Akademi’nin bahçesinde, ders zili çalmadan hemen önce Lyra ve Rota, Kael’in her zamanki oturduğu bankın boş olduğunu fark ettiler. Kael son iki gündür derslere katılmıyordu
Lyra, huzursuz bir şekilde etrafına bakınırken Rota’ya döndü:
“Yine gelmedi. İki gün oldu Rota, Kael’i gören kimse yok. Acaba başına bir şey mi geldi? İnsan bir haber verir, bu hiç ona benzemiyor.”
Rota, Kael’in boş sırasına bakıp iç geçirdi:
“Bilmiyorum Lyra. En son ders çıkışı oldukça dalgın görünüyordu. İçimden bir ses, yine tek başına sınırlarını zorlayıp bir yerlerde büyü çalışması yaptığını söylüyor.kael yerinde duramıyor ki!”
Tam o sırada, dersliklerin olduğu koridordan, üzerinde hafif bir yol yorgunluğu olan Kael belirdi. Lyra onu görür görmez hızla yanına koştu.
“Kael! İki gündür neredesin sen? Lyra, sesi hem kızgın hem de endişeli bir tondaydı.
Rota da arkasından gelerek Kael’in kolunu tuttu:
“Dostum, iki gün boyunca ortalarda yoktun! Akademi dışına çıktığını da duymadık, nereye gidip kayboldun böyle? Bizi resmen öldürdün meraktan!”
Kael, arkadaşlarının bu samimi telaşını görünce hafifçe yutkundu. Lonca görevlerinden ve kendi başına açtığı dertlerden bahsetmesi imkansızdı, bu yüzden daha makul bir yalan söyledi.
“Kusura bakmayın.... sizi habersiz bıraktım. Sadece birkaç gün süren önemli ailevi meselelerim vardı, akademi yönetiminden özel izin alarak halletmem gerekiyordu. olaylar biraz ani geliştiğinden kimseye haber veremedim.”
“farkında mısın? Arkadaşız sonuçta, en azından bize bir haber verebildin “
“sizi endişelendirdiğim için özür dilerim”
“Peki… başına bir şey geldi sandık en azından sağ salim buradasın ”
Rota ve Lyra'nın endişeli karşılaşma sahnesi sona erdiğinde herkes sırasına oturmuştu
Akademi’de Temel Büyü ve Kontrol dersine Bay Roven giriyordu. Roven sınıfa girdiğinde doğrudan konuya daldı:
“Büyüde en önemli şeyin kontrol olduğunu hepinizin bildiğini varsayıyorum. Bunu daha iyi anlatabilmek için size bir örnekle göstereyim.”
Roven sağında ve solunda iki ateş tipi büyü halkası oluşturdu. Halkalar sadece havada süzülür haldeydiler. Eliyle ufak bir ateş topu yapıp onu solundaki halkaya fırlattı. Ateş topu solundaki halkadan sağındaki halkaya çarpıp tekrar solundaki halkaya geri dönüyordu.
“Gördüğünüz gibi temel bir büyü kontrol çalışma metodu oluşturduğum ateş topunu iki büyü halkası arasında gönderip duruyorum. Şimdi bunu ikiye katlayalım.”
Roven 2 büyü halkasını 4 büyü halkasına çevirerek ateş topunu tekrardan gönderdi. Alev topu 4 halka arasında belli bir sırayla sürekli sekip duruyordu.
“Burada hem büyü halkalarını hem de oluşturduğum alev topunu kontrol ediyorum. Eğer büyü halkalarından birini boş bırakırsam...”
Roven bir büyü halkasını kapattığında alev topu 3. halkadan sonra boşluğa doğru giderek söndü.
“Önce 2 halka ile başlayacaksınız. Sizden istediğim şey ise...”
Öğretmen Roven bir adım öne geldi ve etrafında 20 adet büyü halkası oluşturdu. Halkalar Roven’in etrafında çevrili şekilde havada süzülüyordu. Roven ise halkaların tam ortasında duruyordu. Öğrenciler şaşkın bakışlarla Roven’i izliyorlardı. Roven eliyle 5 adet ateş topu oluşturdu ve ilk halkaya gönderdi. Ateş topları ilk halkaya çarptığı an saniyeler içerisinde diğer 20 halka arasında sekmeye başladı. Ateş topları o kadar hızlı sekiyordu ki öğretmen halkaların içinde gözükmüyordu bile Roven ateşten bir kafes içindeydi ama ona değen tek bir kıvılcım bile yoktu . Ateş topu halkaların arasında sekmeye devam ederken Roven öğrencilere anlatmaya devam etti:
“Etrafımda uçuşan bir sürü ateş topu var ama bir tanesi bile bana değmiyor. Sizce neden? Çünkü her bir halkayı kontrol ediyorum. Ateş toplarının nereye sekmesi gerektiğini, hızlarını ve açılarını anlık algılayıp beni teğet geçmelerini sağlıyorum.”
Öğrenciler öğretmen Roven’in anlattıklarını algılamakta zorluk çekiyordu. Kael ise gözlerini kocaman açmış öğretmen Roven’i izliyordu.
Lyra: “Kael, bu da ne böyle? Öğretmen Roven bizden böyle bir büyü kontrolü mü bekliyor? Bu imkansız , ben bir tanesini bile zor kontrol ediyorum. Bay Roven canavar resmen!”
Rota: “Lyra’ya ilk defa hak veriyorum, bu çılgınlık resmen. 20 halkayı aynı anda kontrol etmek bizim seviyemizi fazla aşıyor.”
Roven sınıftaki endişeli uğultuları duyduğunda hafifçe gülümsedi ve elini şıklatarak halkaları yok etti.
“Beni dinleyin; sizlere çok karışık veya imkansız gibi geliyor olabilir ama merak etmeyin, ben sizden hemen 20 halkayı kontrol etmenizi beklemiyorum. Başlarda ben de sizler gibi 2 halkayı bile zor kontrol ediyordum; emin olun düşündüğünüz kadar imkansız değil, sadece zaman ve odaklanma meselesi.”
Sınıfın üzerindeki baskı bir nebze olsun dağılırken Kael derin düşüncelere dalmış gibiydi:
“Usta Pyros bana büyü kontrolünün ne kadar önemli olduğunu söylemişti. Tüm yılımı ateş mermilerini kontrol etmekle harcadım ama Öğretmen Roven’in az önce gösterdiği şey bambaşka bir seviye. Bay Zephyros haklıydı, akademi bana büyü konusunda gerçekten ciddi şeyler katabilir.”
Akademi ara döneme girmek üzereydi. Yurtta kalan öğrenciler eşyalarını toplayıp ailelerinin yanlarına dönmek için hazırlanırken Kael, bir cesaretle Lyra’nın yanına gitti.
“Lyra, müsaitsen sana bir şey soracaktım.”
Lyra şaşkındı; Kael normalde kendi halinde takılan biriydi, durduk yere gelip ondan bir şey istemesi pek alışıldık değildi.
Kael biraz duraksadı, sanki yanlış bir şey söylemekten çekinir gibiydi.
“Ailenin ateş büyüsünde usta olduğunu söylemiştin. Düşünüyordum da... senden bir şeyler öğrenebilir miyim?”
Lyra şaşkınlıktan donup kaldı. Kael’in ondan bir şey talep etmesine hala inanamıyor gibiydi
“Keşke sana ateş büyüsü konusunda yardımcı olabilsem ama senden 2 halka aşağıdayım. Ateş büyüsünde benden çok daha iyisin Kael.”
Lyra bir an düşündü ve gözlerinde bir parıldama meydana geldi
“Bir dakika! neden benimle gelmiyorsun Kael? Seni ailemle tanıştırabilirim. Babam 8 halka ateş büyücüsüdür, sana bir şeyler öğretebilir belki. Ne diyorsun?”
Lyra bu teklifi yaparken heyecandan yerinde duramıyordu . Kael ise bu ısrarcı teklif karşısında mahcup olmuştu.
“Ah teşekkür ederim Lyra, sizinkilere sorun çıkartmak istemem. Baban önemli bir insan olsa gerek, bu konuda meşgul edilmek istemez belki.”
“Saçmalama! Babam görebileceğin en kibar adamlardan biridir, sana kesinlikle yardımcı olur.”
Kael, Lyra’nın bu ısrarcı ve coşkulu teklifini geri çeviremedi.
“Peki o zaman, bir süre sizlere misafir olacağım.”
Lyra, Kael’in teklifini kabul etmesine o kadar sevinmişti ki zıplayıp ellerini birbirine çırpıyordu
Kael, Zephyros ile Vaelmon’un görkemli malikanesine doğru yola çıktılar. malikaneden İçeri girdiğinde karşısında annesi Nerya’yı görünce donakaldı; onu büyükbabasının evinde hiç beklemiyordu. Nerya, oğlunu gördüğü an şaşkınlığı yerini derin bir hasrete bıraktı ve hemen Kael’e doğru atılıp onu sıkıca kucakladı.
Ardından büyükannesi Elowen, bir fırtına gibi gelip, “Torunum gelmiş!” diyerek Kael’i öpücük yağmuruna tuttu. Vaelmon ise köşede, ağırbaşlı bir ifadeyle onları izleyip selam verdi. Kael, nihayet oturma odasına geçip koltuğuna oturduğunda, ailesinin gözlerindeki o sevgi dolu merakı gördü.
“Anne, bu arada sana söylemem gereken bir şey var.”
“Ne oldu Kael? Bir sorun mu var yoksa?”
“Hayır öyle değil. Ara tatil geliyor; arkadaşım Lyra’ya misafir olarak gitmeyi düşünüyorum. Sizlerden bu konuda izin alacaktım.”
Ailesi Kael'in bu teklifi duyduğunda büyük bir şaşkınlık yaşamıştı.
“Lyra mı dedin Kael? O da kim?”
“Lyra benim sınıf arkadaşım. Kendisi Solfyre hanesinin kızı. Babası 8 halka bir ateş büyücüsü olduğundan, ondan belki bir şeyler öğrenirim diye düşündüm.”
Zephyros şaşkınlığını gizleyemeden sordu:
“Solfyre mı dedin?”
“Evet, yoksa Lyra’nın babasını tanıyor musun?”
“Ah evet, Galm Solfyre. Kendisini tanıyorum.”
Vaelmon: “Galm mı dedin? İşin zor Kael; o huysuz herifi ben de tanıyorum.”
“Bir dakika, huysuz herif mi?”
Kael içinden Lyra’nın ona anlattıklarını düşündü: “Babasının kibar bir insan olduğunu söylemedi mi bu? Sanırsam Lyra’ya güvenerek hareket etmem benim hatam. İş işten geçti artık.”
Zephyros: “Kendisi Kuzey Krallığı’nın kraliyet büyücüsü olur Kael. Krallıkta Solfyre ailesini herkes tanır. Akademideki eğitim sana yetersiz mi geliyor? Neden böyle bir karar aldın?”
“O anlamda değil aslında ben sürekli yerimde saydığımı hissediyorum. Akademi bana çok şey katıyor, yanlış anlamayın lütfen. Sadece bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorum.”
Nerya endişeyle araya girdi: “Kael, Kuzey Krallığı’na öyle pat diye gidemezsin!”
Zephyros: “Size söylemeyi unutmuş olabilirim, Kael Maceracılar Loncası’na kayıtlı D seviye bir maceracı. Lonca kartı ile Kuzey Krallığı’na sorunsuz girebilir.”
Zephyros bunu dediğinde herkes şok olmuştu.
Nerya'nın yüzündeki şaşkınlık, yerini hızla keskin bir öfkeye bıraktı. Kael'e doğru bir adım atıp ona endişeyle baktıktan sonra, Zephyros’a döndü.
"Sen ne yaptın Zephyros?!" Nerya’nın sesi öfke doluydu
"O daha bir çocuk! Onu bir maceracı olarak kaydettirip tehlikelerin kucağına mı attın gerçekten !?”
Zephyros, Nerya'nın bu denli patlayacağını tahmin etmişti kendini bir şekilde savunmaya çalıştı
"Nerya, sakin ol. Kael'in yeteneklerini biliyorsun, kendini koruyabilir..."
"Kendini koruyabilir mi?" Nerya, eliyle Kael'i göstererek Zephyros'un sözünü kesti.
"Onu tehlikeli bir maceracı olarak yetiştirmek mi senin çözümün? Şimdi de kalkıp onu tek başına Kuzey krallığına gönderiyorsunuz”
"Sorumluluk dediğin bu mu? Onu daha önce neden uyarmadın ya da neden bana gelip danışmadın?
Kael, annesinin bu kadar sarsıldığını görünce kendini suçlu hissetti. Hızla annesiyle Zephyros'un arasına girip, annesinin elini tuttu.
"Bunu ben istedim anne. Zephyros amcam sadece benim potansiyelimi gördü ve bana bir şans verdi. Kendi kararlarımı verebilecek yaştayım lütfen sakin ol."
Nerya: “Kael, her seferinde beni endişe içinde bırakıyorsun!”
Vaelmon, elini Nerya’nın omzuna koydu: “Kael haklı olabilir aslında. Galm’ın ateş büyüsü özeldir; belki de Kael’e cidden yardımı dokunur, onu geliştirebilir.”
Nerya: “Baba!”
Vaelmon: “Tamam tamam, sadece Kael’in iyiliğini düşünüyorum. Kızma bu kadar.”
Kael, ailesinin içindeki bu gerginliği kendi kararlılığıyla yumuşatarak, bir şekilde annesini ikna etmeyi başarmıştı. Kuzey Krallığı'na gitme fikri artık kesin gibiydi.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı