Kael yaşadığı talihsiz olaydan dolayı eğitimlerinden sonra kendisi ekstradan da kaçamak olarak eğitim yapmaya devam ediyordu. Aradan aylar geçti. Zephyros, Kael'i uşağı ile gezmesi için Doğu Krallığı'na gönderdi.Elias ve Kael eve geldiklerinde, Kael kapıyı açtığı gibi içeride bir kutlama havası vardı. Aslında Zephyros, sürpriz yapmak için Kael'i 15. yaş gününü kutlama hazırlığı için krallığa göndermişti. Kael, malikanenin kapısından içeri adım attığı an donup kalmıştı. Aylardır süren gizli ve yorucu antrenmanların tüm yorgunluğu, karşılaştığı bu sıcak atmosferle bir anda dağıldı. Elias'ın o her zamanki vakur duruşunun ardındaki gülümsemesi, ustaları Pyros ve Grimm'in atışmaları, Varkas'ın devasa gövdesiyle köşede duruşu... Hayatında ilk kez "ait olduğu" bir yerdeymiş gibi hissetti. Önünde gördüğü manzara karşısında gözleri dolmuştu.Zephyros, kapıda dikilen yeğenine bakıp keyifle gülümsedi. — "Daha ne kadar dikilmeyi düşünüyorsun? Gel de şu pastanı üfle!"Kael, boğazındaki düğümü yutkunarak masaya yaklaştı. Pastanın üzerindeki on beş mum, karanlıkta titreyen küçük yıldızlar gibiydi. Pyros, elini Kael'in omzuna koydu. — "Üflemeden önce bir dilek tutmayı unutma çocuk. Bugün senin günün."Kael gözlerini kapattı. İçinden sessizce fısıldadı: "Bu masadaki herkesin yanımda kalmasını, anneme tekrar kavuşabilmeyi ve içimdeki bu karanlığı, sevdiklerimi koruyacak bir ışığa dönüştürebilmeyi diliyorum."Derin bir nefes alıp mumları üflediğinde, malikaneyi alkış sesleri doldurdu. Hediye seremonisi başladığında ilk öne çıkan Grimm oldu. O soğuk ve mesafeli tavrını koruyarak, kadife bir kılıç kılıfını Kael'e uzattı. Kılıç çekildiğinde odadaki hava sanki bir anlığına ısınmıştı. Kabzasındaki yakut taşının içindeki anka kuşu deseni, kılıç hareket ettikçe sanki kanat çırpıyormuş gibi görünüyordu. Kael bu zarafet karşısında büyülenmişti.Şaşkınlıkla, "Usta bu çok güzel!" dedi.Pyros kılıcı görünce şaşırdı: — "Oo, bu bir ruh kılıcı olan Anka Ateşi değil mi? Grimm, senin bu kadar yufka yürekli olduğunu bilmiyordum cidden ha ha!"Grimm ters bir bakış atarak, "Eğitimime dayandığı için küçük bir ödül sadece, abartmaya gerek yok," dedi.Pyros, Kael'e dönerek fısıldadı: — "Kael, Grimm'in küçük hediye dediği kılıç krallıkta tam 2 milyon Aureon eder! Krallıkta normal bir ailenin aylık geliri yaklaşık 1000 ila 5000 Aureon arası kadardır."Kael, 2 milyon Aureon lafını duyduğunda panikleyip kılıcı elinden düşürdü. Zephyros rüzgar büyüsü ile kılıcı hemen havalandırıp Kael'e geri verdi.Kael kekeleyerek, "Ah usta Grimm, ben bu kadar değerli bir hazineyi kabul edemem!" dedi.Grimm ise: — "Altı üstü bir kılıç. Bana krallık tarafından hediye edilmişti. Uzun zaman sonra ilk defa bir öğrencim oldu. Değerli bir hazine gözüyle bakma; seni koruyan bir metal parçası olarak bak kılıca. Çok anlam yükleme Kael," dedi.Pyros iç çekerek, "Ahh ne kadar duyarsızsın Grimm! Çocuğa kraliyet hazinesi verip metal parçası diyecek senden başkasını tanımıyorum," dedi.Kael merakla sordu: "Usta, ruh silahı tam olarak nedir?"Pyros anlatmaya başladı: — "Ruh silahları içlerinde element ruhlarının gücünü barındıran silahlardır Kael. Merkezinde gördüğün o yakut içinde bir ateş ruhunun gücünü barındırıyor. Ruh silahı dövebilen demirciler 5 elin parmağını geçmez. Sendeki ateş büyüsünü tam potansiyel kullanabileceğin türden. Duyduğum kadarıyla 7 halka bir büyücü o kılıçla ateşten bir anka kuşu çağırabilmiş; tabii kendisi şu an ne yapıyor bilinmiyor. Kılıcı kendisi kaybolduktan yıllar sonra bulunup krallığa, oradan da Grimm'in eline geçti. Şimdi de sen devralıyorsun, kıymetini bil. Elindeki kılıç şu anlık senin gücün için ayarsız olabilir, onu da yeterince antrenman yapmadan başka yerlerde kullanma."Kael eğilip, "Usta Grimm, bu kılıcı ömrümün sonuna kadar taşıyacağım, teşekkür ederim," dedi.Grimm yüzünü yana çevirip, "Tamam tamam, bu kadar övgü yeter," dedi.Sıra Pyros'a gelmişti. "Ahh hediye sırası bende işte!" diyerek işlemeli, kadife bir kutu açtı. Kutuyu açtığında, ince bir zincirin ucunda parlayan, kehribar renginde bir kristal kolye belirdi. Kristalin tam merkezinde, minik bir güneş patlamasını andıran altın sarısı bir ışık hüzmesi hapsolmuş gibiydi.Pyros, "Bu bir büyü artefaktı," dedi. "İçinde koruyucu bir rün var. Olur da sen ölümcül bir darbe alırsan kolye darbeyi engelleyip etrafını bir bariyer ile saracak. 7 halka büyüye kadar darbeyi tutması lazım. Bunu sana kendini rahat şekilde tehlikeye at diye vermiyorum tabii ki, ustan olarak aklımın sende kalmasını istemem."Zephyros, "Ne kadar düşüncelisin Pyros," dedi.Pyros sırıtarak: — "He he, usta öğrencisini her zaman düşünmeli, öyle değil mi Grimm —Kael'in kendini koruyabileceğine inanmıyorsun yani?"Pyros: "Ha hayır tabii ki de ona güvenim tam, ufak bir önlem sadece bu.Grimm: —"Tabii öyledir kesin," der.Kael bu ikilinin tatlı tartışmasını izlerken kıkırdadı. "Teşekkür ederim usta Pyros, kolyeyi yanımdan ayırmayacağımdan emin olabilirsin."Sıra Zephyros'a gelmişti. — "Evet, sen geldiğinden beri 1 yıl oldu ha! Buraya geldiğinde çömez bir çocuktun, şimdiki haline bak. 1 yılda 4 halkalı bir büyücü oldun. Elias, getir bakalım!"Elias, "Tabii efendi Zephyros," diyerek bir mankenin üzerinde duran kıyafeti getirdi. Kıyafet, gece mavisi ve gümüş grisi renklerin harmanlandığı, hem esnek hem de dayanıklı duran özel bir kumaştan dikilmişti. Ceketin yaka kısmına ve kolların iç kısımlarına, çıplak gözle zor seçilen ancak manayla bakıldığında parlayan ince efsunlar kazınmıştı.Zephyros, "Bunu senin için özel hazırlattım," dedi. "Üzerinde büyü ve saldırı direncinden tut mana emilimine kadar farklı farklı efsunlar var. Bizim huysuz Hestia'dan yapmasını istedim..." İç çekerek devam etti: "Ah, ikna etmesi hiç kolay değildi!"Kael kıyafetteki işlemelere ve özenle kazınmış efsunlara bakarak büyülenmişti. — "Dayı teşekkür ederim! Ben herkese bu hediyeler için çok teşekkür ederim. Daha önce hiç yaş günü kutlamamıştım, ne diyeceğimi bilemiyorum. İyi ki varsınız!"Ortam iyice duygusal bir hal alınca Pyros getirdiği içki şişesini çıkardı. — "Gece daha yeni başlıyor! Bunu krallığın hanından cüzi bir fiyata aldım."Zephyros şişeye bakıp, "Yoksa bu o mu? Kızıl Şafak Özü... Ha ha, sağlam mal getirmişsin!" dedi. Kael'e dönüp, "Sen içemezsin tabii ki!" diye ekledi. Duygusal ortam yerini kahkahalara bırakmıştı.Gün bittiğinde herkes dağıldı. Dayısı ve Kael baş başa kaldılar. — "15 oldun Kael. Biliyorsun akademi kayıtları önümüzdeki hafta başlıyor. Senin adını önceden yazdırdım. Tek yapman gereken giriş sınavında bocalamaman ha ha!"Kael heyecanla, "Çok heyecanlıyım dayı, umarım panik yapmam," dedi.Zephyros, ceketinin iç cebinden mühürlü bir zarf çıkardı. — "Bu arada annenden bir mektup geldi, sana vermeyi neredeyse unutuyordum. Al," dedi.Kael'in kalbi hızla çarpmaya başladı. Zarfı titreyen ellerle aldı. Zephyros çıkarken, "Hadi iyi geceler, içkiyi biraz fazla kaçırdım sanırım, ben kaçayım," dedi.Kael çıkmadan son kez seslendi: — "Dayı, her şey için çok teşekkür ederim. Benim için bir baba figürü gibisin."Zephyros bu sözler karşısında çok etkilendi, duraksadı ve gülümseyerek "Hadi sen de yat artık," dedi.Kael mektubu ay ışığının vurduğu masaya koyup açtı:
"Canım oğlum, Kael...Bugün 15. yaş günün. Yanında olup sana sarılmayı, o güzel yüzünü ellerimin arasına almayı her şeyden çok isterdim. Ama biliyorsun, bu zayıf vücudum ve bitmek bilmeyen hastalığım seni bu özel gününde yalnız bırakmama sebep oldu. Yataktan kalkacak gücü kendimde bulamadığım için, bu mektubu sana sadece kalbimdeki sevgimle yazabiliyorum.Oğlum, dayının yanında güvende olduğunu ve her geçen gün daha da güçlendiğini bilmek, benim bu karanlık odadaki tek tesellim. Sakın benim durumum için üzülme veya kendini suçlama. Senin başarıların ve sağlıklı haberlerin, benim için dünyadaki tüm ilaçlardan daha değerli. Sen benim hayata tutunma sebebimsin.Akademiye başlayacağını duydum. Orada çok başarılı olacağına inancım tam. Kael, içindeki o büyük gücü her zaman iyilik için kullan ve kimsenin senin ışığını söndürmesine izin verme. Ben burada senin döneceğin günü, sana tekrar sarılacağım o anı bekleyerek iyileşmeye çalışacağım.Yeni yaşın sana sağlık ve huzur getirsin canım yavrum. Seni her şeyden çok seven annen...Not: Dayına iyi bak, o bazen sert görünse de kalbi senin için atıyor."Kael mektubu bitirdiğinde, annesinin o zayıf ama şefkatli sesini kulaklarında duyar gibi oldu. Elindeki kağıdı sıkıca göğsüne bastırıp, bir gün annesini bu hastalıktan kurtaracağına dair kendine söz verdi.


İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı