Ivor savaşın dozunu arttırdığında, Zephyros'un yüzünde derin bir pişmanlık ve endişe ifadesi belirdi.

"Ah şu Ivor... Yine başladı," diye mırıldandı kendi kendine.

"Umarım karşısındakinin sadece 15 yaşında bir çocuk olduğunu unutmaz."

Saha, devasa toprak sütunlarla çevrelendiğinde Kael'in görüşü tamamen kapanmıştı. Ivor, toprak büyüsüyle sarmaladığı, devasa bir kaya parçasını andıran eliyle sütunların arkasındaki Kael'e doğru yıkıcı bir yumruk savurdu. Yumruğun etkisiyle parçalanan sütunların arasından yükselen molozlardan Kael, kendini ateşten bir bariyer ile sarmalayarak korunmaya çalıştı.

Toz dumanı dağıldığında Kael, Ivor'u önünde göremedi. O sırada mana algılaması, tam dibinde bir varlık hissetti. Kafasını çevirdiğinde, yanında beliren Ivor'a tepki bile veremeden Ivor'un yumruğu Kael'in göğsüne indi ve onu arkasındaki taş sütuna doğru savurdu. Sütun tuzla buz olurken, Kael daha yere inemeden Ivor tekrardan dibinde belirdi.

"Nasıl bu kadar hızlı hareket edebiliyor? Sakin olmam lazım..."

Ivor'un ikinci yumruğu inerken Kael tahta kılıcıyla bloklamaya çalıştı; ancak Ivor'un gücü karşısında tahta kılıç parçaya ayrıldı. Kael sertçe yere savruldu.

"Ne oldu evlat? Hemen tükendin mi?Yoksa daha yeni mi ısınıyoruz?"

Kael, ağzındaki kanı silerek zorla ayağa kalktı. Kılıç saldırılarının bu adamın taş zırhına işlemeyeceğini anlamıştı. Ellerini yanlara açtı ve etrafında, içine yoğun manasını yüklediği 5 adet ateşten mermi oluşturdu. Ivor, ufak ateş toplarını gördüğünde kahkahayı bastı.

"Ha ha! Çocuk, bana gerçekten bunlarla mı saldıracaks—"

Ivor lafını bitiremeden, mermilerden biri kulakları sağır eden bir ses patlamasıyla Ivor'un tam yanından geçti ve arkasındaki duvarda devasa bir çukur açtı. Ivor donup kalmıştı. Gözleri şaşkınlıkla büyüdü, kulakları çınlıyordu.

"Çocuğu fazla hafife aldım," diye düşündü Ivor, ciddileşerek.

"Bu mermiler sadece ateş topu değil... mermi gibi delip geçiyorlar. Dikkat etsem iyi olacak."

Kael, kalan mermileri bir salvo halinde Ivor'a doğru fırlattı. Ivor, üzerine gelen üç mermiyi engellemek için önüne dört adet kalın toprak sütun dikti. Mermiler çarptığı an, o devasa sütunlar un ufak oldu. "Huh, ucuz atlattık," diye mırıldandı Ivor.

Ancak bir şeyi unutmuştu; o üç mermi sadece dikkat dağıtmak içindi. 4. mermi, Ivor'un boş anını yakalamak için havada süzülerek bekliyordu. Ivor tersliği fark ettiğinde artık çok geçti. eliyle kendini zamanında bloklayamadan Mermi tam göğsünde patladı ve onu metrelerce uzağa fırlattı.

Ivor yerden sarsılarak kalktığında, karşısında kıpkırmızı, güneş gibi parlayan yoğun bir ışık gördü. Kael, Ivor'un toparlanma boşluğundan yararlanarak tüm manasını tek bir mermiye yoğunlaştırmıştı. Bu, Ateş Mermisi büyüsünün en yıkıcı versiyonuydu.

Kael mermiyi serbest bıraktığı an, oluşan şok dalgası Kael'i geri savururken Ivor'un olduğu tarafta doğru son sürat gidiyordu

Lonca binası şiddetli bir şekilde sarsıldı. İçerideki maceracılar panikle Violet'in etrafında toplandılar.

"Hey Violet! Neler oluyor? Bina başımıza çökecek resmen!"

"Her şey yolunda mı? İstila mı var?"

Violet, tozlanan bankoyu silerken mahcup bir gülümsemeyle,

"Ah, merak etmeyin,.Bay Ivor sadece yeni gelen bir maceracıyı test ediyor."

Maceracılar birbirine baktı. "Ivor odasından çıkmazdı... Hangi canavarla dövüşüyor bu adam?"

Saha duman altındaydı. Zephyros, toz bulutunun içinden parlak, metalik bir silüet gördü. Ivor, bütün bedenini çelik gibi sert bir metal tabakasıyla kaplamıştı.

"Ha ha! Evlat, özel sınıf büyümü kullanmayalı uzun zaman olmuştu," dedi Ivor zırhını çözerken.

"Bayağı çetin ceviz çıktın."

Zephyros kenardan alaycı bir şekilde seslendi:

"Hey Ivor, uzuvların yerinde mi?

"Hadi oradan! Ben lonca başkanıyım, küçük bir çocuğun beni gerçekten yaralayacak hali yok ya!"

Kael bitkin bir halde sırt üstü yere yığılmıştı. Ivor yanına gelip elini uzattı.

"Değerlendirmen bitti Kael. Ofisime geçelim."

Ofiste Ivor, masanın altından gümüş renkli bir kart çıkarıp masaya vurdu.

"Kael Krowel! İşte kartın, al bakalım."

Kael kartın üzerindeki 'D' rütbesini görünce şaşırdı.

"Bay Ivor, loncaya yeni katılanlar 'F' rütbesiyle başlar diye biliyordum. Bir yanlışlık olmasın?"

"Ha ha! Senin için bir istisna yaptım evlat. F rütbeliler genelde bitki toplama ve ayak işlerine gider. Senin yeteneklerinle seni direkt 'C' sınıfına almam lazımdı ama loncadakilerin buna tepkisi iyi olmazdı. 'D' rütbesi bile pek çok kişinin canını sıkacaktır ama en azından itiraz edemezler."

Ivor ciddi bir tavırla devam etti:

"Kuralları unutma; bu kartla dört krallığa da ücretsiz girip çıkabilirsin. Olası bir saldırıda seferberliğe katılmak zorunludur. Ayda en az iki görev yapmalısın, yoksa kartın iptal olur. Kendi rütbenin üstündeki görevleri tek başına alamazsın ancak yüksek rütbeli bir parti ile katılabilirsin. Avladığın yaratıkları buraya getir, adil bir ödeme alırsın. Ayrıca loncanın anlaşmalı olduğu pansiyonlarda indirimli kalabilir ve yemeklerden faydalanabilirsin."

Kael, loncanın şartlarının ne kadar avantajlı olduğunu anlamıştı.aslında loncanın kurulma amacı krallığın savunmasına şovalyeler ile birlikte destek olmaktı maceracılar krallığın dışındaki yaratıkları avladıkları için şovalyeler önceliklerini krallığa verebiliyordu

"Teşekkür ederim Bay Ivor, dediklerinizi aklımda tutacağım."

Dışarı çıktıklarında Kael, Zephyros'a döndü.

"Ivor senin de lonca üyesi olduğunu söyledi. Neden hiç bahsetmedin?"

"Eskiden ben de bir partiyle yaratık avlardım, sonra resmi büyücü oldum. İvor sana söylemeyi unutmuş olabilir ayda 2 görev sınırı A rütbesine kadar geçerli a ve üstü maceracılar istedikleri zaman görev alabilir yada hiç almayabilirler

"Bir dakika, o zaman sen...?"

Zephyros, siyah elmas gibi parlayan 'S' rütbeli kartını Kael'e gösterdiğinde Kael'in ağzı bir karış açık kaldı.

"S rütbesi mi?! "

"Eee, boşuna Kraliyet Büyücüsü olmadık herhalde," dedi Zephyros gururla.

Kael akademiye döndüğünde Rota'yı telaşlı halde buldu.

"Kael! Nerelerdeydin? Seni arıyordum!"

"Beni mi arıyordun Neden?"

"Yarın Kuzey Krallığı'ndan öğrenciler geliyor! Altı kişilik gruplar çoktan oluşturuldu."

"Haberim yoktu. Aynı grupta mıyız?"

Rota içerleyerek, "Pfff, hayır,sen, Lyra ve Revia ile aynı gruptasın. Lyra tüm gün pişkin pişkin gülüyordu. Bense Thalendir ile aynı gruba düştüm! İnanabiliyor musun? O kibirli herifle..."

"Senin adına üzüldüm Rota."

Aynı anda Revia, listede Kael'in adını gördüğünde gözleri parladı.

"Kael demek... Yeteneklerini daha yakından görmek için harika bir fırsat. Okulda benim dışımdaki tek 4 halkalı büyücünün ne kadar güçlü olduğunu görelim."

Ertesi sabah Sisli Vadi'nin girişinde büyük bir kalabalık toplandı.Her sınıfa bir temsilci öğretmen atanmıştı. A Sınıfı'nın başında temsilci öğretmen Bayan Brian vardı

Lyra, Kael'e fısıldadı: "Şşşt, Kael... Revia ile aynı gruptayız ama geldiğinden beri ağzını bıçak açmıyor. onunla hiç konuştun mu?

"Hayır ben de hiç konuşmadım "

Revia, fısıldaşan ikiliyi fark edince ağır adımlarla yanlarına geldi. Bakışları Kael'in ruhunu süzüyor gibiydi. "Bana ayak bağı olmasanız iyi edersiniz," dedi buz gibi bir sesle.

Lyra kaşlarını çattı.

"Hepimiz büyücüyüz! Şövalyelere karşı birlik olmamız gerekirken neden bu kadar kibirlisin?"

tam ortalık kızışacak iken kael ikisinin arasına girip onları ayırdı

" tamam bu kadar yeter lyra nın da dediği gibi birbirimizle kavga etmeye gerek yok birlik olup olabildiğince fazla yaratık avlamamız lazım"

Kızlar birbirine sırtlarını dönüp "Hıh!" diyerek sustular. Kael içinden,

"Umarım bu ikisi birbiri ile iyi anlaşır ," diye dua etti.

Kısa süre sonra Kuzey Krallığı'ndan gelen üç şövalye gruba dahil oldu. İki erkek bir kızdan oluşan ekipte, lider gibi duran çocuk öne çıktı.

"Merhaba, ben Gil. bunlarda Arkadaşlarım Ros ve Soren."

Kael nezaketle, "Merhaba, tanıştığıma memnun oldum," dedi.

Soren adlı şövalye kibirli bir tavırla,

"Biz sizin yerinize yaratıkları avlarız, siz arkadan düzgün destek olun yeter,".

Lyra ve Revia aynı anda öldürücü bakışlarını Soren'e çevirince, çocuk titredi.

"O-olmasanız da olur yani... şey..."

Gil, Soren'i susturdu. "Kusuruna bakmayın. Ödülün 'Şeytan Gözü' denen güçlü bir artefakt olduğunu duydum.o yüzden Birlikte çalışalım."

Tüm öğrenciler toplandığında Müdür Felan, büyü yardımıyla havada süzülerek megafonla konuşur gibi sesini her yere yaydı:

"Büyücüler ve Şövalyeler! Beni iyi dinleyin! Bu ortak eğitimin amacı, her iki tarafın kordine çalışabilmesini sağlamaktır. Tartışmaya giren grup derhal elenir. Yaratık harici birbirinizi yaraladığınızı görürsek, sadece sınavınız iptal edilmekle kalmaz, okuldan atılırsınız! Şövalye-Büyücü sınavı başlamıştır. Herkese başarılar!"




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı