insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Bölüm Resmi

"150 Milyon Aureon mu?!"

Salondaki gürültü bir anda çığırından çıkmıştı. Doğu Krallığı’nın en nüfuzlu soyluları ve zengin tüccarları öfkeden kıpkırmızı kesilmiş en ön sırada oturan maskeli gence bakıyorlardı.

"Bu velet de kim?!”

“Krallıkta bu kadar parayı masaya sürebilecek tek bir hane tanımıyoruz!”

“Maskesini indirin!"

Salonda tehditkar sesler yükselmeye başlamıştı.

Tam o sırada, salonun yan tarafındaki kadife perdeleri aralayarak Mezat Başkanı Garyon alana adım attı ve kürsünün yanına yürüdü.

"Sessizlik!"

"Mezatımızın kuralları yüzyıllardır aynıdır. Parası ödenen her ürün, alan kişinin mutlak mülkiyetine geçer. Bu beyefendi teklifini yapmış ve kimse üzerine çıkmamıştır bu yüzdende ejderha yumurtası onundur! Burada kuralları sorgulamak kimsenin haddine değil!"

Mezat başkanının bu çıkışı üzerine soylular daha fazla olay çıkarmamak için homurdanarak salonu terk etmeye başladılar.

Mezat bittiğinde Kael, salondaki kalabalığa aldırmadan mezatın mal teslim ve alım yerine doğru ilerledi. Garyon, onu bekliyordu.

"Önce para, genç.".

"150 Milyon Aureon’un 75 milyonunu, az önce burada sattığınız gök kristali asanın bedelinden tahsil etmenizi istiyorum,"

Garyon başını salladı. "Pekala, bu hakkın var. Peki ya geri kalanı?"

Kael bir an duraksadı. Zihninden hızla alternatifleri geçirirken boyutsal yüzüğüne odaklandı. O sırada aklına, daha önce öldürdüğü iki yüksek seviyeli yaratığın çekirdeği geldi. Sadece yüksek seviye yaratıklardan düşen, içlerinde onların saf ruh enerjisini barındıran bu mücevherimsi taşlar krallıkta paha biçilemezdi. Kael, öldürdüğü Echidmer ve Anul adlı iki korkunç yaratığın çekirdeklerini yüzüğünde koz olarak saklıyordu.

"Bay Garyon…"

"Elimde iki adet yüksek seviye yaratık çekirdeği mevcut. Bunların değeri, kalan miktarı kapatmaya yeter mi?"

"Yaratık çekirdeği mi?" Garyon’un gözleri merakla parladı.

"Göster bakalım, elinde neler var."

Kael, boyutsal yüzüğünden biri zümrüt yeşili, diğeri ise kor kırmızısı renginde parıldayan, avuç içi büyüklüğünde iki yuvarlak yaratık çekirdeği çıkardı. Taşların yaydığı saf ışık Garyon’un yüzüne vurduğunda, adam şaşkınlıktan bir adım geri çekildi.

"Bunlar!..."

Garyon hemen yanındaki bilirkişiye işaret etti.

"Şu çekirdeklere bir bak, ne düşünüyorsun?"

Bilirkişi merceğini gözüne takıp taşları inceledi ve saniyeler sonra heyecanla Garyon’a döndü:

"Efendi Garyon... Bunlar en az C seviye yaratıklara ait çekirdekler! Sadece bir tanesinin piyasa değeri en az 40 Milyon Aureon eder!"

Garyon bu miktarı duyduğu an odada büyük bir kahkaha patlattı.

"Ha ha ha! Evlat, her zaman beni şaşırtacak şeyler çıkartmayı başarıyorsun! Seninle ticaret yapma işini gerçekten çok sevdim."

Garyon Elini Kael’e doğru uzattı.

"Gelecek mezatlarda seninle daha çok iş yapmak, daha büyük paralar döndürmek isterim."

Kael de elini uzatarak Garyon’un elini sıktı.

"Tabii ki Bay Garyon. Bu arada, benim acil halletmem gereken bazı önemli işlerim var. Yumurtayı alıp bir an önce gitmem gerekiyor."

"Elbette."

Garyon, ejderha yumurtasını Kael’e teslim etti. Kael, devasa ejderha yumurtasını dikkatlice boyutsal yüzüğünün içine yerleştirdi ve mezat alanından hızlıca uzaklaşarak limanın dışındaki karanlık ormana doğru koşmaya başladı.

Ormanın derinliklerine doğru ilerlerken, Grosolun’un sesi zihninde yankılandı:

“Büyükbaban Vaelmon’un sana verdiği o asayı öylece satmanda gerçekten bir sakınca yok mu çocuk?”

Kael koşmayı bırakmadan cevap verdi

“Merak etme Grosolun. Onlara bendeki asanın birebir kopyası olan, sadece camdan yapılma sahte bir asa verdim. Gerçek olan asa hala boyutsal yüzüğümün en güvenli köşesinde duruyor.”

“Düşündüğümden çok daha kurnaz ve sinsiymişsin, çocuk... Seni takdir ettim.”

Kael arkasından gelen sesleri duyduğunda aniden durdu ve hızla arkasını döndüğünde, üzerlerinde az önce mezat salonunda gördüğü o zengin kıyafetleri olan bir grup insanı gördü.

"Siz de kimsiniz!?"

yüzündeki kibirli gülümsemeyle Öne doğru bir adam çıktı.

"Ah, amacım seni gizlice takip edip ürkütmek değildi. İsmin Rosvil’di, değil mi?"

Kael şok içinde kalmıştı.

“Bu adam benim gizli ismimi nasıl bilebilir? adımı sadece mezat başkanı Garyon biliyordu. Lanet herif, beni anında satmış!”

"Merak etme, Rosvil," dedi soylu adam, ellerini iki yana açarak.

"Buraya seninle kavga etmeye ya da kan dökmeye gelmedik. Az önce o çılgın fiyata satın aldığın şu ejderha yumurtasını bize olay çıkarmadan teslim et. Hatta sana zararın için tam 100 Milyon Aureon kadar nakit ödeme yaparım. Sonra da birbirimizi hiç görmemiş gibi davranalım ve yolumuza devam edelim. Ne diyorsun, genç dostum?"

Kael gözlerini kısarak soylunun arkasındaki adamlara baktı

“Grosolun... Şu soylu adamın yanında tam 3 tane 6. halka, 2 tane de 7. halka koruma var. Üstesinden gelebilir miyiz sence?”

“Bana bırak çocuk. Geri çekil!”

"Kendi kendine ne konuşuyorsun öyle? Yoksa o yumurtayı bize vermeyecek misin? Bak, ben anlayışlı bir insanımdır ama sabrımın zorlanmasından hiç hoşlanmam!"

Tam o saniyede, Kael’in sırtındaki gölgeler devasa bir girdap gibi dönmeye başladı. siyah bir mana patlamasıyla birlikte Grosolun, devasa ejderha formuyla Kael’in önünde belirdi! Orman, ejderhanın yaydığı o ilahi baskıyla adeta sallanıyordu.

Soylu adam ve arkasındaki o yüksek halka korumalar, karşılarında duran ejderhayı gördüklerinde adeta dillerini yuttular.

"B-bu.... GERÇEK BİR EJDERHA!"

"Canını seven Kaçsın!"

Diye haykırdı soylu adam. Kibirli duruşundan eser kalmamıştı. Arkasına bile bakmadan, pelerinini havaya savurarak korumalarıyla birlikte ormanın derinliklerine doğru kaçmaya başladılar.

Kael, arkalarından yükselen toz bulutuna bakarak rahatlamış bir şekilde nefes aldı.

"Sorun çıkarmadan, kolayca gittiklerine gerçekten sevindim,"

Grosolun, tekrar kendi boyutuna geri döndü.

“Peki şimdi bu yumurta ile ne yapacağız, Grosolun?”

“Önce buradan tamamen uzaklaşalım, çocuk,”

Kael, mezat bölgesinden ve limandan kilometrelerce uzağa, Doğu Krallığı’nın sınırındaki ıssız, kayalık bir alana kadar durmaksızın koştu. Kimsenin olmadığından emin olduğunda açık bir alanda durdu.

“Şimdi yumurtayı mühür yüzüğünden çıkar, çocuk.”

Kael, yüzüğüne odaklanarak devasa şimşek desenli yumurtayı yere bıraktı. Ancak elini yumurtanın üzerinden çekerken bir gariplik fark etti.

"Grosolun... Bu yumurta normalde de bu kadar soğuk muydu?

“Geri çekil çocuk Ona biraz ejderha manası aktaracağım!”

"T-tamam,"

Kael hızla birkaç adım geri çekildi. Grosolun, devasa gövdesiyle dışarı çıktı. Ağzını yavaşça yumurtaya doğru yaklaştırdı ve sıcak nefesini yumurtanın üzerine doğru hafifçe üflemeye başladı.

Nefes yumurtaya değer değmez, üzerindeki şimşek desenleri parlamaya başladı.

"Yumurta!... Yumurta çatlamaya başladı, Grosolun! Onu çatlattın!" diye bağırdı Kael heyecanla.

“Sakin ol çocuk!”

Yumurta yavaşça, çatlamaya başladığında bir anda gökyüzü karardı ve yumurtanın tam tepesine bir yıldırım düştü!

Yıldırım doğrudan yumurtanın üzerine çarptığında oluşan şok dalgası Kael’i havaya fırlattı ve genç adam geriye doğru uçtu.

"Öhö... Öhö..."

Kael, dumanların arasından doğrulmaya çalıştı.

"Grosolun! Yumurta iyi mi?"

Yıldırımın çarptığı yerdeki yoğun toz ve duman bulutu yavaşça dağılmaya başladığında, Kael gördüğü manzara karşısında donakalmıştı. Yumurtanın kabuklarının arasında, yerde yatan, üzerinde sadece hafif beyaz kumaşlar olan küçük bir kız çocuğu duruyordu!

Kael hızla yerinden fırlayıp çocuğun yanına doğru koştu. Yakından baktığında, küçük kızın arkasında renkli pullarla kaplı bir kuyruk ve başının üstünde ise henüz tomurcuk halinde duran iki adet küçük boynuzu olduğunu gördü!

Kız çocuğu, etrafına küçük elektrik kıvılcımları saçarak, parıldayan sarı gözlerini yavaşça açtı. Tam başının üstünde ona bakan Kael’i gördüğünde, önce şaşkın bakışlarla etrafındaki kayaları, sonra da Kael’i inceledi.

Kael, şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacaktı.

"Grosolun... Bir ejderha yumurtasının içinden insan formunda bir çocuk çıkması normal mi?"

“Bu çocuk, Fırtına Ejderi’nin soyundan gelen bir Ejderimsi. Onu ne pahasına olursa olsun ait olduğu yere, Vykaris Dağları’na götürmeliyiz.”

"Ait olduğu yer mi? Grosol—"

Kael daha sözünü bitiremeden, yerdeki yarı ejder küçük kız çocuğu bir anda inanılmaz bir hızla yerinden fırladı ve küçük kollarını Kael’in boynuna dolayarak ona sıkıca sarıldı!

"BABA!!"

"N-ne?! Hayır, hayır! Dur bir dakika, ben senin baban değilim!"

Küçük kız kafasını Kael’in göğsüne daha da sürterek inatla bağırdı:

"BABA!!!"

Kael çaresizlik içinde kafasını arkaya çevirip Grosolun’a baktı.

"Grosolun, bir şeyler yap! Beni babası sanıyor!"

Grosolun, devasa, başını küçük kıza doğru yaklaştırdı. Ancak yarı ejder çocuk, Grosolun’u gördüğü an hiç korkmadı; aksine Kael’in boynunu bırakıp neşeyle havaya zıpladı ve doğrudan Grosolun’un o devasa burnuna sarıldı!

"DEDE!!"

Kael, "Dede" kelimesini duyduğu an kahkahalar atarak kendini yere fırlattı.

"Ha ha ha ha! Grosolun... Ha ha ha! İnanamıyorum, sana dede diyor! Koskoca kadim ejderha dede oldu! Ha ha ha!"

Grosolun, burnuna yapışmış küçük kızı hafifçe sallayıp Kael’e doğru ölümcül bir bakış attı, yüzü iyice asılmıştı.

“Kes sesini çocuk! Komik değil! Derhal şunu üzerimden al!”

ancak küçük kız "Dede!" diyerek onun pullarını sevmeye devam ediyordu.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı