insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Kael, halüsinasyonun yarattığı zihinsel saldırıyı Grosolun’un sesiyle dağıttığı an, tek bir saniye bile beklemeden ileriye doğru atıldı. Sisin oluşturduğu doğal yol onu doğrudan vadideki o eski maden ocağına ulaştırmıştı.

Madenin girişine vardığında Kael’in adımları yavaşladı. Mağaranın dış duvarlarından içeriye doğru uzanan hat boyunca, onlarca insan adeta birer heykel gibi taşa dönüşüp kalmıştı. Kiminin elinde kazma vardı, kimi kaçmaya çalışırken arkasına dönmüş vaziyette taşlaşmıştı.

Kael mağaranın karanlık derinliklerinden gelen bir sürtünme sesiyle irkildi.

Girişten dışarıya doğru devasa bir gölge süzüldü. Bu, lonca kayıtlarında A-Seviye bir tehdit olarak bilinen yaratık Bamir’di.

Yaratığın alt gövdesi, devasa bir yılan formundaydı.kocaman pençeleri, Üst gövdesi gri, sertleşmiş deriden oluşan, insanı andıran bir görünümünde bir yaratıktı. Kael daha önce böyle bir yaratığı ne görmüş ne de duymuştu. Kitaplardan okuduğu bazı efsaneleri hatırlayarak, göz teması kurmamaya büyük bir özen gösterdi; zira bu sisin ve taşlaşmanın onun gözlerinden yayıldığını düşünüyordu .Temkinli bir şekilde elini kılıcının kabzasına getirdi.

Ancak Bamir, bir sürüngenden beklenmeyecek bir hızla Kael’e doğru atıldı. Kael bir anda üzerine son sürat gelen yaratığı engellemek için kılıcını çapraz bir şekilde kaldırarak kendini bloklamaya çalıştı ama Bamir’in devasa yılan kuyruğu, Kael’in savunmasına sert bir darbe indirdi.

Darbenin şiddetiyle Kael havada savrularak taş zemine çakıldı. Hızla toparlanıp ayağa kalktığında; zor nefes alıyordu Bamir in yılan kuyruğu kael in karnına onun nefesini kesecek kadar sert darbe indirmişti.Kael mesafesini koruması gerektiğini anlayarak sol elini ileri doğru uzattı.

"Ateşten mermiler: Geliştirilmiş Salvo!"

Kael Havada düzinelerce alevden mermi oluşturarak bir yaylım ateşi halinde Bamir’e doğru fırlattı. Ancak yaratık, o devasa cüssesine rağmen inanılmaz bir esneklikle, tıpkı zemin üzerinde kayan bir sürüngen gibi sağa sola kıvrılarak tüm alev mermilerinden sıyrılmıştı.

Kael, üzerine doğru tekrar yaklaşan canavara karşı kılıcını ileriye doğru uzattı ancak Bamir'in etrafa yaydığı gri sis, Kael'in çelik kılıcına temas ettiği an kılıç ucundan başlayarak saniyeler içinde taşa dönüşmeye başladı. Taşlaşma hızla kabzaya, oradan da Kael’in eline doğru yayılacaktı ki, Kael ani bir refleksle kılıcı elinden bırakıp geriye doğru sıçradı.

Kılıcı artık taşlaşmış haldeydi. Kael sadece büyüyle savaşmak zorundaydı.iki elini yana doğru açarak manasını serbest bıraktı. Sağ ve sol elinin arasında ateşten oluşan devasa bir yay şekillendi. Yayın kirişini çektiğinde, ok olarak kullanacağı enerjiyi saf mana ile doldurdu. Mananın yoğunluğu ateşten okun ucunda toplanmıştı

Ateşten ok, Bamir’in göğsüne tam isabet ettiği anda bir patlama meydana geldi Patlamanın yarattığı güçlü şok dalgası, etraftaki o yoğun gri sisi yüz metrelik bir alanda tamamen dağıtmıştı.

Fakat dumanın içinden, pulları hafifçe kavrulmuş olan Bamir, öfkeyle kükreyerek öyle bir hızla fırladı ki Kael’in buna tepki verecek zamanı kalmamıştı. Canavarın pençesi, Kael’in boğazına yaklaştığında. Kael ölümün soğukluğunu o an iliklerine kadar hissetmişti tam o sırada Grimm, havadan dikey bir inişle canavarın tam arkasında belirdi. Ne bir abartı hareket ne de gereksiz bir şov vardı; sadece doğal bir kılıç savuruşu Bamir’i tam ortadan ikiye bölerek geçti. Canavarın iki parçası, taşlaşmış toprağın üzerine yığılmıştı

Kael olduğu yerde donup kalmıştı. Boğazına birkaç santim kala duran o pençenin sahibi artık yerde iki parça halindeydi.

Grimm, kılıcının üzerindeki siyah kanı tek bir bilek hareketiyle yere silkeledi ve ardından ağır bir hareketle kılıcı kınına soktu. arkasını dönüp maskeli gence baktığında. Bakışları her zamankinden daha keskindi.

"Kael..."

"Ben sana düşmanını hiçbir zaman hafife almaman gerektiğini öğretmedim mi? Dikkatin hala çok kolay dağılıyor. Malikaneden ayrıldığından beri eğitimlerini aksattın mı yoksa?"

Kael, ustasının sözleri karşısında irkilerek ona döndü. Ağzından refleks olarak,

"Haklısınız ust—" diyecekti ama

"Bir dakika... Kael mi?"

"Şaşırmış gibisin evlat. Seni tanımadığımı mı zannettin gerçekten? Belindeki o kılıcı sana kim verdi sanıyorsun? Anka kılıcından dünyada sadece bir tane var, bunu senin de biliyor olman gerekirdi."

Kael, ustasının haklılığı karşısında hafifçe gülümsedi. Elini yüzündeki maskeye götürdü ve maskeyi aşağı indirdi. Gerçek yüzü ortaya çıkmıştı.

"Tabii ya..." dedi Kael, mahcup bir tavırla başını kaşıyarak.

"Anka kılıcını bana siz vermiştiniz usta. Nasıl unutabildim... Özür dilerim, amacım sizi kandırmaya çalışmak değildi. Ben sadece—"

Grimm elini kaldırarak Kael’in lafını böldü.

"Sorun değil Kael. Neden bir maske takmak veya kimliğini gizlemek zorunda kaldığını az çok tahmin edebiliyorum. Ama ustandan bunu saklamana gerek yok. Seni ifşa edecek halim yok ya."

Kael başını minnetle eğdi. "Haklısınız, Usta Grimm teşekkür ederim "

"Pekala... Bamir gibi bir yaratığın, Doğu Krallığı’nın bu ücra köyüne yuva kurduğuna inanamıyorum. Bu yaratık uzun süredir buradaki insanların ruhuyla besleniyor olmalı."

Kael şaşkınlıkla sordu: "Ruhu mu dediniz?"

"Evet,"

"Bamir sadece zihniyle oynayabildiği, ruhunu zayıf yakaladığı insanlarla beslenebilir. Yarattığı o sis, aslında bir yanılsama ve ruh emme alanından ibaretti."

Kael etrafındaki o cansız, taşlara dönüşmüş köylüleri gördüğünde içi burkuldu.

"Bu kadar insan... Hepsi Bamir tarafından taşa çevrilmiş. Usta, onları kurtarma şansımız..."

"İmkansız, Kael…"

"Taşa dönmüş bedenleri parçalamadan eski haline getirmek imkansıza yakındır. Ne kadar süredir bu haldeler, ruhları ne derece hasar görmüş, onları da bilmiyoruz."

Kael tam ümidini kesecekken, zihninin derinliklerinden o ses yankılandı.

“İstersen bu insanları kurtarabilirsin çocuk!”

Kael içinden şok içinde bağırdı:

“Grosolun! Gerçekten onları kurtarabileceğimi mi söylüyorsun?”

“Evet. Benim gücümle o taşlaşmış bedenleri çözebilirim. Ama hasar gören ruhları konusunda yardımcı olamam”

Kael kararlı bir şekilde, “Sorun değil Grosolun, elimden geldiğince onlara yardımcı olmak istiyorum,” dedi.

Grimm, Kael’in kendi kendine konuştuğunu ve gözlerinin parladığını görünce şaşkın bir şekilde ona bakıyordu.

"Kiminle konuşuyorsun Kael? Sis aklını mı bulandırdı yoksa?"

"Ah, hayır usta!" dedi Kael heyecanla.

"Anlaşmalı Dostum Grosolun ile konuşuyordum. Bana taşa dönüşen insanları kurtarabileceğimizi söylüyor!"

"Anlaşmalı Dost mu? Kael, köy halkına üzüldüğünü biliyorum ama bu tür lanetler—"

"Usta Grimm, bana güvenin lütfen. Köydeki insanları gerçekten kurtarabilirim!"

Grimm derin bir iç çekti,

"Ahh, peki... Ne yapmamızı söylüyor şu anlaşmalı Dostun?"

"Önce tüm taşlaşmış bedenleri meydanda, tek bir noktada toplamalıyız "

Kael ve Grimm, madendeki ve köy girişindeki tüm taşlaşmış insanları kasaba meydanında dikkatli bir şekilde topladılar. Bu sırada sis tamamen dağıldığı için, saklanan köylüler ve kasaba muhtarı da meraklı ve korku dolu gözlerle meydanın kenarında toplanmışlardı.

Muhtar, Grimm’in yanına kadar gelerek sordu:

"Bay Grimm... Şu genç çocuk, gerçekten taşa dönüşmüş insanlarımızı kurtarabilir mi?"

Grimm, gözlerini Kael’in üzerinden bir an bile ayırmadan cevap verdi:

"Bilmiyorum... Ama o çocuğa güveniyorum. İzleyip göreceğiz."

Meydanın ortasında, Kael derin bir nefes aldı. Zihninde Grosolun’un talimatını bekliyordu.

“İki elini de ileri doğru uzat çocuk!”

Kael, taşlaşmış köylülerin olduğu büyük yığına doğru iki elini de paralel şekilde uzattı. Avuç içlerinden hafif bir sıcaklık yayılmaya başlamıştı.

“Şimdi benimle birlikte tekrar et!”

"Gecenin ve karanlığın efendisi adına! Lanetin soğuk tacı kırılsın”

“Uyanın!”

Kael kelimeleri bittiği an, vücudundan dışarıya siyah renkte bir ejderha aurası fırladı, Havada beliren bir ejderha başı taşlaşmış insanların üzerine doğru sıcak,bir nefes üfledi.

Meydandaki tüm taşlaşmış insanların üzerindeki gri tabaka bir anda çatlamaya başladı. Taş parçaları döküldükçe, altından insanların normal tenleri, ve giysileri i ortaya çıkıyordu. Birkaç saniye içinde, haftalardır taşlaşmış olan köylüler şaşkınlık içinde yavaşça kendilerine gelmeye başladılar.

Grimm ve muhtar, gördükleri bu mucize karşısında birbirlerine tamamen şaşkın bakışlarla bakakalmışlardı. Kırılmaz olarak bilinen lanet, bir çocuğun tek bir büyüsüyle yok edilmişti. Grimm, kurtulanların sağlığını düşünerek loncaya acil bir rapor gönderdi raporda krallığın bölgeye derhal şifacılar intikal ettirmesini talep etti.

O sırada kasaba muhtarı, gözyaşları içinde Kael’in önünde diz çöktü.

"Evlat... Sana ne kadar teşekkür etsem az. Bu büyük iyiliğin karşılığını sana nasıl ödeyebilirim bilmiyorum!"

Kael hemen eğilerek yaşlı adamı kollarından tuttu ve ayağa kaldırdı.

"Ben sadece yapmam gerekeni yaptım. Sizden hiçbir şey istemiyorum, herkesin sağ salim ailesine kavuşması benim için yeterli."

Muhtar, Kael’in bu yufka yürekliliği karşısında mendiliyle gözlerini sildi.

"Ne kadar temiz kalpli bir çocuksun... Bu iyiliğini ömrümüz boyunca unutmayacağız evlat."

Tam o sırada, taştan çözülenlerin arasından orta yaşlı bir adam doğruldu. Grimm, bu adamı gördüğü an hemen tanımıştı. Pier’di bu.

"Pier! İyi misin?" diye sordu Grimm.

Pier, gözlerini kırpıştırarak karşısındaki kılıç ustasına baktı.

"Grimm?! Sen... Gerçekten sen misin burada ne arıyorsun?"

"Eşin yanıma geldi, Haftalardır eve dönmediğini, senin için çok endişelendiğini söyledi. Ben de bir bakayım dedim, meğer burada taştan bir heykel olmuşsun."

Pier üstündeki tozları silkeleyerek homurdandı.

"Ah Grimm... Şakanın hiç sırası değil… Haftalar boyunca o karanlık taşın içinde, kalmanın ne kadar zor olduğunu biliyor musun sen!"

Kael, insanların bu mutlu kavuşmalarını izlerken derin bir iç çekti. İçinden,

“Grosolun, teşekkür ederim. Sayende bunca insanı kurtarabil—”

Ancak Kael lafını bitiremedi. Ejder büyüsünün bedenine yüklediği o devasa yük bir anda kendini gösterdi. Baş dönmesiyle birlikte etrafındaki sesler yavaşça kesilmişti.

“Ben... bilincimi açık tutamıyorum Groso…”

Kael’in bedeni yere doğru yığılırken, Grimm saniyeden kısa bir sürede yerinden fırlayıp onu düşmeden yakaladı.

"Kael!”

“Kael, iyi misin! Sesimi duyuyor musun!"

Ama Kael’den hiçbir cevap gelmedi; bilinci tamamen karanlığa gömülmüştü.

gözlerini açtığında, kendini Gri Taş Kasabası’nın revirinde, temiz bir yatağın içinde buldu.ve Zihninde Grosolun’un sesi belirdi:

“İyi misin çocuk? Ejder büyümden sana bir miktar aktarmıştım ama anlaşılan bedenin bu kadarlık bir gücü bile kaldıramıyor, hemen bayıldın.”

Kael hafifçe doğrulup yatakta oturdu, üstündeki yorgunluğu atmış gibiydi.

“Demek bayıldım... Sorun değil Grosolun, şuan turp gibiyim, kendimi harika hissediyorum.”

Yataktan kalkıp revirin kapısını açarak dışarı çıktığında Kael havanın çoktan karardığını, fark etti. Grimm, kapının hemen yanındaki ahşap duvara yaslanmış, kollarını göğsünde birleştirmiş bir şekilde onu bekliyordu.

"Uyandın mı Kael?" diye sordu Grimm, gözlerini ona çevirerek.

"Ah, Usta Grimm... Beni revire siz mi taşıdınız? Size yük olmayacağımı söylemiştim ama yine ayak bağı oldum, özür dilerim."

"Önemli değil, şu kullandığın güç... Grosolun demiştin değil mi? Onun gücü müydü o?"

"Evet usta. Ejder büyüsü dediği bir enerjiyi bana aktararak kullanmamı sağlıyor."

Grimm’in gözleri bir anda açıldı,

"Ejder büyüsü mü?!"

"Kael Senin bu anlaşmalı Dostun..... tam olarak neyin nesi demiştin?"

"Kendisi bir... Kara Ejder…."

Grimm hayatında ilk kez bu kadar büyük bir şaşkınlık yaşıyordu.

"Kara Ejder mi?! Nasıl bir yaratıkla, anlaşma yaptın sen böyle? Ah... Bu çocuk... Senin hayatında hiç normal bir şey olmuyor mu?"

Kael, ustasının bu nadir görülen şaşkın hali karşısında sırıttı.

"Olaylar bir anda gelişiverdi işte...”

"Tam o sırada Kael köy meydanından yükselen neşeli müzik, kahkaha ve şarkı seslerini duydu.

"Bu arada... Köy meydanından gelen bu sesler de ne böyle?"

"Köy sonunda o lanetli sisten ve yaratıktan kurtulduğu için bir şölen düzenliyor. Hadi gel, gidelim."

Kael ve Grimm birlikte köy meydanına geldiklerinde, meydandaki dans eden köylüler onları coşkuyla karşıladı. O esnada, madende taşa dönen ve Kael sayesinde kurtulan köy muhafızlarından devasa yapılı bir adam olan Otmar, Grimm’in yanındaki Kael’i gördüğü gibi üzerlerine doğru yürüdü.

"Hey Grimm! Bahsettiğin, bizi o lanetten kurtaran çocuk bu mu?!"

"Evet…Kael bu adam Otmar köyün muhafısızıdır kendisi madende taşa dönenlerden biri ”

Otmar devasa bir kahkaha attı ve Kael’in ne olduğunu anlamasına fırsat vermeden onu belinden kavradığı gibi tek hamlede omzuna aldı

Kael şaşkın bir halde Otmar’a seslensede Otmar onu dinlemeyip şölen ateşinin tam ortasına, yüksek bir platformun üzerine götürdü ve.elindeki büyük kadehi havaya kaldırarak tüm köy halkına bağırdı:

"Hey millet! Kulaklarınızı bana verin! Bugün nefes alabiliyorsak ve ailelerimize sarılabiliyorsak bunu efsanevi Usta Grimm’e ve omzumda duran bu genç aslana borçluyuz! Bu çocuk, canını ortaya koyup bizleri o lanetten kurtardı! Köyümüzün gerçek kahramanı, Kael adına kadehlerimizi kaldırıyoruz!

“Yaşasın Kael!"

"YAŞASIN KAEL!" diye hep bir ağızdan Bağırdı tüm kasaba halkı.

Kael, insanların ona sevgiyle tezahürat etmesiyle hayatının en güzel ve en sıcak gecelerinden birini geçirmişti. Üzerindeki o melezliğin getirdiği kasvet, köylülerin bu saf neşesiyle tamamen eriyip gitmişti.

Gece yarısını geçip şölen bittiğinde, kasaba halkı evlerine çekilmişti. Kael ve Grimm, görevlerini tamamlamış olarak gecenin sessizliğiyle birlikte köyden ayrıldılar.ve orman yolunda omuz omuza yürümeye başladılar.

"Güzel iş çıkardın Kael. Bugün o insanları kurtararak sadece bir görevi tamamlamadın, bir savaşçının taşıması gereken en büyük erdemi ve merhameti gösterdin."

“Sen olmasaydın bu görevi tamamlayamazdım usta her şey için teşekkür ederim…”

Kısa süren bir sessizliğin ardından Grimm Kael’e dönüp sordu”

“Bu arada kael ne yapmayı düşünüyorsun kendine bir hedef belirledin mi?”

"Annem…"

"Annem şu an ağır bir lanetin pençesinde. Benim bu hayattaki en büyük hedefim, annemi kurtarmak. Ne kadar güçlü olmam gerekirse gereksin, damarlarımdaki bu melez gücü sonuna kadar kontrol etmeyi öğreneceğim. Annemi o lanetten kurtarıp, ailemi yeniden bir araya getirene kadar durmayacağım."

Grimm, Kael’in gözlerindeki inancı gördüğünde hafifçe gülümsedi. Elini Kael’in omzuna koydu ve hafifçe sıktı.

"o laneti alt edeceğine, inancım tam. Sen sıradan bir çocuk değilsin. Karşına ne kadar büyük bir karanlık çıkarsa çıksın, o duvarı yıkıp geçecek güce sahipsin. Kendine güvenmeyi asla bırakma, evlat."

Kael, ustasının bu sert ama destek dolu sözleriyle teselli olmuş gibiydi.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı