36. BÖLÜM: KORİDORUN DUYDUĞU İHANET
Kılıç kullanmayı ustası Nihhon’dan öğrenmişti Tommek. Nihhon ona her zaman yetenekli olduğunu, kılıcın ona yakıştığını söylerdi; ama bunu her seferinde onu yere serdikten sonra yapardı. Yerden kalkmak için düşmeye ihtiyacın var genç Tommek, derdi. Tommek o sözden nefret etmişti bir zamanlar. Çünkü her düşüşte gururu incinir, her kalkışta ustasının haklı olduğunu biraz daha anlardı.
Ama bu kez düşme hakkı yoktu.
Az önce su mahzeninde kısa bir düşüş yaşamıştı zaten. Şimdi zindanın koridorlarından birinde, karanlığın içine sinmiş halde duruyor ve dinliyordu. Taş duvarların arasındaki sesler bazen olduğundan yakın, bazen olduğundan uzak gelirdi. Tommek nefesini tuttu. Az ötede iki muhafız konuşuyordu. Kelimeler önce uğultu gibi geldi; sonra içlerinden biri, Tommek’in bütün bedenini bir anda sertleştiren cümleyi söyledi.
“Henna da bir asi çıktığına göre kime güvenebiliriz, inan hiç bilmiyorum Tohm.”
Tommek bundan sonrasını tam anlamıyla duyamadı.
Çünkü cümle, kulaklarından içeri girip beyninin her köşesinde dönmeye başladı. Henna da bir asi çıkmıştı. Demek biliyorlardı. Demek Henna’nın kimliği ortaya çıkmıştı. Demek biri konuşmuştu. Ve bu biri, zindanda işkence gören Lehron’dan başkası olamazdı.
Lehron konuştu.
Düşünce bir yargı gibi düştü içine.
Henna’yı verdiyse beni de vermiştir.
Tommek’in göğsünde ateş yanmaya başladı. Bu yalnız korku değildi. Yalnız yakalanma paniği de değildi. İhanete karşı duyduğu öfke, içinde kor gibi harlandı. Lehron’un dayanmasını beklemişti. Ona bunu borçlu olduğunu düşünmüştü. Dava uğruna kaleye sızmış, kimliklerini, geçmişlerini, isimlerini birbirlerine emanet etmişlerdi. Bir isim, yalnız bir ses değildi. Bir insanın boğazına geçirilmiş ipti. Bir kere düşmana verildi mi, o ip kimin boynuna gideceğini kendisi bulurdu.
Muhafızlardan birinin sesi hâlâ konuşuyordu, ama Tommek artık kelimeleri seçmiyordu.
Elindeki bıçaklardan biri ileri doğru savruldu.
Bıçak koridorun karanlığında neredeyse sessiz uçtu ve hazırlıksız yakalanan muhafızlardan birini yere indirdi. Diğeri daha ne olduğunu anlayamadan, silahını tam çekemeden geriye sendeledi. Koridor bir anda daraldı. Zaman kısaldı. Taş duvarlar, nefesler, metal sesi ve kan kokusu tek bir noktada birleşti.
Yaralanan muhafız gerildi.
“Seni şerefsiz!” diye haykırdı ve silahını çekti.
İşte o anda her şey başladı ve bitti.
Tommek kılıcını kaldırdı.
Koridorun karanlığında ihanetin yankısı artık yalnız bir söz değildi.
Kılıç sesine dönüşmüştü.
Seçim
• Dövüş sürerken zindanın içine dönmek için 37. Bölüme geçiniz.
BÖLÜM NOTU
Bu bölümde seçenek bizi yeniden zindanın içine çağırıyor; çünkü ihanet bazen söylendiği yerde değil, duyulduğu yerde asıl biçimini alıyor. Koridorda başlayan şeyin, Lehron’un karşısına nasıl döneceğini görmek gerekiyor.
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı