Silyan bir anda ileri atıldı. Hareketi o kadar hızlıydı ki, arkasında ışıktan bir iz bırakıyordu. Kılıcını yukarıdan aşağıya doğru indirdiğinde, Abaddon karanlık manasıyla kaplanmış siyah kılıcını siper etti. İki metalin çarpışmasıyla orman, bir patlama ile sarsıldı. Işık ve karanlık, çarpışma noktasında birbirini yok etmeye çalışırken etrafa büyüden enerji parçaları saçıyordu.
Abaddon, altı kanadını sertçe çırparak havaya yükseldi ve kılıcını yana doğru savurdu. Siyah bir mana dalgası, önüne çıkan ağaçları bir kağıt gibi keserek Silyan’a doğru ilerledi.
Silyan istifini bozmadı. Boşta kalan sol eliyle havada bir daire çizdi. Karşısında beliren altın sarısı kalkan, Abaddon’un saldırısını emerek dağıttı. Hemen ardından kılıcını havaya kaldırdı; kılıcın ucunda yoğunlaşan ışık, küçük bir yıldız gibi parlamaya başladı. Gökyüzünden onlarca ışık huzmesi, birer mızrak gibi Abaddon’un üzerine yağmaya başladı. Abaddon havada manevralar yaparak mızraklardan kaçtı ama her mızrak yere çarptığında devasa patlamalar yaratıp toprağı eritiyordu.
"Daha ne kadar kaçacaksın, iblis?" diye haykırdı Silyan. Kılıcını yere sapladı. Yerden çıkan ışık zincirleri, Abaddon’un ayak bileklerine dolanmaya çalıştı.
Abaddon, kılıcını iki eliyle tutup göğsüne doğru çekti. Altı kanadı aynı anda parlamaya başladı. "İblis Sanatı: Kör Karanlık!" Kanatlarından yayılan saf karanlık, Silyan’ın yarattığı tüm ışığı bir anda boğmaya başladı. Orman zifiri bir karanlığa gömüldü. Silyan, kendi kılıcının ışığını bile göremiyordu.
"Neredesin!" diye bağırdı Silyan, kılıcını rastgele savurarak.
Abaddon, karanlığın içinden bir hayalet gibi belirdi. Kılıçlar tekrar çarpıştı. Bu sefer Abaddon daha sertti. Her darbesiyle Silyan’ın kollarındaki kemikleri titretiyordu. Silyan, kılıcına tüm manasını yükleyerek son bir hamle yaptı. Kılıcından yayılan devasa bir ışık patlaması karanlığı yırttı. İki savaşçı da patlamanın etkisiyle geriye savruldu. Silyan nefes nefese ayağa kalktığında, zırhının çatladığını ve kılıcının ucunun karardığını gördü. Karşısında ise Abaddon; altı kanadı heybetle dalgalanırken, kılıcını omzuna yaslamış, maskesinin altındaki o tekinsiz gözlerle ona bakıyordu.
İnsanlar iblis manasına ne kadar fazla maruz kalırsa bedenlerinin dengesi de o kadar bozulmaya başlıyordu. O yüzden bir iblisle uzun süre savaşmak mantıklı değildi. Silyan manasının azaldığını fark etmişti; dizlerinin üstünde, kılıcından destek alarak duruyordu.
Abaddon kılıcını kınına sokarak bölgeden hızla uzaklaştı. Orada daha fazla durmaya devam ederse Nerya ve Kael için daha fazla soruna sebep olacağını biliyordu. Silyan zorlukla ayağa kalktıktan sonra iblisin onu neden öldürmediğini merak ediyordu. Nerya'ya dönerek: — Siz iyi misiniz? Ne kadar utanç verici... Krallığın ışık büyücüsü olarak bir iblisi yenemedim. İçiniz rahat olsun, köyün sınırına muhafızlar konuşlandırılacaktır. İblisin buraya girmesine izin vermeyeceğiz, dedi.
Nerya sadece, "E-evet, teşekkür ederim," diyebildi.
Silyan bölgeden gittikten sonra ortalık sakinleşmişti. Abaddon yaşananları Mezrathus’a bildirdi. Mezrathus, Abaddon'un durduk yere insanlara saldırmayacağını, bunu oğlunu ve eşini korumak için yaptığını anlamıştı. — Abaddon, iblis diyarından dışarı çıkmanı yasaklıyorum. Bir sonraki emrime kadar burada kal. Vaelmon’a bir haber göndereceğim, Nerya ve Kael’i koruma altına alacaktır. İçin rahat olsun, dedi.
Abaddon’un babasının emirlerine uymaktan başka çaresi yoktu. İblis meselesi unutulana kadar Nerya’nın yanına gidemezdi. Krallıkta çoktan altı kanatlı bir iblisin gezdiği ve kilisenin bir ışık büyücüsüne saldırdığı biliniyordu. Doğu Krallığı, iblis bölgesinden bir elçi gönderilmesini ve mantıklı bir açıklamada bulunulmasını istiyordu. İblis Kral Valtharond, Mezrathus’u huzuruna çağırmıştı.
Valtharond: Mezrathus, Doğu ve Kuzey Krallığı bölgelerinde altı kanatlı bir iblisin görüldüğü, bir ışık büyücüsüyle savaştığı söylentileri krallığı kasıp kavuruyor. Krallık benden bir elçi göndermemi istedi. Seni neden buraya çağırdığımı biliyorsun değil mi? Mezrathus: Evet efendim. Benim ailem altı kanatlı soylu iblis kanı taşıyor. Valtharond: Öyleyse bu krallıklara savaş açan kişi senin ailenden mi?
Mezrathus oğlunu ifşa edemezdi; kralın, bir iblis ve insandan doğan çocuğu da normal karşılamayacağını biliyordu. Mezrathus: Hayır efendim. İki oğlum cephede, biri ise her an yanımda. Krallıklara hiçbirini göndermedim. Valtharond: Anlıyorum. Durumu açıklamak için bir elçi göndereceğim. Herhangi bir bilgi alırsan bana haber ver. Savaş daha yeni bitmişken sönmüş alevi tekrardan korlamaya gerek yok.
Gece olduğunda Abaddon, iletişim büyüsü ile Nerya'yla konuştu. Nerya: Abaddon, sen iyi misin? Geri dönmeyince çok endişelendim. Abaddon: Ben iyiyim. Yanınıza bir süre uğrayamayacağım. Krallık diken üstünde ve hepsi benim kendimi belli etmem yüzünden oldu. Kael’i ve seni bir başına bırakmak zorunda kaldım. Nerya: Sorun değil, Kael şu an iyi uyuyor. Bedenindeki çatlaklar da neredeyse kapandı gibi.
O sırada Silyan’ın şüpheleri geçmemişti. Bir sabah muhafızlarla birlikte Nerya'nın bulunduğu köye tekrardan geldi. — Bayan Nerya, güvenliğiniz için sizi ve çocuğunuzu kiliseye nakletmemiz gerekiyor. O iblisin tekrar gelmeyeceğinden emin olmalıyız. Nerya: Düşünceniz için sağ olun, bizim için endişelenmenize gerek yok. Köyün girişinde muhafızlar nöbet tutuyor zaten. Silyan: Maalesef bu bir güvenlik meselesi, itiraz hakkınız yok.
Nerya istemese de mecburen at arabasına bindirildi ve Doğu Krallığı’nın kilisesine doğru yol aldılar. Nerya, etrafı muhafızlarla sarılı olduğu için iletişim büyüsünü kullanamıyordu. Kiliseye vardıklarında onları bir odaya yerleştirdiler. Silyan’ın amacı ona zarar vermek değil, iblisi tuzağa çekmek için Nerya’yı yem yapmaktı; bir ihtimal iblisin bu kadınla bir bağlantısı olabilir diye düşündü. Ortalık sakinleştiğinde Nerya efsunla Abaddon’a ulaştı.
Nerya: Abaddon, sesimi duyuyor musun? Bizi kiliseye getirdiler. Silyan bizi burada tutuyor, her yerde muhafızlar var. Bize zarar verme gibi bir niyetleri yok ama Silyan bir şeyler planlıyor gibi. Dikkatli ol lütfen.
Abaddon bunu duyduğunda çılgına dönmüştü. Yumruğunu duvara vurdu. Karanlık enerjisi kontrolsüzce dışarı taşıyor, bulunduğu odanın havasını ağırlaştırıyordu. Hemen babasına gitti. Abaddon: Baba, Nerya ve Kael'i almışlar! Kilisede tutsaklar. Gitmem lazım! O Silyan denen herifi, o kiliseyi yerle bir edeceğim! Mezrathus: Abaddon, dur! Bu bariz bir yem. Seni merkeze çekip yakalamaya çalışıyorlar. Nerya, Vaelmon'un kızı; onlar bunu bilmese de ona zarar vermeye cesaret edemezler. Ben Vaelmon ile iletişime geçeceğim. Şimdilik sinirlerine hakim ol, düşünmeden hareket etme!
Vaelmon odada bir aşağı bir yukarı yürüyordu. Kapıdaki muhafızın getirdiği mektupta yazanlar Vaelmon'u şok etmişti. Nerya kilise tarafından alınmış ve sorgu merkezine götürülmüştü. Elowen odaya girdiğinde kocasının yüzündeki öfkeyi gördü. — Hayatım, sen iyi misin? Elowen'ın gözleri masadaki mektuba kaydı. — Mezrathus’tan bir haber aldım, dedi Vaelmon huzursuz bir ses tonuyla. Kilise bir şeylerden şüphelenip Nerya'yı krallığın merkezindeki kiliseye götürmüş. — Nerya'yı mı almışlar? Elowen'ın sesi titriyordu ama kendini tutmaya çalışıyordu.
Vaelmon durdu, masaya sert bir yumruk indirdi. — Doğru. Silyan denen o büyücü, Nerya’yı iblisin yerini öğrenmek için yem olarak kullanıyor. Kızımızı resmen kafese koymuşlar, Abaddon’un ortaya çıkmasını bekliyorlar. Elowen: Yem mi? Nerya’nın bir şey bilmediğini onlar da biliyordur. Onu orada tutmalarına kral nasıl izin verir? Vaelmon: Kralın haberi bile yoktur muhtemelen, diyerek asasını eline aldı. Kilise 'iblis tehdidi' dediği an her türlü yetkiyi kendinde görüyor. Nerya'yı kullanarak Abaddon'u köşeye sıkıştıracaklarını sanıyorlar.
Elowen endişeyle kocasına yaklaştı. — Peki ne yapacağız? Oraya öylece gidip kiliseyle savaşa mı gireceksin? Vaelmon: Önce diplomasiyle o kapıyı açmaya çalışacağım. Ama kızımı o şerefsizlerin elinde yem olarak bırakmaya niyetim yok. Eğer Abaddon gelmeden önce onu bırakmazlarsa, o kilisenin kurallarını ben baştan yazarım! Elowen: Abaddon nerede peki? Vaelmon: Muhtemelen Mezrathus onu zor zapt ediyordur. Eğer ikisi orada karşı karşıya gelirse Abaddon kiliseyi başlarına yıkar. Ben oraya gidiyorum, sen burada kal, endişelenme. Nerya'yı sağ salim geri getireceğim.


İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı