Kael'in bedeninden yayılan karanlık mananın basıncı altında kilitlenen Pyros, tam bir çaresizlik içindeydi. Kael, kontrolünü yitirdiği bedenine zihninin derinliklerinden çığlık atıyordu: "Hareket et! Biraz olsun kıpırda!" Ancak elindeki karanlık büyüye kontrolsüzce mana göndermeye devam ettiği için bilincini açık tutamıyordu Karanlık, Kael'in elinde sadece bir büyü değil, canlı bir soğukluk gibi duruyordu. Parmak uçlarından kalbine yayılan o dondurucu his, bedenini bir buz kütlesine çevirmişti. Hareket etmek istiyor ama sanki görünmez bir güç tarafından mühürlenmiş gibi kımıldayamıyordu. Zihni bulanıklaşıyor, kendi bedeninin kontrolünü saniye saniye kaybediyordu. İçindeki o karanlık boşluk büyüdükçe, Kael ilk defa kendi gücünün altında ezildiğini hissetti.

Kael, ucu bucağı olmayan o karanlık küreyi serbest bırakıp ortalığı bir cehenneme çevirmek üzereyken, uzaklardan yankılanan kadim bir ses duyuldu.

Zephyros belirdi ve ellerini göğe açarak rüzgarın o vahşi ama dizginlenmiş mantrasını fısıldadı:

"Boşluğu kes! Göklerin fırtınası, karanlığı yut! Dağıl ve yok ol!

Zephyros'un çağrısıyla yükselen rüzgar, Kael'in elindeki karanlık büyüyü bir sis tabakası gibi yavaş yavaş dağıtmaya başladı. Kael'in dizlerinin bağı çözülüp yere yıkılacakken, Varkas rüzgar gibi yetişip onu kollarının arasına aldı. "Kael! İyi misin?" Varkas'ın sesi Kael'e sanki suyun altından geliyormuş gibiydi kaelin göz kapakları ağırlaştı ve bilinci karanlığa gömüldü.

Zephyros, yerde perişan halde diz çökmüş olan Pyros'un yanına indi. Bakışları rüzgar kadar keskindi. "Pyros, bu da neydi şimdi? Senden mantıklı bir açıklama bekliyorum!"

Pyros titreyen ellerine bakarak, "Zephyros... Ben, çok üzgünüm," dedi sesi çatallanarak. "Karanlık büyüyle daha önce hiç çalışmamıştım. Antrenman sırasında merakıma yenik düştüm. Yüzüğü çıkarsam da güçlerini mühürleyebileceğimi sanmıştım ama mühür bir anda infilak etti. O... O güç dört halka bile değildi! Zapt edebileceğimi düşünmüştüm..."

"Bu kadar yeter!" diye gürledi Zephyros. "Sen bir ustasın Pyros! Kael'i sana eğitmen için emanet ettim, merakını tatmin etmen için değil! Eğer zamanında yetişemeseydim, o büyü elinden çıktığında nasıl bir felaket olacağını hiç düşündün mü?"

Pyros başını sertçe yere vurdu. "Haklısın... Ben çok üzgünüm. Onun eğitmeni olmayı hak etmiyorum. Kendimden utanıyorum."

Zephyros iç çekerek elini dostunun omzuna koydu. "Kaldır kafanı Pyros. Seninle eski dostuz ve etrafta Kael'in sırrını paylaşabileceğim pek kimse yok. Eğitime devam edeceksin ama bir daha o yüzük parmağından çıkmayacak. Tek bir hata daha istemiyorum."

Pyros minnetle başını salladı. "Söz veriyorum Zephyros. Bundan sonra ateş büyüsü dışında hiçbir şeye elini sürmesine izin vermeyeceğim."

Zephyros, Varkas'ın kucağındaki baygın gence döndü. "Durumu nasıl?"

Varkas, "Nefes alıyor, nabzı normal," dedi. "Vücudunda sadece ufak yaralar var, genel durumu iyi." Zephyros, Kael'in avucundaki garip büyü yarasını fark edince kaşlarını çattı. "Bu da eğitimde mi oldu?"

Pyros şaşkınlıkla baktı. "Hayır, bunu ilk defa görüyorum. Kendi kendine çalışırken yapmış olmalı."

Zephyros kısa bir sessizlikten sonra emir verdi: "Varkas, onu odasına bırak. Uyandığında yanıma uğrasın."

Akşama doğru Kael, sanki beyninin içinde davullar çalınıyormuş gibi bir ağrıyla uyandı. "Ah, başım... Bir dakika, en son elimde o karanlık şey..." Hızla yatağından fırlayıp camdan eğitim sahasına baktı. Her yer sessizdi. "Hepsi bir rüya mıydı?"

"Keşke rüya olsaydı," dedi kapıda duran Zephyros. Sesi sakin ama bir o kadar da soğuktu.

"Dayı..."

"Usta Pyros ile yaşadığınız o mühür meselesi hakkında yeterince açık konuştuğumu sanıyordum Kael. Altı halkaya ulaşana kadar ne olursa olsun o yüzüğü çıkarmaman gerektiğini defalarca tembihledim. Pyros senin ustan olsa bile, öz dayının uyarılarını hiçe sayman kalbimi kırdı."

Kael suçlulukla başını öne eğdi. "Çok üzgünüm dayı. Ateş büyüsünde bu kadar ilerleyince, karanlığı da dizginleyebilirim sandım."

Zephyros yavaşça odaya girdi. "Bak Kael, insanlar genelde iki tür büyüde aynı anda ustalaşmaya çalışmaz. Bu onları sadece yavaşlatır. Çift element sahipleri nadirdir çünkü bedenleri iki ayrı gücü dizginlemek için fazladan mana tüketir. Ben, senin bedenin bu ağırlık altında ezilmesin diye karanlığı geçici olarak mühürledim ki ateşe odaklanabilesin. İşe de yaradı; kısa sürede dördüncü halkaya yaklaştın. Ama karanlık büyü..."

Zephyros pencereye yaklaşıp dışarı baktı. "Karanlık büyü, iblis soylarına ait bir güçtür. Onlar manayı bizim gibi dışarıdan toplamazlar; onlar mananın kendisiyle doğarlar. Biz büyü yapmak için teknikler ve sözler öğrenirken, onlar nefes almak gibi doğal bir şekilde kullanırlar bunu. Senin insan bedenin, bu tür bir gücün ağırlığını henüz kaldıramıyor. Bu yüzden 'Altı Halka' dedim. Kapasiten artarsa belki kontrol edebilirsin."

Kael bir şeyler söyleyecek gibi oldu ama Zephyros elini kaldırıp onu susturdu. "Bir daha böyle bir olay istemiyorum. O yüzük senin hayat sigortan. Bir dahaki sefere bu kadar yumuşak olmayacağım. Anlaşıldı mı?"

Zephyros'un her bir kelimesi, Kael'in göğsüne ağır birer taş gibi oturuyordu. Dayısının bakışlarındaki o hayal kırıklığı, aldığı fiziksel yaralardan çok daha fazla canını yakmıştı. Kendini sadece başarısız bir öğrenci gibi değil, ailesinin ona olan güvenini sırtından bıçaklamış bir hain gibi hissediyordu. Başını kaldırmaya korkuyordu; çünkü biliyordu ki dayısının gözlerinde göreceği tek şey, kendi hırsı yüzünden neredeyse bir felakete sebep olan bir çocuğun yansımasıydı. Boğazındaki o düğüm, karanlık büyünün bıraktığı histen bile daha boğucuydu; bir anlık merakın, sevdiği insanları kaybetmeye değip değmeyeceği gerçeğiyle yüzleşmek, aldığı en ağır ders olmuştu.

Kael yutkundu. "Evet dayı... Bir daha asla çıkarmayacağım."

"Güzel. Akşam yemeği için aşağı inersin."

Zephyros odadan çıkınca Kael yatağına çöktü. Pencereden yükselen gümüş aya baktı. Bugüne kadar kat ettiği tüm o mesafe, kazandığı güç... Hepsi bir anda gözüne bir hiçmiş gibi göründü. Kendi içindeki gücün, ona nasıl hükmettiğini acı bir şekilde tecrübe etmişti.

Yumruğunu sıktı, tırnakları avucuna battı. "Kendi gücümün kölesi olmayacağım," diye mırıldandı. Gözlerinde yanan ateş, ay ışığından daha parlaktı.

"Bugünden itibaren," dedi karanlığa karşı, "eğitimim iki katına çıkacak. Ya bu gücü evcilleştiririm ya da içinde kül olurum."




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı