Emir neden burada olduklarını hatırladı. ‘’Hass...’’

Yapmak üzere olduğu şeyden vazgeçti. ‘’Burası 8. kat değil mi?’’

Yuukka kafasını salladı. ‘’Değil.’’

Emir etrafına bakındı. ‘’8. kata baktığımda, tam olarak böyle gözüküyordu zihnimde. Ne değişti?’’

Yuukka ciddileşti. ‘’Belki kopyasıdır.’’

Emir yukarı baktı. Sağına soluna, yere bakındı. Herhangi bir madde arıyordu. ‘’Bir şeyler olmalı. Boyut kapısı, mühür tekniği, hepsinin bir yapı taşı vardır. Bununda olmalıydı.’’

Yuukka bütün bir zemine göz gezdirdi. ‘’Ne bulmamız gerekiyor?’’

‘’Herhangi bir şey. Sigara külü bile olur. Karanlıktan pek gözükmüyor.’’

‘’Ne bulursanız kârdır.’’

Yere eğilip zeminde emekler halde herhangi bir şey aramaya başladılar. Çok küçük bile olabileceğinden dolayı yakından görmek zorundaydılar.

Yerde tozlar vardı. Bir tane saç kılı buldu Cevahir. Kılıcını var etti ve kılı 2’ye böldü hızlıca. ‘’Bu değilmiş.’’

Gözlerini hafif kıstı. ‘’Peki bu yapıtaşı, bir mikroskobik boyutta bir şey olabilir mi?’’

Emir donup kaldı. Ardından kafasını hafif eğdi. Yere bile değmişti. Aslında biraz hüsrana uğramıştı. ‘’Bu mümkün.’’

Hızla ayağa kalktı Cevahir. ‘’Bu saçmalık. Bulamayız ki o zaman? Kenara çekilin. Baskı alanı kullanacağım.’’

Yuukka bu sefer kafasını kaldırdı. ‘’Biz buradayken yapmayacaksın değil mi?’’

‘’Alanı biraz kısıtlarım. Sizi etkilemez.’’

İç çekti. Başka yolu yok gibiydi. ‘’Peki madem. Öyle olsun.’’

Emir bir köşeye, Yuukka ise aynı duvarın diğer köşesine geçti. Yuukka ve Emir’in kalınlığında olan alanı etkilemeyecek, diğer bütün alanları etkileyecek şekilde bir baskı alanı kullanımını hedefliyordu Cevahir.

Yere bağdaş kurarak oturdu. Emir buna biraz şaşırmıştı. ‘’Yoksa bu tekniği kullanmak için anahtarın bu mu?’’

‘’Kapa çeneni. İkonik olsun biraz değil mi?’’

Tam anlamıyla yoga yapar gibi duruyordu.

‘’Baskı alanı: Hiçlik.’’

Alan perdesi açıldı ve nerelere etki edeceği, nerelerin içeride kaldığını görebilir hale geldiler.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

Novebo discord sunucusu