Antreman sahasında Galm kael e doğru yürürken zaman sanki bir anda durmuş gibiydi
“Hmm bu mavi alevler ateş ejderi Emrid in alevlerini hatırlatıyor bana”
“Bu ses… Grosolun!”
“Zor zamanlar geçiriyor gibisin çocuk”
Kael grosolun ne kadar güçlü olduğunu biliyordu belki ona yardımcı olabilirdi
“Evet Lyranın babası içimdeki karanlık büyüyü farketmiş olsa gerek baskıdan dolayı hareket edemiyorum bile Grosolun bana yardım edebilirmisin”
“sana gücümün tamamını verebilsem karşındaki bu 8 halka adamı saniyeler içerisinde yok edebilirdin ama tüm gücümü bedenin kaldırmaz sana biraz ejder büyüsü verebilirim çocuk ama bununla 8 halka bir büyücüyü yenmen çok zor senin yerine bu herifi ortadan kaldırabilirim!”
“B-bekle galm lyranın babası ona zarar veremeyiz”
“Çok yumuşaksın çocuk karşındaki adamın gözlerine bir bak sence seni hayatta bırakacak gibi mi duruyor ayrıca ben artık sana bağlı bir ejder ruhuyum eğer ölürsen bende ortadan kaybolurum bu riski göze alacak kadar aptal değilim”
“Başka bir yolu olmalı”
“Senin bu iyi niyetin bir gün sonun olacak çocuk, sana gücümden biraz vereceğim olabildiğince savaşı kısa tutmaya çalış yoksa bedenin bir noktadan sonra bu gücü kaldıramayacaktır”
“Teşekkür ederim Grolosun bu iyiliğini unutmayacağım”
Kael Grolos’un ejderha damarlarından akan saf, ilkel ve yakıcı gücü kendi bedenine kabul ettiğinde sadece büyüsel değil, fiziksel bir dönüşüm de yaşamıştı bedeni sanki içten içe yanıyor gibiydi
Kael’in kahverengi saçları siyaha dönerken gözleri sanki ejderin gözü gibi dikey bir yarık halini aldı, rengi altın sarısı parlıyordu. Gözlerinden yüzüne doğru, damarları takip eden ince, ejderha pulları oluştu .
Galm, karşısındaki gencin bir anda nasıl değiştiğini gördüğünde yüzünde bir şaşkınlık ifadesi belirdi
“Bu da ne böyle! senden şüphelenmek de haklıydım tam olarak neyin nesisin sen! insan gibi durmuyorsun”
“T-tamam Grosolun içimde akan gücü hissedebiliyorum şimdi ne yapmam lazım”
Galm: “Kiminle konuşuyorsun korkudan Delirdin mi yoksa ?”
“Elini ileriye doğru uzat dediklerimi tekrar et”
"Aethel-Vokun, krosis-sul!
Dii fahl, grah-in-drah!
Yol-Toor-Shul, nust krin!
Dovah-zul, ko-un-drah!"
Kael'in ağzından dökülen kelimeler odanın havasını bir anda ağırlaştırdı. mantrayı söylediğinde sesi sanki iki kişi konuşuyormuş gibi çıkıyordu Galm, kaelin Avucunun merkezinde kümelenen o garip, yoğun mana dalgalanması farkettiğinde kendini bir adım geriye çekti
“Ejder hükmü Yıkım ejderi Grosolun!!”
Kael elinde topladığı büyüyü Galma doğru gönderdiğinde büyü siyah bir ejder formunu almıştı
Büyü havada son sürat ilerlerken ardında boşluktan kopmuş gibi duran çatlaklar bırakıyordu sanki gerçekliğin kendisi bu güç karşısında yırtılıyor gibiydi
Galm olup biteni anlamakta zorluk çekiyordu hayatında daha önce ne böyle böyle bir büyü sözü nede böyle bir büyü görmüştü üzerine doğru havayı bükerek gelen şiddetli büyüyü durdurmak için eliyle çift katmanlı bir bariyer oluşturdu Ejder silüetli galmın bariyerine dişlerini geçirdiği anda bariyer un ufak oldu Galm üzerine gelmeye devam eden büyüyü sanki ejderin ağzını tutuyormuş gibi iki eliyle tutmaya çalıştı Galm’ın ayakları zeminde derin izler bırakarak geriye doğru kayıyordu
“Bu buyü de ne böyle elimden bırakırsam sanki beni yutacakmış gibi, 4 halka bir çocuk nasıl beni bu kadar zorlayabilir!”
Galm ciddileşerek kaelin gönderdiği ejder şeklindeki büyüyü ejderin çenesinden tutarak iki parçaya ayırdı
Sekizinci halkanın getirdiği o uçsuz bucaksız güç patlaması kaelin büyüsünü yok etmişti.
"Buna 'hüküm' mü diyorsun izin ver sana gerçek hükmü göstereyim!”
Galm elini havaya kaldırdığında etrafında ateşten bir çehre oluştu
Etrafında dönen kızıl ve mavi halkalar, ısının şiddetiyle zemindeki taşları çatlatmaya başladı. Kael, bu saldırının ağırlığını omuzlarında hissediyordu; sanki üzerine sadece bir büyü değil, koca bir dağın ağırlığı çökmüştü.
Galm, sağ elini hızla ileriye doğru savurdu. Ateşten çehre, genişleyerek Kael’in üzerine doğru geliyordu. Bu, karmaşık bir büyüden ziyade, doğrudan hedefini yakıp kül etmeyi amaçlayan saf bir yıkım dalgasıydı. Kael, geri çekilmeye çalıştı ancak büyünün yarattığı basınç hareket kabiliyetini kısıtlıyordu.
“Geriye doğru zıpla çocuk”
Kael grosolun talimatlarına birebir uyarak hareket etmeye devam ediyordu grosolun kaelin sırtında 2 adet ejder kanadı oluştutarak onun büyüden kaçmasını sağlasada büyünün yarattığı şok dalgası kaeli geriye doğru savurmuştu
Galm havada uçan kaeli gördüğünde şaşkınlığını gizleyemedi
“Bu ne çeşit bir büyü böyle?”
Galm etrafında birden fazla ateşten ok oluşturup bir salvo halinde kael’e doğru fırlatmaya başladı kael havada hızla süzülerek galmın delici oklarından kaçmaya çalışıyordu oklardan birisi kaelin kanatlarından birine denk geldiğinde kael dengesini kaybedip yere doğru yuvarlandı
Kael nefes nefese kalmıştı grosolun sadece gücünün yüzde onunu kael’e aktarmış olsada 15 yaşındaki bedeni ejder büyüsünü kaldıramayacak kadar zayıftı
yerden doğrulduğunda Kael başının döndüğünü hissetti bilinci bulanıklaşmaya başlamıştı karşısında duran galm’dan iki tane görüyor gibiydi kaelin bilincinin gittiğini fark eden Grosolun onu uyarmaya çalıştı
“Kendini topla çocuk!”
“Kael grosolun’a cevap vermedi ejder büyüsü bedenini düşündüğünden hızlı tüketmişti
sendeleyerek birkaç adım attı. Dizlerinin bağı çözülüyor gibiydi. Nefes almak bile zorlaşmıştı. Elindeki güç hâlâ bedeninin içinde dolaşıyor, kaslarını kontrol etmeyi güçleştiriyordu.
Karşısındaki Galm dikkatlice onu izliyordu.. Kael’in durumunun kötüleştiğini fark etmişti.
“Demek hepsi bu kadardı…” dedi Galm
Grosolun ejder büyüsünü kael’den geri çekmeye hazırlanıyordu
“Bu kadar yeter çocuk!”
“B-bekle hala savaşabil-”
Grosolun kaelin sözünü bitirmesine izin vermeden araya girdi
“Savaş başlamadan bitmişti sana verdiğim sözü tutamayacağım için kusura bakma”
“Ne! bekle groso-”
Sözünü tamamlayamadan Kael bedenindeki gücün bir anda çekildiğini hissetti. Az önce damarlarında dolaşan yoğun mana tamamen yok olmuştu. Dizleri çözüldü ve olduğu yere yığıldı. etrafında ise siyah bir bariyer oluştu.
Galm bir anda yere yığılan kaeli gördüğünde ateş büyüsünü durdurdu
“Mana… kayboldu mu?”
Galm Temkinli adımlarla yaklaştı. Kael hareket etmiyordu, sadece zayıf şekilde nefes alıyordu.
“Az önceki güç sanki bu çocuğa ait değil gibiydi…”
Tam o sırada havadaki mana aniden dalgalandı. Galm içgüdüsel olarak geri sıçradı ve kendine bir bariyer ördü
Kaelin bedenini üstünde Galmın daha önce görmediği devasa bir büyü halkası belirdi halkanın üzerinde antik dönemden kalma yazılar vardı
Galm’ın yüzündeki ifade ilk kez ciddi şekilde değişmiş gibiydi.
Önce devasa bir pençe halkadan dışarı çıktı. Simsiyah pullarla kaplıydı ve yere değdiği anda zeminin parçalanmasına neden oldu. Ardından ikinci pençe geldi.
Galm’ın yüzündeki sakin ifade tamamen kaybolmuştu artık.
Çağırma halkası daha da genişledi. İçindeki karanlık sanki dipsiz bir boşluk hâline gelmişti. O karanlığın içinden uzun boynuzlar, devasa kanatlar ve iri bir gövde yavaşça ortaya çıktı.
Kara ejder başını kaldırdığı anda etrafa ağır bir mana dalgası yayıldı.
Galm artık tamamen durmuştu. Gözlerini karşısındaki varlıktan ayıramıyordu Ejder Galmın kurduğu bariyere değdiği gibi bariyer parçalara ayrıldı
Kara ejder sonunda tamamen ortaya çıktığında eğitim sahası ona bile dar geliyordu. Kanatlarını tam açamıyordu
Grosolun başını kaldırdı.
Ve kükredi!!
Ses bir anda bütün eğitim sahasını sarstı. Duvarlardaki taşlardan parçalar düşüyor, yerdeki çatlaklar genişliyordu. Kükremenin sesi yalnızca odayla sınırlı kalmayıp tüm malikânede yankılanmıştı..
Koridorlardaki hizmetkârlar korkuyla irkilirler. malikanenin Üst katlarındaki camlar bile titremişti. Eğitim sahasına yakın odalarda duran şövalyeler ne olduğunu anlamadan ayağa fırladılar.
Malikanenin dışındaki nöbetçiler bile sesi duyunca irkilmişti.
"Tanrılar aşkına... O da neydi?"
"Ses aşağıdan, Efendi Galm’in çalışma sahasından geldi"
"Camların çatladığını duydun mu? Üst kattaki vazoların yere indiğine yemin edebilirim!"
"Şövalyeler!... Şövalyeler silahlarını kuşanıp, eğitim sahasının kapısına asıldılar! Ama kapı... kapı mühürlenmiş gibiydi hiçbir şekilde açılmıyordu
Grosolun yavaşça başını eğip Galma doğru baktı. Burnundan çıkan sıcak hava taş zeminde buhar oluşturuyordu.
“Karşımda durmaya hala devam edebiliyorsun!!…” dedi derin sesiyle. “Cesaretin varmış insan!!”
Galm üzerindeki baskıya rağmen doğruldu. Eğitim sahasının çatlayan zeminine baktı, ardından gözlerini tekrar Grosolun’a çevirdi.
Kara ejderin yaydığı mana sıradan bir yaratığınkine benzemiyordu.. Ama Galm geri çekilmedi.
Aksine, yüzünde sert bir ifade oluştu.
“Beni korkutabileceğini mi sanıyorsun!?”
Galm etrafında mavi alevler oluşturmaya başladı. Alevler normal ateş gibi değildi; yoğun manayla besleniyor, çevredeki havayı titretiyordu.
Ardından sırtının arkasında birbiri ardına mana halkaları belirdi.
Birinci halka…
İkinci…
Üçüncü…
Halkalar art arda açılırken eğitim sahasının içindeki sıcaklık yükselmeye başladı.
Sekizinci halka ortaya çıktığında mavi alevler aniden büyüdü.
“Ben Galm. Kuzey Krallığı’nın 8 halkalı kraliyet büyücüsüyüm. kral dışında kimseye diz çökmem!!”
Mavi alevler Galm’ın omuzlarının etrafında dönüyordu.
Ejderhanın Derin, sesi eğitim sahasında yankılandı.
“İlginç.!”
Ejderha devasa başını biraz daha yaklaştırdı. Keskin mor gözleri doğrudan Galm’ın sekiz halkasına bakıyordu.
“Siz insanlar! ne kadar da kibirli varlıklarsınız binlerce yıl yaşadım çoğu krallığın yıkılışına şahit oldum buna sebep olan gene siz insanların kibriydi hiç bir zaman akıllanmayan düşük canlı formlarısınız”
Galm’ın ifadesi sertleşmişti. İki elini öne uzattı ve sekiz halkanın tamamı aynı anda parladı.
Mavi alevler dev bir girdap gibi birleşmeye başladı.
“Öyleyse bunu da gör ejder!”
“Mavi Cehennem!!”
Yoğunlaştırılmış mavi alevler devasa bir sütun hâlinde Grosolun’a doğru ilerledi. Alevler geçtiği yerde taş zemini eritiyor, arkalarında kızıl izler bırakıyordu.
Mavi ateş birkaç saniye boyunca Grosolun’un gövdesini tamamen kapladı.
Galm gözlerini kısmış şekilde Alevlerin içine bakıyordu.
Sonra alevlerin içinden ağır bir siluet belirmeye başladı.
Ejderin devasa kara gövdesi mavi ateşin içinden hiçbir şey olmamış gibi çıkmıştı. Pullarının arasında hafif kızıl parıltılar vardı ama tek bir yara bile görünmüyordu.
Galm büyüsünün işe yaramadığını gördüğünde daha da ciddileşmesi gerektiğini fark etti karşısında duran ejder daha hamlesini yapmamıştı "neyi bekliyor acaba?" diye düşündü
"anlaşılan bu devasa yaratığı normal saldırılarla deviremeyeceğim pekala…"
Galm iki elini birbirine vurarak birleştirip imza büyüsünü yapmaya hazırlandı “imza” büyüsü her 6 halkaya ulaşan büyücünün kullandığı ona özel bir büyüdür büyücüler 6 halkaya ulaştıklarında kendi imza büyülerini yaratmak için uzun çalışmalar yaparlar
“Pekala koca oğlan bunu da karşıla da görelim bakalım!”
Galm mavi alevlerden bir çağırma çemberi oluşturdu.
“Ateş atasının varisi mavi ifrit!!”
Mavi büyü halkasının tam ortasında, elinde alevden bir kılıç tutan, boynuzları eğitim alanının tavanına kadar uzanan ve vücudu bizzat magmadan oluşmuş bir İfrit belirdi
İfrit’in devasa kılıcı ejderhanın pullarına çarpıp kıvılcımlar saçarken, o ana kadar heykel gibi sessiz duran yaratık aniden hareketlendi. Ejderhanın boğazından yukarıya doğru, pullarının arasından sızan karanlık bir parıltı yükselmeye başladı.
Galm’in içini aniden tarif edilemez bir endişe kaplamıştı.
"Bir terslik var!..."
Ejderha ağzını açtığında ortaya çıkan şey normal bir ateş değildi. Işığı emen, zifiri karanlık, sanki boşluktan kopup gelmiş siyah bir alev huzmesi gibiydi. Bu alev ne sıcaklık yayıyordu ne de ışık;
Siyah alev, İfrit’in savunma yapmak için kaldırdığı lavdan kalkanını bir kağıt parçasıymış gibi delip geçti. Doğrudan İfrit’in göğsüne isabet eden saldırı, ruhani varlığın bedeninde devasa bir yarık açtı.
İfrit’in magmadan oluşan gövdesi, o siyah alevin temas ettiği noktalarda donarak küle dönüşmeye başladı
Galm, elleri hâlâ mühür pozisyonundayken donup kalmıştı Gözleri fal taşı gibi açılmış, karşısındaki manzarayı idrak etmeye çalışıyordu. 8 halka seviyesindeki bir büyücünün ömrünü verdiği imza büyüsü, ejderhanın tek bir nefes saldırısıyla yok olmuştu!.
"İmkansız…!"
Galm’ın. Sesi titriyordu. "Bu sadece bir ejderha nefesi olamaz. Benim İfrit'im... Saf ateşten oluşmasına rağmen nasıl yok olabilir!?"

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı