Ertesi sabah, Kael eşyalarını hazırlamış, kuzeyin dondurucu ama samimi atmosferine veda etmeye hazır bekliyordu. Lyra da onunla birlikte akademiye döneceği için hazırlıklarını tamamlamıştı.
Tam yola çıkacakları sırada Galm, Kael’in yanına geldi. Yüzündeki o sert ifade bugün yerini bir babacanlığa bırakmıştı. Elinde, üzerinde rünler olan, deri bir bileklik tutuyordu.
"Bunu al evlat," dedi Galm, bilekliği Kael’e uzatarak.
"Bu sadece bir aksesuar değil. İçinde mana akışını dengeleyen küçük bir çekirdek var. olurda alevlerin kontrolden çıkacak gibi olursa bu bileklik, sen farkında olmadan taşan o fazla enerjiyi emip seni dingin tutacaktır. belli bir kapasitesi var bilekliğe de çok bel bağlama"
Kael, bilekliği koluna takarken ustası Galm'ın önünde eğildi.
"Her şey için. teşekkür ederim usta Galm!"
Galm hafifçe gülümsedi ve Kael’in omzuna vurdu.
"Akademide kendine dikkat et. evlat…”
Kael ve Lyra, akademiye doğru giden at arabasında karşılıklı oturuyorlardı. Dışarıda akan manzarayı izlerken aralarındaki hava dünkü neşeli geziden biraz daha farklı,gibiydi
"Akademiye dönmek bazen nefesimi kesiyor," dedi Lyra, camdan dışarı bakarak.
"Mezuniyete daha çok var biliyorum ama bazen sonrası için ne yapacağını merak ediyor musun? Yani, akademi bittiğinde... Herhangi bir krallığın emrine girmekten bahsediyorum."
Kael, dışarıdaki ağaçları izlemeyi bırakıp Lyra’ya döndü.
"Pek sanmıyorum," dedi dürüst bir sesle.
"Bir krala ya da bir meclise bağlı olup onların emirlerini uygulamak...pek bana göre değil. Galiba kendi yolumda, bağımsız bir maceracı olarak devam edeceğim.
"Bağımsızlık... Kulağa güzel geliyor. En azından istediğin yere gidebilirsin."
Kael uzaklara dalan lyra’ya bakıp aynı soruyu onada sordu
"Peki ya sen?"
"Babamın en büyük kızıyım Kael. Mezuniyetten sonra malikaneye dönüp onun işlerini devralmam, rün sanatını ve kuzeyin sınırlarını korumaya devam etmem gerekiyor.”
“Bazen bu yolun çoktan çizilmiş olması, sanki bir kitabın sonunu bilerek okumak gibi hissettiriyor."
Kael, arkadaşının o her zamanki neşeli tavrının altındaki bu durgunluğu görünce hafifçe ona doğru eğildi.
"Biliyor musun Lyra," dedi Kael, sesi yumuşak ama güven vericiydi.
"Babanın yolunu devam ettirmek zorunda olman, kendi yolunu çizemeyeceğin anlamına gelmiyor. Belki de baban sana büyüleri sadece kuzeyi koruman için değil, bir gün kendi özgürlüğünü bulacak kadar güçlü olman için de öğretiyordur."
Lyra başını kaldırıp ona baktığında, Kael hafifçe gülümsedi.
"Senin gibi biri, bir malikanenin duvarları arasına sığmayacak kadar inatçı. Zamanı geldiğinde o kitabın sonunu sen yazacaksın. Ben buna inanıyorum."
Lyra’nın yüzünde ince, samimi bir tebessüm belirmişti. Kael’in bu sade ama net desteği, içindeki o sıkışmışlık hissini bir anlığına da olsa dağıtmaya yetmişti.
“Bu arada sana daha önce hiç bahsetmedim ama benim bir hedefim daha var…”
Lyra meraklı bakışlarını kael’e doğru çevirmişti
"Annem, Nerya... Durumu iyi değil. Onu bu hastalıktan kurtarabilecek tek bir şey var: Astra-Lumina adında bir bitki. Araştırmalarıma göre bu bitki Galthar bölgesinde yetişiyor."
Lyra’nın yüzündeki o neşeli ifade bir anda yok olmuştu, bakışlarındaki ciddiyet Kael’i bir anlığına duraksatmıştı.
"Galthar mı dedin!?"
"Kael, neyden bahsettiğinin farkında mısın? Galthar, kuzeyin en batısında kalan, yaşayan her şeyin kaçtığı bir yer. O bölge tamamen ejderlerin ve yüksek seviyeli canavarların kontrolü altında. İnsanlar oranın adını bile anmaya cesaret edemiyor."
“Lyra-”
Kael tam konuşacakken Lyra sözünü keserek devam etti:
"Kuzey Krallığı oraya ne zaman bir sefer düzenlese, en seçkin birliklerini kaybedip geri döndü. Kayıplar o kadar ağırlaştı ki, sonunda çareyi orayı tamamen kuzeyden koparmakta buldular. Galthar’ın girişi, krallığın en güçlü büyücülerinin iş birliğiyle mühürlendi. Oraya ulaşsan bile o mührü kırman imkansız!”
"Kael.annen adına gerçekten üzgünüm ama hedefin aynı zamanda krallığın yasalarına da karşı geliyor"
Kael, Lyra’nın son sözlerinden sonra sessizliğe bürünmüştü. Tartışmanın ya da mührün ne kadar imkansız olduğunu söylemenin bir anlamı yoktu. Bakışlarını tekrar arabanın penceresinden dışarıya,çevirdi.
Lyra onun pes ettiğini ya da ikna olduğunu sanabilirdi ama Kael’in zihninde fırtınalar kopuyordu. Yumruğunu dizinin üzerinde sıktı ve sadece içinden geçirdi:
"Mühürler, ejderler ya da krallık yasaları... Hiçbiri umurumda değil. Eğer o bitki annemin tek kurtuluş yoluysa,... yolun sonunda ölüm dahi olsa Galthar’a gireceğim!."
Akademinin devasa kapılarından içeri girdiklerinde, onları bekleyen tanıdık bir sima vardı:
Rota, ikisinin birlikte kapıdan girdiğini, üstelik oldukça samimi bir şekilde şakalaştıklarını görünce kaşlarını çattı.
"Sonunda döndünüz," dedi Rota, ikisine doğru yürürken. Bakışları Kael ve Lyra arasında gidip geliyordu.
"Siz... biraz fazla mı yakınlaştınız bana mı öyle geliyor? Alt tarafı bir ara tatildi, ne ara bu kadar samimi oldunuz?"
Lyra, Rota’nın bu kıskanç tavrını fark edince şakacı bir tavırla gülümsedi. Omuzlarını dikleştirip Kael’in koluna hafifçe dokundu.
"Ah Rota, sorma. Kael tatil boyunca benim misafirimdi. Babamla birlikte onu o kadar iyi ağırladık ki, bir ara hiç dönmeyeceğiz sandım. Hatta artık kuzeyin resmi vatandaşı sayılır kendisi."
Rota’nın gözleri yerinden fırlayacak gibiydi.
"Ne!? Misafir mi? Kael, sen Lyra’nın evinde mi kaldın yani?"
Kael, Lyra’nın bu pişkin tavrına karşı sadece iç çekebildi.
"Sadece eğitim için oradaydım Rota, Lyra abartıyor."
Rota, Lyra’ya ters bir bakış atıp Kael’e döndü.
"Bir dahaki sefere plan falan dinlemem, Kael. Eğer bir yerlere misafir olarak gidilecekse önce bizim malikaneye gelinecek. Kuzeyin soğuğunda ne buldun anlamadım ki, bizim oranın iklimi çok daha güzeldir."
Lyra, Rota’ya dil çıkarırken Kael iki arkadaşının arasındaki bu tatlı tartışmayı izliyordu.
Sınıfa geçtiklerinde Öğretmen Vanil, her zamanki aceleci tavrıyla içeri girip kürsüye doğru geçti. Masanın üzerindeki parşömenleri kenara itip doğrudan öğrencilere doğru baktı. sınıftaki gürültü bir anda kesilmişti; Vanil'in bu kadar ciddi bir ifade takınması hayra alamet değildi.
"Dikkatle dinleyin,!”
"Bugün resmi bir duyuru aldık. Beş krallık arasında, bu yıl büyük bir turnuva düzenleniyor. Normalde böyle bir planımız yoktu, ancak Merkez Krallık beklenmedik bir şekilde diğer dört krallığa turnuva için çağrıda bulundu. Her sınıftan en yetenekli beş öğrenci seçilecek ve okulumuzu temsil etmek üzere merkez krallığa doğru yola çıkacak."
Sınıfta bir fısıltı dalgası yayılmaya başlarken Vanil sesini yükseltti:
"Turnuva, Merkez Krallığın meşhur geniş arenasında yapılacak. Ama işin en önemli kısmı şu; bizzat Merkez Kralı Arkonis Thal da orada olacak.“
“Ayrıca rakibiniz sadece diğer krallıklar değil, Merkez Krallığın kendi prestijli akademisi de turnuvaya katılacak”
Öğretmen vanil’in açıklamasından sonra sınıftaki hava bir anda ağırlaşmıştı. Arkonis Thal adı, öğrenciler arasında bir korku ve saygı karışımı bir duyguya neden olmuştu.
"Arkonis Thal mı? Cidden mi?" diye fısıldadı arka sıradan biri.
Yanındaki öğrenci yutkunarak:
"Asıl sorun Merkez Akademi. öğrencilerin hepsi seçilmiş kişiler diye biliyorum”
"Neden şimdi peki?" diye sordu başka bir ses. "Yıllardır böyle bir şey yoktu.”
Lyra, Rota ve Kael sıralarında birbirlerine baktılar. Rota’nın her zamanki o özgüvenli duruşu, yerini gergin bir hale bırakmıştı.
"Merkez Krallık mı?" dedi Rota, sesini alçaltarak. Oraya herkesin giremediğini, sadece en üst düzey dâhilerin kabul edildiğini duydum.”
Lyra’nın bakışlarıda ciddileşmişti
"Merkez Akademi'nin öğrencileriyle karşılaşmak, Onlar sadece büyücü değil, birer savaş makinesi gibi eğitiliyorlar. Korkmalı mıyız bilmiyorum..."
"Kralın orada olması bir fırsat olabilir," dedi Kael,
Rota, Kael’e şaşkınlıkla baktı. "Fırsat mı? Kael, adamın bakışıyla birini küle çevirebileceği söyleniyor.neyin fırsatından bahsediyorsun?"
“Düşünsene rota merkez krallığını görme şansımız var ayrıca bizden daha güçlülerle bir araya gelmek deneyim açısından çok iyi olur”
Rota iç çekerek elini kaelin omzuna koydu
“Ah dostum gerçekten çok vurdumduymaz bir adamsın bazen senin bu özgüvenli halini kıskanıyorum”
Seçilecek öğrencilerin listesi yarın açıklanacaktı o akşam akademideki öğrencilerin gözüne uyku girmemişti.

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı