insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Masanın etrafındaki bütün konsey üyeleri aynı anda ayağa kalktılar. Salondaki hava artık tamamen değişmişti.

Bilge Eldrin telaşla maskeli adama döndü.

"E-efendim... Size bu melez çocuğun sıradan biri olmadığını söyleyecektim ama beni dinlemediniz. Onun içinde..."

Bilge Eldrin cümlesini tamamlayamadı.

Kael'in bedeninden yükselen Siyah dumanların içinden görkemli bir siluet ağır ağır belirirken salondaki herkes istemsizce geri çekildi.

Kadim bir ejder...

Mor renginde parlayan gözleri ve bütün salonu ezip geçen korkunç aurasıyla Grosolun, Kael'in bedeninden çıkarak herkesin karşısında duruyordu.

O an Bilge Eldrin'in dizlerinin bağı çözüldü.

Yıllardır konseyin en saygın bilgesi olarak görülen yaşlı adam, en ufak bir tereddüt göstermeden Grosolun'un önünde diz çöktü.

"Y-Yüce Ejder... Lütfen beni affedin. Ben yalnızca..."!

Grosolun yalnızca parmağını şıklattı.

Görünmez bir kuvvet Bilge Eldrin'i boğazından yakalamış gibi havaya kaldırdı!

Yaşlı bilge büyük bir gürültüyle taş duvara çarptı. Kalın taş duvar paramparça olurken Eldrin parçalanan duvarın içinden yere doğru savruldu. Ağzından fışkıran kan, taş zemini kırmızıya boyamıştı.

Grosolun ona ikinci kez bile bakmadı.

"Kendi soyunu, birkaç kırıntı güç uğruna düşmanına satan bir adamın benim gözümde ölü bir bedenden hiçbir farkı yoktur. Bana merhamet dilenmeden önce, ihanet ettiğin insanlardan af dilemen gerekirdi."

Bu sözlerden sonra salondaki bütün konsey üyeleri korkuyla maskeli adamın arkasına çekildi. Birkaç dakika öncesine kadar Kael ile Olivia'yı kuşatan muhafızlar bile istemsizce geri adım atmıştı.

Grosolun ağır ağır yürümeye başladı.

Her attığı adımda taş zemin çatlıyor, salonun içindeki mana dalgalanıyordu.

Mor parlayan gözlerini doğrudan maskeli adama dikti.

"Sen..." dedi soğuk ve küçümseyici bir sesle.

"Maskenin ardına saklanman hiçbir şeyi değiştirmiyor. bedeninden yayılan o iğrenç iblis manasını hissedebiliyorum. Kokuşmuş soyunu gizleyebileceğini sanacak kadar kendine güvenmen, doğrusu beni hayal kırıklığına uğrattı."

Maskeli adam birkaç saniye boyunca Grosolun'un gözlerinin içine baktı.

"Demek sonunda beni fark eden biri çıktı."

Adam, İki eliyle yüzündeki maskeyi kavradı ve ağır bir şekilde çıkardı.

Maskenin yere düşmesiyle birlikte Kael ile Olivia'nın gözleri aynı anda büyüdü.

Karşılarında duran kişi...

Bir insan değildi.

Simsiyah boynuzları, altın renkli gözbebekleri ve yüzünü kaplayan koyu damarlarıyla gerçek bir iblis bütün ihtişamıyla karşılarında duruyordu.

Kael şaşkınlığını gizleyemedi.

"İmkânsız... Baştan beri yanımızdaydı. Mana algımla onu sürekli takip ettim ama en ufak bir iblis manası bile hissedemedim. Böyle bir şeyi nasıl başarabilir?"

Grosolun bakışlarını iblisten ayırmadan cevap verdi.

"Çünkü karşındaki sıradan bir iblis değil çocuk. Mana gizleme konusunda son derece ustalaşmış üst düzey bir iblisle karşı karşıyasın. Eğer kendi isteğiyle maskesini çıkarmasaydı, bu salondaki hiç kimse gerçek kimliğini öğrenemezdi."

İblis hafifçe gülümsedi.

"Yüce Ejder Grosolun demek... Görüyorum ki iblisler hakkında sandığımdan çok daha fazla bilgi sahibisin."

İblisin pelerini parçalanırcasına iki yana açıldı.

Birinci kanat...

Ardından ikinci...

Sonra üçüncü...

Yeraltı salonunun tamamı devasa siyah kanatların gölgesi altında kalmıştı.

Altı kanat...

Kael ile Olivia gördükleri manzara karşısında şok içinde kalmışlardı.

Olivia istemsizce birkaç adım geri çekildi. Gördüğü manzara karşısında sesi bile titriyordu.

"Bu... Bu mümkün olamaz... Altı kanatlı bir iblis... Böyle bir varlığın burada ne işi olabilir?!"

Olivia konuşmaya devam ederken İblis bir anda ortadan kayboldu.

Ne Kael ne Olivia ne de konsey üyeleri onun hareketini görebilmişti.

Bir sonraki anda...!

Yeraltı salonunda yankılanan metal sesiyle birlikte kıvılcımlar dört bir yana saçıldı.

Kael başını yavaşça çevirdiğinde, boğazına yalnızca birkaç milimetre uzaklıkta duran simsiyah bir kılıç gördü.

Kılıç ilerleyemiyordu.

Çünkü Grosolun, kılıcın keskin ağzını çıplak eliyle tutmuştu.

Ne avucunda bir kesik vardı...

Ne de en ufak bir zorlanma belirtisi.

Sanki tuttuğu şey keskin bir kılıç değil de sıradan bir oyuncaktı.

"Tüh..."

"Tam da melez çocuğun başını tek hamlede alacaktım. Doğrusu bu kadar hızlı tepki vereceğini beklemiyordum."

"Kael!"

Olivia panikle öne atılacakken Grosolun elini hafifçe kaldırarak onu durdurdu.

"Geri çekil çocuk."

Kael bir an tereddüt etse de Grosolun'un sesindeki ciddiyeti hissedince Olivia'yı da yanına alarak birkaç adım geriye çekildi.

İblis ise tek bir sıçrayışla geri uzaklaştı.

Kılıcını ustalıkla elinde birkaç kez çevirdikten sonra omzuna yasladı yüzünde ise alaycı bir tebessüm vardı.

"Benim kılıcımı çıplak eliyle durdurabilecek kişi sayısı bu dünyada yok denecek kadar azdır. Adının hakkını gerçekten veriyorsun, Yüce Ejder Grosolun."

Grosolun'un yüz ifadesi değişmedi.

Mor gözleri iblisin üzerine kilitlenmişti.

"Sana tek bir soru soracağım İblis!"

"Fırtına Soyu'na ait ejderimsi yumurtasını neden ortadan kaldırmak istedin? İ

İblis birkaç saniye boyunca sessiz kaldı.

Ardından kahkaha atarak başını geriye attı.

"Neden mi?" dedi alaycı bir ifadeyle.

"Bunun cevabını benden çok sen biliyor olmalısın. Yoksa gerçekten bütün o yaşananları unuttun mu?"

İblis konuşmaya devam etti.

"Yüzyıllar önce Fırtına Ejderi Fulminar, İblis Diyarı'nı kana buladı. Şehirlerimiz yandı, ordularımız parçalandı, sayısız iblis onun tek başına açtığı felaketin içinde can verdi. O günden sonra Fulminar'ın adı bizim dünyamızda korkuyla anılır oldu. Bugün bile iblisler onun adını duyduklarında istemsizce irkilirler. Böyle bir canavarın soyundan yeni bir yavru doğduğunu öğrendiğim anda yerimde durmamı mı bekliyordun?"

Grosolun derin bir nefes verdi.

"İntikam almak istiyorsan çok geç kaldın. Fulminar bu topraklardan ayrılalı uzun zaman oldu. Onun günahını, daha dünyaya yeni gözlerini açmış bir yavruya yüklemek acizlikten başka bir şey değil!"

İblis omuz silkerek alaycı bir şekilde gülümsedi.

"Fulminar gitmiş olabilir..."

"Ama soyu yaşamaya devam ediyor. Tapınakta yeni bir yumurtanın ortaya çıktığını öğrendiğim anda fırsatı kaçırmak istemedim. Neyse ki ejderimsiler bu konuda bana fazlasıyla yardımcı oldular. Birkaç fısıltı, biraz güç vaadi, biraz da kibir... Hepsi bu kadar. Geri kalanını onlar kendi elleriyle yaptı. Güç ve makam hırsı, en bilge görünen insanların bile gözlerini kör etmeye yetiyor."

Grosolun dişlerini sıktı.

"Kendi soylarını koruyacaklarına, birbirlerinin kuyusunu kazmayı tercih eden İşe yaramaz aptallar..." diye homurdandı.

İblis hafifçe güldü.

"Öyle değil mi Yüce Ejder? Aslında hepsi birer çöpten ibaret."

"Bak ne diyeceğim. Sana bir teklifim var..."

"Bana katıl."

"Fulminar'ın soyundan geriye kalan her şeyi birlikte yok edelim. İntikamımı almama yardım et, ben de yarım kalan işimi tamamlayayım. Karşılığında ise arkandaki iki çocuğun hayatına dokunmayacağıma kendi adım üzerine söz veriyorum."

Yeraltı salonu sessizliğe gömüldü.

Bütün gözler...

Grosolun'un vereceği cevaba çevrilmişti.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı