500 öncesinde kurulan bu örgüt, hiçbir formül ve kombinasyonu bilmediği için, büyüsüz bir bedene nasıl büyü enerjisi kazandıracağını, nasıl onu evrimleştirip güçlü hale getireceğini hiç bilmiyordu. Denemekten başka çareleri yoktu. Ve bir çok yol denendi. Bütün bu yollardan sonra örgüt, Omai liderliğinde ilk başarılı deneğini ortaya çıkardı. Ve adını Zemheri koydu.

Bomboş, soğuk bir odadaydılar. Etraf gittikçe soğuyordu. Bu da 3. aşamanın getirdiği evrim ile, Buzun güçlerini insana aktardığı içindi. Vücut ısısı -220 dereceye düşmüş ve bu kendi bedenine uygun hale gelmişti. Saçları, cildi, göz bebekleri, hatta kıyafetleri bile buzul bir hale gelmişti. Rengi buz rengine bürünmüştü. Adeta yürüyen, canlı bir buz gibiydi.

Omai, maskesinin ardından duvara bakarken konuşmayı başlattı. ‘’Nasıl hissediyorsun?’’

Zemheri ellerini kontrol ediyordu. Kendine bakınıyordu. Oturduğu yerden kalktı. Hafif korku vardı gözlerinde. ‘’Bu... Gerçek mi?’’

Odanın kapısı çaldı bu sırada. Omai sesini hafif yükseltti. ‘’Girebilirler.’’

Görevli açtı kapıyı. Camillie ve Anthea içeriye girdi. Kapı kapandı.

Şaşırarak bakındılar. İkisi de artık bir başarılı denek görüyordu. ‘’Sizin sandığınız evrim, yaratık, insanın bünyesinde büyük değişimler gibiydi. Ama benim sandığım evrim, herhangi bir maddenin özelliğini insana aktarmaktı. Evrim dediğin, bazen köklü bir değişim demek değildir.’’

‘’Evrimi reddediyorsunuz ve bu yüzden iradeniz deneylere kaybediyor. Artık gözleriniz ile, evrimin nasıl bir şey olduğunu gördünüz.’’

‘’Hey! Omai. Saçmalamayı kes. Eleman yürüyen buz olmuş. Buzun gücünü aktarmış olmalısın. Ben böyle bir şey istemiyorum. Hiçbir deney istemiyorum. Sadece sabahları tekrardan kahvaltı yapabilmek istiyorum.’’

Omai arkasını döndü. ‘’Hayal kırıklığı, rahatınıza çok düşkünsünüz. Büyük bir bela ansızın bizi bulduğunda, acı içinde ölümü beklemek bize göre olmamalı.’’

‘’Neden bahsediyorsun hiçbir fikrim yok.’’

‘’ Zaten bunu size sormadım. Elimin altındasınız. Ve sizi istediğim gibi kullanacağım. İnsanların geleceği için, sizi gözden çıkardım bile. Başarılı olanlar istisna.’’

‘’Yani başarılı olmak tamamen size kalmış durumda. İradenizin gücünü gösterin. Size enjekte ettiğim, enerjiyi kabul ederek.’’

Anthea kafasını eğdi. ‘’Evrim demek böyle. Böyle bir şeye dönüşürsek, savaşmak zorunda olacak mıyız?’’

Gülümsedi ama maskesinden belli olmuyordu. ‘’Ne yapacağınız size kalmış durumda. Ben doğru kombinasyonu buldum. Sadece irade meselesi işin içinde sorun çıkaracak. Ama bunu halk açıklayacağım. Mutlak evrim gerçekleştiğinde, bilgisini vereceğim. Ve sadece iradesini kullanabilenlerin hayatta kalacağına. İradesi zayıf olanlar ise, çürümüş bedenlere bürünerek, hayvan gibi yaşamaya mahkum olacaklar. İşte bu, size sunduğum bir güç gösterisi.’’

Zemheri nefesini üfledi. Kendi nefes alanındaki oksijenleri hafiften dondurmuştu bile.

‘’İlginç.’’

‘’Aslında o kadar kötü değil. Bir değişiklik yok. Tamamen insan gibiyim. Sadece buzun güçlerini almışım o kadar.’’

‘’Var olan 2. safkansın. İradesini koruyan, bunca deneye rağmen verdiğimiz güçlere sahip olan kişilere diyoruz. İlk safkan, saf kötü duyguların, fiziksel bir bedene bürünmüş halindedir. Çünkü ona enjekte edilen o duygulardı.’’

‘’Tabii ki deney fiziksel bir değişim sağlıyor. Ona verdiklerimiz soyut bir kavram olsa da, deney bunu somut bir kavrama çevirebiliyor.’’

‘’Eğer iradesini kullanamayanlar olursa, yine zombiye dönüşebilme riski olur. Bu riski tamamen ortadan kaldırmam gerektiğini düşünmeye başladım. İrade testlerini sizlere sunmak, ve bu testlerde ilklerin siz olduğunu söylemek isterim.’’

Yürümeye başladı. Kapıdan çıkarken ikisine işaret etti. ‘’Beni takip edin. Size özel hazırladığım odayı tanıtayım.’’

Çıktılar. Koridorlarda yürüdükten sonra ise odaya geldiler. Spor aletleri, basit oyuncaklar, atlama ipleri gibi basit şeyler vardı.

Omai içeriye adımını attı.

Duvarda kocaman bir sayaç vardı ve onu eliyle gösterdi. ‘’Bu size verdiğim göreci tamamlayıp tamamlayamamanızı sayan şey.’’

Yerden bir oyuncak tren aldı Anthea. ‘’Bunun ne yararı olacak?’’

Gülümsedi içinden. ‘’Hazır sormuşken teste onunla başlamanı istiyorum. Camillie. Benimle gel.’’
Anthea’yı odada yalnız bırakıp dışarı çıktılar. Ardından kapıyı kapattı ve camından içeriyi izlemeye başladı. ‘’Deneyin adı sonsuz döngü. Rica etsem treni raya koyar mısın?’’

Şaşkındı. Yavaş hareketler ile dediğini yaptı. Sayaç birden çalışmaya başladı.

‘’Trenin çalışma düğmesine bastıktan sonra, oyuncak tren ray boyunca turlamalar yapacak. Gözlerini takip eden bir sistem kurdum.

Duvar kenarında bir şırınga vardı ve onu kastederek söyledi. ‘’Kendine saplar mısın? Bu zihin fonsiyonlarını Sayaç ile bağlantılı hale getirecek. Deney tamamlanmadan bu odadan çıkamazsın. Aç ve susuzluktan ölmek istemiyorsan bu deneyi tamamlamanı öneririm.’’

‘’Bunun ne yararı olacak ki?’’ Dedi Anthea.

‘’Lütfen şırıngayı sapla.’’
Şırıngayı duvar kenarından alıp kendine sapladı. Bir değişiklik yoktu.

Omai anlatmaya devam etti. ‘’Trenden gözünü ayırmanı istemiyorum. Her gözünü ayırdığında 10 tur artacak. Deneyin treni çalıştırdığında başlayacak. Tam tamına 10.000 tur atana kadar onu izlemeni istiyorum. Gözünü ondan ayırma, yoksa tur biner.’’

Şaşırmıştı. ‘’Ama?’’

Camillie de kendini tutamamıştı. ‘’Sıkıntıdan ölür ama.’’

Omai ses etmedi. Ama sonra söyleme gereği duydu. ‘’bu en basitiydi. Sadece o treni izleyecek. Gözünü ayırmadan.’’

‘’Ne kadar hızlı başlatırsan, o kadar çabuk kurtulursun. İşte sana irade testi. 10.000 turu, sıkılmadan ve ondan gözünü ayırmadan tamamlayabilecek misin?’’

Anthea dik bakışlarıyla kapıya yaklaştı. Biraz ego kasmış gibiydi ama yine de dedi. ‘’İzle de, gerçek iradenin nasıl olduğunu öğren.’’

Bu boş bir laftı Omai’ye göre. Bu yüzden gülümsemişti. ‘’O zaman bunu kolay halledersin değil mi?’’

Cama bir perde indi. Ve deneyin hazır olma koşulları aktif hale geldi. Dış dünyadan bağımsız. Hiç kimseyle konuşamaz, sadece deneye odaklanmış durumda olacaktı.

Trenin tuşuna bastı. Tren hareket etmeye başladı. Yavaş hareketleri ve güzergahı da duvar kenarları olan bu yolun bir turu 20 saniye sürüyordu.

Odanın en ortasına oturdu ve gözünü trenden ayırmamaya başladı.

Bu sırada ise Camillie’yi zindanın önüne kadar yürütmüştü.

‘’Girebilirsin.’’

‘’Neden tutsak ediyorsun? Bizi kontolde tutacak güce sahip değil misin?’’

‘’Ben ölümlü biriyim. Ölümsüz bir sistem kurmak daha mantıklı değil mi?’’

Kapıyı onun üzerine kapattı ardından. Yine uzun bir yürüyüşün ardından Zemheri’nin bulunduğu odaya geldi. Duvarlar donmuştu bile. Gülümsedi içinden. ‘’Kafaya takmana gerek yok.’’

Hiçte kafaya takmıyordu aslında. ‘’Benim için bir sorun yok.’’

‘’Zemheri, seni özel kılan hiçbir şey yok. Sadece şans eseri kaçırılan çocuklardan biriydin. Sadece kombinasyonumun doğruluğu, ve iradeni kullanman sayesinde bir safkana evrildin. Amacım sizleri kullanarak bütün insanlığa bu kombinasyonu uygulamaktı. Bu evrim ve kombinasyonu, bedenime bağlayarak, bu şeyleri yeteneğim haline getireceğim.’’

‘’Sadece son bir kez, uyku tulumunun içine girmeni istiyorum. DNA dizilimi ve bedenindeki evrim kombinasyonunu kopyalayacağım.’’

‘’İzin verirsen insanık kurtuluk. İzin vermezsende, izin vermeni sağlayacak şeyler yapabilirim. Etik bir sınırım yok. Bilesin.’’

Ciddi bir baktı. Ama onu hiç tanımıyor, bir büyücü olsa da ömründe hiç yeteneğini kullanmadığı için neler yapabildiğini bilmiyordu. İzin vermek istemezdi aslında. Ama iş birliği yaşam için en iyi yoldu.

Kafasıyla onayladı bunu. Onu 1. denek odasına götürdü. Ardından uyku tulumununun başında beklemeye başladı.

O da içine giriyordu ama bir şeye şaşırdı. ‘’Bunun ışığı kör etmiyor mu? Dışarıda beklemeyecek misin?’’

Net bir cevap. ‘’Sorun yok. Devam et.’’
İçine girdi ve kapak kapandı. Aşırı parlak ışık aletten saçılmaya başladı. Omai ise bu aşırı parlak ışıktan etkilenmemek için bir şartlı teknik oluşturdu.

Şartlı teknikler, en iyi büyücüler bile hayatları boyunca 2,3 kere bunu yapabiliyorken Omai bu sayıyı katlamıştır ve hala hayattadır.

Evren, büyü, herhangi bir fizik yasasını bile kolaylıkla bozabilen bu teknikler, bir şart koşulmadan aktif edilemezler.

Omai ise, bu ışığın gözüne gelmesini, şart olarak ayarlamış, tekniğin ise bu ışıktan etkilenmemesini sağlaması şeklinde oluşturmuştur. Yani Omai kısaca bu parlaklıktan etkilenmeyecek.

Alet, hafızasına, içeride ki bedenin DNA dizilimini, ve evrim kombinasyonunu kopyaladı. Kapak kendiliğinden açıldı. Zemheri elleriyle destek alarak çıktı.

Omai gülümsedi ve odanın kapısını açtı. ‘’Tamamlandı. Odadan çıkabilirsin.’’

Zemheri sessizce odayı terk ederken, Omai bedene bağlama, büyüsünü kullanma kararı aldı.

Bedene bağlama büyüsü, kendi bedenine bağlanır. Herhangi bir olayı, doğal afeti veya herhangi bir şeyi, bu büyü ile kendine bağladıktan sonra bu olayı kendi yeteniğiymiş gibi büyü enerjisi ile kullanabilir. Bedene bağlama büyüsü de sınırlı sayıda kullanılır.

Aletin kopyaladığı şeyleri, bedene bağlama büyüsü ile kendine aktarıp, hiçbir alete veya bir şeye ihtiyaç duymadan, birine evrim geçirmesini sağlayabilirdi. Tek sorun, iradesini kontrol edemeyen insanlar kalacaktı geriye.

Bedene bağlama büyüsünü aktif hale getirdi. Odanın zemininde bir pusula çemberi belirdi. Büyünün etkisiydi. Ve ibre dönmeye başladı. Gittikçe hızlanarak dönüyordu bu ibre.

Omai ise havalanmaya başladı. Odanın içini delicesine esen rüzgarlar doldururken saçları maskesinin ardından savruluyordu.

Büyü tamamlandı ve kendisi zemine indi hızlıca. Pusula çemberi zemini terk etti. Ve artık kombinasyon ve evrim, onun bir yeteneği, tekniği haline geldi.

Odanın kapısını açtı. Bu olduğu için sırıtıyordu aslında.

Omai, bedenini kemiren bir hasat enerjisi ile dünyaya geldi. Bedenin ömrünü çalan bir enerji türüydü. Bu genetikti ve Schnitza soyundan her bir birey 20 yaşına gelmeden ölüyordu. Soyu ilerletmenin tek yolu, yasak evliliklerdi. 18 yaşına bile gelmeden evlenme, çocuk yapma olayı ile soylarını sürdürdüler. Her sürdürme de bunun çaresini arasalarda bulamadılar. Omai ise bunun bir çaresi olmadığını, bu yüzden bedenin sahip olduğu enerji türünü değiştirmekle anca bunun olabileceğini savunuyordu. Ve bunu düşündüğünde daha 4 yaşındaydı.

Omai iki planı aynı anda yürüterek kârlı bir düşünceye sahipti. Evrimi bütün insanlara yedirmek için, bütün dünyayı kapsaması gerekiyordu. Baskı alanı.

Baskı alanı bir teknik türüdür. Bir alanı içine alır. Bu alanın ne kadar büyük olduğunu kullanıcı belirler. Baskı alanı görünmez bir perdedir ve saydamdır. Baskı alanı yeteneği, herhangi bir yetenek kullanıldığında, içerideki bütün madde, canlı cansız cisme, uygulamasına olanak tanır.

Ortamda yüz tane masa var diyelim. Bu masalar sıra sıra dizilmiştir. Normalde bir masaya vurursan ve kırarsan, bir masa kırılmış olur. Baskı alanı yeteneği aktif edilip, 100 masayı içine alacak şekilde genişletilirse, bir masayı kırman ile, 100 masa da kırılmış olur. Aynı yerinden, aynı etki ile.

8 milyar insana evrim uygulamak, teker teker yapmak imkansız olurdu. Baskı alanını dünyayı içine alacak kadar genişletirse, içerideki bütün insanlara etki eden evrim yeteneği olur. Ve böylece Tek bir kişiye uygulanan evrim, bütün insanlara uygulanmış olur.

Asıl sorun, baskı alanının dünya çapına kadar büyütmeye yetecek büyü kaynağı olmamasıydı.

Enerji türünü değiştirip daha güçlü bir enerji türüne geçme hedefi var, bu gerçekleşirse dünya çapında baskı alanı açabilecek kaynağa sahip olacak. Ama madem enerji türü illa değişecekse, neden en güçlüsünü hedeflemesin ki?

Şeytani enerji...

Enerji türünü değiştirerek, soyuna kazınan hasat enerjisinden kurtulacak, hemde baskı alanını çok geniş çaplarda açabilecek kaynağa sahip olacaktı.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

Novebo discord sunucusu