Rota yatağının üzerine bağdaş kurmuş oturuyor, elindeki Büyü Halkaları ve Teorik Temeller kitabını okuyordu Kapının açıldığını duyunca başını kaldırdı. Gözleri Kael'i gördüğü anda ise şok içinde donup kaldı.
Bir an gerçekten karşısındaki kişinin Kael olduğuna inanamadı. Elindeki kitap dizlerinden kayarak yere düştü.
"Kael!"
"Dostum, sen neredeydin? Bir haftadır ortalıkta yoksun!"
"Lyra resmen başımın etini yedi. Her gün gelip sana ne olduğunu soruyordu. Bir ara gerçekten başına kötü bir şey geldiğini düşünmeye başladık."
Kael cevap vermeye fırsat bulamadan Rota'nın bakışları sol koluna takıldı.
"Bir dakika..."
"Koluna ne oldu senin?"
Kael omzundaki çantayı yere bırakıp yatağına oturdu.
Rota da karşı yatağa oturdu. Gözlerini Kael'den ayırmıyordu.
Kael söze Maceracılar Loncası'ndan başladı. Loncaya nasıl katıldığını, aldığı ilk görevi, Yeraltı Mezatı'na kadar uzanan süreci ayrıntılarıyla anlattığında Rota'nın ağzı şaşkınlıktan açık kaldı.
"Nasıl yani…!"
"Sen bütün bu süre boyunca Maceracılar Loncası için görev mi yapıyordun? İnanamıyorum! Madem böyle bir şey vardı, neden bize daha önce tek kelime bile söylemedin?"
"Çünkü loncaya kendi adımla kayıt olmadım."
"Ne demek o?"
"Orada beni herkes Rosvil adıyla tanıyor."
"Rosvil mi?"
"Sahte isim mi kullanıyorsun?"
"Evet. Bazı nedenlerden dolayı sahte bir isim kullanmak zorunda kaldım."
"Ama neden? Bunu anlamıyorum."
"Gerçek kimliğini saklamak zorunda kalacak ne olabilir?"
Kael birkaç saniye sustu. Bu sırrı daha fazla kişiye açmak istemiyordu ama Rota'nın kendisine duyduğu güveni de karşılıksız bırakamazdı.
"Rota…"
"Bu konuyu şu an sadece ailem, Maceracılar Loncası Başkanı İvor ve şimdi de sen biliyorsun. Akademide gerçekten güvenebileceğim insan sayısı çok az. Bu yüzden senden bir ricam var."
Rota dikkatle onu dinliyordu.
"Şimdilik kimseye bundan bahsetme. Nedenini bugün açıklayamam ama zamanı geldiğinde sana her şeyi anlatacağım. Senden istediğim tek şey, o zamana kadar bana güvenmen."
Rota uzun süre hiçbir şey söylemedi. Sonunda derin bir iç çekip başını iki yana salladı.
"Sen gerçekten tuhaf bir adamsın Kael."
"Her kaybolduğunda hayatına yeni bir sır ekleniyor. Ne sakladığını hâlâ bilmiyorum ama bugüne kadar sana güvendiğim için hiç pişman olmadım. Bundan sonra da olmayacağımı umuyorum."
Kael hafifçe gülümsedi.
"Teşekkür ederim."
Rota bir anda aklına yeni bir şey gelmiş gibi parmağını kaldırdı.
"Bu arada, Lyra'nın yanına uğramayı unutma. Sen ortadan kaybolduğundan beri en çok oendişelenen oydu. Seni gördüğünde büyük ihtimalle önce kızacak."
"Evet..."
"Onunla da konuşmam gereken birkaç önemli konu var."
Sabahın ilk ışıkları akademinin yurt binası da yeniden hareketlenmeye başlamıştı. Kael üniformasını giydikten sonra sol kolunu saran beyaz bandajlara kısa bir an baktı. Neyse ki akademi üniformasının uzun kolları sargıları tamamen gizliyordu. Dışarıdan bakan biri kolundaki olağan dışı değişimi fark edemezdi.
Sınıfın kapısından içeri girdikleri anda ise Kael'i ilk fark eden kişi Lyra oldu. Daha birkaç saniye önce arkadaşlarıyla konuşan genç kız, Kael'i görünce olduğu yerde donup kaldı. Gözlerinde beliren rahatlama hissi öfkesinden bile daha belirgindi. Son bir haftadır her gün Rota'ya aynı soruyu sormuş, Kael'den en ufak bir haber alabilmek için fırsat kollamıştı. Şimdi karşısında sapasağlam durduğunu görünce hiç düşünmeden yanlarına koştu.
"Kael!”
"Bir anda ortadan kayboldun."
“Her gün yurda gidip Rota'ya seni sordum. Kimse nerede olduğunu bilmiyordu. Gerçekten başına kötü bir şey geldi sandım."
"Üzgünüm,"
"Bu kadar uzun süreceğini ben de tahmin etmiyordum."
"Bu bir mazeret değil!!
"Lyra kollarını göğsünde birleştirirken kaşlarını çattı.
Rota kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu.
"İnan bana, son bir haftadır bana da aynı şeyleri söyledi."
Sınıfın arka sıralarında oturan Revia ise tüm bu konuşmayı sessizce izliyordu. Her zamanki gibi ifadesiz görünmeye çalışsa da gözleri birkaç kez istemsizce Kael'in üzerinde durmuştu. Bir haftadır ortadan kaybolan çocuğun hiçbir açıklama yapmadan geri dönmesi onun da merakını uyandırmıştı. Fakat bunu belli edecek biri değildi. Sessizce pencereden dışarı bakmaya devam etti.
Olivia da yerini alırken Kael'e kısa bir bakış attı. Son günlerde yaşananların ağırlığını ikisi de taşıyordu. Yeraltı Mezatı, Ejder Diyarı, Fulminar ve Raeya... Sınıfta bulunan hiç kimse bu yolculuktan haberdar değildi.
Olivia, Kael'e verdiği sözü tutmuş, yaşadıkları tek bir olayı bile kimseye anlatmamıştı. Onların arasında geçen o yolculuk, şimdilik yalnızca ikisinin bildiği bir sır olarak kalmaya devam ediyordu.
Tam o sırada sınıfın kapısı sertçe açıldı.
Öğretmen Marlon ağır adımlarla içeri girdiğinde sınıftaki bütün uğultular bir anda sustu. Marlon elindeki kalın kitabı koltuğunun altına sıkıştırmış, her zamanki sert ifadesiyle sınıf kürsüsüne doğru yürümeye devam ediyordu.
Rota şaşkınlıkla Kael'e doğru eğildi.
"Bugün Karanlık Sanatlar dersi miydi?"
"Hatırlamıyorum..." diye fısıldadı Kael.
Sınıfın farklı köşelerinde de benzer sesler yükselmeye başlamıştı.
"Yanlış sınıfa mı geldi?"
"Bugün element teorisi olması gerekmiyor muydu?"
"Acaba program mı değişti?"
Marlon kürsüye ulaştığında elindeki kalın kitabı bütün gücüyle masaya vurdu. Sınıfta yankılanan ses herkesin irkilmesine neden olmuştu.
"SESSİZLİK!"
Marlon öğrencileri tek tek süzdü. Kaşları her zamanki gibi çatılmıştı.
"İkinci sınıfa geçtiniz ama şu gürültücü tavırlarınızdan hâlâ kurtulamadınız. Bazen gerçekten bu akademide öğretmenlik yaptığıma pişman oluyorum."
Kimse tek kelime bile etmeye cesaret edemiyordu.
"Hepinizi ilgilendiren önemli bir duyuru yapacağım. Birkaç gün sonra akademimizin 1. ve 2. sınıflarla geleneksel ortak yarışı başlayacak."
Öğretmen Marlon'un bu sözünden sonra Sınıf, yeniden hafif hafif uğuldamaya başlamıştı.
"Birinci sınıflarla mı?"
"Ortak eğitim mi yapacağız?"
"Yoksa düello turnuvası mı?"
Marlon gözlerini devirdi.
"Konuşmayı bitirmeme izin verirseniz öğrenirsiniz."
Sınıf tekrar sustu.
"Her ikinci sınıf öğrencisinin takımına iki birinci sınıf öğrencisi verilecek. Üç kişilik gruplar oluşturacaksınız ve bu gruplarla..."
"...biz öğretmenlere karşı mücadele edeceksiniz."
Öğretmen Marlonun bu sözünden sonra sınıfta gene bir uğultu yükselmeye başladı.
"Ne?!"
"Öğretmenlere karşı mı?"
"Şaka yapıyor olmalı!"
Rota şaşkınlığını gizleyemeyerek Kael'e döndü.
"Kael... Öğretmen Marlon tam olarak ne demek istiyor? Gerçekten onlarla savaşacak mıyız?"
"Sanırım tam anlamıyla bir savaş olmayacak. Daha çok bayrak kapmaca mantığında bir görev gibi düşünüyorum. Asıl amaç öğretmenleri yenmek değil, belirlenen hedefe ulaşmak olabilir."
"Kuralları yalnızca bir kez anlatacağım, bu yüzden hepiniz kulaklarınızı dört açın. Her gruba bir gümüş madalyon teslim edilecek. Göreviniz, biz öğretmenler, size verilen madalyonu ele geçirmeden ana merkeze ulaşmanız. Yol boyunca sizi durdurmaya çalışacağız. Eğer madalyonunuzu koruyarak hedefe varmayı başarırsanız takımınız puan kazanacak."
Öğrenciler dikkatle Öğretmen Marlon’u dinlemeye devam etti.
"Ayrıca!"
"Biz öğretmenlerin üzerinde de birer madalyon bulunacak. Herhangi bir öğretmeni etkisiz hâle getirip madalyonunu almayı başarırsanız ekstra puan kazanırsınız. "
"Şaka değilmiş..."
"Gerçekten öğretmenlerle dövüşeceğiz."
"Kim gidip Öğretmen Marlon’un madalyonunu almaya cesaret edebilir ki?"
Marlon omuz silkti.
"Hepimizde birer adet gümüş madalyon varken, yalnızca Müdür Felan'ın üzerinde altın madalyon bulunacak. Eğer içinizden biri onun altın madalyonunu ele geçirmeyi başarırsa yarışmayı doğrudan kazanmış sayılacaksınız!"
Sınıfta birkaç öğrenci istemsizce güldü. Bunun imkânsız olduğunu herkes biliyordu.
"Efendim... Müdür Felan'ı yenebileceğimizi gerçekten düşünüyor musunuz?"
Marlon bu kez içtenlikle güldü.
“Ha ha ha”
"Hayır!!"
"Tabii ki hiçbirinizden bir öğretmeni yenmenizi beklemiyoruz." diye devam etti Marlon.
"Bu yüzden kahramanlık yapmaya kalkışıp aptalca riskler almayın. Asıl hedefiniz takım çalışmasını öğrenmek ve size verilen görevi tamamlamak."
Olivia'nın gözleri heyecandan parlıyor, şimdiden yarışmanın başlamasını bekliyordu. Lyra ise tam tersine düşünceli görünüyordu. Bir süre sessiz kaldıktan sonra Rota'ya dönerek alçak sesle,
"Öğretmenlere karşı mücadele etmek sence de biraz fazla değil mi?" diye sordu.
"Merak etme Lyra. Sonuçta bu sadece bir eğitim. Öğretmenlerin gerçekten bize zarar vereceklerini sanmıyorum."
Tam o sırada Marlon sanki bu konuşmayı duymuş gibi bakışlarını Rota’ya doğru çevirdi.
"Son bir ayrıntı daha var."
"Üzerinizdeki akademi üniformalarında koruyucu rünler bulunuyor. Bu rünler ölümcül yaralanmaları engelleyecek. Ancak sakın bunu yanlış anlayıp da rahatlamayın. Öğretmenler bu yarışmada ellerini korkak alıştırmayacak. Sizden de aynı ciddiyetle savaşmanızı bekliyorum. Bu yarışma her yıl yapılır ve her yıl en az birkaç düzine öğrenci gözlerini akademinin revirinde açar"
Marlon'un sözleri biter bitmez Lyra yavaşça başını çevirip ifadesiz gözlerle Rota'ya baktı.
Birkaç saniye önce kendinden emin şekilde "Öğretmenler bize zarar vermez." diyen Rota ise boğazını temizleyerek istemsizce gülümsedi.
"Şey..."
"Sanırım bu konuda biraz erken konuşmuşum."

İlk yorum yazan sen ol!
Henüz yorum yapılmadı