Abaddon eve vardığında tozlar içindeki pelerini ile kapıdan içeri girdi Nerya onu gördüğünde şaşkınlığını gizleyemedi i. "Abaddon! Sen iyi misin?
"Ben iyiyim Nerya, merak etme... İşte, Tutulma Parçası." Abaddon'un avucunda, etrafındaki ışığı adeta bir karadelik gibi yutan,güçlü bir parıltıya sahip o artefakt duruyordu. Nerya bu eseri sadece etrafındakilerden ve kitaplardan duymuştu, gözleriyle ilk defa görüyordu.
"Ta-tamam... Ama bunu nasıl kullanacağımızı biliyor musun?" diye sordu Nerya, heyecanla.
"Bildiğim kadarıyla eserin bedene efsunla işlenmesi lazım, gerisini artefaktın kendi gücü halledecektir. Nerya, sen efsun konusunda bilgiliydin, değil mi? Kael’e bu parçayı işleyebilir misin?"
Nerya endişeyle başını salladı. "Normal efsunlar yazabilirim ama canlı bir bedene artefakt işlemeyi hiç yapmadım. Çok riskli... Babamdan yardım isteyebiliriz, o bu konularda bir üstattır."
Vakit kaybetmeden Kael’i kucağına alan çift, göze batmamaya çalışarak Vaelmon’un malikanesine doğru yola çıktı. Malikanenin görkemli kapısına yaklaştıklarında nöbetçi şövalyeler mızraklarını doğrultarak yollarını kesti.
"Durun! Kimsiniz burada ne işiniz var?"
Nerya pelerininin başlığını yavaşça indirdi. Şövalye, Leydi Nerya’yı gördüğünde şaşkınlıkla geri çekilip selam verdi. "Ah, Leydim! Siz miydiniz? Bağışlayın, karanlıkta tanıyamadım. Buyurun lütfen,
O sırada gürültüyü duyan Vaelmon dışarı çıktı. "Ne bu gürültü böyle? Hendrik, davetsiz misafir mi var?" Kapıdaki muhafız Hendrik tam cevap verecekken Vaelmon donup kaldı. "Ne-Nerya? Sen... Gece yarısı?"
Vaelmon, kızının tüm ailesiyle kapısına dayanmasına şaşırmıştı ama Kael’in durumunu görünce ciddileşti. "Hemen içeri geçin, dışarısı buz kesiyor, çocuğu daha fazla hasta edeceksin."
İçeri geçtiklerinde Elowen kızını görüp şaşkınlıkla boynuna sarıldı. "Nerya! Canım kızım, bu ne sürpriz?" Ancak kucağındaki Kael’in acı dolu inlemelerini duyunca sevinci bir anda yerini derin bir korkuya bıraktı. "Aman Tanrım, kaele ne oldu böyle?"
Vaelmon, Abaddon Un kucağındaki Kael’e yaklaştı. vücudundaki çatlakları ve sızan manayı görünce dehşete düştü. "Nerya, torunumun nesi var? Bu çatlaklar... Bedeninden mana sızdırıyor !"
"Baba, Kael’in bedeni hem insan hem de iblis manasını aynı anda taşıyamıyor. Abaddon onun için Kuzey’e gidip bu eseri buldu." Abaddon, Tutulma Parçası’nı Vaelmon’a uzattı.
Vaelmon eseri gördüğünde gözlerine inanamadı. "Bu... Bu Tutulma Parçası! Bunu nereden buldunuz? Kuzey Krallığı bu teknolojiyi herkese kolay kolay vermez !"
"Kuzey Krallığı'ndaki bir müzayededen aldım," dedi Abaddon kısaca.
Vaelmon şüpheyle baktı. "Sen oraya nasıl girebildin? Yoksa çaldın mı?"
"Hayır, parasını verip aldım. Yüzümde maske vardı ve manamı tamamen baskıladım. Sorunsuz bir şekilde alıp geldim. Bunlar önemsiz baba, Kael ölüyor! Kael’in iblis tarafını mühürlersek bedeni kararlı bir hale gelir diye düşündük. Efsunlamayı bilmediğimiz için sana geldik. Yapabilir misin?"
Vaelmon bir yandan esere, diğer yandan Kael’in çatlamış tenine bakıyordu. "Efsunlayabilirim ama bu eser onu sonsuza kadar mühürlü tutmayacak. Kael’in bir noktada iblis büyüsüne adapte olması gerek. Eğer biz onu şimdi bastırırsak ve ileride tekrar tetiklenirse, bedeni bu sefer çok daha ağır tepki verecektir."
"Şu an için yapabileceğimiz tek şey bu baba! Küçük bedeni daha fazlasını kaldıramayacak, görmüyor musun?"
Vaelmon iç çekerek Kael’i kucağına aldı. "Peki, yukarı çıkalım."
Abaddon, oğlunu Vaelmon’un güvenli kollarına teslim etti. Odaya geçtiklerinde Vaelmon, Kael’i yatağa yatırıp artefaktı göğsünün üzerine yerleştirdi. Havada parmaklarıyla karmaşık bir efsun çizmeye başladı. Altın sarısı bir büyü halkası Kael’in üzerinde dönmeye başladığında, bebeğin vücudu aniden kaskatı kesildi ve ağzından siyah bir duman çıkmaya başladı.
"Bir şeyler ters gidiyor!" diye bağırdı Nerya.
Vaelmon dişlerini sıktı. "İblis manası direniyor! Daha fazla mana vermem lazım!" Vaelmon’un manası yoğunlaştıkça Tutulma Parçası eriyip sıvı bir metal gibi Kael’in göğsünden içeri süzüldü. Bir anlık sessizliğin ardından Kael’in vücudundaki o çatlaklar sönmeye, teni eski rengine dönmeye başladı.
Eser tamamen Kael’in bedenine yerleşmişti. Nerya korkuyla sordu: "Baba? Oğlum iyi mi?"
"Şükür, iyi kızım. İblis büyüsünü kilitli tutacak şekilde efsunu tamamladım. Artık kendi insani manası bedenini yavaşça iyileştirecektir."
Nerya gözyaşları içinde babasına sarıldı. Abaddon ise oğlunun sonunda rahat bir nefes aldığını gördüğünde duvara yaslanıp derin bir iç çekti.
Vaelmon, "O kadar yol geldiniz, bu gece burada kalın. Kael’in dinlenmesi lazım," dedi. Elowen da araya girdi: "Evet Nerya, torunumuzu bize hiç getirmiyorsun, birkaç gün kalıp hasret giderelim."
Aradan geçen iki günün ardından köye geri döndüler. Ancak huzur kısa sürdü. Mezrathus, Abaddon’u acil bir çağrıyla İblis Diyarı’na çağırdı. Abaddon geri döndüğünde Nerya’ya, "Hayatım, babamdan acil bir çağrı aldım
Nerya “bir şey mi oldu yoksa”
detayını söylememiş ama konu ciddi gözüküyor , gitmem lazım, hemen döneceğim" dedi ve yola koyuldu.
Mezrathus’un huzuruna çıktığında babasının yüzü çok gergindi. "Abaddon, son zamanlarda başka krallıklara gittin mi?"
Bu soru Abaddon’u çok germişti. "Evet baba, gittim. Neden?"
"İblis ırkının başka krallıklarda öylece gezemeyeceğini biliyorsun değil mi ?
Abaddon çaresizce Kael’in durumunu anlattı. Mezrathus öfkeyle haykırdı: "Neden daha önce haber vermedin? Kael benim de torunum sayılır! Yardım etmek için elimden geleni yapardım. Yoksa bana güvenmiyor musun?"
"Sana güveniyorum baba, sadece iblis büyüsü insanlar için çok ağır. Kael çatlama noktasına gelmişti ve zamanımız daralıyordu. Kuzey Krallığı’nda kimliğimi de gizledim, kimse beni tanımadı."
"Öyle sanıyorsun," dedi Mezrathus. "Kuzey’in soylularından biri altı kanatlı bir iblis gördüğünü ihbar etmiş. İki kanatlı olsa sorun olmazdı ama altı kanatlı iblislerin sayısının çok az olduklarını biliyorlar. Kuzey Krallığı sınıra elçi gönderdi, çok daha dikkatli olmalısın."
Abaddon, Kael’e yetişebilmek için havada uçtuğu o geceyi hatırladı. Gecenin karanlığında siyah kanatlarının görülebileceğini hiç düşünmemişti. Hızla köye, Nerya’nın yanına döndüğünde evin önünde yabancı muhafızlar olduğunu gördü. Hemen maskesini takıp yaklaştı.
Muhafızların yanında yedi halkalı bir ışık büyücüsü duruyordu.
Abaddon muhafızlara seslenip , "Siz de kimsiniz?" diye sordu.
"Ben krallığın kilisesine bağlı ışık büyücüsü Silyan. Köylüler bölgede bir iblisin uçtuğunu söylemişler, haberi alır almaz kontrole geldik. İblis hala buralarda saklanıyor olabilir."
Nerya ve Abaddon korkuyla birbirlerine baktılar. Nerya’nın kucağındaki Kael o sırada ağlamaya başladı. Silyan bebeğe yaklaştı. "Çocuğun nesi var?" Kael’in bedenindeki iyileşmekte olan çatlak izlerini görünce kaşlarını çattı. "Hmm, mana hastalığı olabilir. İyileştirilmesi gerek."
Silyan elini Kael’e doğru uzattığında . Abaddon panikledi; eğer bu yedi halkalı ışık büyücüsü Kael’e dokunursa, mühürlü olsa bile içindeki o karanlık manayı anında hissederdi. Kael’in melez olduğu ortaya çıkarsa sadece kendileri değil, Vaelmon ve tüm ailesi sorguya çekilirdi
Silyan’ın eli tam Kael’e değecekken, Abaddon bir anda kanatlarını açtı ve yoğun karanlık aurasını serbest bıraktı. Silyan şaşkınlıkla geri çekildi. "Sen... Kendini böyle gösterecek kadar cesursun ha ?"
Sonra Nerya’ya döndü: "Bu adamı tanıyor musun ?"
Nerya tam konuşacakken Abaddon sözünü kesti: "Bu kadın beni tanımaz! Yerimi söylemesinler diye onları rehin tutuyordum!"
Silyan’ın gözleri nefretle doldu. "İblisler gerçekten de iğrenç varlıklar... Muhafızlar, yakalayın şunu!"
Nerya, Abaddon’un gözlerindeki o fedakar bakışı gördü; kocası kendini krallığın gözünde bir canavara dönüştürerek ailesini aklıyordu. Abaddon üzerine gelen ilk muhafızın mızrağını çıplak eliyle tutup parçaladı ve muhafızı tek bir darbeyle ağaçların arasına savurdu.
üzerine koşan muhafızları tek tek yere sererken Silyan kılıcını çekti. "Altı kanatlı bir iblisin ne kadar güçlü olduğunu biliyorum ama sen krallıkların kurallarını çiğnedin. İblis diyarı ile olan anlaşmayı bozdun. Savaş mı başlatmak istiyorsun?"
Abaddon konuşarak bir yere varamayacağını biliyordu. Silyan’a doğru atıldı. Kılıçlar birbirine her çarptığında, ormanı aydınlatan ışık ile karanlık birbirine giriyor, etrafı sarsan bir enerji dalgası yayıyıyordu.


İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı