Kael, Grimm'in talimatlarına uyarak sabahın ilk ışıklarıyla antrenman alanına indi. Grimm'in "bedenini güçlendirme" programı sandığından çok daha ağırdı. Grimm, sabah rutini olarak tam 10 kilometre koşmasını ve ardından elindeki tahta kılıcı 2000 kez savurmasını emretmişti Kael, tahta kılıcı 1000. kez savurduğunda kolları artık ağırlaşmıştı. Tam o anda, Grimm bir gölge gibi yanında belirdi. "Yavaşlıyorsun," dedi sesi bir bıçak kadar keskin ve duygusuzdu. Grimm elindeki ince ahşap çubukla Kael'in duruşundaki milimetrik bir hataya hafifçe vurdu. Vuruş o kadar hızlıydı ki Kael darbeyi ancak hissettiğinde tepki verebildi.

"Sadece kılıcı sallama, kılıçla bir olduğunu hisset. Eğer o kılıç senin bir uzvun değilse, sadece bir odun parçasıdır," dedi Grimm. Kael tam nefes alacakken, Grimm'in etrafındaki o meşhur Savaşçı aura bir anda yoğunlaştı. Hava aniden buz kesti. Kael, karşısında bir insan değil de devasa, yıkılmaz bir dağ varmış gibi hissetti. Bu öyle bir baskıydı ki, dizlerinin bağı çözülmek üzereydi.Grimm'in yaydığı o devasa baskı Kael'in omuzlarına çökerken, zihni bulanmaya başladı. Tam pes edip diz çökecekken, gözünün önüne köyünün alevler içindeki son hali ve annesinin o veda bakışı geldi. Bir daha hiçbir şeyi kaybetmeyeceğine, bir daha çaresiz kalmayacağına dair kendine verdiği söz kalbinde bir kor gibi parladı. Kael dişlerini birbirine kenetledi, titreyen bacaklarına rağmen doğruldu ve tahta kılıcı daha sıkı kavradı. Grimm, Kael'in gözlerinin içine bakarak fısıldadı: "Ölüm ensendeyken yorgunluk bir lükstür. Şimdi, kalan 1000 savuruşu sanki her biri canını kurtaracak son hamleymiş gibi yap! Başla!"

Kael, Grimm'in o soğuk ama itici gücüyle damarlarındaki kanın yeniden kaynadığını hissetti. Korku, bir anda hırsa dönüştü. O 1000 savuruşu artık sadece kollarını değil, tüm iradesini kullanarak yapmaya başladı.

Kael, ciğerleri yanana kadar koşup kollarındaki derman tükenene kadar kılıç salladığında terden sırılsıklam olmuştu. Kısa bir soluklanmanın ardından, Pyros'un dersi için malikanenin bahçesine doğru yol aldı.

Bahçeye vardığında Pyros'u yanında parıldayan, metalik bir figürle beklerken buldu. Kael şaşkınlıkla sordu: "Usta, bu nedir?"

Pyros gururla yanındaki figürü gösterdi. "Bu bizim eğitim kuklamız evlat. Tamamen Mitril cevherinden yapıldı. Mitril, büyüye karşı en dayanıklı madendir; bu yüzden senin büyülerinin gerçek kuvvetini ölçmek ve sınırlarını zorlamak için bunu kullanacağız. Evet, bugün büyü dünyasının en temel ama en çok göz ardı edilen konusundan, 'Büyü Yoğunluğu'ndan bahsedeceğiz."

Pyros, avucunda basit, 1. halka seviyesinde bir ateş topu oluşturdu. "Şimdi iyi izle," dedi. Kael'in gözleri önünde o küçük ateş topu devasa bir kütleye dönüştü. Pyros, kükreyen dev alevi mitril kuklaya fırlattı. Patlamanın şiddetiyle etrafa yayılan sıcak hava Kael'in nefesini kesti, görüşünü bulandırdı. Toz bulutu dağıldığında şaşırtıcı bir manzara vardı: Dev ateş topu patlamıştı ama mitril kuklada en ufak bir çizik bile yoktu.

Pyros bu kez sadece bir ceviz büyüklüğünde, küçücük bir ateş topu oluşturdu. Ancak bu seferki alev, bir öncekinden çok daha parlak ve yoğundu. Ufak küre kuklaya değdiği anda, bahçeyi sarsan korkunç bir patlama yaşandı. Az önceki dev kütleden çok daha büyük bir tahribat oluşmuştu. Kael, şok içinde geri çekildi.

"Şaşkınlığını anlıyorum," dedi Pyros sakince. "Büyüde şöyle bir yanlış algı vardır: Ne kadar büyükse o kadar kuvvetlidir. Oysa gerçek güç büyünün çekirdeğindedir." Pyros avucunda tekrar küçük bir alev oluşturup Kael'e yaklaştırdı. "Merkezdeki o koyu kızıllığı görüyor musun? İşte o büyünün çekirdeği. Manayı geniş bir alana yaymak yerine sadece o merkeze sıkıştırırsan, 1. halka bir büyüyle bile yıkıcı saldırılar yapabilirsin . Ne kadar çok odaklanıp mana aktarırsan, patlama o kadar yıkıcı olur."

Kael'in zihnindeki taşlar yerine oturmaya başlıyordu. Pyros devam etti: "Ben buna 'Ateş Mermisi' diyorum. Çünkü tıpkı bir mermi gibi delici ve odaklanmış bir güce sahip." Pyros elini ileri uzattı ve etrafında onlarca ufak ateş mermisi belirdi. Hepsini aynı anda, bir salvo şeklinde kuklaya ateşledi. Büyüye dayanıklı mitrilin bile bu yaylım ateşi karşısında aşınmaya başladığını gören Kael, hayranlık içindeydi. 6. halka bir büyücünün aynı anda bu kadar çok mermiyi kontrol etmesi inanılmazdı. "Bir gün ben de bu kadar güçlü olabilecek miyim?" diye geçirdi içinden.

Pyros, Kael'in daldığını fark edip sesini yükseltti: "Dikkatini derse ver Kael!"

"Evet usta, özür dilerim. Gerçekten muazzamdı ama ben daha bir tanesini bile kontrol edebileceğimi sanmıyorum," dedi Kael mahcup bir sesle.

"Yeterli çalışma ile yapabilirsin. Önce iki mermiyi aynı anda kontrol etmeyi öğreneceğiz. Tam hakimiyet sağladığında üç, dört, beş diye devam edeceğiz. Bu çalışma sadece ateş mermisi için değil, ileride öğreneceğin yüksek halkalı büyülerin kontrolü için de şart. Bir de 'Sözlü Büyüler' meselesi var..."

Pyros ciddileşti.

"Kael, başlangıç seviyesindeki büyücüler genelde odaklanmak için sözlü büyüleri, yani Mantraları kullanırlar. Sen 2. halkaya kadar sessiz büyü yapabiliyorsun, bu harika bir yetenek. Ancak yüksek seviye büyüler doğanın kanunlarını zorladığı için 'Kadim Kelimeler' yani ilahi bir düzen gerektirir. Şimdi iyi izle, sana 5. halka bir sözlü büyü göstereceğim. Mantrayı ve asanın hareketlerini zihnine kazı."

Pyros asasını mitril kuklaya doğrulttu. Etrafındaki hava aniden ısındı, rüzgar tersine dönmeye başladı. sanki hava vakumlanmış gibi bir sessizlik çöktü. Pyros'un etrafındaki mana, gözle görülür kızıl şeritler halinde dönmeye başladı ve cübbesi görünmez bir basınçla havalandı. Pyros tok bir sesle o kadim mantrayı mırıldandı:

"Ey ebedi ateşin özü, göğün gazabıyla birleş! Sönmeyen korların öfkesini düşmanımın kalbine mühürle: Inferno Vuruluşu!"

Asanın ucunda toplanan mana, önce minik bir güneş kadar parladı, ardından saf, bembeyaz bir enerji huzmesi halinde patlayarak mitril kuklaya doğru kükredi. Işık o kadar güçlüydü ki Kael gözlerini kapatmak zorunda kaldı. Darbe kuklaya çarptığı anda oluşan şok dalgası bahçedeki ağaçların yapraklarını döktü. Toz ve duman dağıldığında, o büyüye en dayanıklı denilen mitril kuklanın göğüs kafesinin kıpkırmızı bir kor gibi parladığını ve etrafa inanılmaz bir ısı yaydığını gördü. Kael, 5. halka büyünün yıkıcı gücü karşısında adeta dilini yutmuştu.

Dersin sonunda Pyros'un gözü Kael'in avucunun içindeki siyah noktaya takıldı. "Kael, o elindeki noktayı sen mi çizdin?"

"Hayır usta," dedi Kael. "Annem büyü öğretirken odağımı toplamama yardımcı olması için çizmişti."

Pyros şaşkınlıkla gülümsedi. "Bu teknik akademilerde öğretilenden çok farklı ama inanılmaz mantıklı. Annen gerçekten bilge bir öğretmenmiş."

"Teşekkür ederim usta. Temelimi ona borçluyum."

Eğitim bittikten sonra Kael, kendi başına antrenman sahasında kalıp "Ateş Mermisi" üzerinde çalışmaya başladı. Ancak çekirdeğe mana yükledikçe alev avucunun içinde titriyor, kontrolü zorlaşıyordu. Patlamasından korktuğu için tam odaklanamıyordu. O sırada yanından jet gibi geçen bir rüzgar hissetti; bir darbe kuklayı parçalara ayırdı.

Zephyros gülerek yaklaştı. "Büyü mermisi mi çalışıyorsun evlat?"

"Ah, dayı... Pyros Usta bugün gösterdi ama onunki gibi olmuyor. Odaklandıkça elimde patlayacakmış gibi hissediyorum."

Zephyros elini yeğeninin omzuna koydu. "Korkun doğal Kael. Büyüde kontrolün asıl amacı zaten kendimize zarar vermemektir. Bunun bilincinde olman iyi bir şey. Vücudun ve manan geliştikçe o korku yerini güvene bırakacak. Ama çok bitkin görünüyorsun; sınırlarını bilmelisin, burada bayılıp yığılmanı istemeyiz," diyerek kahkaha attı.

Kael de gülümsedi. "Haklısın dayı, sanırım açlıktan ölüyorum."

Zephyros neşeyle yol gösterdi: "Ha ha! Hadi o zaman, bakalım Elias bize ne ziyafet hazırlamış!"




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı