Kael'in kalbi çok hızlı atıyordu . Annesinin dudaklarından dökülecek her kelime, hayatının geri kalanını bir daha asla eskisi gibi olmayacak şekilde değiştirecekti. Kendini en kötü senaryoya hazırlayıp, tüm duyularıyla annesine odaklandı. Nerya, derin bir nefes alarak o ağır sessizliği bozdu.

"Kael, sana ailemden hiç bahsetmedim... Benim tam ismim Nerya Valeriana Krowell. Ben, Doğu Krallığı'nın Başbüyücü Hane Reisi Vaelmon Krowell'in kızı olarak dünyaya geldim. Büyükbaban, 8. halkaya ulaşmış efsanevi bir başbüyücüydü."

Kael, "Krowell" adını duyduğunda irkildi. Zephyros ile yolculuk yaparken bu ismin ne kadar büyük bir ağırlığı olduğunu, rüzgarın bu hanedanın emrinde olduğunu öğrenmişti. Demek ki damarlarında akan kanın yarısı, o mağrur rüzgar lordlarına aitti. ama rüzgar büyüsü kullanamıyordu

Nerya anlatmaya devam etti: "Soylu aileler sürekli etkinlikler düzenlerdi. Ben o zamanlar on dokuz yaşındaydım. Merkez Krallığı, dört büyük krallığın ve farklı ırkların katıldığı son otuz yılın en büyük toplantısını organize etmişti. Savaşın dumanı henüz yeni sönmüş olan İblis Diyarı'ndan bile temsilciler gelmişti. Merkez Krallığı'na vardığımızda, etrafımız krallık muhafızları ve 7-8. halka imparator büyücüleri ile çevriliydi. Güvenlik hat safhadaydı."

Nerya'nın gözleri uzaklara daldı, sanki o devasa meydanı tekrar görüyordu. "Herkes yerini aldıktan sonra, Merkez Krallığı'nın Kralı Arkonis Thal, halkı ve soyluları selamlamak için sahneye çıktı. Amaç, krallıklar arasındaki ateşkesi uzatmaktı. Fakat kimsenin bilmediği bir şey vardı... Güney Krallığı'nın suikastçıları toplantıya sızmıştı. Beş krallık arasındaki en kirli, en yozlaşmış yer olan; köle ticaretinin merkezi Güney Krallığı, bu toplantıyı kan gölüne çevirmek istiyordu."

Toplantı bitip herkes dağılırken, Güney Krallığı'nın temsilcisi Skarvas, kralın elini sıkmak için yaklaştı. O an havadaki mana değişti.

"Babam Vaelmon bir şeylerin ters gittiğini anladı. Bize 'At arabasına geçin, hemen geliyorum!' dedi Daha cümlesini bitiremeden, Skarvas'ın avucundan siyah, dumanlı bir mühür yere düştü. O anda Merkez Krallığı'nın devasa meydanı, mor bir ışıkla kaplandı. "Büyük Dizilim: Mana Boşluğu!" diye haykırdı suikastçılar. Meydandaki o 7-8. halka imparator büyücüleri bir anda dizlerinin üzerine çöktüler; yüzleri kireç gibiydi, sanki içlerindeki ruhu birileri bedenlerinden çekiyorlardı.. Annem Elowen ile arabaya doğru koşarken, farkında olmadan Güney Krallığı'nın kurduğu devasa bir büyü diziliminin içine hapsolduk . Bu dizilim, içindeki herkesin manasını emiyordu. Babam beni koruması için anneme bağırdı, annem hemen bizi bir bariyerin içine aldı babam mana toplayamıyordu."

tam kaosun ortasında suikastçılar gölgelerin içinden fırladı. Ellerinde "Işık-Kıran" adı verilen kara çelikten hançerler vardı. Kral Arkonis Thal'ın korumaları tek tek devrilirken, gökyüzü aniden çatladı.

Bulutların arasından süzülen bir güneş sütunu gibi Luminos belirdi. Havada asılı dururken sadece asasını kaldırarak "Kutsal Parlama: Arınma!" diye gürledi. O mor dizilim, tuzla buz oldu. Işık o kadar şiddetliydi ki, suikastçıların gözleri yuvalarından fırlayacak gibiydi Luminos'un etrafındaki mana o kadar yoğundu ki, yere bastığında taşlar altın rengine bürünüyordu.

Suikastçılar kaçmaya çalıştı ama Luminos'un ışık hızındaki saldırılarından kurtulamadılar. Ancak suikastçılardan biri, üzerinde taşıdığı ve mana emen dizilimden etkilenmeyen Lanetli Mührünü patlattı. büyü Bir gölge oku gibi, korumasız kalan bizlere doğru fırladı. üzerimize gelen karanlık büyü , kurbanının ruhunu parçalamak için can atan bir yılan gibi tıslıyordu. Annem bariyerini korumak için her şeyini veriyordu ama büyü annemin bariyerini bir kağıt gibi yırtıp geçti.

Babamın çaresiz haykırışı meydanda yankılandı: "NERYA! HAYIR!"

. dizilim kırıldığında babam manası geri döner dönmez arkasından son sürat bize doğru koştu, 'Nerya!' diye haykırışını hala dün gibi hatırlıyorum. Korkudan anneme sarılıp gözlerimi kapattım..."

"Gözlerimi açtığımda önümde devasa bir gölge vardı. Altı koca kanadı ile karşımda duran bir iblis... Suikastçıyı saniyeler içinde öldürmüştü. Arkasını döndü, o karanlık ama huzurlu gözleriyle bana baktı. Elini uzatıp, 'Leydim, iyi misiniz?' dedi."

[FLASHBACK]

Olayın şokuyla eve dönen Nerya, odasında bir ileri bir geri yürüyordu. Babası Vaelmon içeri girdiğinde Nerya hemen sordu: "Baba, bizi kurtaran o adam kimdi?"

Vaelmon'un yüzü asıldı, sesi buz gibiydi. "O, İblis Diyarı'nın Baş İblisi Mezrathus'un oğlu. Neden sordun? Sakın bana ona gönlünü kaptırdığını söyleme Nerya! Çünkü evleneceğin adama çoktan karar verdik. Batı Krallığı'ndan Dük Korgun Gale'in oğlu ile evleneceksin. Bu evlilik bize büyük bir siyasi destek sağlayacak. Benim gibi bir başbüyücünün kızına ancak bir dük yakışır."

Nerya itiraz etti: "Ama baba, ben sevmediğim bir adamla olmak istemiyorum!" "Sen sıradan birinin kızı değilsin Nerya! Aşk meşk işleriyle vakit kaybedemezsin!"

Nerya ağlayarak odasına çıktı. Arkasından annesi Elowen, "Hayatım, kızın üstüne çok gidiyorsun," dese de Vaelmon kararlıydı: "O 19 yaşında bir kız Elowen, çocuk değil. Bazı şeylerin farkında olmalı."

Ertesi sabah Nerya, moralini düzeltmek için babasının görevlendirdiği iki şövalye eşliğinde Doğu Krallığı çarşısına çıktı. Tam o sırada, kalbini yerinden çıkaracak o simayı gördü. Heyecandan elindeki paketleri yere düşürdü. Adam eğilip paketleri aldı ve ona uzattı.

"Sizi sanki daha önce görmüştüm leydim..." Nerya kekeleyerek cevap verdi: "E-evet... Toplantıda beni ve annemi korumuştun."

Adam gülümsedi. "Ah, şimdi hatırladım. Sizi tekrar gördüğüme sevindim. Ben Abaddon. Tanıştığımıza memnun oldum." Nerya adını fısıldadı: "Nerya Valeriana Krowell.bana sadece Nerya diyebilirsin."

Abaddon, Merkez Krallığı'nda işleri için birkaç gün daha kalacağını söyledi. "Eğer isterseniz, sizinle bir çay içmek isterim leydi Nerya." Nerya'nın yanakları alev aldı. "Çay mı? Ta-tabi!" "O halde yarın aynı saatte, burada buluşalım." leydim dedi abadon

Nerya eve döndüğünde içi içine sığmıyordu. Annesi Elowen onu görür görmez gülümsedi: "Yüzün çiçek açıyor kızım, hayrola?" "Hiç anne... Aklıma komik bir hikaye geldi de ona gülüyorum. Ben çok yoruldum, duş alıp dinleneceğim!"

Nerya odasına çıkıp kapıyı kapattığında kalbi hala Abaddon diye çarpıyordu. Sabahki randevuyu dört gözle beklemeye başladı.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı