Uzun karanlık, meşalelerle aydınlanan koridorda kapının demirliklerine hafiften vurdu Omai. Yüzünde maskesi eksik olmuyordu. Yine nazik bir ses ile konuşma taraftarıydı. Camillie ve Anthea ise yorgundu.

Terli duruyorlardı ve uzuvları çok ağrıyordu. Camillie ayağa kalktı. Net tavrı vardı ve uzun koridoru umursamadan söyledi. ‘’Yine ne yapacaksın?’’

‘’Önemli bir şey değil. Hepinizi 0. odaya götürmek istiyorum. Lütfen sakin olun.’’

Sinirliydi. Ses tellerinden bile titrek sesler çıkıyordu. ‘’Kapa çeneni be. Kim takar bunları. Ben dinlenmek istiyorum. Hani 1 hafta ara ile yaptıracaktın. Sözünün eri ol.’’

Omai cebinden bir saat çıkardı. Kol saatiydi. Yerçekimine bıraktı saatı ve ucundan tutmaya başladı. ‘’Bence fazla yorgunsunuz. 1 hafta geçti bile.’’

İkisi de afallamıştı. Anthea yüzünü ekşitti. Hiç kalkmak istemedi. Yerde baygın gibi oturuyorken zorda olsa konuştu. ‘’Gelemeyeceğim. Artık beni öldürsende umurumda değil. Taakatim kalmadı.’’

Omai gülümsedi içten. ‘’Yazık oldu. Size seçenek sunmadım. Gelişime giden yolda insanların nefsani seçenekleri görmezden gelinmeli.’’

Elini şıklattığı anda o katta bulunan bütün denekler 0.odada belirdi.

Herkes şaşkın etrafına bakınıyordu. Anthea yürümeye başladı. Duvarlarda aynalar var, hatta duvar yerine sadece aynalar inşa edilmiş gibiydi. 4 bir yanda da aynalar var ve herkesi görebiliyorlardı. Zemin ve tavanda ayna yoktu. Normaldi oralar.

12 yatak var ve 12 denek vardı. Herkes yataklarında belirmişti direk.

‘’Neler oluyor?’’

Omai gürültüden pek hoşlanmadı. ‘’Rica etsem herkes tek sıra haline girebilir mi?’’

Camillie’ye baktı bu sırada. ‘’Hüsranlığımı belirtmeliyim. Deneyi geçmenin tek neden hırs duygunu yükseltmiş olmandı. Ben daha belirgin bir tetikleyici bekliyordum.’’

Omai bir süre uğraşsa da artık 6’ya 6 bir dizilim gerçekleşmiş. Ve takımlar yan yana gelmişti. Bir takım diğer takımın karşısında duruyor, birbirlerinin gözlerine bakıyorlardı.

‘’İsterseniz gözlerinizi kapatın. Emri verdikten sonra, göz kırpmanızı yasaklıyorum. Göz kırpma yarışında, göz kırpanlar sistem tarafından tespit edilir, ve diskalifiye olurlar. Bir takımda 5 diskalifiye olsa bile, sona kalan kişi takımı taşıyabilir. Karşı takımda 5 diskalifiye olmasa bile, yarış devam eder.’’

‘’Sona kalan kişinin omuzlarında ki yükünü düşünemiyorum bile. Kaybeden takım 5 gün boyunca açlık ve susuzluğa mahsur kalır. Yine yaşam iradesi, susuz kalsanız bile, bünyenizi 5 gün yaşatabilecek iradeniz olabilecek mi?’’

Arkasını döndü. Aynaların içinden geçip, bir hayalet gibi, son sözünü söyledi. ‘’Hepinize iyi çalışmalar.’’

Sonuçta kimseyi öldürmüyordu, onların yaşama arzusunu, bir başkasının hayatını önemseme gibi faktörler bir yana, canının ne kadar yandığını umursamaksızın, iradelerini en güçlü hale getirmek istiyordu. Kendisi gibi iradeye kavuşmalarını istiyordu. Ancak böyle bir irade, insanlığa yön verebilirdi. Kendi iradesi o kadar üstün bir irade ki, Tanrı vasfını başarıyla yerine getirebileceğini düşünüyordu.

Büyük güçlerin kullanımı da, yüksek iradenin bir sonucudur.

Camillie ve Anthea göz göze geldi. Birbirlerine bakıp gülümsediler. Bu arkadaşlıktan tiksinenlerde vardı. Bir cık sesi geldi.

Camillie sert bir tavır sergileyerek ona döndü. ‘’Bir sorun mu var uzun?’’

‘’İğrençsiniz.’’

Bir hayalet misali aynaların içinden geçtikten sonra, Bu oda sadece yarışanlara kalmıştı. Herkes tedirgin ve kazanamayacağından korkuyordu.

Hepsi hazırlıklarını yaptıktan sonra, 6’ya 6 bir dizilim, ve her bir üye diğer üyenin gözlerinin içine bakıyordu. Aralarında 15 cm duruyor ve çok yakın oluyorlardı.

Duvardaki zaman başlatıldı. Omai ise, bulundukları odaya bir şartlı teknik ilave etti. Bu şartlı tekniğe göre, elenen bir yarışmacı tekrar hilebazlık yapıp oyuna dahil olmasın diye, hareket edemeyecek bir duruma gelecekti. Yani fiziksel bir hareket gösteremeyecekti. Sanki buzun içinde donan bir insan gibi, hangi pozisyonda elenirsen yarışma bitene kadar o pozisyonda kalırdın. Tabi bundan kimsenin haberi yoktu.

Süre başladı ve herkes göz kırpmamaya çalışarak birbirlerine bakıyorlardı. Biraz süre geçmesinin ardından bazıları sinsi planlar düşünmeye başladı bile.

Camillie’nin takımından en baştakı kişi, karşısındaki rakibini ile gözlerinin arasını elini götürdü. Yukarı aşağı yapmaya başladı. Buna bozulmuştu tabi rakibi de.

‘’Ne yapıyorsun?’’

‘’Hadi ama, kurallar basit, böyle yapabilirim. Dikkat dağıtabilirim.’’

‘’Başka bir kısa boylu kız biraz şaşkınlıkla dikkat dağıtan kıza bakmaya başladı. Ama hiçbir türlü gözlerini kırpmıyorlardı.

‘’Senin kıyafetinin üzerinde neden merkür yazıyor?’’

Buna şaşırmıştı. Ama gözlerini fazla aşağı, kendi kıyafetine çevirirse göz kırpma olasılığının artacağını düşündü. ‘’Hıh. Sende mi dikkat dağıtmaya çalışıyorsun?’’

Ardından onun yanındakine baktı. ‘’Seninki de venüs?’’

‘’Benimle konuşma çöp parçası.’’

Bu tepkiye biraz şaşırmıştı. ‘’Aslında sabit kalmamızın bir yararı yok. Bence göz kırptırmalıyız. Savun kendini cüce.’’

Şaşırdı ama gözlerini hala dinç tutmaya çalışıyordu. ‘’Ne?’’

Demeden üzerinde Merkür yazan kız onun suratına tekme geçirdi. Sertti. Sanki bir şeyin hıncını almak istermiş gibi sert vurmuştu. Ama içinde hiç öyle bir duygu yoktu. Bu tamamen psikopatlığa kaçan bir yaşam tarzıydı.

Burnu kanlar içinde yerde sürüklenirken gözlerini kırpmıştı ve şartlı teknik onu esir aldı. Artık hareket edemezdi. Yatma pozisyonunda duruyordu en azından. Yorulmazdı.

‘’Hareket edemiyorum.’’

Üzerinde merkür yazan kız diğer yanındakine baktı. Onun kıyafetinde de dünya yazıyordu. ‘’Neden takımındakilere saldırıyorsun?’’

Ona doğru döner tekme koyarken biraz sesi kalın çıkmıştı. ‘’Sende kapa çeneni.’’

Onunda burnunu kırdıktan sonra o da acıdan bağırırken yere savruldu ve gözlerini kırptığı için hiçbir şekilde hareket edememeye başladı. Bir heykel gibiydi. Yere düşsen bile gözlerini kırparsan, o pozisyonda o konumda hareketsiz kalırdın. Bu sadece hareket sistemini etkilediği için, kaslar o pozisyonda biraz fazla çalışabilir.

‘’Bu ne? Hareket edemiyorum.’’

Çırpınmaya çalıştı ama o hareketleri bile yapamıyordu. ‘’Neden hareket edemiyorum. Bu ne? Ne yaptın bize!’’

Üzeride merkür yazan bütün diğer herkese bakmaya başladı. Camillie ve Anthea hala göz gözelerdi. ‘’Ona bakarsak bize de dalar.’’

‘’Haklısın.’’

Bir döner tekme de Camillie’ye gelmişti. Ama o bundan savruldu. Hızlı ve çevik bir şekilde.

‘’Bence yapma. Zararlı çıkarsın.’’

Yumruğunu iyice sıktı. ‘’Göz kırpanı sağlayacağım.’’

Net bir duruş sergiledi. Tek elini yumruk yaptı. ‘’Gel bakalım. Kırpmayacağım.’’

Anthea bu sırada gülümsemesini tutamadı. Ama içindekini söylemek istedi. ‘’Siz ikiniz aynı takımdasınız.’’

Üzerinde merkür yazan Sırıttı egosunu tatmin ederek. ‘’Şapşal. Bunu takımım kazanmayacak. Ben kazanacağım.’’

Camillie tek ayağını geri attı. O da hafif sırıttı. Yenilmek istemeyen biri gibiydi. ‘’Hıh. Bencil bir düşünce.’’

Camillie’ye çok hızlı bir yumruk girişimi geldi. Çok soğukkanlı bir şekilde kafasını yana çevirdi. Bunu ıskaladığını gören uzun kız sabit durup kendi etrafında döndü ve hızlı bir döner tekme yapıştırmaya çalıştı.

Camillie kendini arkaya yalpalattı ve ucundan kurtuldu. Ardından doğruldu tekrar. Tek ayağı hala gerideydi. Bu sayede hızlı bir ileri atılma gerçekleştirerek ona yumruğunu geçirmeye çalıştı. Hafif yana kaydı uzun kız ve yumruğun hızını hesap edip kendi de bu hıza adapte oldu ve onun yumruğunun hızını kesmeden ona takla attırdı. Yere yapışan Camillie de, maalesef gözünü kırptı.

Uzun kız başına geldi. Hafif eğildi ve işaret parmağıyla onun alnına dokunmaya başladı. Biraz, ne oldu lan, kafasında gibiydi.

‘’Kısa olmasını beklemiyordum. Tatmin olmadım.’’

Somurtuyordu Camillie. Ama bir sorun daha vardı. Camillie’nin yenildiğini gören Antheaydı bu.

Uzun kız bunu tabii ki de fark etti. Çünkü kendisi bir denek olsa da küçükken ona dövüş stilleri öğretilmişti. Boyunun verdiği yarar ile bu yönde eğilimlere başvurulmuştu ailesi tarafından.

Hızlıca ayağa kalktı ve onun yumruğunu durdurmak için tek elini kullanmak istedi. Anthea bunun farkındaydı. Onun göz kırpmasını sağlayacak etkili bir yöntem lazımdı onun için. Gözlerine yakın bir hamla yaparsa refleksler devreye girebilirdi.

Kendini kaçırdı onun savunmasından. Yana adım attı ve tekrar geri dönüp onun gözlerine yumruk geçirmeye çalıştı. Bunu yine fark ettiği için tek eliyle onun bileğinden tuttu.

İçten içe aşağılayıcı bir sırıtış gerçekleştirdi. ‘’Kendini zeki mi sanıyorsun?’’

Kolu hızlıca çekti, geçmiş deneyimlerinden kalan güç ile Anthea havada süzülerek duvara yapıştı. Ve o da gözlerini kırptı. Buradan ne kadar bıktığı gelmişti artık aklına.

Ve yenilgisinden sonra ilk defa bir şeyi fark etti.

Kabullenme psikolijisinin çalışma prensibi.

Bir köleye bile onun duygularını yöneten bir hedef verdiğinde, hedefi uğruna bulunduğu konumun gerçek önemini yitirir. Birinci öncelik değişir ve ruh haline göre verilen o hedef seni cezbeder.

Duygusal manipülasyon Anlatılarak değil, aşamalar ve kabul ettirme sürecine göre dayanır.

İlk başta her şeyi reddeden köle, zaman ilerledikçe önceliğinin değiştiğinin farkına varamaz.

Ayağa kalkmak istedi ama şartlı teknik yine bedenini esir almıştı. Kendisi eklemek istedi. ‘’Bende hareket edemiyorum.’’

‘’Nasıl olur?’’
‘’Bilmiyorum. Bunu Omai Schnitza yapmış olmalı.’’

Olduğu yerden motivasyon konuşması yapmaya hazırdı.

‘’Kızlar. Bana kulak verin. Esir olduğumuzu unuttuk. Bize dayatılan rekabet düşüncesi hepimizi cezbetti. Ama yanılıyoruz. Asıl rakip, sizler ve bizler değiliz. Asıl rakibimiz. Omai Schnitza olmalı. Deneylerini reddetmeli, ve bir başkaldırış planı yapmalıyız.’’

Uzun kız hep, ben haklıyım, kafasında biri olduğu için, bir başkasının yaptığı mantıklı bir düşünce olsa bile bunu reddetme düşüncesine sahipti.

‘’Aptal mısın sen? Yenildin diye mi bunlar? Kafan basmıyor mu? Omai’yi hiçbir insan yenemez.’’

‘’Biliyorum. Tek çare buradaki herkesin bir safkana evrilmesine kadar sabretmek. Herkesin üstün güçleri olduktan sonra, el birliğiyle onu indirebiliriz. Bunu tek başımıza yapamayız ama. Bize ciddi bir destek lazım.’’

‘’Saçmalamayı kes lütfen. Dışarıyla irtibat kurmamız imkansız.’’

Duvardaki zamanı gösteren saat durdu. Anlaşıldı ki gözünü tek kırpmayan uzun kız, elbisesinden merkür yazan kalmıştı. Ve onun takımı zaferi tadacaktı.

Sonuçta artık, Uzun kız olan, üzerinde Merkür yazan kızın takımı kazanmıştı. Yani üzerinde, Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Ceres, Jüpiter yazanlar kazanmış, ve diğer kızlar kaybetmişti.

Gerçeklik bir bir değişmeye başladı. Duvar görevi gören aynalar geometrik bir değişim sergileyerek, iç içe geçti ve ardından bütün aynaların yerini eski duvarlara bıraktı. Eski püskü duvarlardan bu binanın yaşını bile tespit edebilirdin.

Aslında bir kapı yoktu ama yarışma bittikten sonra odanın gerçekliği değiştirilmiş ve normal bir oda haline getirilmişti.

Kapıdan içeriye 5 tane görevli girdi. Sıra sıra dizilirlerken içlerinden biri biraz önde durdu.

‘’Kazanan takım, lütfen odanın dışarısına çıksın.’’ Şartlı teknik hala aktifti ama bu sefer kaybedenler için geçerliydi. Hareket edemiyorlardı. Ağızlarını bile etkilediğinden artık konuşamaz durumdaydılar. Hareket edebilenler teker teker çıkmaya başladı. Uzun kız hepsine aşağılayıcı bakış atarken bunu en çok üzerine alınan, Anthea olmuştu. Ama bir tepki veremiyordu. Camillie onun yanına kadar geldi. Saçlarının arkasını hafif kaldırıp ensesinden tuttu. ‘’Endişelenme. Sen buna dayanırsın. Biliyorsun, elimden bir şey gelse bir saniye bile düşünmezdim. Ama Omai Schnitza olduğu sürece biliyorsunki elimizden hiçbir şey gelmez. Onun karşısında insanların şansı olduğunu bile düşünmüyorum. Yerimiz belli olursa, takviye olarak bize insan dışı bir güç gerekecek.’’

Göz bile kırpamıyorken omzuna iki kere hafifçe vurduktan sonra dışarı çıktı. Anthea ise, 5 günlük bu cezaya dayanabilecek mi korkusunu yaşıyordu. Görevliler kazananların çıktığından emin olduktan sonra, ileride duran görevli telsizi ağzına götürdü.

‘’Liderim. Kazananlar çıktı.’’
Görevlilerde teker teker orayı terk ederken kapıyı kapattılar. Kapının gerçekliği değiştirilip, duvar haline büründü. Artık çıkışı olmayan eski bir oda gibiydi burası.

Şartlı teknik geri çekildi ve artık hareket edebilir duruma geldiler.

Anthea en sonunda kendi tüşörtüne bakmak istedi. Aşağı çevirdi kafasını. Üzerinde Satürn yazıyordu. Ve anladı. Güneş sistemindeki gezegenler bir kod adı olabilirdi.

Diğerlerininkine baktı. Uranüs, Neptün, Plüton, Haumea ve Eris yazıyordu.

Ve düşündü içinden. ‘’Bunlar kod adlarımız olmalı.’’

Hepsi teker teker yere otururken Anthea durmadı. Hepsine ciddi bir bakış atarken söylemek istedi.

‘’Sizleri bilmiyorum ama, ben, 5 gün boyunca aç ve susuz kalmaya hazırım. Asla ümitsizliğe kapılmadan, buradan canlı bir şekilde çıkacağım.’’

Utangaç kısa boylu bir kız utanarak söyledi ona. ‘’Ama... İnsan vücudu 2 gün sonra su almazsa...’’
Hafif hareketliydi. İleri geri yapmaya başladı. Düşüncelere boğulmaya başladı. Odada öylesine dolaşıyordu. Sonunda ona baktı bir saniye ardından tekrar dönmeye devam etti.

‘’Önemi yok. Hayatta kalma mücadelesi bu. İşin sonunda sadece ümitsizliğe kapılmayanlar zafere gidebilir.’’

Diğer yanda hafif gotik kız dudağını büzdü. ‘’Hadi oradan. Hayatta kalda görelim. Buradan asla çıkamayacağız.’’

Kaşlarını çattı. ‘’Sizler hemen hüküm vermeseniz, kendinize inansanız...’’

Sözü kesildi yarıda. Gotik gibi görünen kız devam etti. ‘’İnanmak mı? Saçmalama. Hiçbir şekilde susuz 2 günden fazla geçiremeyiz.’'

‘’Bence bu gerçekler insan bünyesinin sınırıyla ilgili değil, gerçek kontrol edilen bir iradenin, neler yapacağını aklımız hayalimiz almayabilir.’’

Kısa kız ayağa kalktı. Gotik kızı fazla umursamayıp Anthea’nın yanına geldi. Kızın üstünde uranüs yazıyordu.

‘’Adını biliyor musun?’’

Kafasını hafifçe hayır der gibi salladı. Buna biraz şaşırmıştı Anthea. ‘’Ben Anthea. Sana... Uranüs diye mi seslenmeliyim?’'

Kafasını hayır der gibi salladı tekrardan. ‘’Bilmiyorum.’’

‘’Ne zamandır buradasın? Kaçırıldın mı?’’

‘’Açıkçası, hiçbir fikrim yok. Buranın dışında bir anımda yok.’’

İç çekti. ‘’Yani burada doğmuş olabilirsin. Buda demektir ki, Ailende buradaydı.’’

Bu arkadaşlar böyle böyle konuşmaya devam ederken ise, Omai kendi kaboratuvarının içine kadar gelmişti. Zemheri Sekarex onun ilk safkanı olduğu için, ona ayrı bir sevgi besliyordu.

Zemheri bir tane uyku cihazına yaslanmışken, ortamı aydınlatan 10’dan fazla uyku cihazının başak birinin başındaydı Omai.

Elinde bir tablet var ve o tablet ile uyku cihazının ayarlarını yapıyordu. ‘’Geçit sürekli açık olduğundan her saniye enerjim harcanıyor. En az benim kadar hızlı bir enerji yenileme sistemi kurmam gerekiyordu. Böylece açık olan geçit artık benim enerjimden değil, sistemin büyü enerjisinden kaynak sağlayacaktı.’’

Zemheri o kadar soğuk bir yüz ifadesi vardı ki, Omai’nin deneylerinin bu kadar etkili başarı gösterdiğini söylüyordu. Çünkü buzu, bağlamaya büyüsü yapamayan, ve büyü kaynağı olamayan birine, kendi bağlama büyüsü ile yapmaya çalışmıştı. Bağlama büyüsü sadece kişinin kendisine yapılan bir büyüydü.

Tabi tek etken bu değildi. Ama önemli bir faktördü. Buz sadece özelliklerini değil, kişisel tavırlarını da örnek alacak şekilde etki yaratmıştı.

‘'Efendim, Sınırsız enerji yenilenmesini amaçlıyorsunuz. Ama canlı bir organizma olmadığı sürece, cansız bir mekanizma yenilenme sağlayamaz. Dışarıdan takviye gerekir.’’

Omai içten içe gülümsemişti. Nazik bir sesle tersledi onu. ‘’Endişelenme. Tekniğimin yapıtaşına çok benzeyen bir kaynak yarattım.’’

Yürümeye başladı. Duvara doğru yürürken gizli bir kapı sağa kaydı. Bunu ilk defa görüyordu Zemheri. Onu fark etti. Yanına çağırdığını. Yürümeye başladı. İnce uzun koridorlar karşılamıştı kendilerini.

Aşağı doğru 30 derece açıyla iniyorlardı ve merdiven yoktu. Koridor tükendi ve bir kapı yine kendiliğinden açıldı. Boş bir oda, ama odanın tam ortasından kök salmış bir ağaç vardı. Üstü örtülüydü. Omai avucunu açtı. Örtüye yönlendirdi. Elini sağa kaydırdı ve örtü üzerinden uçup yere yavaşça süzüldü.

Omai yürümeye başlarken Zemheri donuk bir şekilde bakıyordu. Çünkü bu ağaç, sıradan değildi. Kocaman bir göz gövdesini kaplamıştı. Ağacın kalınlığı ise 5 insan kadardı. Dalları ise tavana değiyor, içinden geçip başka bir yere bağlıymış gibi gözüküyordu.

Ağacın üzerinde kapalı olan göz, ama göz olduğu çok açıktı.

‘’Efendim. Bir göz.’’

Gülümsediği belliydi. ’'Evet. Bu bir göz. Omega vizyon yeteneğini önce gözlerime aktarma kararı almıştım. Böylece baktığım her bir kişinin geleceğini görebilirdim. Ama yanılmışım. Artık Omega vizyonun gözleri, teknik yükseltme yeteneğimin yapıtaşında belirecek. Böylece benim baktıklarım değil, bu ağaca bakanların geleceğini öğrenmiş olacağım.’’

‘’Bu ağacımın boyutunu istediğim kadar büyütebilirim. Heykelimsiler için çok gerekli bir strateji.’’

‘’Efendim. Sorumu pek önemsemeyin, ama nereden biliyorsunuz? İstila gerçekleşeceğini?’’

Omai arkasını döndü. ‘’Büyü tarihinde, örgüt kurulduktan sonra istila gerçekleşmedi. Ama örgüt kurulmadan önce, istilalar baş göstermişti. Bildiğim kadarıyla bu dünya 8 kez istila edildi. Sadece birden fazlası heykelimsiler tarafındaydı.

Demek ki ilk örgüt kurucusunun değişik yetenekleri vardı, dış dünya ile bir anlaşma, veya bir strateji kurmuş olabilir. Bu yüzden istilalar duraksadı. Örgütü bilerek ifşa edeceğim.’’

Zemheri buna baya bir şaşırmıştı. ‘’Ama efendim? Bu... Saçmalık değil mi? Neden böyle bir şey yapasınız. Konumu ve yörünge hareketi muazzam. Asla bizi bulamazlar.’’

‘’Hayır. Bulamazlar. Ama hedefime ulaşan yolun yarısını tamamladım. Geriye kalanlar tamamlanınca, anlaşmayı bozacak hareketlerin olmasını sağlayacağım.’’

Bir şey diyemedi. Anlamak için sustu ve devam etmesini istedi.

‘’Bulutların ötesinde örgüt lideri, Gölgelerin kumandanlarının bile hedefi olduğundan, yerimi bulduklarında net bir saldırı gerçekleştirecekler.

İnsanların en güçlüsü olan Omai Schnitzayı fazla zorlanacağını düşünen heykelimsiler, gölgeler ile ittifak yapıp istilayı tamamlamak isteyecekler. Bu sefer krallarının bile geleceğini düşünüyorum.’'

Zemheri kaşlarını çok hafif çattı. ‘’Bir şeyi unutmuş olma ihtimaliniz var mı? Efendim?’’

‘’Dinliyorum. Zemheri.’’

‘’Sıfırıncı kurucu. İnsanlara deney yapmanızda hoşlanmayacak, ve ortaya çıkacaktır.’’

İçten içe biraz sırıttı. ‘’Onun yüzünü, nasıl göründüğünü, ismini bilen bir kişi bile yok. Mutlak gücünü, olası evrenler arası geçitler açıldığında, onları kapatmak için kullanan biri.’’

‘’Sende artık, benim sol kolumsun. Lanetli enerjin sayesinde, saf enerjiden daha üstün bir kaynağa sahipsin. Bu seni bütün insanlardan ayıran özellikti.’’

Kafasıyla onayladı.

‘’Efendim. Her zaman önce sağ kol...’’

Sakin bir sesti. ‘’Sağ kolum var Zemheri.’’

Zemheri dik bakışıyla dik durdu. ‘’Görmek istiyorum.’’

Omai gülümsedi yine. ‘’Peki. Sana göstereceğim. Yol biraz uzak. Zaman kabetmeyelim. Omzumda dokun.’’

Zemheri şaşırdı buna. ‘’Bu bir... Testmi efendim.’’

Gülümsemişti yine. ‘’Testi başarıyla geçtin Zemheri. Artık seninle ilgili planlarım sona erdi. Sen benim en başarılı deneklerimden birisin.’’

Zemheri yavaşça yaklaştı. Ardından Omzuna dokundu. Omai göz temasını kesti ve önüne bakındı. Işınlanma büyüsünu kullandı. Zemheri temas halinde olduğundan bu büyü onu da etkiledi.

Artık bir kapının önündeydiler. Ve odanın üstünde renkli güneş resmi vardı. Omai kapıyı tıklattı.

‘’Girebilir miyim? Güneş.’’

İçeriden, 28 yaşlarında birinin ses tonu, ama o kadar kalın değil, tam diksiyonlu bir sesti.

‘’Girebilirsiniz. Liderim.’’

Omai kapıyı açtı. İçerisi tam anlamıyla lüks bir villanın yatak odası gibiydi. Kalacak tek odası bu olduğu içinse, bütün her şeyini bu odada yapmak zorundaydı. Yani bu yatak odasında, banyo, mutfak, gibi şeylerde vardı.

Yüzü tamamen sargılı, ve saçını kapatan bir fedora şapkası vardı. Beyaz gömlek ve beyaz pantolon giyiyor, kol ve omuz çizgilerinde ise sarı çizgiler vardı.

Sarı bir kolye takısı da vardı.

‘’Efendim. Yüzü neden sargılı?’’

Güneş konuşmanın arasına girdi. Hafif dalga geçer gibi bir sesi vardı. ‘’Çok yakışıklıyımda ondan dolayı. Erkeklere biraz daha fırsat kalsın diye uzun zamandır böyle geziyorum.’’

‘’Yani? Dünyaya iniyorsun.’'

‘’Tabii ki iniyorum.’’

Omzunu pohpohladı. ‘’Endişelenme sende. Görünüşün, biraz insan dışı olsa da, hiç kimseye benzememe gibi bir özelliğin var. Sana dokununca bile elim donuyor. Bence bu iyi bir şey.

Kimsenin sahip olamadığı bir şeye sahip olmak...’’

Kafasını eğdi Zemheri. ‘’Haklısınız.’'

‘’Benimle mesafeli konuşmana gerek yok Zemheri. Şuan rütbemiz aynı durumda.’’

Omai arkasını döndü. ‘’Son bir bedene bağlama büyüsü, anahtarı çözebilirsem, deneylere son vereceğim.’’

Arkasından bağırdı Güneş. ‘’Bol şans liderim. Siz halledersiniz.’’

‘’Onunla, arkadaş gibi mi konuşuyorsun?’’

Güneş gülümsedi ama yine yüzünü kaplayan tonlarca sargı bezlerinden hiçbir şey gözükmüyordu.

‘’Haddi aşmadığın sürece istediğin gibi takılabilirsin. Gel seninle dünyaya inelim. Ne dersin?’'

Buna epey şaşırdı. ‘’Dünyaya inmek mi? Bunu yapabilir miyiz?’’

Sırıttı içinden. ‘’Tabii ki yapabiliriz. Ne dersin?’’

Elini hafif kaldırdı. Ve duvara yakın yerde bir geçit açtı. Dünyada ki konumunuda belirledikten sonra ona işaret yaptı.

‘’Buyurmaz mısınız Zemheri bey?’’




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

Novebo discord sunucusu