Evren geçidinden geçti. Diğer taraftaki boş, gri araziye adım attı. Evren geçidinin kenarları küçülerek kapandı.

Kılıcını geri beline koydu. Telefonunu eline aldı. ‘’Cevo. Ne yapıyorsun?’’

Hafif korkmuştu. Korkunç bir güç farkı gerçekten de olabilirdi. Sonuçta tamamıyla farklı bir ırktan ama insan görünüşüne benzeyen bir tür gibiydi.

‘’Hey. Cevo. Kırsal bir yerdeyim. Nerede olduğumu bilmiyorum. Birden buraya geldim. İnanamayacaksın ama gölgelerden bir asker beni görmeye geldi. Bir şekilde dönmem lazım.’’

Cevahir bu sırada çadırın içine girmişti bile ve oturuyordu. ‘’Zamanı geldi Cevahir.’’

Cevahir aslında bütün bunlar olurken çadırda gölgeler hakkında bilgi almıştı cadıdan.

‘’Yuukka anlaşmayı kabul etti yani. Bana seslendiğine göre.’’

‘’Evet. Artık tahtla bir bağı kalmadı. Varis olmaktan vazgeçti.

‘’Ölüm emrinden bahset. Neden şimdi? 20 yıldır dünyaya sürgün ettikten sonra, neden şimdi amcası bu emri veriyor?’’

‘’Yuukka iki farklı enerji türünü bedeninde taşıyor. Gölge enerjisi ile saf enerji. Bir melez olduğu için. Uzun zaman sonra bu enerjiyi kullandıysa hissedilir hale gelmiş olabilir.’’

‘’Hıh. Bu sorunun net bir cevabı için kralı çadırın içine sokmak isterdim.’’

‘’Evet. Çalıştığım biri ile tekrar çalışmam. Bu yüzden liste yok. Anlaşma yok.’’

Ayağa kalktı Cevahir. Çadırdan çıktı. Telefonunu aldı ve ağzına götürdü. ‘’Konum atabilir misin?’’

Yuukka yere oturdu. ‘’Sonunda cevap verdin. Boşa konuşuyorum sandım. Atıyorum.’’

Konumu telefondan mesaj olarak gönderdi. Cevahir gözünü kıstı. ‘’Hm. Uzak. Şehir dışındasın.’’

Yuukka şaşırmıştı. Hafif gülümsedi. ‘’Tespit. Bravo. Onu anlıyorum zaten.’’

‘’Bir geçit açamıyorum. Işınlanma büyüsüne de hâkim değilim. Birini gönderirim seni alması için.’’

‘’Gerek yok. Tam aptalım.’’

Yuukka bir anda Cevahir’in yanına geldi. Anında olmuştu. Yandan seslendi ona. İnsanlar vardı ama çok umursamadı. Büyü kullanımını.

‘’Cevo.’’

El salladı. Cevahir yan gözle baktı. Onu görünce şaşırmıştı. Telefonu ağzından çekti. ‘Ne? Eylemsizliğini mi kullandın?’’

‘’Diğerlerine haber verme diye. Gölge olayı ikimiz arasında kalmalı tamam mı?’’
‘’Eve geçelim her şeyi net anlatırsın. Yolda giderken anlatacaklarım var.’’

Park ettikleri arabaya yürümeye başladılar.

Cevahir açtı konuyu. ‘’Cadı. İş yaptığı biri ile bir daha iş yapmıyormuş. Ama kendini tutamayıp tepki gösterdi sana. Anlaşmayı kabul etmemeni istiyormuş.’’

Afallamıştı Yuukka. ‘’Anlaşma mı? Bundan nasıl haberiniz var?’’

‘’Cadı işte çoktan geleceğini görmüş.’’
Arabaya geldiler. Cevahir anahtarı çıkarıp tuşa bastı. Yuukka sürücü koltuğuna oturdu. Cevahirde yanına oturdu.

‘’Anlıyorum. Ama Omai’yi ona verirsem savaşmama gerek kalmaz.’’

‘’Sorunda buymuş. Gölgelerin, Omai ile baş edemeyeceğini düşünüyor.’’

Çalıştırdı arabayı. ‘’Neden? Kumandanlar çok güçlüdür. Bence baş edebilirler.’’

‘’Omai’nin hiçbir şekilde kendi gücünü kullanmadığını, savaş çıkarsa onunla savaşanın binlerce sürprizle dolacağını söylüyor. Baş edilemez birisiymiş.’’

‘’Gerçekten mi? Bıktım bu zırvalıktan. Bir dakika da 3 kez baş edilemez dedin.’’

Buna güldü Cevahir. ‘’Hadi sür. Gidelim.’’

Arabayı sürmeye başladı. Yollar birbirini kovalıyorken ana yola çıktılar.

Cevahir eliyle işaret yaptı. ‘’İşte bu. Aklıma bir fikir geldi.’’

‘’Adam tutup, listeleri sormasını isteriz. Böylece aynı kişiyle çalışmış olmaz değil mi?’’

Göz devirdi Yuukka. ‘’İsteklerimiz aynı olunca bunu anlar. Anlamsız.’’

Hafif sırıttı Yuukka. ‘’Onu ölümle tehdit ederim. Böylece dökülür.’’

Somurttu Cevahir. ‘’Salak olma. İkimizin geleceğini de gördü. Bunu yapacağın olası bir geleceği de görmüştür. Bu yüzden tedbirini almıştır.’’

‘’Hm. Anladım. Onu düşürmenin yolu yok o zaman. Ona adam yollama fikrimizi uyguladığımız bir geleceği de görmüştür.’’

‘’Her bir şeyimizi görmüştür. Ondan ümidi keselim.’’

Parkın yanından geçerken Yuukka arabayı durdurdu. Parkta oynayan çocuklara bakındı. Aileleri yanında duruyor ve eğleniyorlardı.

Salıncağa bir göz gezdirdi. Boş olduğunu gördü. ‘’Beni sallasana.’’

Kaldırdı başını. Sonra Yuukka’nın baktığı yere baktı. ‘’Sallanmayı düşünmüyorsun değil mi?’’
Açtı kapıyı ve salıncağa doğru yürürken eliyle işaret yaptı.

Ofladı Cevahir ve o da arkasından yürüdü. Yuukka Zinciri tuttu. Oturdu ve Cevahir’e baktı. Güldü. ‘’Hadi salla.’’

Etrafına bakındı Cevahir. İnsanlar kendilerine bakıyor mu diye bir göz gezdirmişti.

‘’Olmaz. Çocuk değiliz.’’

‘’Sana salla dedim. Hadi.’’

‘’Bende sana olmaz diyorum. Dinlesene beni.’’

Kalktı Yuukka. Kaş çatmıştı. ‘’İyi.’’

Paltosunun az bir güçle çekildiğini fark etti Yuukka. Arkasına baktı. Yere baktı. Küçük bir kız çocuğu ona gülümseyerek bakıyordu.

‘’Ne?’’

Annesi oturduğu banktan seslendi. ‘’Oynamak istiyor ağabeyi.’’

Yuukka utanmıştı biraz. Yüzünü çevirdi. ‘’Olmaz. Üzgünüm.’’
Çocuğun elini çekti üstünden ve arabaya yürümeye başladı. Kapıyı açıp bindi. Cevahirde bindi ve ardından direk konuyu açtı.

‘’Örgütü nasıl bulacağız?’’

Yan gözle baktı Yuukka. ‘’Buluruz bir şeyler.’’




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

Novebo discord sunucusu