insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

38. BÖLÜM: AYNI KILIÇTA İKİ GÜNAH

Zaffer, Tommek’in ilk kılıç saldırısından hızla yana kaçarak kurtuldu. Dar zindan odasında hareket edecek fazla yer yoktu; ama Zaffer gibi bir adam, az yerin nasıl kullanılacağını bilirdi. Tommek’in kılıcı ağır, öfkesi daha da ağırdı. İkisi birlikte geldiğinde darbe, yalnız eti değil, havayı da yarıyormuş gibi hissettiriyordu. Zaffer bu yüzden geri çekildi, eğildi, yana kaçtı. Elindeki keskin kasap bıçağını gövdesine yakın tutuyor, her an kısa bir mesafeden öldürücü bir karşılık verebilecek gibi duruyordu.

Tommek ise tamamen ona odaklanmıştı. Gözlerinde Lehron yoktu. Henna yoktu. Açığa çıkan isimler, duyduğu sözler, koridorda akan kan ve kapının eşiğine kadar taşıdığı ihanet ateşi vardı. Zaffer’in yüzündeki her kıpırtıyı izliyor, bıçağın yönünü ölçüyor, işkencecinin ayaklarının zindanın taşlarında nerelere bastığını takip ediyordu. Bu sırada Lehron bacaklarındaki sıkı düğümleri çözmeye çalışıyordu. Sol eli kurtulmuştu; bu bile bir mucize gibiydi. Tek elle diğer bileğindeki ipi sökmekten daha kolaydı belki, ama bedeni günlerdir gördüğü işkenceden sonra ona tam anlamıyla itaat etmiyordu. Parmakları titriyor, ipler kanla ve terle sertleşmiş düğümlerin içinde inatla kalıyordu.

Zaffer ikinci bir darbeyi de geriye kaçarak atlattı. Ardından işkence masasının üzerinden neredeyse bir hayvan çevikliğiyle atladı ve masayı Tommek ile arasına aldı. Tommek’in kılıcı masanın kenarına çarpıp tahtada derin bir yara açtı. Zindan odasında tahta sesi, metal sesi ve nefes sesleri birbirine karıştı.

Lehron henüz tek ayak bileğindeki ipi bile tamamen sökmeye fırsat bulamamıştı. Ama artık masa üzerinde biraz daha rahat hareket edebildiğini hissediyordu. Sol eli serbestti. Gövdesini yana çevirebiliyordu. Zaffer’in nereye kaçtığını, Tommek’in nereden saldırdığını görebiliyordu. Bir şey yapabilirdi. Yapmalıydı.

Kararını çoktan vermişti.

Zaffer ölmeliydi. Günlerdir ona türlü işkenceler eden, adını, yoldaşlarını, sevdiğini, bütün benliğini parçalamaya çalışan adam ölmeliydi. Tommek haklıydı. En azından bu konuda haklıydı. Üstelik Henna henüz hayattaydı. Eğer bu adamdan bir an önce kurtulurlarsa, kalenin içinde onu bulabilir, kraliçenin yanından ya da muhafızların elinden çekip çıkarabilirlerdi belki. Zaffer’in canlı kalması, Henna’nın güvencesi değildi. Zaffer’in canlı kalması, yalnızca başka bir zincirdi.

Lehron bulduğu ilk fırsatı değerlendirdi. Gövdesini yana doğru attı ve Zaffer’in bileğini kavradı. Parmakları adamın derisine geçti. Zaffer’in elindeki bıçak bir anlığına yönünü kaybetti. İşkenceci şaşkınlıkla Lehron’a baktı. Belki bunu beklemiyordu. Belki de günlerdir kırdığı adamın hâlâ böyle bir hamle yapabileceğini hesaba katmamıştı.

Sonra acı geldi.

Bir fırtına gibi.

Lehron önce ne olduğunu anlayamadı. Gözleri Zaffer’in yaralı yüzünden aşağıya kaydı. Acının kaynağını aradı. Sonra gördü. Bedeninin içinden çıkan kılıcı gördü. Tommek’in kılıcı sırtından girmiş, göğüs boşluğundan çıkmıştı. Metal, etinin ve kemiklerinin içinden geçerek onu bir an için dünyaya çivilemiş gibiydi.

Daha sonra Zaffer’in yüzündeki ifadeyi fark etti. İşkenceci ilk kez gerçekten şaşkın bakıyordu. Ağzından kan fışkırdı. Lehron’un kavradığı bilek gevşedi. Zaffer’in bedeni sarsıldı. Lehron o zaman anladı. Kılıç yalnız kendisini delip geçmemişti. Kendisinden çıkmış, Zaffer’e de girmişti. Aynı kılıç, iki bedeni aynı ihanette birleştirmişti.

Lehron kararmaya başlayan bakışlarını tekrar aşağı çevirdi. Kılıcın kendi bedeninden çıkıp Zaffer’e saplandığını gördü. Bu görüntü, zihninde bir an için çok net kaldı. Sonra dünya uzaklaştı. Sesler boğuldu. Tommek’in nefesi, Zaffer’in kanı, kendi bedeninin düşüşü, hepsi aynı karanlığa karıştı.

Her şey karardı.

Tommek’in öfkesi dinmemişti. Yerde yatan iki bedene baktı. Birine işkenceciydi diye, diğerine yoldaşıydı diye bakmadı artık. İhanetin önünde ikisi de aynı kirli yere düşmüş gibiydi. Yerdeki cesetlere tükürdü. Böyle bir yoldaşı olduğu için küfretti. Sonra arkasını döndü ve zindanın kapısından çıktı.

Lehron duymadı.

Belki iyi oldu.

Çünkü bazı sözler, ölümden sonra bile insanın peşinden gelirdi.

Sevapları ve günahlarıyla bütün seçimlerimiz bize aittir. Onları olduğu gibi kabullenmeden doğru yolu bulamayız belki. Ama bazen doğru yol, insanın ancak son nefesinde gördüğü ve artık yürüyemeyeceği bir yoldur.

SON

BÖLÜM NOTU

Bu kapanışta seçimlerin ağırlığı aynı kılıçta birleşiyor; insan bazen düşmanıyla aynı anda kendi yoldaşlığını da kaybedebiliyor. Burada doğru yol görünse bile, onu görecek kadar geç kalmış bir beden kalmıyor.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Bölümü beğendiyseniz destek olmayı, yorum bırakmayı ve hikâyeyi takip etmeyi unutmayın.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı

🔒 Erişim Gerekli

Bu içerik yalnızca 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından görüntülenebilir.
Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.