Kael ve grubu, Sisli Vadi’nin nemli ve ağır havasına ilk adımlarını attılar. Lyra, etrafı saran yoğun sisin içinden gelen tuhaf seslerden huzursuz olmuştu. "Kael," diye fısıldadı endişeyle.

"Sence içeride müdürün söylediklerinden daha güçlü yaratıklar olabilir mi?"

Kael etrafı süzerek, "Müdürün dediğine göre sadece F kademe yaratıklar var Lyra. Sınav alanını biz gelmeden önce defalarca denetlemişlerdir, rahat ol," dedi. Lyra bu sözlerle biraz olsun sakinleşmişti.

Grup lideri Gil, büyücülere döndü: "Mana alanı ile etrafı tarayabilir misiniz? Yakınlarda bir şey var mı?"

Kael, manasını bir dalga gibi etrafa yaydı. Kendi sınırlarını zorladığında 30 kilometreye kadar tarama yapabiliyordu ama bunu belli etmemeye çalışarak cevap verdi: "Yakınlarda sadece küçük hayvanlar var. Ancak yaklaşık 5 kilometre ötede birkaç kurt tipi yaratık seziyorum."

Gil duraksadı, gözleri fal taşı gibi açılmıştı. "5 kilometre mi?! Bu kadar geniş bir alanı nasıl algılayabiliyorsun? Bu inanılmaz bir mesafe!" Lyra da şaşkındı.

"Kael, inanılmazsın! Ben sadece 300 metrelik bir alanı zor algılıyorum."

O sırada ormanın başka bir bölgesinde, Rota’nın grubu Thalendir yüzünden birbirine girmişti.

"Bizim önden gitmemiz gerekiyor, ne yapıyorsun sen?!" diye bağırdı şövalyelerden biri.

Thalendir kibirle cevap verdi: "Hah! Kimsenin desteğine ihtiyacım yok benim."

Rota araya girmeye çalıştı: "Thalendir, beraber çalışmamız gerekiyor! Büyücü olarak şövalyelere destek olmalıyız."

"Destek mi? Sen benim kim olduğumu sanıyorsun?"

Rota içinden sabır çekerek söylendi: "Neden bu gruba atandım ki?"

Gözlem kulesinde ise Müdür Felan ve öğretmen Marlon öğrencileri izliyordu. "Marlon, sence de bu yılki 1. sınıflar çok ilginç değil mi?".

"Evet efendim... Özellikle Revia ve Kael’in olduğu grup. Neden iki tane 4 halkalı öğrenciyi aynı gruba koydunuz?"

Felan kaşlarını çattı. "Grup ayarlamalarını Bayan Brian yaptı. Ben de neden böyle bir şey yaptığını merak ediyorum."

O sırada Bayan Brian, gizli bir köşede tılsımıyla biriyle konuşuyordu:"İstediğiniz gibi grupları ayarladım. Planı başlatmanız için işaretinizi bekliyorum efendim."

"Aferin Brian. Gerisini bize bırakabilirsin."

Kael’in içini anlamsız bir huzursuzluk kaplamıştı. Ormanın sesini diğerlerine göre daha net duyabiliyordu; ağaçların fısıltısı uğursuz bir hava yayıyordu.

"Hazır olun!" dedi Gil kılıcını çekerek. "Yaratıklar bu tarafa geliyor! Ros!, Soren!, pozisyon alın!"

Kurt tipi yaratıklar sislerin arasından fırladığı an, Revia saniyeler içinde büyü halkalarını açtı. Göz açıp kapayıncaya kadar kurtları buzdan heykellere çevirdi. Gil, Revia'nın hızı karşısında yutkundu.

"T-tamam... Demek 4 halka olmak böyle bir şey."

Lyra, "Revia gerçekten çok hızlı," diye mırıldandı Kael'e. Kael ise donan kurtları depolama yüzüğüne yerleştirirken daha büyük bir tehlikeyi hissediyordu.

"Bekleyin!" diye bağırdı Kael. Yüz ifadesi bir anda değişti.

"Ne oldu? Yine mi kurtlar?"

"kurtlardan ziyade... bir ordu geliyor. Sayıları çok fazla!"

Gil kılıcını sıkıca kavradı. "Ne kadar? 10-20 taneyse hallederiz."

Kael’in sesi titredi: "Yüzlerce..."

Gil ve ekibinin yüzü kireç gibi oldu.

"Yanlış algılamış olmayasın? Sisli Vadi'de o kadar yaratık olamaz!"

Revia da manasını odakladığında panikledi.

"Kael doğru söylüyor... Geliyorlar!"

Lyra korkuyla Kael’in pelerinine yapıştı:

"Kael!"

"Sakin ol Lyra, sayıları fazla olsa da sadece F derece yaratıklar."

Kael kendi kılıcını çekip Gil’in yanına geçti. "Size önde destek olacağım." Gil şaşkındı.

"Sen büyücüsün Kael! Kılıçla ne yapacaksın?"

Soren ve Ros alaycı bir tavırla çıkıştılar:

"Bu bir kılıç oyunu değil Arkaya geç!"

Gil kaelin duruşundan ve kılıcı tutuş şeklinden bir büyücüden fazlası olduğunu anlamıştı

"Sorun değil, bırak kalsın."

Kurt sürüsünün uğultusu ve ayak sesleri toprağı sarsmaya başladı.

"Geliyorlar!"

Grup daire şeklinde pozisyon aldı. Revia buz sarkıtlarıyla, Lyra ise ateş toplarıyla sürüye saldırmaya başladı. Kael kılıcını iki eliyle kavradı, derin bir nefes aldı ve Ateşten devasa bir hilal çizerek savurduğu kılıcıyla, önlerindeki sürüyü tek bir hamlede ortadan ikiye böldü.

Gil, Kael'in tekniği karşısında donakaldı.

"Bu... Bu nasıl bir kılıç tekniği böyle? Sen gerçekten bir büyücü müsün?"

Sayılar arttıkça ekip birbirine kenetlendi. Revia, nefes alabilmeleri için etraflarına geçici bir buz duvarı ördü. Şövalyeler yere çökmüş, soluk soluğa kalmışlardı.

"Sayıları sürekli artıyor!" dedi Ros, yardım fişeğini çıkararak.

Revia, "Bekle! Fişeği ateşlersek sınavdan eleniriz!" dedi.

Soren sinirle bağırdı: "Canımız sınavdan daha önemli değil!"

Tam o sırada, ormanı titreten devasa bir uluma duyuldu. Sürünün alfası ortaya çıkmıştı. F seviyesinin en sınırında, bir yaratıktı. Revia, alfanın üzerine dev bir buz sarkıtı fırlattı. Sarkıt canavarın gövdesini delip geçti ancak yara saniyeler içinde, sanki hiç olmamış gibi kapandı.

Revia şaşkınlıkla geri çekildi:

"Bu da ne? Kendini yeniliyor!"

Lyra dehşet içindeydi: "Kael, kurtların kendini yenileme güçleri olduğunu duydun mu hiç?!"

Kael, alfanın boynunda parlayan siyah rünleri fark etti.

"Bunlar normal değil... Gil, alfayı ben hallederim. Revia'nın duvarı dayanmayacak, kendinizi kollayın!"

Kael buz duvarının üstünden atladı. Havadayken 2. kılıç formuna geçti:

"Kızıl Ejderin Nefesi!!"

Kılıcından çıkan alevler devasa bir ejderha silüetine bürünerek alfayı yuttu. Alfanın yenileme gücü, Kael’in yakıcı ateşine yetişemedi. Şövalyeler Kael'i izlerken büyülenmiş gibiydiler.

Ancak Kael, alfadan geriye kalan boyun bölgesinde siyah rünlerin parladığını gördü.

"Biri bu yaratıkları kontrol ediyor," diye düşündü ama etrafta kimseyi göremedi. Duvar parçalandığında tüm sürü Kael'e yöneldi.

"Kael, dikkat et!" diye bağırdı arkadaşları.

Kael tek bir hamleyle işi bitirmeye kararlıydı. 3. Form:

"Alevden Ruhun Yükselişi!"

Kael’in kılıcından patlayan saf enerji dalgası tüm sürüyü etrafa savurdu. Revia, enerji dalgasından etkilenmemeleri için grubun önüne bir duvar daha çekmek zorunda kaldı. Ortalık sakinleştiğinde herkes şok içindeydi. Gil kekeleyerek,

"İlk defa böyle bir kılıç tekniği görüyorum," dedi.

Revia içinden, "Kraliyet nişanını neden aldığını şimdi çok net anlıyorum," diye geçirdi.

Her şey bitti derken, ormana rahatsız edici bir sessizlik çöktü. Kael’in tüm vücudundaki tüyler diken diken olmuştu . Etraflarını saran aura o kadar güçlüydü ki, Lyra ve şövalyeler hareket bile edemiyorlardı.

Sislerin arasından devasa bir karaltı çıktı: ANUL.

C Sınıfı bir yaratıktı. Kimeradan çok daha büyük, zeki ve element büyüleri kullanabilen bir canavar.İnsanlarla kıyaslandığında 6 halkalı bir büyücüye denkti. Soren fişeği ateşlemek için hamle yaptı ama Anul bir anda dibinde belirdi. Tek bir darbeyle Soren’i savurdu. Soren bir ağaca çarpıp kanlar içinde yere yığıldı.

"SOREN!" diye bağırdı Gil. Revia tüm manasını kullanarak Anul’u buz hapishanesine kapattı. Herkes nefesini tuttu ama buzlar saniyeler içinde çatlayarak patladı.

revia kendini korumak için önüne buzdan bir duvar çekse de anul duvarı parçalayıp reviaya bir darbe indirdi yere savrulan revia anulun saldırısını önüne çektiği buz duvarı sayesinde az da olsa azaltmıştı ama darbenin şiddeti onu yerden kaldıramayacak hale getirdi

Anul şimdi gözlerini Lyra’ya dikmişti. Kael dişlerini sıkarak ileri atıldı. kılıcıyla yaratığa saldırırken bir yandan da ateşten mermiler oluşturup salvo halinde yaratığa fırlattı kaelin ne kılıç darbesi ne de fırlattığı mermiler Anulu alt etmeye yetmedi Anul, Kael’in kılıcını pençesiyle tutup onu bir kenara fırlattı.

lyra yere savrulan kaeli gördüğünde ona seslendi

“Kael !!”

Gil’in yanına savrulan kael kılıcından destek alıp ayağa kalktı

"Gil, beni dinle! Bu yaratıkla savaşamayız. Ben onun dikkatini çekeceğim, sen yaralı Revia ve Soren’i alıp buradan kaç!"

Gil’in nutku tutulmuştu.

"Kael... hayatta kalamazsın! Bu intihar!"

"Ben hızlıyımdır, bana yetişemez. Sadece herkesi buradan çıkar ben yaratığı ormanın içine doğru çekeceğim" kael elini gilin omzuna koyar

“Gil lütfen senden tek bir şey istiyorum herkesi sisli vadiden çıkar “

Gil derin bir nefes alıp ayağa kalkar

“Ros! reviayı sen al ben Soren’i alırım lyra gidiyoruz!! “

Lyra: “ Ne! bir dakika peki ya kael! “

Lyra konuşacak zamanımız yok kael yaratığın dikkatini dağıtıp bize zaman kazandıracak onun emeğini boşa çıkaramayız! “

lyra zar zor ayakta duran kaele bakar “

“hayır kael yaratıktan kurtulamaz resmen ölüme terk ediyorsunuz onu!”

Lyra gözyaşları içinde haykırdı:"Hayır! Onu ölüme terk edemeyiz!"

Kael, Lyra’ya dönüp bağırdı: "LYRA! SÖZ VERİYORUM SAĞ SALİM DÖNECEĞİM! GİL İLE GİT VE ARKANA BAKMA!"

Lyra göz yaşları içinde ne kadar istemesede gil ve ekibiyle birlikte hızlıca bölgeden uzaklaşırlar

Kael ve Anul baş başa kalmıştı.

"Ben buradayım, nereye bakıyorsun?!" diye bağırdı Kael ve bir ateş topu fırlattı.

Anul ağzından devasa bir ateş püskürttü. Kael son anda sıyrılıp ormana daldı ancak Anul’un hızı akıl almazdı

Kael arkasını döndüğünde anulu göremedi başını yana çevirdiğinde anul bir anda yanında belirip kaele pençesiyle bir darbe indirdi kael anulun saldırısının kılıcı ile bloklamaya çalışsada ağaca doğru savruldu savrulduğu ağaç parçalara ayrıldığında kael göğüs kafesindeki kemiklerin çatırdadığını duydu

“Lanet olsun nefes alamıyorum hareket edecek gücüm de kalmadı”

Kaelin aklına hasta annesi geldi

“annem… anneme bir söz verdim burada ölemem”

Kael elini mühür yüzüğüne doğru götürdüğünde ruhunun derinliklerinden gelen o karanlık ve soğuk sesi duydu:

"ÇOCUK, ZORLANIYOR GİBİSİN... İSMİMİ HAYKIR!"

Kael şaşkındı “Bu da kim? birisi benimle mi konuşuyor?

Kael sesi yeniden duydu

"BENİ ÇAĞIR! SENİN YERİNE BU HAŞEREYİ BEN HALLEDERİM!"

Sonradan bu ses kaele tanıdık gelmeye başladı sanki daha önce bu sesi bir yerden duymuş gibiydi bu çağırma ritüeli sırasında kaelin karşısında beliren ejderin sesiydi

Kael tüm gücüyle bağırdı:

"GROSOLUN!!"

Kael’in arkasında, ormanı mor bir ışığa boğan, üzerinde devasa rünlerin döndüğü karmaşık bir çağırma çemberi belirdi. Çemberin içinden, mor parlayan gözleri ve simsiyah pullarıyla heybetli bir ejderha, çıktı!

Ejderhanın kükremesi tüm Sisli Vadi’yi titretti.

O sırada müdür felan sisli vadiden çıkan yaralı öğrencileri gördüğünde koşarak öğrencilerin yanına gitti

“Ne oldu böyle f sınıfı bir yaratık mı sizleri bu hale getirdi!?”

"Anul... İçeride bir Anul vardı!"

“Felan anul kelimesini duyduğunda sarsılmıştı geriye doğru adım attı

“Ne! nasıl tüm vadi denetlenmişti içeride c sınıfı bir yaratığın olması imkansız

Gil:”Bizde neler olup bittiğini anlamadık bayan felan yaralılarımız var onlarla ilgilenen lütfen“

Felan şifacılara bağırarak seslendi

“çabuk buraya gelin yaralı öğrenciler var !”

Lyra ağlayarak felana seslendi:

“bayan felan kael-"

Felan dikkatli baktığında kaeli grupta göremedi

“kael nerde lyra !? “

Lyra ağlayarak haykırdı: "Bayan Felan! Kael... Kael bizi kurtarmak için içeride kaldı! Lütfen yardım edin!"

Bayan felan yanına bir kaç öğretmen alarak kendini ve öğretmenleri ejder sesinin geldiği yöne doğru ışınlamak için büyüsünü hazırladı.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı