insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

GÜM. GÜM. GÜM.

Sahanın ortasında az önce bir baraj gibi dikilen o ağır, nefes aldırmayan baskı, Kael’in iradesiyle birlikte yavaş yavaş seyrelmeye başladı. Kara Yankı, o bembeyaz sivri dişlerini son bir kez daha Ragnar’a doğru sergilese de, sahibinin o duru ve net sesini işittiği andan itibaren o muazzam, devasa gövdesi çözülme evresine girdi.

Kızıl-siyah enerji parçaları, sanki suya bırakılmış yoğun birer mürekkep damlası gibi havaya dağılarak süzüldü. Korkutucu gölge kaburgalar eridi, Selene’yi bir koza gibi saran o uzun kollar havada un ufak oldu ve nihayetinde—sahadaki tüm o karanlık ihtişam, Kael'in gölgesine akın etti.

GÜM.

Genç adamın bileğindeki mor-siyah damarlar birkaç saniye boyunca canlı birer kök gibi hareket edip ritim tuttu, ardından bütünüyle sakinleşerek gözden kayboldu. Selene, tüm bu süreci pürüzsüz ela gözleriyle baştan sona dikkatle izlemişti. Çünkü kalemin her bir geri dönüşünde, Kael’in teninde bıraktığı o rünlerin biraz daha parladığını, silahın adeta sahibinin ruhuyla beslenerek daha canlı bir forma bütündüğünü görebiliyordu.

Nero, oturduğu tribün basamağında yavaşça ayağa kalktı. Ellerini rahat bir tavırla ceplerine sokarken, o parlak kızıl saçlarının altından mavi gözlerini sahaya dikip sırıttı: “Pekala, tamam.”

Habel, kutu içeceğinden son yudumu çekip doğrudan ona döndü: “Ne tamam, ne oluyor yine?”

Nero, derin çatlaklarla bezenmiş harabe areynaya, ardından da sahanın ortasında dikilen siyah saçlı gence baktı: “Görünüşe göre bugün bu salondan çıkmadan önce yapılması gereken son bir düello daha kalmış diye duydum.”

Kısa süreli bir sessizlik oldu. Kael, duyduğu bu cümlenin kendisine ok gibi girdiğini anlayarak, tek kaşını hafifçe havaya kaldırdı: “ Neymiş, o son düello?”

Nero’nun dudaklarındaki o muzip sırıtış daha da genişledi. Tam o salisede, bedeninden fışkıran koyu gri ve zifiri siyah karışımı hırçın bir aura, dalgalar halinde zemin boyunca yayılmaya başladı:

“Tabii ki benimle olan düellon.”

Salon bir anda yeniden hareketlendi, gitmeye hazırlanan öğrenciler heyecanla oturdukları yerlere geri çöktüler. Çünkü turnuvanın başından beri Nero, o her zamanki gamsız ve dalgacı tavrıyla gücünün tam sınırlarını, o hakiki potansiyelini kimseye tam anlamıyla göstermemişti.

Lucien, sahaya doğru adım atan kızıl saçlı genci görünce birkaç saniye boyunca sessiz kaldı. Ardından, şakağına sızan hafif bir ağrıyla derin bir nefes verdi: “Anlaşılan o ki bu akademi binası, turnuva bitmeden bugün tamamen üzerimize çökecek.”

Habel neşeyle bir kahkaha patlattı: “Yok hocam yok, ne çökerse çöksün ama bu maçı kaçırmama imkân yok, harbi tarihi an!”

Ragnar bile oturduğu basamakta sırtını dikleştirerek doğruldu. Çünkü salondaki herkes çok iyi biliyordu ki; Kael ile Nero’nun sahip olduğu enerji yapıları ve karakter özellikleri birbirine tamamen taban tabana benziyordu.

Nero, ağır adımlarla merdivenlerden inip arenanın tam ortasına doğru yürümeye başladı. O ilerledikçe, sırt bölgesinde biriken yoğun aura tabakası yavaşça şekil alıyordu. Saliseler içinde, omuzlarının hemen arkasından fırlayan ve mekanik birer roket motorunu andıran iki devasa siyah enerji uzvu somutlaştı.

KRRRRR.

O motor benzeri uzuvlardan çıkan saf basınç, havayı feci şekilde titretti. Kael, karşısına dikilen bu sıra dışı ve heybetli formu izlerken dudaklarının kenarıyla hafifçe sırıttı: “Bu turnuva bitmedi mi sence de, gerçekten çok yorgunum, dinlenmem gerek.”

Nero, omuzlarını esnetirken mavi gözleriyle ona baktı: “Herkesle dövüşüp beni eş geçemezsin birader!”

Selene, sahanın hemen kenarından ellerini ağzına siper ederek yukarıya doğru bağırdı: “Birbirinizi gebertmeyin de, turnuva arenası sağlam kalsın yeter!”

Nero arkasına bile bakmadan el salladı: “İşte onun için şimdiden garanti veremem!”

Habel hemen kağıt kalemi çıkardı: “Beyler acele edin, son maç için bahisleri açıyorum! Kael’e bire üç, Nero’ya bire beş!”

Lucien, o sert ve otoriter gümüş gözlerini anında Habel’a çevirdi, tok bir sesle böldü: “Eğer o bahis listesine tek bir isim daha yazarsan, seni bu akademiden bizzat kendi ellerimle fırlatıp atarım Habel.”

Habel yutkunarak kağıdı sakladı: “Tamam komutanım, sustum, tamamen sporsever bir izleyiciyim şu an.”

Kael, adımlarını hızlandırıp arenanın tam merkezine doğru indi. Genç adamın bu kararlı hareketiyle birlikte kolundaki o siyah mürekkep yeniden harekete geçti ve Kara Tüy usta bir manevrayla parmaklarının arasındaki yerini aldı.

GÜM.

Ancak bu kez, geçmiş tüm o kanlı karşılaşmaların aksine Kael’in yüzünde o kasvetli, ölüm kokan karanlık ifadeden eser yoktu. Kahverengi gözlerinde sadece hakiki bir merak ve tatlı bir meydan okuma parıldıyordu. Çünkü Nero’nun harbiden ne kadar güçlü, ne kadar durdurulamaz olduğunu çok iyi biliyordu. Ve Nero da bunun sonuna kadar farkındaydı.

Turnuvanın o akıllı ana bilgisayar sistemi, sahadaki bu yeni enerji yüklemelerini algılayarak dijital ekranları son kez aktif hale getirdi:

SON DÜELLO

KAEL VS NERO

Nero, boynunu sağa sola doğru kütürdeterek omuzlarındaki roket uzuvlarını arkada büyük bir hızla döndürmeye başladı. Ardından o hırçın, deli dolu enerjisiyle bağırdı:

“Şimdi beni çok iyi izle Kael!”

“…Seni şurada evire çevire yumruklayarak hayatının en etkili psikolojik terapi seansını uygulayacağım!”

Kael, duyduğu bu absürt ve samimi cümle karşısında istemsizce, içten gelen net bir kahkaha attı. Ve tam o saniyede parmaklarının arasındaki Kara Tüy, sahibinin bu neşeli ruh haline eşlik ederek namlusunun hemen üzerinde mor parıltılı harflerle bir yazı çıkardı:

[ EĞLENCELİ ]

Nero, yukarıdaki dev ekrandan bu yazıyı okuduğu an neşeyle bir kahkaha patlattı: “Bak sen şuna! Tamam abi, senin şu antika kalem bile beni şimdiden sevdi, anlaştık sayılır!”

Kael, kalemi parmaklarının arasında profesyonelce döndürürken sırıttı: “Orasından o kadar da emin olma bence, son kararını yumruktan sonra verir.”

GÜM.

Her iki taraftan yükselen o devasa, muazzam aura baskıları sahanın tam ortasında yeniden çarpışarak göğe doğru tırmanırken, koca turnuva arenası bu son büyük hesaplaşma öncesinde bir kez daha derin, amansız bir sessizliğe gömüldü.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı