Büyük liderler arasından en az iş yapan kişi tabii ki de Zhuxin liderdi. Zhuxin biraz çinlilere benzerdi. Gözleri çekik, 1.60 boylarında, ofis işleri yapan, bulunduğu tek katlı binanın işlerini düzenleyen biriydi.
Ofisindeki çöp torbasını kovadan çıkardı. Sürgülü kapıyı açıp 10 metre uzaklıkta kum yolun kenarında duran çöp tenekesinin içine attı. Hafif rüzgarlı, ama bir o kadarda güneşin olduğu bu havada, çimler kurumasın diye, kendi musluğuna bir hortum bağladı. Ardından hortumu dışarıya kadar çıkarıp çimleri sulamaya başladı. Çok fazla alan vardı. Bu sulama işlemi bu yüzden çok sürerdi.
Önce kendi tek katlı evinin çevresinden başladı bu işe. Hafif uzaklaşıp ötedeki çimlere kadar geldiğinde, karşısında birilerinin olduğunu fark etti.
Kafasını hafif yukarı kaldırdı. Uzun ve eflatun saçlı bu adam, tam anlamıyla...
‘’Lider Cevahir?’’
Yanında Yuukka ve Emirde vardı. Cevahir biraz önlerinde duruyordu ama.
‘’Merhaba. Lider Zhuxin. Zamanın var mı?’’
Zhuxin hortumu yere bıraktı. ‘’Suyu kapatayım. Bir dakika.’’
Suyu kapatıp Onları içeriye davet etti. Ardından hepsi oturma odasına kadar geçti. Oturdular. Zhuxin’in gelmesini beklediler.
İçini biraz dökmek istedi Emir. ‘’İlk defa başka birinin evinde bulunuyorum.’’
Hafif sırıttı Cevahir. ‘’Her şeyin bir ilki vardır ha?’’
Yuuka etrafına bakınıyordu. Sanki eski çağlardan kalma bir oda gibiydi. Kare televisyon, eski model sehpalar. Kanepeler bile eski dokuma tarzındandı.
En sonunda Zhuxin içeri girdi. ‘’Aslında, sizi ofisime bekliyordum. Oturma odasında değil.’’
Hepsi şok içindeydi. Hiçbir şey diyemediler. İlk kalkan Emir oldu. Başka bir yerde bir şey varmış gibi oraya odaklanarak baktı. Ama orada hiçbir şey yoktu. Oyalamak içindi. ’'Vay be.’’
Mahcup olarak hepsi oturma odasından çıktıktan sonra Zhuxinin ofisine kadar geldiler.
Zhuxin sandalyesine otururken masanın diğer tarafında ise iki tane koltuk vardı.
Cevahir yan gözle Emir’e baktı. ‘’Sen küçüksün. Yerde oturabilirsin.’’
‘’Peki liderim.’’
Yere otururdu Emir. Diğerleri de koltuklara oturdu. Zhuxin ellerini önde bağladı. Sırtını hafif geri yasladı.
‘’Dinliyorum.’’
Yuukka dik bakışıyla Bakıyorken Cevahir biraz bunu komik bulmuştu. Yuukka kaş göz yaptı ardından Cevahir paltosunun cebinden çıkardı.
Gusta makinesinin ilk parçasıydı bu. ‘’Bunu biliyor musun?’’
Zhuxin öne eğildi. Yakından bakmak istedi. ‘’Bu ne? Çok karanlık.’’
‘’Gusta makinesinin ilk parçası. 5 parçası olduğunu biliyoruz. Yardımcı kurucu hepsini toplamamızı istedi.’'
İyice bakmaya başladı. ‘’Hm. Hiç böyle bir alet görmemiştim.’’
Yuukka duvara boş bakarak kafasını sallamaya başladı. İç çekti ve bu durumdan hiç memnun değildi. Cevahir ise olduğu yere çöktü ve yanıldığını gösteren bir ifade takındı.
‘’Sana demiştim...’’
Dediği anda Cevahir sözünü kesti. ‘’Tamam... Tamam anladık. Bir şey demene gerek yok.’’
‘’Şaka gibisin delirticeksin beni. Bir hipotezin yüzünden kaç kilometre yol geldik.’’
Hafif sırıttı. ‘’Gezmiş olduk işte.’'
Duraksadı Yuukka. Daha öfkeyle bakmaya başladı. ‘’Bunu demiş olamazsın. Zaman kaybettik.’’
Zhuxin olayı anlamaya çalışıyordu. ’’Tam olarak ne oldu ki? Bahse mi girdiniz?’’
Kafalarını salladılar ikisi de. Cevahir ekledi. ‘’Ben, herhalde bu makineden liderlerin haberi vardır diye düşündüm. Bilgi almaya gidelim dedim. Emir yeteneğini kullandı ve yerlerinizi öğrendik. Ardından en yakın sen olsanda çok uzak bir yol kat edeceğimizden dolayı Yuukka bunu reddetti. Ama bende dedim ki...
Ya biliyorsa... O zaman zaman kaybetmeyiz.’'
Sözü Yuukka devraldı. ’'Ve bil bakalım ne oldu? Zaman kaybettik.’’
‘’Bekleyin bir dakika. Bu aletten bizim haberimiz yoksa, hiç kimsenin haberi olmaması gerekiyordu. Biliyoruz ki kraliyet içindeki her bilgi Liderler arasından paylaşılıyor.’’
Elini şıklattı Cevahir. ‘’Bende onu diyorum. Yani Yardımcı kurucu bizden bilgi saklamış, sonra bunu gizlice yapmamızı...’’
İç çekti Yuukka. Bu olurken Cevahirde çakmıştı. ‘’Doğru ya. Kesin gizli olmasını istiyordu.’’
Zhuxin ayağa kalktı. Elini çenesine götürdü. ‘’Bunu bilmiyormuş gibi davranabilirim. Görevin tehlikeye girmesini istemeyiz. Bizzat görevi size o verdiyse ciddi olabilir.’’
Yuukka’nın aklı anlık başk bir şeye yönelmişti. ‘’Yardımcı kurucuyu gördük. Ben kurucuyu da görmek istiyorum.’’
Cevahir içten içe sırıttı. ‘’Ben onu gördüm. Asıl efsane olan sıfırıncı kurucuyu görmek. Bütün kraliyetleri, Kurucuları bile yöneten kişi.’’
Zhuxin sözü devraldı. ‘’Sıfırıncı kurucu. Onu gören hiç kimse yok. Yüzünü gören, iletişime geçen biri bile yok.’’
‘’Bence aynısı Omai içinde geçerli. Onunda yüzünü göremiyoruz. Aptal bir gülümseyen surat maskesi takıyor.’’ Dedi Cevahir.
Zhuxin şaşırmıştı buna. ‘’Onu gördüğünüzü sanmıyorum. Maske taktığını nereden biliyorsunuz?’’
Cevahir ekledi bu sırada. ‘’Omai’yi kendi gözleriyle gören birini tanıyorum. Maske taktığını söylemişti.’’
Zhuxin şaşkındı hala. ‘’Bu Liderlerden biri mi?’'
Gülümsedi bunu söylerken. ‘’Kano Kamerira. Bu isim sana bir şeyi çağrıştırıyor olmalı ha?’’
İç çekti. ‘’Haydut? O bir suçlu. Onlarla arkadaşlık mı yapıyorsunuz?’’
‘’Sadece tanıyorum.’’
Yuukka’ya bu söz ağır gelmiş gibiydi. ‘’Haydut maydut ayıp oluyor. Adam Gölge kralının tahtının varisi ile arkadaş. Bunu mu dert ediyorsun?’’
Hızlıca elini beline götürdü ve kılıcının sapından sinirle tuttu. ‘’Sen Gölge misin? İstilacı ırk.’’
Yuukka geçiştirdi. ‘’Hadi ama. Bu tabir çok uzun süredir geçersiz. Örgütten öncesine bile dayanıyor bitişi. Neden unutmadınız?’’
Kılıcını hafif çıkardı ama çok hareket etmedi. ‘’Her ne kadar bilgisiz olsak da bir ırk hakkında korkunç şeyler biliyoruz. En çok insanlara benzeyen bu ırk, Gölgeler. Gölgeler bizim bildiğimiz tek ırk. Ve hoş şeyler bilmiyoruz. Bu yüzden...’’
Araya Cevahir girdi. Ciddi bir duruşu vardı. Ayağa kalkıp paltosunu düzeltti. ‘’Üzgünüm. Rahatsız ettik. Zhuxin lider. Ama Yuukka’ya güvenim tam. Kendisi benim gibi düşünen biri. Ona insan gözüyle bakabilirsin.’’
‘’Başka bir dünyadan gelen ziyaretçi o. Güvenmemi nasıl...’’
‘’Güvenebilirsin. En iyi dostum.’’
Elini kılıcının sapından çekti. Ama dik bakışlarını hiç kesmiyordu. Bu sırada Yuukka söze girdi. ‘’Melezim. Yarı insan, yarı gölgeyim. Annem insandı. Ama öldü.’’
Buna biraz şaşırmıştı. ‘’Babam amcam ile taht için savaştı. Güçlü olan tahtı alır ve kral olurdu. Babam savaşı ölümüyle kaybetti. Babam direkt savaş ilan ettiği için, amcam annemi öldürdü. Bizi tanıyan gardiyan ise bizi onun elinden kurtarmak için insanlar diyarına gönderdi. Bunu yaptığı için öldürüldü.
‘’Bütün bu işleri umursamayıp direkt kendi diğer evrenime gidebilirdim ama çok çok önemli bir nokta eksik.’’
‘’Hiçbir insan evren geçidini açamıyor. Bu yüzden ne kadar denesem, yapabilen birini bulmayı istesemde, burada tıkılıp kaldım. Ve sonunda en iyi dostum dediğim kişi ile tanıştım. Tanışıklığımız çok öncesine dayanıyor.’’
Zhuxin biraz rahatlamış ve sandalyesine geri oturmuştu. ‘’Anladım. Üzgünüm. Önyargıyla yaklaştığım için.’’
Kısık gözle ve soğuk bir ifadeyle bakındı. ‘’Üzgün olma, tahtın başına geçince pek iyi şeyler yapacağımı düşünmüyorum.’’
Sinirle bakındı. Ciddiyetini takındı ve onun yanına kadar gelip omzuna sertçe dokundu. ‘’Bu ne demek?’’
Ayağa kalktı Yuukka. ‘’Bir keşif birliği kurmayı düşünmeye başladım. Böylece olası bütün ırk ve evrenleri keşfedebilirim. Ama sorun şu, bizler güçsüz ve merhametliyiz. Bir keşif birliği kuracağım ve bu birlik tamamen insanlardan oluşacak. Sadece bana inanan ve güvenen insanlar ile, bütün ırklarla iletişime geçeceğim. Bilinmeyen nice diyarlara gitmeyi planlıyorum. Merhamet ve güçsüzlüğümü burada bırakarak, tam anlamıyla istilacı ırk tabirini yeniden yaşatacağım.’’
‘’Ne?’’
‘’Düşün, Omai Schnitza ve örgüt 500 yıl boyunca ne için uğraştı. Tam anlamıyla insanları yüceltecek doğru teknik ve büyüsel gücü yaratmak için. Böylece bu kavram bir büyüsel güç haline gelince, kolayca insanlar yücelecek duruma gelecektir.’’
Herkes öylece baka kalmıştı. Cevahir en şaşıranlarıydı. ‘’Bu? Nasıl yani lan? Hiçbir şey söylemeden bütün bunları düşündün mü?’’
Gülümsedi ona bakarak. ‘’Bu ciddi bir karardı ve artık korkumdan vazgeçtim. İnsanları yüceltme fikri hoş olsa da yöntem acımasızca.’’
‘’Neden bahsediyorsun lan sen? Bütün bunlar nereden çıktı?’’
Zhuxin sakince elini çekti. Ona dik bakarak çok ciddi bir soru sordu. ‘’Acaba? Kendi gözünle görmediğin, kulağınla duymadığın, bilgilerin zihninde yer edinme olasılığı nedir?’’
Emir dona kalmıştı. Çünkü bu tabir ona ve onun en yakın arkadaşının kan davasının göreviydi. Ve bu görevde bilinen şeylerden biri, az önce Yuukka’nın yaşadığını düşündüğü şey ile uyuşuyordu.
Bilmediğin bir bilginin direkt zihninde yer edinmesi. Bunun anlamı tam anlamıyla, 4.000 yıllık büyü ve yaşayan her bir ırk tarihinde yaşamış en güçlü büyücünün yaptığı bir hamle sayesinde olmasıydı.
Ve Emir kendi kendine söylemeye başladı. ‘’Yoksa? Mührü zayıflıyor mu?’’
Evet. Maraka Aruma, iblislerin kralı, kendi soyuna ve insan soyuna soykırıma girişmiş ve başarılı olmuş, hiçbir zaman bir savaşı kaybetmeyen tek canlıydı.
Emir’in bildiklerine göre, bir kişinin zihnine anında bir bilgi giriyorsa, bunun sebebi Maraka Aruma olmasıdır.
Korktuğu başına geliyor gibiydi Emir’in.
Kısaca Emir’in hikayesini anlatmama izin verin. Maraka, doğduktan neredeyse 100 yıl kadar sonra, iblisler diyarından sürgün edilen ve insanlar alemine gönderilen bir iblisti. Her iblisten daha zayıf olmasından dolayı, onu kendi rütbesine eşit olan bir aleme göndermişlerdi.
Bunu da tamamen aşağılama amaçlı yapmışlardı. Şeytani enerji, yani bir büyü gücüne güç veren en güçlü kaynak, güçlenmek için bazılarının sadece enerji kaynağını değiştirmesi gerekirdi. Bu genetik olduğudan evrensel büyü kanunlarının dışında bir işe girişmen gerekirdi.
Ama şeytani enerji doğa da yoktu, sadece en güçlü enerji kaynağını yaratmak isteyen birinin eseriydi ve yaratılması başarıyla sonuçlanmıştı. Büyü kaynakları güç verir evet ama şeytani enerjinin kendine has bir özelliği vardır. Diğer bütün enerji türlerinden üstün olmasının yanında, baskı gücüne bile güç veren bir avantaj sağlar.
Baskı gücü, kendini iyileştirme, başka saldırıları tanklama gibi görevler görürken, enerji saf halinde doğaya salınırsa ise ayrıştırma görevi görür.
Ayrıştırma ise, baskı gücünün saf halinin değdiği yerleri mikro parçacıklara kadar ayırmasını sağlar. Ama bu mikro parçacıkları ile bitmez, her zaman ayrıştırmaya devam edilir. Atom haline gelene kadar bu işlem devam eder. Ve en sonunda onu ortadan kaldırır.
Yani bir nevi yok etme görevi görür.
Şeytani enerjiyi hak etme gibi bir olay daha vardı. Bunun için, bu enerjiyi yaratan kişi ise bu enerjiyi elde etmenin sadece iki yolunu da yarattı. 5 mutlak şart.
5 mutlak şart, bu şartlar büyü evreninde tamamlanırsa, şeytani enerji şartları tamamlayan kişiye tanımlanır.
Bir diğer şart, şeytani enerji kullanılarak aktif edilmiş bir teknik yükseltme tekniğinin, yapı taşı ile temas haline girmek...
Bu iki yol izlenerek şeytani enerjiye ulaşılabilir. 5 şart daha zor çünkü şartı bilen kimse olmadığından şartlarda tamamlanamaz.
İkinci yol daha kolay çünkü Maraka zaten şeytani enerjiye sahip birisi. Ve mühürlenirken yapı taşının açık bırakılmasına özen göterilerek mühürlendi.
Maraka her şeyi biliyorsa mühürleneceğini bilip bundan kaçınamazmıydı? Bunun tek cevabı da, mühürleyen kişinin, o doğmadan önce doğmuş, yani en az 4.000 yaşından daha yaşlı olması gerekir. Bu yetmez, 4000 yaşından yaşlı bir kişi var mı bilinmiyor. Bir diğeri ise...
Maraka doğmadan bir şartlı teknik aktif edilmiş olmalı. Böylece Maraka şartı bilemez.
Evet. Marak Aruma, sonsuz bilgelik adındaki bir teknik güce sahip. Var olan her şeyi bilmesini sağlıyor. Bunun yanında istediğinin zihnine girip, bilgi ekletebilir, unutturabilir.
O mühürlüyken bunların hiçbirini yapamaması gerekiyordu. Ama Yuukka’nın anlık konu değişimi, ırklar ile konuşmaya başlaması, bu yüzden Emir onun zihnine Maraka’nın girebileceğini düşündü. Ve bu yeteneği kullanmışsa, mühür git gide zayıflıyor, ve bir yerde bitecek demekti. Yani Maraka uyanabilir.
Emir ve onun can dostu, Beyaz’ın kan davası...
Maraka şartları tamamlarken, son şart olan soykırım aşamasını tamamlamak için insanları kullandı. Bu şarta göre, bir ırkın en az yüzde doksanını öldürmen gerekiyordu.
Bu oldu ve hayatta kalanlar oldu. Aralarında güçlü büyücülerde oldu. Ağır yenilgilerinin ardından, Beyaz ve Emir’in soyundaki büyücüler diğer torunlarına güç miras etmek için değişik yöntemler kullandılar.
Yöntem 1, çok başka ırklarla ilişkiye girilerek bir güçlü bir melez yaratmak. Bu çok olağan dışıydı ve o zamanlarda farklı ırk olarak bildikleri bir tek Maraka, yani iblisler vardı.
Bu yüzden Emir’in genetik soy ağacına iblis genlerini katmak istediler. Marakadan başka bir iblis bulmaları gerekiyordu. Ya da, Maraka ile bir anlaşma yapmak.
Yöntem iki, bu şartlı tekniğin bir yapıtaşı olmalı. Ama Maraka yok edilene kadar ayakta kalacağı, yıkılmayacağı, yok edilmeyeceği bir yapıtaşı...
Bir insan vücudu. İşte, Beyaz soyunun genetikleri, bu şartın yapı taşıdır.
Yapı taşı, bir mühür, teknik yükseltme, şartlı tekniğin açık olduğunda beliren bir yapıdır. Belirme her zaman gerçekleşse de, belirtilen şey değiştirilebilir. Şartlı tekniğin yapı taşının Beyaz soyunun albino geni olarak tasarlanmıştı.
Evet. Beyaz soyu, saçları, kaşları, gözleri, cildini bile beyaz renkte olmasını sağlayacak bir gene sahiptir. Bunun bir ismi yoktu. Bu yüzden dünya da var olan albino hastalığını çağrıştırdığından, kendilerinin albino olduklarını söylediler.
Aşırı stret ve endişe bütün odayı kapsamıştı. Emir Yuukka’ya döndü bu sırada. ‘’Zihninde, Bir iblise dair işaret gördün mü?’’
Yuukka yan gözle baktı. ‘’Bu ne demek?’’
‘’Kanatları olan, kızıl gözler, kıvrımlı boynuzlar, vücudunun her yerinde dövmeler...’’
Gözleri büyüdü. Şaşkındı. ‘’Sen?’’
‘’Maraka Aruma. Zhinine girip sana kendini göstermiş olabilir.’’
‘’Biliyorum. Karanlık, silik bir görüntü.’’
Emir şaşırdı. ‘’Tam erişemiyor. Mührün gücünün yarısı hala duruyor.’’
Cevahir ona doğru hafif sinirle bağırdı. ‘’Bu ne demek anlat. Onun hakkında ne biliyorsun?’’
İç çekti Emir. ‘’4.000 yıldır yaşayan en güçlü büyücü. Bir iblis. Diğer ırkları, heykelimsiler, görülmemiş nice ırkların güçlerini unut. Bu iblis bambaşka bir seviye. Onun seviyesine ulaşılamaz bile. Maraka Aruma.
Mühür tekniğinin adı, tanrı mühür. Ölümlü bir canlının oluşturabileceği bir mühür değil. Mühür zaman, mekan, evren, yaratılmış herhangi bir maddeden oluşmuyor. Bambaşka bir şey. Hiçbir şekilde teoriler doğru değil. Bu tıpkı, insanlığın kara deliklerin içinde ne olduğunu bilememesi gibi bir şey.
Dediğim gibi, mühür ölümsüz, canlılardan daha üstün bir varlık tarafından oluşturuldu.’’
‘’Yani? Bu elemanın olayı ne?’’
‘’İnsanlara soykırım yaptığından dolayı, soyumdan olanlar, onun kesinlikle öldürülmesi gerektiğine inanıyordu. Tarihten önce bile meydana gelen bir plan ortaya atıldı. Kurgu soy.’’
‘’He?’’
‘’Bizim soylarımız, bizi en güçlü birer bedene, büyülere sahip olmamız için genetik olarak bilinmeyek şeylerle ilişkilere girdiler. Ama işin sonunda hep insan kalmalıydık. Bu yüzden her zaman ilişkide biri insandı.’’
‘’Yani soyunuzdan, diğer ırkları bilen, hatta irtibata geçenler bile vardı.’’
‘’Şu anki büyücüleri unut. İnsanların büyü dünyasında en sonuncu olmasının nedeni, güçlülerin Maraka tarafından öldürülmesidir.’’
‘’Örnek verecek olursam, senin yeteneğin eylemsizlik yeteneği. Senin çok işine yarıyordur. Ama bunun yanında baskı gücünüz ve teknik yükseltmenizdeki tam formül baya kısıtlı olmalı. Çünkü bu soykırımdan sonra bu teknik ile bilinen bütün bilgilerde mezara gömüldü.’’
‘’Beyaz’ın bu savaşta olması kesinlikle gerekiyor çünkü şartın yapı taşı tam anlamıyla onun bedeninde.’’
‘’Beyazda kim?’’
Zhuxin durdurdu eliyle. ‘’Şimdi bunu konuşmayalım. Mühürün gücünün yarısının hala durduğunu söyledin. Bunu zaman dilimi olarak söyle.’’
‘’Bilemiyorum. Belki 400 yıl. Ama her saniye zayıflanma hızı artıyorsa, bu daha yakın bir tarihte gerekeşebilir. Ayrıca Maraka Olduğunu düşünürsek bu kesinlikle hesap edilmesi gereken bir şey.’’
Zhuxin çok önemsemedi. Sonuçta 400 yıl doğruysa kendisi yaşıyor olmayacaktı. Daha güncel bir durumu hatırlatmak istedi.
‘’Omai Schnitza’yı unutmayalım. Onun yerini bulmamız gerekiyor. Bence o elde ettiğiniz alet, bunun bir parçası olabilir. Ona giden yolun ilk parçası...’’
Emir sinirlenmişti. ‘’Anlamıyorsun ama anlatmaya değmez.’’
Yuukka çok özgüvenliymiş gibi gülümsedi. ‘’Merak etme. Her bir sorunu kendi ellerimle çözdüğümden emin olacağım. Öncelikle istilayı düşünen bütün ırkların kimler olduğunu öğrenmem gerekiyor. Ve bir bağlantım var. Sen ve Cevahir Aletin parçalarını aramaya devam edin. Benim biriyle görüşmem gerekiyor.’’
Şaşırdılar bunu duyunca. ‘’Bir dakika. Bence ayrılmamalıyız.’’
Cevahir gülümsedi. ‘’Sorun yok. Böyle de halledebiliriz. Parçaları aramaya devam et. Yerlerini söyle.’’
İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı