insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Harabelerin çıkışından uzaklaştıkça, ekibin arkalarında bıraktıkları kan kokusu yerini hafif bir orman esintisine bırakmıştı.

Marten bir an duraksadı, ardından geniş omuzlarını gererek arkasındaki yoldaşlarına döndü.

"Biliyorum, herkesin tek istediği yumuşak bir yatak," dedi Marten, yüzünde yorgun bir gülümsemeyle.

"Ama Zadil’in o lanet mahzeninden sağ çıktık. Bu, sadece dinlenmeyi değil, büyük bir kadehi de hak ediyor!!."

Noel başıyla onayladı. "Yakınlarda Kırık Miğfer hanı var . Fena fikir değil."

Kael:”Be-”

Marten kaelin konuşmasını bitirmeden araya girdi ve gözlerini Kael’e doğru çevirdi

sesi daha yumuşak ve babacan bir tondaydı

"Sen de geliyorsun Rosvil.”

Sofia pelerinini düzelterek öne atıldı.

"İ-içeceğin yanında tatlı bir şeyler de varsa itiraz etmem."

Handa dumanlı ve loş bir ortam vardı etrafını ise kaba ahşap masalar çevreliyordu

Marten, en köşedeki sakin masaya doğru yöneldi

Hanın sahibi, yaşlı ve şişman bir adamdı, ekibin olduğu masaya doğru yaklaştı.

Marten: "Bize en iyi arpa biranızdan üç büyük kupa getirin!"

Sonra Kael'e döndü, yüzünde muzip bir ifade vardı.

"Senin yaşın henüz bu sert şeylere uygun değil Kael. Ama merak etme, bu han tatlı içeceklerde de bir numaradır" Han sahibine dönerek:

"Genç dostuma da ballı elma şerbeti verin. Ama dikkat et, en kalitelisinden olsun!"

Marten: “Ne gündü ama Zadil i devirebileceğimizi hiç tahmin etmemiştim öyle değil mi Noel?”

Noel içeceğinden yudum alırken derin düşüncelere dalmış gibiydi

“Noel?”

“Ah bana mı sesleniyordun kusura bakma Marten”

Marten: “İyi misin? Aklın hala o kara elftemi yoksa”

“Ne! yok şey…”

Marten” hadi ama noel neşelen biraz”

Noel gözlerini kaele doğru çevirdi

“Rosvil merak ediyorum da senin... o gümüş saçlı kızla olan bağın…”

Kael,maskesinin altından ballı elma şerbetinden bir yudum aldı. İçeceğin tatlılığı ve sıcaklığı,yorgunluğunu silip götürmüştü..

"Onunla ormanda tanışmıştım," dedi Kael, sesi sakindi ama gözleri uzaklara dalmıştı.

Marten ve Noel, Kael'in anlattıklarını merakla dinlediler. Kael, ormanda geçirdiği zamanlardan, Ashaell ile yaptığı antrenmanlardan ve ayrılıklarından bahsetti. Onun anlattıkları, masadaki sıcak atmosferi daha da derinleştirdi.

Marten, kendi birasından bir yudum alarak araya girdi:

"Vay be! demek Senin de bir geçmişin varmış Rosvil"

"Biz de sadece askeriz Noel'le. Uzun yıllardır birlikte savaşıyoruz, arkadaşlığımız eskilere dayanıyor maceracılar loncasına kayıt olmaya gittiğimizde Sofia ile tanıştık

Sofia, hafifçe kızararak bakışlarını önündeki boş kupaya indirdi ama dudaklarında belli belirsiz bir tebessüm vardı

“şimdide sen aramıza katıldın”

Ekip bir süre sessiz kaldı

Marten ortamın sessizleştiğini fark ettiğinde ayağa kalkarak kupasını havaya kaldırdı:

"Eski meseleleri boş verin! Biz bugün bir mahzenden çıktık, harika bir ekip olduk. Sofia'nın buz büyüsüne , Noel'in çevikliğine, benim... gücüme ve tabii ki Kael'in yeteneklerine kadeh kaldıralım!"

Grup handan dışarı çıktıklarında hava daha da soğumuştu Sofia pelerinini sıkıca sarmaladı

Marten: İvora rapor vermemiz gerekiyor bize verilen görevde elebaşının canlı yakalanması yazıyordu ama….

Noel: elimizde olan bir şey değildi Marten sende biliyorsun ayrıca Zadil i biz öldürmedik bence İvor bu konuda üzerimize çok gelmeyecektir

Marten: haklısın noel, yakalanan tutsakların can güvenliği Zadil den daha önemli sağ salim krallığa teslim edilmelerine sevindim

Lonca binasına girdiklerinde içerideki gürültü bir anlığına kesildi. grubu tanıyanlar fısıldaşmaya başladı.

"Ay Dönümü takımı değil mi bunlar? Köle taciri görevine gitmişlerdi."

“elebaşlarını yakaladılar mı yoksa ?”

"Saçmalama, o görev kağıdı yıllardır o panoda asılı duruyor. Kimse cesaret edip gitmiyor bile."

"elleri boş dönmüşlerdir abartmayın."

Ekip, etraftaki bu fısıldaşmaları duymazdan gelerek görev kayıt masasına doğru ilerledi. Masanın arkasındaki Ivor, onları gördüğünde gözlerini kıstı. Masasının üzerinden doğruluup hafifçe öne eğildi.

"Ah, döndünüz demek,"

İvor ekibin yüzündeki gerginliği farkettiğinde içinden: “sanırsam görevi başaramadılar sorun değil yıllardır kimse başaramadı zaten” diye söylendi

"görevi başaramazsanız da Sorun değil çocuklar, Yıllardır kimse o görevi tamamlayamadı zaten, sağ salim dönmenize sevindim"

Marten bir adım öne çıktı. "Usta İvor, sizinle özel bir şey konuşmamız lazım. Mümkünse gözlerden uzak bir yerde."

İvor, Marten’in ciddi ifadesine baktığında şaşırmıştı,. eliyle arka taraftaki boş odalardan birini işaret etti.

"Pekala, bu taraftan gelin."

Odaya girdiklerinde Marten kapıyı arkalarından kapattı. Kael’e döndü ve hafifçe başını salladı. Kael, parmağındaki boyut yüzüğüne dokunduğu gibi Zadil'in bedeni yere, loncanın zeminine gürültüyle düştü.

Ivor’un yüzündeki sakin ifade bir anda silindi ve Bir adım geri çekildi

gözleri cansız bedenin üzerindeki detaylara takıldı.

"Bu... bu şaka olmalı,"

"Göz bandı... yılan dövmesi... Sakın bu herifin Zadil olduğunu söylemeyin bana?"

Marten hemen araya girdi.

"Evet usta İvor , görevde canlı ele geçirilmesi yazıyordu biliyorum, kusura bakmayın. Bazı öngörülemeyen olaylar oldu. Bizim dışımızda beşinci bir şahıs çoktan Zadil’i öldürmüştü. Zadil'in tutsak ettiği kişilerin tanıdığı biri olduğunu düşünüyoruz."

İvor dizinin üzerine çöküp bedeni yakından inceledi.

"İnanamıyorum... Yıllardır kimse bu adamın yanına bile yaklaşamadı. Öldürülmüş olması bile başlı başına bir olay."

İvor şaşkınlığını gizleyemiyordu yıllardır peşini kovaladığı adam cansız bir şekilde önünde yatıyordu

“By ivor…”

"Ah kusura bakmayın, önemli değil. Marten siz elinizden geleni yaptınız Zadil’in canlı veya cansız ele geçirilmesi artık sorun değil ,. bu arada tutsakların durumu iyimi?"

Marten, "Tutsaklar krallığa teslim edildi, Şövalyeler gelene kadar yanlarındaydık."

İvor’un bakışları hala yerdeki cesetteydi.

"İyi iş başardınız çocuklar. Ben görevin ödülünü hazırlarken bekleyin. lütfen”

İvor odadan çıkıp kapıyı kapattığında, Marten kapının sürgüsünü kontrol edip arkadaşlarına döndü.

Noel, duvara yaslanıp derin bir nefes aldı.

"Gördünüz mü? Adamın yüzü kireç gibi oldu, ben demiştim size usta İvor bu konuda üstümüze gelmez. Yıllardır kimsenin dokunamadığı adamı buraya getirdik, ne diyeceğini şaşırdı resmen ."

Sofia: "Yine de şanslıyız. Beşinci şahıs mevzusu... Ivor'un bu kadar kolay yutacağını düşünmemiştim. Eğer sorgulasaydı, her şeyi anlatmak zorunda kalabilirdik."

Marten omuz silkti. "Beşinci şahıs’ı sorgulamadı bile Yerde yatan cesede bakınca aklı başından gitti. Bizim için en iyisi de buydu."

Kael köşede sessizce bekliyordu. araya girerek:

"Zadil'in ölümünü başkasının üstüne atmak işimize geldi ama..."

"Ivor, Ashaell'den şüphelenmeyecektir, değil mi? Sadece bir siluet gördüğümüzü söyledik."

Noel başını salladı. "Merak etme Rosvil. İsim vermediğimiz sürece sadece bir 'beşinci şahıs' olarak kalacak. Ivor için önemli olan Zadil'in artık bir tehdit olmaması."

Marten: "Neyse, artık bunları boş verin. önemli olan hepimizin sağ salim burada olması"

Noel iç çekerek araya girdi “İvor'un birazdan getireceği şeyin, çektiğimiz zahmete değmesini umuyorum."

İvor, odanın kapısını gürültüyle açtı. Elinde ağırlıklarından dolayı hafifçe sarktığı belli olan dört büyük deri kese taşıyordu. Odaya girdiğinde keseleri masanın üzerine gürültülü bir şekilde bıraktı . Kesenin içindeki altınların çıkardığı tok ses, odada yankılanmıştı.

Noel, keselerden birinin ağzı hafifçe araladığında gözlerine inanamadı

"U-usta İvor..."Bu ödül parası mı?

İvor, keselerin üzerine elini koydu grubun para keselerine verdiği tepkiyi gördüğünde kahkaha attı

"Ha ha C seviye bir görev diye düşük bir ücret mi almayı bekliyordunuz?"

Ekip birbirine baktı. Keselerin her birinde 150 bin Aureon vardı . Sofianın şaşkınlıktan dili tutulmuştu

İvor açıklamaya devam etti:

"Zadil ve adamları, yıllardır sadece krallığı değil, bizi de en çok uğraştıran gruptu. Sadece bir suçlu değil, bir baş belasıydılar. Haliyle, bu görevin değeri de geçen yıllar boyunca katlanarak arttı. Bu parayı hak ettiniz çocuklar, içiniz rahat olsun."

Kael, gözlerini para kesesine doğru dikmişti . Bu kadarını beklemiyordu.

Marten, yavaşça bir keseyi eline aldı, ağırlığını tarttı ve İvor'a döndü.

"Usta bu kadar büyük bir ödeme loncanın bütçesini sarsmaz değil mi ?

İvor, Marten'e doğru eğildi. Yüzünde alaycı bir gülümseme vardı , sanki Marten'in sorduğu soruyla dalga geçiyormuş gibi başını iki yana salladı.

"Marten, Sen burayı ne sanıyorsun ? Krallığa bağlı bir loncadan bahsediyoruz, bak evlat, her birinize burada 1 milyon Aureon da versem, loncanın kasasındaki toz bile kımıldamaz.“

"Sana daha önce de söyledim, lonca hakkı olanın hakkını her zaman verir. Sen gerisini düşünme,. eğer bu parayı bir haftada bitirirsen, loncanın kapısı sana yine açık."

Sofia, İvor'un bu rahat tavrına gülerek cevap verdi. "150 bin Aureon'u bir haftada bitirecek kadar yetenekli olduğumuzu sanmıyorum Usta ivor"

Marten hemen lafa atladı:

"Denemeye değer bence!"

Gruptan neşeli bir kahkaha yükseldi. İvor da masasına yaslanmış, bıyık altından gülerek onları izliyordu.

Ekip loncadan çıktığında dışarıda serin bir akşam esintisi vardı ekibin neşeli tavırları yerini daha sakin bir atmosfere bıraktı. Yol ayrımına gelmişlerdi. Marten duraksadı ve arkadaşlarına döndü.

ilk olarak Kael'e yaklaşarak , elini omzuna koydu.

"Rosvil, gerçekten... Bugün yaptıkların için teşekkür ederim. Sen olmasan belki görevi başaramazdık."

Noel de bir adım öne çıktı. Kael'in gözlerinin içine baktı, yüzünde samimi bir pişmanlık vardı.

"Rosvil, daha önce senden şüphelendiğim için kusura bakma. İşler karıştığında bazen hata yapabiliyorum ama bugün bana yanıldığımı kanıtladın. Özür dilerim."

Sofia, her zamanki mesafeli ve utangaç tavrıyla biraz geride duruyordu. Başını hafifçe öne eğerek , saçlarını kulağının arkasına attı.

"B-ben de...teşekkür ederim Rosvil."

Kael bakışlarını tek tek arkadaşlarının üzerinde gezdirdi, ardından başını hafifçe öne eğilerek samimi bir tavırla konuştu.

"Sizin gibi insanlarla tanışmak, benim için çok değerliydi. Yalnız savaşmaya alışmıştım ama bugün burada, sizin yanınızda, savaşmanın ne kadar farklı bir his olduğunu anladım.”

"Desteğiniz için asıl ben teşekkür ederim. Bir dahaki sefere daha iyi bir ekip olacağız, buna eminim"

Marten, Kael'in bu net cevabından memnun kalmıştı

"Doğru diyorsun Biz artık bir ekibiz, sakın unutma bunu. Kapımız sana her zaman açık."

Kael, onlara son bir kez bakıp gülümsedi ve elini kaldırarak veda etti. Gece karanlığının içinde, kendi yoluna doğru koyuldu.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı