insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Nerya, Kael'e belli başlı efsunları ve büyü kontrolünü öğretmişti ancak Kael bir noktadan sonra artık bir duvara toslamıştı annesinin ona öğretebileceği çok bir şey kalmamıştı. Kael 2. halkanın sınırındaydı ve Nerya, oğlunun o karanlık büyüyle sarmalanmış halini gördükten sonra ona büyü öğretme konusunda iyice tedirgin olmuştu.

Bir profesyonelin yardımı şarttı. Nerya, Doğu Krallığı'ndaki büyü konusunda , güvenebildiği tek kişiye mektup yazmıştı.
Aradan iki gün geçti. Kael sabah uyandığında salonda annesinin yanında oturan, etrafına keskin bir rüzgar aurası yayan yabancıyı gördü. Adam, Kael'i görünce gülümsedi:

“Bizim delikanlı bu ha?”

Nerya: "Oğlum, bu kardeşim Zephyros,Kendisi 7. halkalı bir kraliyet büyücüsü ve akademisyendir. Sana akrabalarımızdan ve kardeşimden hiç bahsetmedim, bazı nedenlerim vardı inanıyorum ki bir gün bana anlayış göstereceksin."
Kael annesine güvendiği için konuyu çok üstelemedi. Nerya devam etti:

"Zephyros benden çok daha iyi bir büyü kullanıcısıdır, alanında bir dahidir. Seni bundan sonra o eğitecek."
Zephyros Neryanın onu övmesine samimi bir şekilde güldü
"Beni utandırıyorsun Nerya,"
Kael ise şaşkındı: "Anne, senin tekniklerin de çok iyi, kendimi senin eğitiminle geliştirdim..."

"Oğlum, benim öğretilerimin bir sınırı var. Ben temelleri gösterdim ama büyü teorisi ve bilgisi konusunda bir bilirkişi kadar iyi öğretemem. Zephyros’a güven."

Kael şaşkındı. Annesi de harikaydı ama Zephyros'un duruşunda bile ne kadar güçlü bir büyücü olduğu anlaşılıyordu.
Zephyros, Normalde krallıktan gelip de herhangi birisine özel eğitim verecek birisi değildi; krallık adına çalışan büyücüler, çoğu aristokrat ve soyludan daha dokunulmaz ve bağımsızdırlar, sadece kraldan emir alırlar. Zephyros, o adamın oğlunun nasıl biri olduğunu merak ettiği için Nerya'nın mektubuna cevap verip Doğu Krallığı'ndan Nerya'nın yaşadığı köye kadar gelmişti. Nerya ve Kael'in trajik ayrılışının bu çocuğa değip değmeyeceğini düşünüyordu.

Nerya, Zephyros'a Kael'in olayından bahsetmişti; o yüzden Zephyros yanında bir mühür yüzüğü getirdi
Zephyros, "Gel bakalım Kael... İçindeki ateşi ve o titreyen karanlığı hissedebiliyorum"diyerek Kael'i denemek için dışarıya, ufak bir düelloya çağırdı.
Kael derin bir nefes aldı. Dayısının heybeti karşısında yutkunsa da geri adım atmadı:

"Sizi yenebileceğimi sanmıyorum By zephyros... Ama annemin bana olan güvenini boşa çıkarmayacağım. Eğer beni eğiteceksen, sana ne kadar ileri gidebileceğimi göstermeme izin ver. Lütfen, rüzgarını benden esirgeme!"

Küçük Bir Sınav: Ateş ve Rüzgarın Dansı

Dışarı çıktıklarında Zephyros, "Önce neyimiz var bir bakalım," dedi. Kael hemen pozisyonunu aldı ve en güçlü büyüsü olan Kızıl Küre'yi hazırladı. Devasa bir ateş topunu Zephyros'a doğru fırlattı. Ancak Zephyros elini bile kaldırmadı. Sadece hafifçe üfledi; oluşan küçük bir hava akımı Kael'in devasa ateşini havada asılı bıraktı ve saniyeler içinde söndürdü. Kael baltasını çekip üzerine atıldı ama dayısı bir rüzgar gibi yanından süzüldü. Kael ona dokunamıyordu bile, sanki boşluğa vuruyor gibiydi. Zephyros adeta bir yaprak gibi süzülerek her hamlesinden kaçıyordu.

"Fena değil ama öfken mananı köreltiyor evlat,"

Zephyros kael’e baktığında içinden:

"Bakışlarındaki azim... Tıpkı annesi gibi. Ama kalbindeki o ateş, annesinkinden bile daha saf. Normal bir çocuk benim rüzgarımın karşısında ilk hamlede pes ederdi, o ise her seferinde daha kararlı bir adımla üzerime gelmeye devam ediyor”

“Nerya haklıymış.. Daha 14 yaşında... Onu sadece bir büyücü değil, bir savaşçı olarak eğitmeliyim”

Eve döndüklerinde Zephyros, yanında getirdiği, üzerinde antik rünler olan abanoz bir kutuyu açtı. Kutunun içinde yüzeyi gece kadar siyah ve üzerinde gümüş zincir işlemeleri olan bir Mühür Yüzüğü duruyordu.

"Bu yüzük içindeki karanlık büyü kilitleyecek.Sen sadece ateş büyüne odaklanmalısın. Bunu büyü araştırma tesisinden getirdim.bir mühür yüzüğü, senin için özel ayar çektirdim. 6. halkaya ulaşana kadar bunu çıkarman yasak."

Kael elini uzattığında Zephyros, Kael'in parmağındaki Ay İşlemeli diğer yüzüğü görünce donup kaldı.

"Bu yüzük... Bunu nerden buldun?" diye sordu hayretle.

"Bir arkadaşımdan hediye, benim için çok kıymetli,"

Zephyros, kralın koruması olarak katıldığı ulusal toplantılarda bir Elf asilzadesinin elinde buna benzer bir yüzük gördüğünü hatırlar gibi oldu ama şimdilik üstelemedi.

Nerya, oğluna veda etmeden önce onu yatak odasına çağırdı. Halının altındaki gizli bölmeden, siyah kadife bir kılıfa sarılmış bir kılıç çıkardı. Kılıcı kılıfından sıyırdığında odadaki hava sanki bir anlığına değişmiş gibiydi. Kabzasında mor gözlü, canlıymış gibi duran bir ejderha motifi vardı.

"Bu babanın kılıcı.bir Büyülü Kılıç. Sıradan çelikten değil, manayı emen özel bir cevherden dövüldü. Baban bunu yanından ayırmazdı, şimdi sana veriyorum. kendini hazır hissedene kadar kınından çıkarma kael ruh kılıçları sahibini kendisi seçer zamanı geldiğinde anlayacaksın"

Kael kılıcı sırtına bağlayıp,annesine son bir kez sıkıca sarıldı.
"Merak etme anne, en kısa sürede seni görmeye geleceğim,".

Nerya, oğlunun eline görünmez bir efsun çizdi; bu, kalp atışlarını hissetmesini sağlayan bir bağdı. Böylece ne kadar uzakta olursa olsun oğlunun hayati değerleri hakkında bilgi alabilecekti.

"Anne, gitmem gerektiğini biliyorum," dedi Kael, gözlerini annesinden ayırmadan.

"Kendimi geliştirmem, bu mühürleri kontrol etmem gerektiğini de anlıyorum. Ama içim rahat değil. Sen burada yalnızsın ve hala tam iyileşmedin. Ben oradayken, buralarda bir terslik olursa nasıl yetişeceğim?"

Nerya, oğlunun omzuna elini koydu, güven veren bir gülümsemeyle;

"Bana güven, ben kendime bakabilirim. Sen sadece eğitimine odaklan."

At arabası köyden uzaklaşırken güneş,ufukta batıyordu. Kael camdan dışarı bakarken ormanın silueti yavaş yavaş kayboluyordu.

"Annen kılıcı verdi demek... O kılıç babanın kullandığı özel bir silahtır, normal büyülü kılıçlara benzemez. Kendini geliştirmeden sakın kınından çıkarma," diye uyardı.

Kael yolu izlerken zephyros’a dönüp sordu:

"babamı tanıyorsun değil mi? Kendisini pek tanımıyorum ama bizi terk edip gittiği için onu asla affetmeyeceğim."
Zephyros iç çekerek ufka baktı:

"Affetmek veya nefret etmek için önce gerçeği bilmen gerekir evlat. Olay sadece 'terk etmek' değil. Ama unutma; bir büyücünün en büyük düşmanı öfkesidir. Zihnin bir göl kadar berrak olmazsa, o kılıç da büyü de seni tüketir."

Zephyros, karşısında oturan yeğeninin kucağındaki kılıca sıkı sıkıya sarıldığını fark etti.

"O kılıç ağır mı geliyor yoksa? Sadece ağırlığından bahsetmiyorum, taşıdığı anlamdan bahsediyorum."

"Biraz... Annem bunun babamın kılıcı olduğunu söylediğinde, sanki sadece bir silah değil de bir yabancıyı sırtımda taşıyormuşum gibi hissettim. Onu hiç tanımıyorum. İnsan hiç görmediği birinden nefret edebilir mi?"

Zephyros derin bir iç çekip arkasına yaslandı:

"Nefret, boşluktan beslenir Kael. Onu tanımadığın için kalbinde oluşan o boşluğu öfkeyle doldurmaya çalışıyorsun.”

Dışarıda güneş artık tamamen batmış, yerini parlak bir ay ışığına bırakmıştı. At arabası karanlığın içinde, Kael'in kaderine doğru yol almaya devam ediyordu. Kael sessizce at arabasının tıkırtılarını dinledi. Önünde bir yıllık cehennem gibi bir eğitim, arkasında ise sırlarla dolu bir geçmiş vardı. Gökyüzündeki ilk yıldız parlarken, Kael artık sadece bir köylü çocuğu değil, bir Büyücü Şövalye adayıydı.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı