insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Ashaell, Kael’in omuzundan başını kaldırdığında, gözlerindeki o savunmasız ifade bir anda değişmişti Kael, onun yüzündeki değişimi gördüğü an olup biteni anlaması zaman aldı, Ashaell etrafındaki mana dalgalanmalarını kaelden daha iyi hissedebiliyordu

Mahzenin koridorlarında koşarcasına ayak sesleri ve öfkeli bağrışmalar yankılanmaya başlamıştı.

Zadil’in adamları geliyordu.

Ashaell, gözlerini Kael’in gözlerine dikti.

“Görünüşe göre...” dedi, sesi tekrar o suikastçı soğukluğuna geri dönmüştü ,hançerini ters kavradı.

“...kavuşmamız kısa sürecek. Zadil’in adamları, efendilerinin cesedini bulmaları an meselesi bu tarafa doğru geliyorlar onları karşılamalıyız.”

Kael, maskesini tekrar yüzüne geçirdi.. “Gölge büyüsü konusunda uzmanlaştığını söylemiştin,”

Ashaell’in yüzünde meydan okuyan bir gülümseme belirdi. Gümüş dövmeleri daha parlak, gözüküyordu

“Beni izle, Kael”

Koridorun karanlığından ilk grup gardiyan belirdiğinde, Ashaell bir gölgeye dönüştü. Kelimenin tam anlamıyla. Vücudu bir anlığına bulanıklaştı, karanlığın içinde süzülerek ilk gardiyanın hemen arkasından fırladı. hançeri bir gölge izi bırakarak adamın boğazına doğru savruldu.

Ancak Zadil’in adamları hazırlıklıydı. Gardiyanlardan biri, Ashaell’in saldırısını fark edip kalkanını son anda kaldırdı. Hançer, metal kalkanın üzerinde kıvılcımlar saçarak kaydı. Ashaell, adamın kalkanının arkasına geçmek için hamle yaparken, bir diğer gardiyan mızrağını ona doğru savurdu.

Ashaell’in kaçacak yeri yoktu... ta ki bir ateş topu koridoru aydınlatana kadar.

Kael, Mana Alanı’nı genişletmiş, gardiyanların her hareketini önceden hissetmişti. Ashaell’in zor durumda olduğunu gördüğü an, ellerini öne doğru uzattı mana yüklediği ateş topunu mızraklı gardiyana doğru gönderdi. Ateş, adamın mızrağını ve zırhını anında kavurarak onu geriye doğru savurdu.

Ashaell, Kael’in açtığı bu boşluğu anında değerlendirip. Mızraklı gardiyanın düşüşünü kullanarak, kalkanlı gardiyanın açıkta kalan yanına, gölgeden bir hamle daha yaptı. Hançer, bu sefer hedefini bulmuştu.

İkili, birbiri ile koordine gibiydi . Kael’in ateş büyüleri, Ashaell’in gölgelerini daha belirgin, daha keskin hale getiriyordu. Ashaell ise bu keskin gölgeleri birer silaha ve kaçış yoluna dönüştürüyordu.

peş peşe gelmeye devam eden Bir gardiyan grubu, Kael’e doğru hamle yaptı. Kael, kılıcını savurarak ilk ikisinin saldırısını savuşturdu. Ancak üçüncü adam, ağır bir balta ile Kael’in gardını düşürmek üzereydi. Kael, Mana’sını kılıcına odaklamaya çalışırken, baltanın inmesine saniyeler kalmıştı.

O anda, gardiyanın kendi gölgesi, sanki canlanmış gibi adamın bileğine dolandı. Ashaell, bir gölge pençesiyle adamın hareketini kilitledi. Gardiyanın baltası havada asılı kalmışken , Kael, adamın açıkta kalan göğsüne doğru hamle yaptı

Kael, düşen gardiyanın cesedinin arkasından, Ashaell’in bir sonraki hedefini hissetti. Ashaell, koridorun sonunda, iki gardiyanı gölge illüzyonlarıyla şaşırtmaya çalışıyordu. Adamlar, çevrelerindeki dans eden gölge figürlerine boş kılıç darbeleri savuruyor, ancak Ashaell’in asıl yerini bulamıyorlardı.

Kael, Mana Alanını kullanarak Ashaell’in iki gardiyanı bir noktaya sıkıştırdığını anlamıştı. elini uzatarak 2 halkalı büyü olan .”yükselen alevden sütunlar” ile gardiyanların kaçış alanını kapadı Ashaell köşeye sıkışan gardiyanların hemen arkasında belirdi. Gölgeden fırlayan hançer, her iki gardiyanın da işini tek bir pürüzsüz hamleyle bitirdi.

Gölge ve Ateş, mahzenin bu karanlık koridorunda korkunç bir uyumla dans ediyordu. Kael’in ateşli saldırıları, düşmanları açığa çıkarıyor, panikletiyor ve koridoru aydınlatıyordu. Ashaell ise bu aydınlığın yarattığı keskin gölgeleri kullanarak, bir hayalet gibi hareket ediyordu, düşmanların en beklemediği anlarda, en hayati noktalarına darbeler indiriyordu.

Ancak koridorun karanlığından daha fazla adam geliyordu. Zadil’in elit suikastçıları, gardiyanlardan daha hızlı ve daha tehlikeliydi. Ashaell, bu yeni tehdidi hissettiğinde Kael'e doğru döndü:

"Kael! alevlerini söndür!"

Kael, Ashaell’in niyetini tam anlayamamıştı. Koridoru aydınlatan ateş toplarını söndürerek Ashaell’in hamlesini bekledi

Koridor bir anda karanlığa büründü. bir kara elfin asıl korkutucu gücü zifiri karanlıkta açığa çıkıyordu

Ashaell,karanlığın içinde içinde kayboldu. Suikastçılar, nerede olduğunu anlayamadan, gölgeden gelen hançerin darbeleriyle birer birer yere yığıldılar. Ashaell o kadar hızlı hareket ediyordu ki hareketleri, sadece mahzende hissedilen hafif rüzgar dalgalanmalarıyla seçilebiliyordu.

Son suikastçı da yere yığıldığında, Kael mahzeni tekrardan ateş büyüsü ile aydınlattı .

Ashaell, Kael’in hemen yanında, karanlıktan tekrar belirdi. Hançerini kılıfına sokarken, nefesi biraz hızlanmıştı gibiydi

"Fena değildi, ' dedi Ashaell, sesi alaycı, ama samimi bir takdir içeren tondaydı.

Ashaell'in gözleri kaelin maskesine dikilmişti içinden

“büyünün ne olduğunu bile bilmeyen biriydin 1 senede nasıl bir eğitim aldın kael “ diye söylendi

"Ateş büyüsünde kendini bu kadar geliştirmiş olman inanılmaz kael"

Kael, maskesini tekrar çıkardı. Yüzünde, bu senkronize savaşın verdiği adrenalinin izleri vardı gözleri , Ashaell’in gücü ve yeteneği karşısında hayranlıkla parlıyordu.

"Gölge büyün..." dedi Kael,

"İnanılmazdı Ashaell! Hareketlerini takip etmek neredeyse imkansızdı o kadar hızlı hareket ediyordunki mana alanıyla bile seni algılayamadım”

Kara elflerin hücresinin önünde, bir zamanlar korkulan Zadil ve adamlarının cesetleri yatıyordu. Gölge ve Ateşin dansı, bu karanlık mahzenin gördüğü en ölümcül uyumlardan biriydi.

o sırada koridorun girişinden gelen ayak sesleri yankılandı. Noel ve Marten, dumanlı koridoru yararak içeri daldılar.

"Rosvill!" diye bağırdı Noel, sesi endişeyle titriyordu.

"Rosvil, iyi misin? neler olu—"

Noelin Cümlesi yarım kalmıştı. İkisi de yerdeki manzara karşısında oldukları yerde çakılıp kaldılar. Birkaç metre ötede, Zadil’in seçkin adamları ve koridorun her yanına dağılmış cesetler... Hepsi tek bir darbeyle etkisiz hale getirilmişti.

Marten gözlerini fal taşı gibi açmış, kan gölüne dönen zemine bakıyordu.

"B-bu da ne böyle?" diye söylendi sesi dehşet doluydu.

"Bunların hepsini... Rosvil, tek başına mı hallettin?"

Noel, yerdeki gözünde göz bandı olan bir bedene odaklandığında yüzü kireç gibi oldu.

"Bir dakika... Şu yerde yatan... Bu Zadil değil mi? O pisliğin işini bitirdin mi gerçekten?"

Ancak Noel’in gözleri bir sonraki saniyede Kael’in yanında duran, gümüş dövmeli yabancıya kaydı., siyah pelerinli ve vahşi bir auraya sahip bu kara elf, Noel için anında bir tehditti. Noel Düşünmeden harekete geçti

"Rosvil, arkanda!" diye bağırdı Noel.

hançerini kınından çektiği gibi hızla Ashaell’in üzerine atıldı.

Ashaell’in tepkisi inanılmazdı Noel daha hançerini savurmaya fırsat bulamadan, Ashaell bir gölge gibi ortadan kayboldu . Noel boşluğa doğru savrulurken, bir anda arkasında soğuk bir nefes hissetti. Ashaell, sanki hiç hareket etmemiş gibi Noel'in hemen arkasında belirmişti. hançerini Noel’in boğazına dayadı.

"Ashaell, bekle!"

Kael, araya girmek için öne atıldı ve elini havaya kaldırarak ikisini de durdurdu.

"Durun! İkiniz de silahlarınızı indirin!"

Noel, boğazındaki hançerin baskısıyla donup kalmıştı.

"O benim arkadaşım, Noel, Ashaell. Yıllardır görmediğim bir dostum”

“Ashaell Bir yanlış anlaşılma olduğu aşikâr, lütfen hançerini çek."

Ashaell, Kael’in tepkisi ile hafifçe geri çekildi ve hançerini geri soktu.

Noel, hala yaşadığı şokun etkisindeydi Derin bir nefes alıp kendine gelmeye çalıştı. Kael’in yanında duran bu gizemli elf savaşçısını sindirmesi zaman alacaktı.

"Ben…”

"Saldırganlığım için özür dilerim. Rosvil’in hayatı tehlikede sanmıştım. "

Ashaell şaşkın bakışlarla kaele baktı “Rosvil mi?”

içinden kael belli ki gerçek adını ve kimliğini gizlemek istiyor çaktırmasam iyi olacak diye düşündü

Ashaell, kollarını göğsünde kavuşturdu ve Kael’e doğru yan bir bakış attı.

"Arkadaşların biraz fazla panikçi, Rosvil. Ama en azından kibarlar."

Kael, gerilen atmosferin biraz olsun dağılmasıyla rahat bir nefes aldı.

"Birbirimizi anladığınıza sevindim…" dedi tebessüm ederek.

Marten: “burada daha fazla kalamayız.tutsakları dışarı çıkarmamız gerekiyor aralarında durumu ağır olanlar var acele etmeliyiz noel"

Ashaell:”İsterseniz sizi ve tutsakları elf büyüsü ile toplu şekilde çıkışa ışınlanabilirim”

Marten:”Ah gerçekten çok yardımı dokunur teşekkür ederiz”

Kael: “Ashaell peki sen”

“ben kendi türümden olanları alacağım kara elflerin yeri kabilelerinin yanıdır”

Tutsaklar güvenli bir bölgeye ulaştırılmıştı. Harabelerin çıkışında, güneş yeni doğuyordu. Kael ve Ashaell mahzenin çıkışında durdular.

Ashaell pelerinini düzeltip son bir kez Kael’e baktı. İkisi de yıllardır birbirlerini görmemiş olsalar da, aralarındaki bağ kuvvetliydi.

"kabileme dönmem gerekiyor.Buradaki görevi mi tamamladım "

Ashaell, elini uzatıp Kael’in elinin üzerine koydu. Parmakları,ay işlemeli yüzüğün üzerinde birleşmişti.

"Yine ormanda tek başıma kalacağımı sanıyordum, bu kez yollarımızı Orman değil, verdiğimiz sözler çizecek," dedi Ashaell, gözleri Kael’in gözlerine kilitlenmişti.

"Nerede olursan ol,... bir gün mutlaka karşılaşacağız. Söz ver."

Kael, Ashaell’in elini sıkıca kavradı:

"Söz veriyorum. Nerede olursan ol, tekrar yanında olacağım"

Ashael elf tutsakları ile ayrıldıktan sonra Kael bir süre boşluğa baktı

içinde, az önce ayrıldığı arkadaşının üzüntüsü ve tekrar bir araya geleceklerine dair o sarsılmaz inanç vardı. Kael, derin bir nefes alıp maskesini tekrar taktı. Artık yürüyecek daha çok yolu, verilecek daha çok savaşı vardı.

Ama bu sefer, yalnız değildi.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı