Kael, Elias'ın sesiyle uyandı. Köyde yaşarken de güneş doğmadan uyanıp ormana odun toplamaya gitmeye alıştığı için uyanmakta zorlanmamıştı. Normalde sabahın bu saatlerinde çoktan baltasını kapıp ormana dalmış olurdu. Ancak odasındaki ipek çarşaflar ve odun kokusu yerine gelen pahalı tütsülerin kokusu, ona nerede olduğunu sert bir şekilde hatırlatıyordu.

Ancak Elias'ın hitap şekli hala ona ağır geliyordu. "Elias," dedi Kael mahcup bir tavırla. "Rica etsem bana sadece 'Kael' diye hitap eder misin? Efendim kelimesi beni çok garip hissettiriyor, lütfen yanlış anlama."

Elias hafif bir gülümseme ile başını eğdi. "Peki Kael. Efendi... Zephyros da kahvaltıda sizi bekliyor."

Kael hemen hazırlanıp aşağı indi. Kahvaltı sofrası her zamanki gibi şatafatlıydı. Kael, tabağındaki çeşitlere bakıp içinden somurtarak, "Bu lükse hiç alışamayacağım," diye geçirdi.

Zephyros, yeğenindeki enerjiyi görünce neşelendi. "Günaydın Kael, iyi dinlendin mi?"

"Ah evet dayı, kendimi yenilenmiş ve dinç hissediyorum. Tüm enerjimi eğitimime verebilirim."

Zephyros kahkaha attı. "Ha ha! İşte görmek istediğim enerji bu! Grimm de birazdan burada olur. Bak, Grimm soğuk ve sana karşı sert olabilir ama kötü bir insan değildir. Benim yakın arkadaşımdır, bana güven. Senden istediğim tek şey, sabırla eğitimine dayanman."

"Merak etme dayı, elimden geleni yapacağım."

Kahvaltının ardından eğitim alanına geçtiklerinde Grimm onları köşede bekliyordu. Kael, adamı gördüğü an ondaki dingin ama korkutucu gücü fark etti. Etrafına sanki görünmez, soğuk bir rüzgar yayıyordu. Duruşu bir kılıç kadar dik, gözleri ise bir kartalınki kadar keskindi. Kael, adamın bakışları altında bir anlığına kılıçla kesiliyormuş gibi hissetse de duruşunu bozmadı.

"Hey Grimm, eski dostum! Seni görmek ne güzel," dedi Zephyros neşeyle.

Grimm her zamanki somurtkan tavrıyla cevap verdi: "Ahh Zephyros... Beni bir veledi eğitmem için çağırdığına inanamıyorum. Sen Kraliyet Büyücüsü değil misin? Uğraşman gereken daha önemli işlerin vardır diye düşünüyorum."

Zephyros gülümseyerek mektubu hatırlattı. Grimm, mektubu okuduğunda içindeki detaylara, özellikle de çocuğun babasına dair yazılanlara inanamamıştı. Doğu Krallığı'nın efsanevi S-Rütbe kılıç ustası, emekliliğini bu çocuk için bozmaya karar vermişti; çünkü babasının adı onda derin bir merak uyandırmıştı.

Grimm, Kael'i süzdü. "Peki, beni iyi dinle. Eğitimim sıkıdır, istediğin zaman pes edebilirsin. İnsanlara zorla bir şey öğretmeyi sevmem, iradesiz olanlardan da nefret ederim. Anlaşıldı mı?"

"Anlaşıldı efendim! Öğretilerinize pes etmeden uyacağım, emin olabilirsiniz."

Grimm derin bir iç çekti. "Tamam... Al bakalım şu tahta kılıcı, nelerin var bir görelim."

Kael tahta kılıcı kavradığı gibi kendini efsunlayıp hızla Grimm'e atıldı. Kılıcı savurduğunda vurduğuna emindi ama kestiği şey sadece Grimm'in gölgesiydi. Grimm bir anda Kael'in arkasında belirdi ve sırtına hafif bir darbe indirdi. Kael hemen toparlanıp tekrar atıldı; bu kez önce bir ateş topu fırlatıp ardından sağdan hamle yaptı. Grimm, kılıcıyla ateş topunu bir sineği kovalar gibi savurdu ve Kael'in kılıcından sıyrılıp tekrar vurdu.

"Kılıç savaşında büyü mü kullanıyorsun? Bu seni yavaşlatır," dedi Grimm buz gibi bir sesle.

Kael pes etmedi; ateş çemberiyle etrafı yakıp yoğun bir sis alanı oluşturdu. Dumanın içinde bir silüet gördüğü an üzerine atıldı ama kılıcı dumanı yardığında silüet kayboldu. Bir saniye sonra Kael, boğazında soğuk bir tahta kılıç hissetti.

"Bu kadar yeter. Duruşun eksik, kavrayışın yanlış, hareketlerin çok tutarsız. Üstelik elindeki kılıç yanıyor."

Kael panikle yanan tahta kılıcı söndürmeye çalışırken, Grimm kendi kılıcının tek bir hamlesiyle ateşi söndürdü. "Bana Usta diyebilirsin, efendim demene gerek yok. Ateşle görüşümü kapatman akıllıcaydı ama kendi görüşünü de kısıtladın. Ne düşünüyordun?"

"E-evet, düşünmeden hareket ettim."

"Bak," dedi Grimm ciddiyetle. "Büyücüler mana ve yaşam enerjisini hissedebilirler. Bunu öğrenirsen, görmesen bile rakibinin nerede olduğunu anlarsın. Ama önce bedenini güçlendirmeliyiz. Her sabah sana dediğim şekilde çalışacaksın. Anlaşıldı mı?"

"Evet usta!"

Grimm'in yanından ter içinde ayrılan Kael, duşunu alıp çıktığında Elias'ın sesini duydu: "Büyü eğitimin için Usta Pyros geldi."

Kael bahçeye çıktığında kırmızı cübbeli, 6. Halka Ateş Büyücüsü Pyros'u gördü. Pyros, ateş kırmızısı cübbesiyle daha sıcak ama bir o kadar da otoriter bir hava yayıyordu. "Usta Pyros, sizi bekletmemişimdir umarım."

Pyros gülümseyerek karşıladı onu. "Merhaba evlat. Zephyros'un hatırına buradayım, dayın büyü dünyasında hatrı sayılır bir insan, kıymetini bil. Hadi, önce temel büyüleri ve getirdiğim ateş kitaplarını inceleyelim."

Çardağa oturduklarında Elias onlara ferah kokulu çaylar ve tatlılar getirdi. Pyros, Elias'ın çayına ve ikramlarına hayran kalarak neşeyle güldü. Ardından yanındaki ölçüm küresini masaya koydu.

"Büyü türüme mi bakacaksınız?" diye sordu Kael. Pyros şaşırdı. "Bunu biliyor musun?"

Kael, annesinin de benzer bir küre kullandığını anlattı ancak elini koymaya çekiniyordu. "Şey usta... Evde yaptığımda odayı karanlık kaplamıştı, annem zor durdurmuştu."

"Merak etme evlat, ben 6. halka bir büyücüyüm, sana zarar gelmesine izin vermem."

Kael istemeyerek de olsa elini küreye koydu. O an bahçedeki kuş sesleri kesildi, güneş ışığı çekildi ve etrafı zifiri, kasvetli bir karanlık kapladı. Bu karanlık Pyros'un daha önce şahit olduğu kara büyülere hiç benzemiyordu; yoğunluğu o kadar saf ve kuvvetliydi ki Pyros nefes almakta zorlanmaya başladı. Devriye halinde olan Baş Muhafız Varkas, çardaktan yayılan uğursuz havayı hissedip kılıcına elini atarak bahçeye koştu.

"Pyros! Bu da ne? Durdur şunu, herkesi boğacaksın!"

Pyros güçlükle Kael'in elini küreden çekti. Pyros malikaneye gelmeden önce Kael'in karanlık büyüye sahip olduğunu biliyordu; Zephyros mektupta eğitim sırasında dikkatli olması konusunda kendisini uyarmıştı. Pyros, "Altı üstü 14 yaşında bir çocuk, karanlık büyü de olsa ne kadar güçlü olabilir?" diye düşünmüştü ama gördükleri karşısında Zephyros'un neden öyle bir mektup yazdığını daha iyi anlamıştı. Karanlık dağıldığında herkes derin bir nefes aldı.

Pyros, ciddiyetle konuştu: "Kael, karanlık büyün kontrol edemeyeceğin kadar güçlü. O mühür yüzüğünü sakın çıkarma, yoksa karanlık büyün seni ele geçirir, ruhunu yitirmiş bir yaratığa dönüşürsün."

Kael, Pyros'un söyledikleri karşısında korkmuştu; bilinçsiz bir şekilde etrafındakilere zarar vermek isteyeceği en son şeydi. Pyros devam etti: "Ama ateş büyünde 3. halkaya yaklaşmışsın, yaşına göre bu çok iyi."

Pyros, uzunca bir süre büyü sınıflarını, mana kapasitesini ve büyü türlerini anlattı. "İnsanların yüzde 90'ı elemental türü büyüleri kullanır, yüzde 2'si ise ışık. Ama unutma evlat; ışık kullananlar her zaman iyi, karanlık kullananlar da her zaman kötü değildir. Merkez krallıklarda ışık büyüsü kullanıcılarına tanrı gözüyle bakan insanlar var, tamamen saçmalık. Büyüyü ne için kullanacağın sana bağlı."

Güneş batarken Pyros ayağa kalktı. "Bugünlük bu kadar bilgi eğitimi yeterli. Sana verdiğim kitapları oku, büyü temellerin oturduğunda sahaya ineceğiz. Sana ateş büyüsünün hem savunmada hem de saldırıda nasıl kullanılacağını göstereceğim."

Kael, "Teşekkürler usta, yüzünüzü kara çıkarmayacağım," diyerek onu uğurladı. Kael için gün, sadece bedenen değil, ruhen de yorucu geçmişti. Yemek odasına geçtiğinde dayısı Zephyros'u her zamanki yerinde, önündeki parşömenleri kenara iterken buldu.

"Günün nasıl geçti Kael?" diye sordu Zephyros, yeğenine sandalyesini göstererek. "Yüzündeki kirden ve gözlerindeki yorgunluktan bakılırsa, Grimm ve Pyros seni pek boş bırakmamış."

Kael, sandalyeye yerleşip derin bir nefes aldı. "Aslında çok iyi geçti dayı. Grimm Usta'nın karşısında daha yolun çok başında olduğumu anladım. Pyros Usta ise karanlık büyümün ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlattı bana ama aynı zamanda 3. halkaya yaklaştığımı söyledi. Kendimi çok daha güçlü ve hazır hissediyorum."

Zephyros ciddileşerek Kael'in yüzüne baktı. "Karanlık güç... Pyros ölçüm küresini mi kullandı?"

"Evet," dedi Kael, mühür yüzüğüne dokunarak. "Varkas bile geldi, ortalık bir anlığına kasvetli bir hal aldı. Pyros Usta, eğer bu gücü dizginlemeyi öğrenemezsem bir gün ruhumu tamamen yitirebileceğimi söyledi. Sevdiklerime bilinçsizce zarar verme düşüncesi beni gerçekten ürkütüyor."

Zephyros, yeğeninin elini tuttu. "Korkman güzel bir şey Kael, bu senin hala vicdanlı biri olduğunu gösterir. Ancak unutma; o güç senin bir parçan, düşmanın değil. Pyros ve Grimm sana bu yüzden yardım ediyorlar."

Kael başıyla onayladı. "Grimm Usta bugün bana rakibi sadece gözle değil, manayla da hissetmeyi anlattı. Henüz beceremiyorum ama kendimi geliştirmek için çok çalışacağım. Dayı, başaracağıma inanıyorum."

Zephyros gülümsedi ve tabağına bir parça et koydu. "İşte bu benim yeğenim. Yarın daha da zor olacak, o yüzden yemeğini bitir ve güzelce dinlen. Antrenman alanındaki o tahta kılıç, bir gün gerçek bir kılıçla yer değiştirdiğinde bugünkü acılarını gülümseyerek hatırlayacaksın."

Kael, dayısının sözleriyle içindeki ağırlığın biraz hafiflediğini hissetti. Yemeğini iştahla bitirdikten sonra odasına çıktı. Yatağına uzandığında yorgunluktan her yeri sızlıyordu. Parmağındaki mühür yüzüğüne dokunarak gözlerini kapattı. Artık kendini buraya daha ait hissediyordu; yarınki eğitim için içini bir korku değil, merak kaplamıştı.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı