insider crow

Paylaş, Sohbet Et, Eğlen!

Chat Space ile topluluğa katıl, eğlenceye ortak ol, yeni bağlantılar kur!

Bölüm Resmi

Sarayın üzerinde yeniden gece hüküm sürüyordu.

Kırılan camlar çoktan yenilenmiş, koridorlar temizlenmiş, görevli muhafızlar değiştirilmişti. Sarayın içinde dolaşan tek söylenti ise herkesin aynı cümleyi tekrarlamasına neden oluyordu; Raeya'ya saldıran suikastçı, çatışmanın ardından karanlıktan faydalanarak kaçmayı başarmıştı.

Plan kusursuz ilerliyordu.

Bu yalan yalnızca saray halkına değil, konsey üyelerine de ulaştırılmıştı. Rivashes, gerçeği kendisi dışında yalnızca Kael, Olivia ve operasyon için seçtiği birkaç kişiye emanet etmişti. Bilge Eldrin ise gün boyunca her zamanki gibi davranmış, konsey toplantısına katılmış, diğer bilgelerle sohbet etmiş ve gün batımından kısa süre önce odasına çekilmişti. Dışarıdan bakıldığında yaşlı bilgenin tavırlarında en ufak bir değişiklik yoktu.

Sarayın kuzey kulesinin gölgesinde, karanlığın içine tamamen karışmış dört siluet sessizce bekliyordu. Kael, kule duvarına yaslanmış halde gözlerini kapatmıştı. Mana algısı, görünmez bir ağ gibi bütün sarayın üzerine yaymıştı. Koridorlarda nöbet tutan muhafızlardan mutfakta çalışan hizmetkârlara kadar her canlıyı tek tek hissedebiliyordu. Bu kadar geniş bir alanı uzun süre taramak büyük bir zihinsel yük oluşturuyordu ama Kael istifini bozmadan beklemeye devam etti.

Olivia, uzun süren sessizliğin ardından dayanamayarak alçak bir sesle konuştu.

"Yaklaşık bir saattir aynı yerdeyiz. Bilge Eldrin odasına girdiğinden beri tek bir olağan dışı hareket bile yapmadı. Açıkçası onun bu kadar sabırlı davranacağını düşünmemiştim. Eğer gerçekten bütün bunların arkasındaki kişi oysa, neden hâlâ hiçbir girişimde bulunmuyor?"

Kael gözlerini açmadan cevap verdi.

"Çünkü acele eden insanlar yakalanır, Olivia. Eğer Orton'un anlattıkları doğruysa, Eldrin bu planı günler içinde değil, belki de aylar boyunca hazırladı. Böyle bir adam kolay kolay paniğe kapılmaz. Önce etrafını gözlemler, insanların tepkisini ölçer, ardından harekete geçer.

Kael'in söylediklerinde haklılık payı vardı. Bu operasyon kılıçların konuşacağı bir savaş değil, kimin daha uzun süre hata yapmadan bekleyebileceğinin sınanacağı sessiz bir mücadeleydi.

Dakikalar geçmeye devam etti.

Sarayın avlusunda devriye gezen muhafızlar vardiyalarını değiştiriyor, kulelerdeki nöbetçiler yerlerini alıyordu

Tam o sırada...

Kael'in kaşları hafifçe çatıldı.

Gözleri bir anda açıldı ve bakışları sarayın doğu kanadındaki yaşlı bilgelerin kaldığı kuleye çevrildi.

"Eldrin hareket etti."

"Odasından çıktı. Koridor boyunca tek başına ilerliyor ve davranışları tamamen doğal.”

"Onu takip etmeye hemen başlayalım mı? Aramızdaki mesafe fazla açılırsa gözden kaybedebiliriz."

"Hayır. Tam aksine, şu an yapacağımız en büyük hata peşine takılmak olur. Bilge Eldrin dört yüz yıldan uzun süredir yaşayan biri. Eğer gerçekten bu komplonun merkezindeyse, arkasında iz bırakmadan hareket etmeyi çok önce öğrenmiştir. Büyük ihtimalle ilk işi, takip edilip edilmediğini anlamaya çalışmak olacaktır. Biz onun bizi fark etmesini değil, kendisini tamamen güvende hissetmesini istiyoruz."

Tam bu sırada kulelerin arasında dolaşan rüzgâr yön değiştirdi. Kael, mana algısındaki hareketleri dikkatle takip etmeyi sürdürürken yaşlı bilgenin sarayın ana koridorlarından geçerek avluya indiğini hissetti. Eldrin ağır adımlarla yürüyordu. Yoluna çıkan muhafızlara her zamanki gibi selam veriyor, karşılaştığı hizmetkârlara tebessüm ediyor, hatta bahçedeki yaşlı bir bahçıvanla birkaç cümle sohbet edecek kadar rahat davranıyordu.

"Ne yaptığını anlamıyorum. Gerçekten suçlu biri gibi davranmıyor."

Kael'in bakışları Eldrin'in üzerinden ayrılmadı.

Eldrin, sarayın bahçesindeki taş yolu takip ederek yavaşça ilerlemeye devam ediyordu.

Onu uzaktan gören herhangi biri, uykusu kaçmış yaşlı bir adamın gece yürüyüşüne çıktığını düşünürdü.

Kael ise aynı sakinliğini koruyordu.

Mana algısını, Eldrin'in etrafından bir an bile ayırmıyordu. Aralarındaki mesafe oldukça fazlaydı. Ne Olivia ne de iki seçkin muhafız yaşlı bilgeyi çıplak gözle görebiliyordu. Onlar yalnızca Kael'in yönlendirmelerine güvenmek zorundaydı.

"Gerçekten onu görebiliyor musun?"

Kael gözlerini Eldrin'in bulunduğu yöne dikmeye devam etti.

"Hayır. Artık görüş alanımızın dışında kaldı. Onu gözlerimle değil, manasıyla takip ediyorum. Şu an kuzey bahçesini geçti ve kutsal anıtların bulunduğu meydana doğru ilerliyor. Adımlarını özellikle yavaş tutuyor. Ya gerçekten düşünceli bir yürüyüş yapıyor... ya da fark edilmeden etrafını kontrol ediyor."

Olivia, Kael'in bu kadar geniş bir alanı hissedebilmesine hâlâ alışamamıştı. Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi. Ardından aklına takılan soruyu sormadan edemedi.

"Eğer bizi hissederse ne olacak? Sonuçta sen de mana kullanıyorsun."

"Mana algılamak ile manayı dışarı salmak aynı şey değildir. Şu ana kadar bizi fark ettiğine dair en ufak bir belirti göstermedi."

Rivashes'in seçtiği muhafızlardan biri, bulunduğu gölgenin içinden dikkatle etrafı süzdü.

"Efendim, Bilge Eldrin sarayın dışına çıkarsa peşinden gitmeye devam edecek miyiz? Dağın eteklerine indiğimiz anda saklanabileceğimiz yerler oldukça azalacak."

Kael cevap vermeden önce birkaç saniye düşündü. Gözlerini kapattı ve Eldrin'in hareketlerini yeniden takip etti. Yaşlı bilge hâlâ aynı tempoda yürüyordu. Ne hızlanıyor ne de yönünü aniden değiştiriyordu.

"Hayır."

“Sarayın dışına çıktığı anda mesafeyi daha da açacağız. Bu operasyonun amacı onu kaybetmemek değil, onun bizi fark etmesini engellemek. Gerekirse birkaç dakikalığına gözden kaybolmasına bile izin verebiliriz. Çünkü gerçekten gizli bir buluşmaya gidiyorsa, peşinde birilerini hisseder hissetmez rotasını değiştirecektir."

"Eldrin durdu."

"Nerede?"

"Kutsal Fırtına Anıtı'nın önünde."

"Bu saatte orada ne işi olabilir?"

Kael cevap vermedi.

Mana algısıyla hissettiği görüntü, düşündüğünden farklıydı.

Bilge Eldrin anıtın önünde sessizce durmuş, başını gökyüzüne kaldırmıştı. Yaklaşık yarım dakika boyunca hiç kıpırdamadı. Ardından bastonunu iki eliyle kavrayıp diz çöktü.

Olivia şaşkınlıkla Kael'e baktı.

"Dua mı ediyor?"

"Bilmiyorum..."

"Ama bu davranışın doğal olmadığını hissediyorum."

Eldrin birkaç dakika boyunca aynı şekilde diz çökmeye devam etti. Ardından yavaşça ayağa kalktı, cüppesinin tozunu silkeledi ve hiçbir şey olmamış gibi yürümeye devam etti.

"Galiba gerçekten sadece dua ediyormuş."

Kael ise tam tersini düşünüyordu.

"Hayır..."

“Beni rahatsız eden başka bir şey var."

"Başka bir şey mi? Nedir?"

"Anıtın önünde durduğu kırk üç saniye boyunca..."

"...çevresindeki mana tamamen kayboldu."

"Mana mı kayboldu?"

"Evet."

"Sanki biri bulunduğu bölgeyi dış dünyadan tamamen izole etti.”

Kael birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra yavaşça ayağa kalktı.

"Gidiyoruz."

Olivia şaşkınlıkla ona baktı.

"Anıta mı?"

"Evet. Eğer tahmin ettiğim şey doğruysa..."

"...Bilge Eldrin bize ilk ipucunu farkında olmadan bırakmış olabilir."

Bilge Eldrin, kutsal anıtın önünden ayrıldıktan sonra yürüyüşünü aynı ağır tempoyla sürdürmeye devam etti. Yaşlı bilge ara sıra durup sarayın yüksek surlarına ya da ay ışığı altında parlayan dağ zirvelerine bakıyordu.

Ancak Kael'in zihninde bambaşka düşünceler dolaşıyordu.

Mana algısı hâlâ Eldrin'in üzerindeydi. Yaşlı bilgenin attığı her adımı ve çevresindeki en küçük değişimi dikkatle takip ediyordu. Tam o sırada Kael'in mana algısında küçük bir dalgalanma oluştu.

Yaşlı bilge, sarayın kuzey bahçesinden ayrılmış ve konsey üyelerine ayrılan taş konutların bulunduğu bölgeye yönelmişti. Attığı adımlar hâlâ sakindi. Ne arkasına dönüyor ne de telaşlı davranıyordu. Fakat birkaç saniye sonra beklenmedik bir şey yaptı.

Eldrin, kendi odasına gitmek yerine yolunu değiştirerek uzun yıllardır kullanılmayan eski arşiv binasının önünde durdu.

Rivashes bunu fark edince kaşlarını çattı.

"Orası yıllardır kapalı… Yanlış hatırlamıyorsam konsey kayıtlarının yeni kütüphaneye taşınmasından sonra kimse o binayı kullanmıyordu."

"Resmî kayıtlara göre bina yaklaşık elli yıldır kullanılmıyor. Fakat..."

Rivashes konuşurken Kael bir gariplik farkedip araya girdi.

"Kapının önünde iki farklı mana izi hissediyorum. Biri Eldrin'e ait... diğeri ise daha önce sarayda hiç hissetmediğim kadar yabancı birisine."

“yabancı mana uzun süredir aynı noktada bekliyor. Eğer gerçekten içeride biri varsa, bugün ilk kez bizi doğrudan bu komplonun merkezine götürecek bir ipucuyla karşı karşıya olabiliriz."

Kael yavaşça çömeldi ve bulunduğu gölgeden binayı incelemeye başladı.

"Buradan sonrasını çok dikkatli yürüteceğiz. Olivia, sen benimle gel. Önce içeride gerçekten kaç kişi olduğunu ve ne konuştuklarını anlamaya çalışalım.”

Kael ile Olivia, eski arşiv binasına doğru yavaşça ilerlemeye başladılar.

Eski arşiv binasının önüne ulaştıklarında Kael elini kaldırarak herkesin olduğu yerde durmasını işaret etti. Gecenin sessizliği hâlâ bozulmamıştı. Çevrede en ufak bir hareket yoktu. Dışarıdan bakıldığında bina yıllardır terk edilmiş gibiydi; pas tutmuş zincirler, örümcek ağları ve çürümüş ahşap kapı bu görüntüyü kusursuz bir şekilde tamamlıyordu.

Kael ise gördüğü hiçbir şeye güvenmiyordu.

Yavaşça kapıya yaklaştı, avucunu eski ahşabın üzerine koydu ve gözlerini kapattı. İnce bir mana dalgası, kimsenin hissedemeyeceği kadar dikkatli bir şekilde kapının üzerinden, duvarlardan ve zeminden geçerek bütün yapıyı dolaştı. Yaklaşık yarım dakika boyunca Kael tek kelime etmedi. Gözlerini yeniden açtığında yüzündeki sakin ifade, içeride beklediğinden çok daha ilginç bir şey bulduğunu gösteriyordu.

Olivia sessizliği bozmamaya çalışarak alçak bir sesle konuştu.

"Kael… Ne hissettin?"

Kael gözlerini binanın karanlık pencerelerine çevirdi.

"Çok garip binanın içinde kimse yok. Sadece çok zayıf da olsa birbirine karışmış mana izleri var. En az beş ya da altı farklı kişiye aitler ve hiçbiri birbirine benzemiyor. Eğer tahminim doğruysa burası yalnızca bir buluşma noktası. Asıl toplantı binanın altında yapılıyor."

"O halde vakit kaybetmeden içeri girmememiz lazım."

Kael onunla birlikte gelen muhafızlara doğru dönerek bir konuşma yaptı

"Buradan sonrasını en ufak bir hataya yer bırakmadan ilerleteceğiz. Siz ikiniz bulunduğunuz konumu terk etmeyin. Eğer yarım saat içinde geri dönmezsek ya da içeriden çatışma sesleri duyarsanız, kesinlikle aşağı inmeye çalışmayın. Doğrudan Lider Rivashes'e gidip haber verin. Bizim görevimiz gerçeği ortaya çıkarmak; sizin göreviniz ise bu bilginin ne olursa olsun lidere ulaşmasını sağlamak. İçeride kaç kişi olduğunu bilmiyoruz ve karşımızdaki insanların gücü hakkında elimizde hiçbir bilgi yok. "

İki muhafız aynı anda yumruklarını göğüslerine vurup başlarını eğdiler.

Kael son kez çevreyi kontrol etti.

Ardından iki eliyle demir ızgarayı yavaşça kaldırdı.

Altlarından yükselen karanlık taş merdivenler, onları bilinmeyene doğru davet ediyordu.




novebo yorum yok

İlk yorum yazan sen ol!


Henüz yorum yapılmadı